İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesi, finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali ve kefalet sorumluluğu davasını istinaf incelemesinde değerlendiriyor.
Özet: Bu istinaf incelemesinde, davacı şirketin davalı kiracı şirket ve müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan şahıs aleyhine, ödenmeyen finansal kiralama sözleşmesi bedelleri nedeniyle başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesi; taraflar arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmelerinin ve şahsın müteselsil kefaletinin geçerli olduğunu, kira borçlarının ödenmemesi üzerine sözleşmelerin feshedildiğini ve davalıların kefaletin geçersizliği ile yeni ödeme protokolü iddialarını reddederek, icra takibine yapılan itirazın iptaline karar vermiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/967 Esas
KARAR NO: 2026/961
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/03/2024
NUMARASI: 2023/425 E. - 2024/206 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Noterliğinin 07.04.2011-... yevmiye nolu ... sayılı finansal kiralama sözleşmesi ile ... Noterliğinin 30.04.2013-... yevmiye nolu ... sayılı finansal kiralama sözleşmesinin akdedildiğini, akdedilen bu sözleşmeyi davalı şirketin borçlu, diğer davalı ...'in müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, sözleşme ekinde görülen faturalar kapsamı menkullerin zilyetliği davalıya devredilerek (finansal) kiralandığını, sözleşme ekindeki kira ödeme planına uygun ödemelerin yapılmaması üzerine davalıya .... Noterliğinin 08.11.2013-... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarmameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, ödenmeyen kira alacaklarının tahsili için.... İcra Md.nün ...esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalıların takibe itiraz ettiğini, arabuluculukta anlaşılamadığını, itirazın iptali ile takibin devamına, %20 İcra İnkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı ... arasında .... Noterliğinin 07.04.2011 tarih ve ... yevmiye sayılı ve 30.04.2013 tarih, ... yevmiye sayılı finansal kiralama sözleşmeleri imzalandığını, bu sözleşme gereğince özellikleri sözleşmede yazılı kule vinçler, müvekkili şirket tarafından finansal kiralama sözleşmesi gereğince sözleşme sonunda, bedel karşılığında mülkiyeti müvekkili şirkete ait olmak üzere kiralandığını, davacının, müvekkili şirket tarafından kira bedeli ve sigorta bedellerinin düzenli olarak ödenmediğini ve müvekkili şirketin temerrüde düştüğü iddiaları ile müvekkili şirket aleyhinde .... Noterliği’nin 08.11.2013 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesini düzenleyerek sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, bilahare müvekkili şirket ile davacı ... arasında 30.10.2014 tarihinde bir protokol imzalanarak yeni ödeme planı ve şartlar düzenlendiğini, davacı ... tarafından, gerek 6361 Sayılı Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ile taraflar arasında imzalanmış bulunan finansal kiralama sözleşmesi ve gerekse de taraflar arasında sonradan imzalanan protokole aykırı bir şekilde mahkemeye müracaat edilerek finansal kiralama konusu kule vinçlerin teslimini talep ettiğini, davacının haksız ve kötü niyetli davasının reddini, davacı aleyhinde takip tutarının % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2023/425 esas, 2024/206 karar sayılı, 20/03/2024 tarihli kararı ile; "Sonuç olarak, incelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları içeriğine göre; davacı ...