Danıştayda, özel sağlık kuruluşlarında estetik amaçlı sağlık hizmeti sunabilecek hekimleri kısıtlayan yönetmelik değişikliğinin iptali istemiyle açılan dava.
Özet: Bu dava, özel sağlık kuruluşlarında estetik amaçlı sağlık hizmeti sunabilecek hekimleri deri ve zührevi hastalıkları uzmanları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanları ile bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan hekimlerle sınırlayan yönetmelik değişikliğinin iptali talebiyle açılmıştır. Davacı, düzenlemenin diğer hekimlerin haklarını kısıtladığını, eşitlik ve ayrımcılık ilkelerine aykırı olduğunu ileri sürerken; davalı idare, değişikliğin işlem yapma yetkinliğine sahip hekimler yerine, kuruluşlar bakımından bir düzenleme olduğunu, hekimlerin eğitim ve yetkinlikleri doğrultusunda hizmet vermelerini benimsediğini ve üst hukuk normlarına uygun olduğunu savunmuştur. Yargılamayı yapan tetkik hakimi ise davanın konusuz kaldığı yönünde görüş belirtmiştir.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2024/1456 E.  ,  2025/7010 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/1456
Karar No : 2025/7010
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Huk. Müş. Av. ...
DAVANIN_KONUSU : 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin, 16/01/2024 tarih ve 32431 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile değiştirilen ek 1. maddesinin on dördüncü fıkrasında yer alan "deri ve zührevi hastalıkları uzmanları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahî uzmanları ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan" ibaresinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu değişiklikle birlikte estetik amaçlı sağlık hizmetleri sunabilecek hekimlerin deri ve zührevi hastalıkları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanı hekimler ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası olan hekimler olarak sınırlandırıldığı, düzenlemenin üst hukuk normlarına aykırı olduğu, tıbbi uygulama yapabilme hak ve yetkisi bulunan hekimlerin hak kaybına uğramasına sebep olunduğu, deri ve zührevi hastalıkları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanı hekimler ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan hekimler lehine düzenleme yapılarak diğer hekimlerin haklarının sınırlandırıldığı, bu durumun eşitlik ve ayrımcılık yasağı ilkelerine açıkça aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, deri ve zührevi hastalıkları ile plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi dallarında uzman olan tabiplerin estetik amaçlı uygulamaları yapma yetkisi hususunda hiçbir zaman ihtilâf olmadığı, mülga Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe göre sertifika alan tabiplerin bu uygulamaları yapmaya yetkili olduklarının bizatihi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile kabul edildiği, dava konusu Yönetmelik değişikliği ile mezkûr Yönetmeliğe 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik değişikliği ile eklenen Ek-15 "Tıp Merkezleri Bünyesinde Açılacak Estetik Birimlerinde Yapılabilecek İşlemler Listesi"nin kaldırılarak hekimlerin uzmanlık eğitimi çekirdek müfredatlarında (TUKMOS) almış oldukları eğitimler doğrultusunda klinik ve girişimsel yetkinlikleri çerçevesinde işlem yapmalarının benimsendiği, buradan da anlaşılacağı üzere, değişikliğin, işlem yapma yetkinliğine sahip hekimler bakımından değil sadece kuruluşlar bakımından söz konusu olduğu, önceden tıp merkezleri bünyesinde "estetik birimi" adı altında hizmet sunumuna izin verilirken, bu defa poliklinik odası için tanımlanmış gerekli fiziki mekan ve asgari tıbbi donanımın sağlanması şartıyla, tıp merkezi, poliklinik ve muayenehaneler bünyesinde; deri ve zührevi hastalıkları uzmanları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanları ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan tabiplerce eğitim müfredatları ve sertifika ile edinilmiş yetkinlikleri kapsamında, bulunduğu sağlık kuruluşunda izin verilen tıbbi uygulamalar çerçevesinde, estetik amaçlı sağlık hizmetleri sunulabileceğinin düzenlendiği, dava konusu düzenlemenin üst hukuk normlarına, hizmet gereklerine ve kamu yararına uygun olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, 15/02/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 16/01/2024 tarih ve 32431 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik Ek 1. maddenin 14. fıkrasının "deri ve zührevi hastalıklar uzmanları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanları ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasa’nın 56. maddesinde, Devletin; herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak, insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlardan yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği düzenlenmiştir.
1219 sayılı Tababet Ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 8. maddesinde; Türkiye'de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanlar umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haiz oldukları, ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtısas vesikasını haiz olmaları gerektiği, 12. maddesinin ikinci fıkrasında; Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların; 657 sayılı Kanunun 28 inci maddesi, 926 sayılı Kanunun ek 27 nci maddesi, 2547 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi ile 2955 sayılı Kanunun 32 nci maddesi saklı kalmak kaydıyla, a) Kamu kurum ve kuruluşları, b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri, c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası, olarak sayılan sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilecekleri, üçüncü fıkrasında ise; tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların, Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve ikinci fıkranın her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilecekleri, (...)., hükmü getirilmiştir.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu, 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı, 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği, (c) bendinde; bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği, (g) bendinde; Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, sağlık ve yardımcı sağlık personelinin yurt düzeyinde dengeli dağılımını sağlamak üzere istihdam planlaması yapılacağı, 9. maddesinin (c) bendinde; bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği, hükme bağlanmıştır.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak, (c) bendinde; kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek, (k) bendinde; sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak, (l) bendinde de; mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmış, 508. maddesinde ise, Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi tanınmıştır.
Davalı idareye tanınan yetkiye istinaden hazırlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik, kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın ülke düzeyinde dengeli, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşlarının yapılandırılmaları, ruhsatlandırma işlemleri, faaliyetleri ve faaliyetlerine son verilmesi, denetimleri ve diğer hususlar ile ilgili usûl ve esasları düzenlemek amacıyla 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış, bu Yönetmeliğin 39. maddesinin (b) bendi ile Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmış, "Güzellik ve estetik veya bu amaçla açılan merkezlerin ve ünitelerin uyumu" başlığıyla düzenlenen geçici 4. maddesinin 4. fıkrasında da, 39 uncu maddenin birinci fıkrasının (b) bendi ile yürürlükten kaldırılan Yönetmelikte sayılan tıbbî işlemlerin tamamı, sertifika veya buna benzer yetki belgesine dayanılarak, unvanlarda, "estetik" veya bu anlama gelecek herhangi bir ibare kullanılmaksızın tıp mesleğini icra yetkisi sahasına göre tabip veya uzman tabiplerin tıbbi uygulaması şeklinde yürütüleceği, kurala bağlanmış, böylece bu alana ilişkin kazanılmış haklar korunmuştur.
21/03/2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 12. maddesi ile Ek 1 inci madde yeniden düzenlenmiş ve bu maddeye eklenen fıkralardan olan 14. fıkrada; A ve B tipi Tıp merkezleri bünyesinde, kendi kadrolarında bulunan tabipler ile estetik amaçlı sağlık hizmetlerini sunmak amacıyla estetik birimi kurulabileceği, estetik birimi açma başvurularının tıp merkezinin bulunduğu il müdürlüğüne yapılacağı,(...), estetik biriminde bu Yönetmeliğin geçici 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında tanımlanan işlemlerin yapılabileceği, kuralı getirilmiştir.