Ş. ile davalı kiracı .... Şti. arasında 07.04.2011 ve 30.04.2013 tarihli finansal kiralama sözleşmeleri yapıldığı, davalı ...'in sözleşmelere müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı, ...'ın aynı zamanda 25/06/2018 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlanan, .... Noterliğinin 11/06/2018 tarih ... yevmiye sayısı ile tasdikli 24/05/2018 tarihli ... sayılı genel kurul kararına kadar kiracı şirketin yetkilisi olduğu, kira bedellerinin ödenmediğinden bahisle kiracı ve kefile ...Noterliği'nin 08.11.2013 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesiyle finansal kiralama sözleşmesinden doğan borçların 60 gün içinde ödenmesi, ödenmediği taktirde sözleşmenin fesh olduğuna ilişkin ihtarname gönderildiği, ihtarnamenin borçlulara 12.11.2013 tarihinde tebliğ edildiği, 60 günlük sürenin 12.01.2014 tarihinde dolduğu, borcun muacceliyetinin tarihinin 13.01.2014 olduğu, takibe konu 07.04.2011 tarihli sözleşmenin 818 sayılı mülga BK yürürlükte iken akdedildiği, kefalet sözleşmesinin geçersizliğine ilişkin savunmalarının değerlendirilmesinin de bu kanun kapsamında yapılması gerektiği, sözleşmede müteselsil kefalete ilişkin açıklayıcı hükümler bulunduğu, kefalet sözleşmesinin yazılı olarak yapıldığı, kefilin sorumlu olacağı azami meblağ sözleşme limitiyle sınırlı ve belli olduğu (sözleşmenin 14/a maddesinin atfıyla sözleşmenin 12. Maddesi gereği 341.162,00 TL), bu haliyle kefalet akdinin gerekli ve yeterli şartları taşıdığı anlaşıldığından davalının bu husustaki savunmalarına itibar edilmemiştir.
30.04.2013 tarihli finansal kiralama sözleşmesinin ise 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinde yapıldığı, TBK'nın 583. Maddesi uyarınca sözleşmenin yazılı olduğu, sorumlu olduğu azami miktarın belirtildiği, kefalet tarihinin yazılı olduğu, müteselsil kefil ibaresinin bulunduğu ve bunları davalı ...'in kendi el yazısı ile yazdığı, davalının aynı zamanda sözleşme tarihinde diğer davalı şirketin ortağı ve yetkilisi olduğu anlaşılmakla davalının bu husustaki savunmalarına itibar edilmemiştir.
Davalılar vekili her ne kadar sözleşmelerden ayrıca yapılan protokol olduğunu, davacının protokole aykırı olarak takip başlattığını ileri sürmüş ise de bu iddiasını ispata yarar herhangi bir delil sunmamış, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde davacının muacceliyet tarihi olan 14.01.2014 tarihi itibariyle alacağının 460.402,19-TL olduğu tespit edilmiş olup muacceliyet tarihi ile takip tarihi arasındaki dönem içerisinde yapılan tahsilatlar mahsup edilmek fesih ödeme planı, kira anapara toplamı ve kalan diğer alacak ayrım talebi gözetilerek talep konusu faize esas anaparaya sözleşmeler ile serbestçe belirlendiği şekilde yıllık % 30 oranında temerrüt faizi işletilmek suretiyle takip alacağı belirlenmiş olup mahkememizce de denetime elverişli olup yeterli teknik incelemeyi içerdiğinden alınan rapora itibar edilerek 357.697,74-TL asıl alacak, 672.290,20-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.029.967,94-TL alacak yönünden davalı asıl borçlu ile davalı kefilin borçtan sorumlu olduğu gözönünde bulundurularak, davacının icra takibinde 87.130,00 TL asıl alacak, 196.137,00 TL işlemiş faiz talep ettiği görülmekle taleple bağlı kalınarak 87.130,00 TL asıl alacak, 196.137,00 TL işlemiş faiz üzerinden, sözleşmede belirtilen %30 temerrüt faizi üzerinden itirazın iptali talebiyle ilgili kabul kararı verilmiştir.
Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi sözleşmeden ve ihtarnameden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek,
Davanın kabulü ile davalıların.... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 87.130,00 TL asıl alacak, 196.137,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 283.267,00 TL üzerinden devamı ile takibin 87.130,00 TL'lik kısmına takip tarihinden itibaren yıllık %30 temerrüt faizi işletilmek suretiyle devamına,
Hükmedilen alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan hükmedilen alacağın %20'si oranında 56.653,40 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınıp davacıya verilmesine" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davacı şirket arasında geçerli bir kefalet sözleşmesinin hiç kurulmadığını, bu nedenle davanın pasif husumeti yokluğu nedeniyle reddi gerekirken kabul edilmesinin hatalı olduğunu, 07.04.2011 tarihli sözleşmenin 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’ndaki şekil şartlarına dahi uymadığını, sözleşmede kefil olunacak limit miktar gösterilmediğinden kefilin sorumluluğunun doğmayacağını, kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefalet iradesinin kefilin el yazısıyla yazılmamasının TBK 583. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilin evli olmasına rağmen kefalet anında eş rızasının alınmadığını, finansal kiralama konusu malın Birlik siciline tescil edilmemesi nedeniyle 6361 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanamayacağını, mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunun hatalı ve eksik inceleme ürünü olduğunu, müvekkili şirkete yapılan ihtarname tebligatının usulsüz olduğunu ve bu sebeple borcun muacceliyetinden veya temerrütten bahsedilemeyeceğini, uygulanan faiz oranının fahiş olduğunu, bilirkişi tarafından hesaplanan bedelin davacının talep ettiği miktarın katbekat üzerinde olmasının açık bir maddi hata teşkil ettiğini, taraflar arasında akdedilen 30.10.2014 tarihli yenileme protokolünün bilirkişice değerlendirmeye alınmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını ve alacağın likit olmaması nedeniyle müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, tehiri icra talebinin kabulüyle birlikte yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafların, istinaf dilekçesinde ilk derece mahkemesine sunduğu beyanlar dışında hiçbir beyan sunmadığını ve mahkemenin yargılamanın hangi aşamasında usule veya yasaya aykırı inceleme yaparak karar verdiği hususunda hiçbir beyanda bulunmaksızın dosyayı istinaf ettiğini, müvekkilin alacağının tamamı likit olmasına rağmen davalı tarafça alacağın likit olmadığı itirazında dahi bulunulduğunu, bu şartlar altında HMK m.351'den atıfla HMK m.329 hükmü gereğince istinaf başvurusunun reddi gerektiğini ileri sürerek davalı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; taraflar arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmelerine konu kira bedellerinin ödenmediği iddiası ile sözleşmenin feshedilmesinden sonra kira bedellerine yönelik olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalılar vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Dosyanın tetkikinde; davacı ...Ş. ile davalı kiracı .... Şti. arasında 07.04.2011 ve 30.04.2013 tarihli finansal kiralama sözleşmelerinin imzalandığı, davalı ...'in sözleşmelere müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı hususlarının ihtilafsız olduğu görülmüştür. Davalılar vekili tarafından alacak isteminin zamanaşımına uğradığı istinaf sebebi yapılmış olup 07.04.2011 tarihli sözleşme ile 30.04.2013 tarihli finansal kiralama sözleşmesi yönünden huzurdaki itirazın iptali davası kapsamında icra takip tarihi itibari ile değerlendirme yapılması gerekmiştir.
Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 598/3. maddesi gereğince, gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefaletin, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağı düzenlenmiştir.
On yıllık süre ise hak düşürücü süre niteliğindedir. Hak düşürücü sürelerin, zamanaşımı sürelerinde olduğu gibi durmasının veya kesilmesinin mümkün olmadığı açıktır. Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesi gereğince, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tâbidir.