01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 19. maddesi ile; Ek 1. maddenin 14. fıkrası yeniden düzenlenmiş, söz konusu 14. fıkrada; Tıp merkezleri bünyesinde, kendi kadrolarında bulunan deri ve zührevi hastalıklar ile plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahî dallarında uzman tabipler ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası olan tabiplerce estetik amaçlı sağlık hizmetlerini sunmak amacıyla estetik birimi kurulabileceği, estetik birimi açma başvurularının tıp merkezinin bulunduğu il müdürlüğüne yapılacağı,(...), estetik biriminde Ek-15’te tanımlanan işlemlerin yapılabileceği,(...), kurala bağlanmış, Ek 15'te ise; Tıp merkezleri bünyesinde açılan estetik birimlerinde Deri ve Zührevi Hastalıklar ile Plastik ve Rekonstraktif ve Estetik Cerrahî dallarında uzman tabipler ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası olan tabiplerin uygulayabileceği tıbbi işlemler; a) Sivilce tedavisi, b) Lazer, krioterapi, koterizasyon, intradermal enjeksiyon metodları ile siğil, skar dokusu gibi oluşumların cilt yüzeyinden eksizyonu, c) Ciltteki damar genişlemeleri, pigmentasyon (lekeler/çiller) ve kırışıklıkların azaltılmasına yönelik lazer uygulamaları, ç) Lazer cihazı, %35'lik oranın üzerindeki alfa hidroksi asitler ve türevlerinin kullanımı ile derin peeling işlemleri, d) Cilt içerisine terapotik ve kozmetik amaçlı yapılan her türlü enjeksiyonlar, e) Cilde yapılan uygulamalar ile ilgili oluşabilecek yan etkilere müdahaleler, f) Saç ekimi (restorasyonu) uygulamaları, g) Kişinin fazla kilolarını vermesi (zayıflama) için gerekli işlemlerin, tıbbi değerlendirmelerle birlikte planlanmasını ve uygulanmasını sağlamak, olarak sıralanmıştır.
Davaya konu Yönetmeliğe, ilk kez 2014 yılında eklenen fıkra ile; estetik amaçlı sağlık hizmetlerinin sunulması için tıp merkezlerinin kendi kadrolarındaki hekimlerle estetik birimi kurulması sağlanmış ancak, hangi estetik hizmetlerinin hangi hekimlerce verilebileceği konusu düzenlenmemiş, 2019 yılında yayımlanan Yönetmelik değişikliğinde, yeniden düzenlenen 14. fıkrada, bu kez sayma suretiyle estetik amaçlı sağlık hizmetini sunacak hekimlere yer verilmiş, iki uzmanlık alanı ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası olan hekimlerce bu hizmetin sunulabilmesi için estetik birimi kurulabileceği ve estetik amaçlı yapılacak sağlık hizmetleri Yönetmelik ekinde Ek-15'te sayılmıştır.
21/03/2014 tarih ve 28948 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 12. maddesi ile ana Yönetmeliğe eklenen Ek 1. maddenin 14. fıkrasının iptali istemiyle Danıştay Onbeşinci Dairesinin E:2014/3862 esasında açılan bir davada; "tıp merkezleri bünyesinde kurulacak estetik birimlerinde hangi işlemlerin yapılabileceği ve bu işlemlerin hangi doktorlar tarafından yapılabileceğinin açıkça belirtilmesi gerekirken, mülga bir yönetmeliğe atıf yapılmak suretiyle A ve B tipi Tıp merkezleri bünyesinde bulunan tabiplerle estetik amaçlı sağlık hizmetlerini sunmak amacıyla estetik birimi kurulabileceğine yönelik düzenlemede ve bu düzenlemenin uygulanmasına ilişkin hükümlerde hizmet gereklerine ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır." gerekçesiyle iptaline karar verilmiş, İdari Dava Daireleri Kurulunun E:2016/3380 esasında gerekçeli onanmış ve kararın düzeltilmesi istemi de K:2020/3492 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Yine 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 19. maddesi ile değiştirilen Ek 1. maddesinin 14. fıkrasının iptali istemiyle Danıştay Onuncu Dairesinin E:2019/12227 esasında açılan davada; "(...). Anılan, Ek-15 sayılı listede sayılan tıbbi işlemler ile mülga Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik kapsamında tabiplerin uygulayacakları tıbbi işlemlerin aynı olduğu, dava konusu düzenleme ile, mülga Yönetmelik çerçevesinde 2003 yılından beri yukarıda belirtilen nitelikleri haiz tabipler tarafından yapılagelen işlemlerin, bu kez tıp merkezleri bünyesindeki estetik birimlerinde gerçekleştirilmesinin öngörüldüğü, buralarda gerçekleştirilebilecek işlemlere açıklık getirilmesi amacıyla da bu işlemlerin Ek-15 sayılı listede sayma yoluyla belirlendiği görülmektedir. Buna göre, dava konusu hükümde, kişilere estetik amaçlı sunulacak sağlık hizmetlerinde uygulanacak işlemlerin neler olduğu, nerelerde, hangi şartlarda ve hangi hekimler tarafından gerçekleştirileceği hususunda daha önce verilen yargı kararlarının gerekçeleri doğrultusunda açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir düzenleme yapıldığı, bu haliyle düzenlemede kamu yararına, hizmetin gereklerine ve üst normlara aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, temyiz incelemesinde olup, karar henüz kesinleşmemiştir.
Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliği yürürlükten kaldıran Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin geçici maddesi ile kaldırılan Yönetmelikte sayılan tıbbî işlemlerin tamamına yönelik olarak sertifika ile bu hizmeti sunanların kazanılmış haklarının korunmasına karşın, tıp mesleğini icra sahasına göre tabip ve uzman tabiplerce tıbbi uygulamanın yapılmasına olanak sağlanmıştır.
Bu durumda, bulunduğu sağlık kuruluşunda izin verilen tıbbi uygulamalar çerçevesinde estetik amaçlı sağlık hizmetlerinin iki uzmanlık alanı hekimlerince sunulabileceğinin belirtilmesine karşın, medikal estetik sertifikası ile bu hizmeti sunacak hekimlerin bir sınırlamaya tabi olup olmadığının ya da uzmanlık aranılan bir hizmet için bir sertifika programına tabi olmanın yeterli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
16/01/2024 tarih ve 32431 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu Yönetmeliğin Ek 1. maddesinin 14. fıkrasında yapılan değişiklikle; "Bu Yönetmelikte poliklinik odası için tanımlanmış gerekli fiziki mekan ve asgari tıbbi donanımın sağlanması şartıyla, tıp merkezi, poliklinik ve muayenehaneler bünyesinde; deri ve zührevi hastalıkları uzmanları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahî uzmanları ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan tabiplerce eğitim müfredatları ve sertifika ile edinilmiş yetkinlikleri kapsamında, bulunduğu sağlık kuruluşunda izin verilen tıbbi uygulamalar çerçevesinde, estetik amaçlı sağlık hizmetleri sunulabilir." kuralı getirilmiştir.
Yapılan bu düzenleme ile bu kez tıp merkezi yanında poliklinik ve muayenehaneler bünyesinde de izin verilen tıbbi uygulamalar çerçevesinde, estetik amaçlı sağlık hizmetlerinin, eğitim müfredatları ve sertifika ile edinilmiş yetkinlikleri kapsamında deri ve zührevi hastalıkları uzmanları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahî uzmanları ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan tabiplerce verilebileceği belirtilmiş, hizmetin sunulacağı alan genişletilirken, hizmeti sunanların da iki uzmanlık dalı yanında eğitim müfredatı ve sertifikayla edinilmiş yetkinlikleri esas alınmıştır.
Davacı tarafından, yasada yer almayan bir sınırlamanın normlar hiyerarşisine aykırı olarak yönetmelikle getirildiği, daha önce hekimlerin tamamı estetik amaçlı sağlık hizmet sunabilmekte iken yönetmelikte getirilen sınırlandırma ile hak kaybına sebebiyet verildiği, Anayasal bir hak olan çalışma ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği, sağlık imkanlarına serbestçe erişime engel getirildiği, yapılan düzenlemeyle hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesinin ihlal edildiği, düzenleme tarihi itibariyle mesleklerini icra eden hekimlerin meslekleri kapsamında yetkin oldukları dolayısıyla kazanılmış hakları ve haklı beklentilerinin ihlal edildiği iddialarıyla bu dava açılmıştır.
Tıpta Uzmanlık Kurulu Müfredat Oluşturma Ve Standart Belirleme Sisteminde, Tıbbi Biyokimya Uzmanlık Eğitimi Çekirdek Müfredatında; Tıbbi Biyokimya uzmanlarının; üniversite, kamu ve özel sektördeki sağlık kuruluşlarının tıbbi laboratuvarlarında ve araştırma birimlerinde uzman olarak çalışabilecekleri, Üniversite hastanelerinde öğretim üyesi, eğitim ve araştırma hastanelerinde eğitim görevlisi olabilecekleri, ayrıca özel sektörde (ilaç, tıbbi cihaz ve malzeme, araştırma geliştirme laboratuvarları gibi) araştırıcı, yönetici olarak çalışma olanaklarının var olduğu belirtilmiş,uzman hekimin listelenmiş klinik yetkinlikleri ve eğitimi boyunca edindiği diğer bütünleyici “temel yetkinlikleri” eş zamanlı ve uygun şekilde kullanarak uygulayacağı, bir uzmanın bir iş ya da işlemin gerektiği gibi yapılabilmesi için kritik değer taşıyan, eğitim ve öğretim yoluyla kazanılıp iyileştirilebilen, gözlenip ölçülebilen, özellikleri daha önceden tarif edilmiş olan, bilgi, beceri, tutum ve davranışların toplamı yetkinlik, olarak tanımlanmış ve hizmet sunucusunun temel yetkinlikleri, kullanılış yerlerine göre Klinik Yetkinlik ve Girişimsel Yetkinlik olarak sıralanmıştır. Klinik Yetkinlik; bilgiyi, kişisel, sosyal ve/veya metodolojik becerileri tıbbi kararlar konusunda kullanabilme yeteneği olarak ifade edilmiş, uzman hekimin listelenmiş girişimsel yetkinlikleri ve eğitimi boyunca edindiği diğer bütünleyici “temel yetkinlikleri” eş zamanlı ve uygun şekilde kullanarak uygulayacağı açıklanmış ve Girişimsel Yetkinlik de; bilgiyi, kişisel, sosyal ve/veya metodolojik becerileri tıbbi girişimler konusunda kullanabilme yeteneği olarak açıklanmıştır. Tıbbi biyokimya uzmanı için girişimsel yetkinlik başlığı altında yar alan uygulamalarda, uyuşmazlığa konu işlemlere yer verilmemiş, uzman hekimin listelenmiş girişimsel yetkinlikleri ve eğitimi boyunca edindiği diğer bütünleyici “temel yetkinlikleri” eş zamanlı ve uygun şekilde kullanarak uygulaması için belirlenen dört düzey ve uygulanacak öğrenme ve öğretme yöntemleri ile edinilecek yetkinliğin, uyuşmazlığa konu uygulamalara ilişkin olmadığı sonucuna varılmıştır. Buna göre, Tıbbi Biyokimya uzmanı tarafından, Yönetmeliğin ekinde sayılmış olan tıp merkezleri bünyesinde açılacak estetik birimlerde yapılacak işlemlerin, uzmanlık eğitiminde edinilen yetkinlik ve düzeye göre yapılabileceğinin kabulü olası değildir.