Dolayısıyla on yıllık kefalet süresinin yukarıda yer verilen sözleşme tarihlerine göre 07.04.2021 tarihinde dolduğu, icra takibinin 27.04.2023 tarihinde başlatıldığı, böylece 30.04.2013 tarihli finansal kiralama sözleşmesi yönünden hak düşürücü süre sona ermemiş ise de 07.04.2011 tarihli sözleşme yönünden on yıllık hak düşürücü sürenin sona erdiği tespit edilmiştir. HMK'nın 142. maddesi gereğince ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra hâkimin, tahkikata başlamadan önce hak düşürücü süreleri inceleyerek karara bağlaması gerekmekte olup hak düşürücü sürelerin mahkemece resen nazara alınması gerekmektedir. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta 07.04.2011 tarihli sözleşme kapsamında davalı gerçek kişi müteselsil kefil yönünden on yıllık hak düşürücü sürenin sona erdiği gözetilmeden davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Davalılar vekilinin sair istinaf sebepleri incelendiğinde; davanın zamanaşımına uğradığı ileri sürülmüş ise de 07.04.2011 ve 30.04.2013 tarihli finansal kiralama sözleşmelerinin 13/01/2014 tarihi itibariyle feshedildiği, davalıların 2014-2016 yılları arasında kısmi ödemelerde bulunduğu, ödemenin zamanaşımını kesen sebeplerden olduğu görülmekle, TBK'nın 146. ve 154. maddeleri gereğince zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmış olup mahkemenin bu yöndeki kabulü isabetli bulunmuştur. Finansal Kurumlar Birliğine tescil edilmemiş olan sözleşmelerin Kanun'un 22. maddesi kapsamında geçersiz olduğu ileri sürülmüş ise de 6361 sayılı Kanun'un 22. maddesinin 18/6/2020 yürürlük tarihli düzenlemeden sonra taşınmaz mallara ilişkin sözleşmelere ilişkin olduğu, Kanun'un 22/5 maddesi ile tescil veya şerhten sonra, üçüncü kişilerin finansal kiralama konusu mal üzerindeki ayni hak iktisaplarının kiralayana karşı ileri sürülemeyeceğinin düzenlenmesi ile tescil ve şerhin açıklayıcı nitelikte olduğu belirtilmiştir. Böylece sözleşme tarihleri itibari ile tescil, kurucu nitelikte olmadığından aksi yöndeki savunmanın dikkate alınamayacağı anlaşılmıştır.
Davalı şirket ve kefile usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ihtarname olmadığı, tebligatların şirkette tebliğ almaya yetkisi bulunmayan kimselere tebliğ edildiği ileri sürülmüş ise de tarafların sözleşmede yazılı adreslerine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun hükümlerinde yer alan usule göre gönderilecek her türlü tebligatın kendilerine gönderilmiş sayılacağının kabul ve taahhüt edilen düzenlemesi kapsamında .... Noterliğinin 08.11.2013 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesinin 12.11.2013 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, sözleşme tarihi itibari ile kefaletin yasal şartlarının mevcut olduğu anlaşılmıştır. İhtarname ile verilen 60 günlük sürenin sonunda ödeme yapılmayarak 13.01.2014 tarihi itibari ile sözleşmenin feshedildiği tespit edilmiştir. Her ne kadar davalılar vekili tarafından sözleşme feshedildikten sonra müvekkili şirket ile davacı arasında 30.10.2014 tarihli bir protokol imzalandığı, davacının protokole aykırı olarak takip başlattığı ileri sürülmüş ise de davacı şirket taraflar arasında başkaca bir protokolün bulunmadığını beyan etmiştir. Aksini iddia eden davalı tarafça, protokolün bulunduğu iddiasının ispatına yarar herhangi bir delil sunulmadığı tespit edilmiştir.
Tüm bu tespitler ışığında; 07.04.2011 tarihli sözleşme kapsamında davalı gerçek kişi müteselsil kefil yönünden on yıllık hak düşürücü sürenin sona ermesi karşısında her bir sözleşme yönünden ayrı ayrı hesaplama yapılarak davalı gerçek kişinin yalnızca 30.04.2013 tarihli finansal kiralama sözleşmesi sözleşmesi yönünden takip tarihi itibari ile sorumlu olduğu miktarın hesaplanması için hesap bilirkişisinden rapor alınarak neticesine göre karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun davalı ... yönünden kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemizin kararında açıklandığı şekilde hesaplama yapılmak üzere rapor alınması için mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun davalı ... yönünden KABULÜNE,
2-.... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../03/2024 tarih, 2023/... E. 2024/... K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2026