Bu durumda, dava konusu Yönetmelikte sayılan deri ve zührevi hastalıklar uzmanları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanları dışında bu hizmetin sertifika programına istinaden sunulup sunulamayacağının da açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Dava konusu Yönetmelik ile değişiklik yapılan ana Yönetmeliğin yürürlüğe konulması ve daha önce uygulanan Yönetmeliğin yürürlükten kaldırılması üzerine geçici maddesi ile kazanılmış hakların korunmasına yönelik estetik amaçlı sağlık hizmeti sunumunun sertifika ve buna benzer yetki belgesine dayanılarak, tıp mesleğini icra yetkisi sahasına göre tabip veya uzman tabiplerin tıbbi uygulaması olarak yürütülmesi esası benimsenmiş, 2014 yılında getirilen ek madde ile tıp merkezlerinin kadrolarında bulunan hekimlerce estetik birimi kurulabileceği düzenlenmiş, yapılan bu düzenlemede sertifikalı hekimden söz edilmemiştir. Ancak 2019 yılı değişikliğinde medikal estetik sertifikası olan hekimlerce de estetik amaçlı sağlık hizmeti sunumu için sağlık birimi kurulabileceği düzenlemesi yapılmış ve ekinde tıp merkezleri bünyesinde açılacak estetik birimlerde yapılabilecek estetik işlemler listesi yayımlanmış olmakla, yeniden estetik amaçlı sağlık hizmetinin sunulması için sertifika alınabilmesi durumu doğmuş, dolayısıyla yapılan düzenlemenin geçmiş sertifika sahibi hekimlerin kazanılmış haklarının korunmasına ilişkin olmadığı sonucuna varılmıştır.
Kaldı ki Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 81 İl Valiliği İl Sağlık Müdürlüğüne gönderdiği 04/10/2022 tarihli yazıda; "(...), mevcut durumda kazanılmış haklar hariç medikal estetik sertifikası yürürlükten kaldırılmıştır. İş bu nedenle medikal estetik sertifikası uygulama eğitimi ve benzeri anlamlara gelecek eğitimlerin düzenlenmesi ve bu eğitimler sonunda katılımcılara medikal estetik sertifikası verilmesi hukuken mümkün olmayıp tarafınızca gerçekleştirilecek iş ve işlemlerde yukarıda izah edilen konuya riayet edilmesi, bu durumun bağlı ilgili/ilişkili kuruluşlarınıza bildirilmesi," açıklamasına yer verilmiş, sertifika eğitimi ile hekimlerin uzmanlık yetkisi dışındaki işlemleri yapabilmesine imkan veren uygulamaya sona erdirilmiş ve dava konusu Yönetmelik ile yapılan değişiklik öncesi var olan Yönetmeliğin ekindeki Ek-15 liste yürürlükten kaldırılmıştır. Yine davalı idarece, hekimlerin uzmanlık eğitimi çekirdek müfredatlarında almış oldukları eğitimler doğrultusunda klinik yetkinlik ve girişimsel yetkinlikleri çerçevesinde işlem yapmalarının benimsendiği savunulmuştur.
Anayasa Mahkemesinin 26.12.2013 tarihli ve E:2013/67, K:2013/164 sayılı kararında; "Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri "belirlilik”tir. Bu ilkeye göre, kanun düzenlemelerinin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir tereddüde ve şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu tedbirler içermesi de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuki güvenlikle bağlantılı olup birey hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki müeyyidenin veya neticenin bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar." açıklaması yer almıştır.
Bu itibarla, Ek 1. maddenin 14. fıkrasında yer alan, "deri ve zührevi hastalıklar uzmanları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanları ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan" ibaresinin, kişiler ve idare yönünden herhangi bir tereddüde ve şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması gerekmektedir.
Bu durumda, ana Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle estetik sertifikaya ilişkin kazanılmış hakları düzenleyen geçici maddeye rağmen sonradan ek madde ile yapılan düzenleme, geçmiş dönemde elde edilmiş olan estetik sertifikayla hizmet sunumuna ilişkin bir düzenleme olmayıp, hizmeti sunabileceklerin ve hizmetin sunulacağı sağlık kuruluşlarının açıklandığı bir düzenlemedir. Dolayısıyla sertifikalı eğitim programının, mezuniyet sonrası; belli bir konuda özel bilgi ve/veya beceriye dayalı yeterlik kazandırmak amacıyla sağlık alanında belli gün veya saat aralığında düzenlenecek örgün ve/veya uzaktan eğitim programı, sonunda yapılan sınavda başarılı olanlara verilen belgenin sertifika olarak adlandırıldığı dikkate alındığında, yalnızca iki uzmanlık alanında yetişmiş olan "deri ve zührevi hastalıkları uzmanları" ile "plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahî uzmanları"nın estetik amaçlı sağlık hizmeti sunabileceği, diğer uzmanlık alanında yetişmiş olan hekimlerin, uzmanlık eğitimi sırasında estetik amaçlı sağlık hizmeti sunumuna ilişkin edindikleri bilgilerin ve uygulamaların kendi alanları ile sınırlandırılarak, genel bilgileri ve uygulamaları gözardı edilerek, bu kez yeniden yapılan düzenlemede medikal estetik sertifikası sahibi olacak hekimlere bu yetkinliğin tanınması yönündeki Ek 1. maddenin 14. fıkrasının bu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın kısmen reddine, dava konusu Yönetmeliğin Ek 1. maddesinin 14. fıkrasında yer alan; "Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan" ibaresinin iptali gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik, 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin ek 1. maddesinin 14. fıkrası "Tıp merkezleri bünyesinde, kendi kadrolarında bulunan deri ve zührevi hastalıklar ile plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahî dallarında uzman tabipler ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası olan tabiplerce estetik amaçlı sağlık hizmetlerini sunmak amacıyla estetik birimi kurulabilir. Estetik birimi açma başvuruları tıp merkezinin bulunduğu il müdürlüğüne yapılır. Müdürlükçe, açılması uygun görülen birim tıp merkezinin faaliyet izin belgesine ve Bakanlıkça oluşturulan elektronik sisteme işlenir. Estetik biriminde EK-15’te tanımlanan işlemler yapılabilir. Estetik birimi için asgari bu Yönetmelikte poliklinik odası için tanımlanmış fiziki mekân ve asgari tıbbi donanım bulunmak zorundadır." şeklinde iken; 16/01/2024 tarih ve 32431 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile "Bu Yönetmelikte poliklinik odası için tanımlanmış gerekli fiziki mekan ve asgari tıbbi donanımın sağlanması şartıyla, tıp merkezi, poliklinik ve muayenehaneler bünyesinde; deri ve zührevi hastalıkları uzmanları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahî uzmanları ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan tabiplerce eğitim müfredatları ve sertifika ile edinilmiş yetkinlikleri kapsamında, bulunduğu sağlık kuruluşunda izin verilen tıbbi uygulamalar çerçevesinde, estetik amaçlı sağlık hizmetleri sunulabilir." şeklinde değiştirilmiştir.
Davacı tarafından, anılan Yönetmelik değişikliğinde yer alan "deri ve zührevi hastalıkları uzmanları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahî uzmanları ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan" şeklindeki ibarenin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Dava açıldıktan sonra 07/01/2025 tarih ve 32775 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile de anılan fıkrada yer alan, "deri ve zührevi hastalıkları uzmanları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahî uzmanları ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan" ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
Bilahare, 19/04/2025 tarih ve 32875 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 38. maddesiyle, 15/02/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Dava konusu edilen düzenleme, 19/04/2025 tarih ve 32875 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinin 10. fıkrasında, "Bu Yönetmelikte poliklinik odası için tanımlanmış gerekli fiziki mekân ve asgari tıbbi donanımın sağlanması şartıyla tıp merkezi, poliklinik ve muayenehane bünyesinde, tabiplerce eğitim müfredatları veya sertifika ile edinilmiş yetkinlikleri kapsamında, bulunduğu sağlık kuruluşunda izin verilen tıbbi uygulamalar çerçevesinde, estetik/kozmetik amaçlı sağlık hizmetleri sunulabilir." şeklinde yer almaktadır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Davacı tarafından,16/01/2024 tarih ve 32431 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile değiştirilen ek 1. maddesinin on dördüncü fıkrasındaki dava konusu ibarelerin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, ardından 07/01/2025 tarih ve 32775 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile de anılan fıkrada yer alan, "deri ve zührevi hastalıkları uzmanları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahî uzmanları ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan" ibaresinin yürürlükten kaldırıldığı, böylece estetik amaçlı sağlık hizmeti sunabilecek hekimlerin sayma suretiyle belirlenmesinden vazgeçildiği ve hekimlerin eğitim müfredatları veya sertifika ile edinilmiş yetkinlikleri kapsamında estetik amaçlı sağlık hizmetleri sunabilecekleri yönünde düzenlemeye gidildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, davacının hukuka aykırılık iddiaları ile dava açıldıktan sonra dava konusu Yönetmelikte yapılan değişiklik ve bilahare dava konusu Yönetmeliği bütünüyle yürürlükten kaldıran 19/04/2025 tarih ve 32875 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik ile getirilen yeni düzenleme bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davanın konusuz kaldığı ve konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Hükmedilecek yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin olarak:
Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrasında, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğu hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30. maddesinde, hakimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu; 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu; 326. maddesinin ilk fıkrasında, kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 330. maddesinde, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekalet ücretinin taraf lehine hükmedileceği; 331. maddesinin 1. fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre takdir ve hükmedileceği; 332. maddesinde, yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği düzenlenmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan tutarı veya değeri ifade ettiği; 168. maddesinin 3. fıkrasında, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınarak avukatlık ücretine hükmedileceği düzenlenmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3. maddesinin 1. fıkrasında, yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin belirlenmesinde, avukatın emeği ve çabasının, işin önemi ve niteliğinin ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı; 15. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştayda ilk derecede veya duruşmalı olarak temyiz yoluyla görülen dava ve işlerde, idari ve vergi dava daireleri kurulları ile dava dairelerinde, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde birinci savunma dilekçesi süresinin bitimine kadar anlaşmazlığın feragat, kabul, davanın konusuz kalması ya da herhangi bir nedenle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda bu Tarifede yazılı ücretin yarısına, diğer durumlarda tamamına hükmolunacağı; "Seri davalarda ücret" başlıklı 22. maddesinde ise, ihtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk on dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk elli dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda ilk yüz dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25’i oranında avukatlık ücretine hükmedileceği, duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerektiği kuralına yer verilmiştir.
Öte yandan; literatürde aynı veya benzer sebeplerden doğan ve aynı zamanda konuları da birbirine oldukça benzer olan, aynı davalı kişi ya da kişilere karşı açılmış bulunan davalar seri dava olarak nitelendirilmektedir. (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23/10/2025 tarih ve E:2025/1091,K: 2025/2104 sayılı kararı)
Öncelikle, davanın konusuz kalması nedeniyle hangi taraf lehine vekalet ücretine hükmolunacağının ortaya konulması, ardından bakılan davanın seri dava niteliğini haiz bulunup bulunmadığının değerlendirilmek suretiyle hükmedilecek vekalet ücretinin tespit edilmesi gerekmektedir.
Bakılan davanın açılmasına davalı idarenin sebebiyet verdiği dikkate alındığında yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılması ve davada kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte, dava konusu ibarelerin iptali istemiyle aynı davacı vekili tarafından aynı istem ile aynı idareye karşı aynı veya benzer sebeplerle yürütülen 98 adet dava dosyasının bulunduğu, söz konusu davaların seri dava niteliğinde olduğu, bakılan davanın ise açılan ilk elli dosyadan sonra gelen davalar arasında yer aldığı dikkate alındığında Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 22. maddesi uyarınca toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk elli dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, bu dosyada tam ücretin % 40'ı oranında vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2..Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 22. maddesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin %40'ı olan ... TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 29/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.