Danıştay 10. Dairenin, bilirkişilik sicilinden süresiz çıkarma işleminin hukuka uygunluğu, orantılılık ilkesi ve delil değerlendirmesi açısından Bölge İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenmesi.
Özet: Bir bilirkişinin, kendisine yönelik etik dışı tutum ve davranış iddialarının şikayet dışında delille desteklenmemesi ve savcılıkça kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesine rağmen bilirkişilik sicilinden süresiz çıkarılmasına yönelik bölge kurulu kararının, orantılılık ilkesi gereği hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesi üzerine, davalı idarenin temyiz başvurusunda, alt mahkemelerin kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/2671 E.  ,  2025/6166 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/2671
Karar No : 2025/6166
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının bilirkişilik sicilinden ve listesinden çıkartılmasına ilişkin İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile anılan karara yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararın iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından davacının bilirkişilik görevi ve bu görevin gerektirdiği etik ilkelerle bağdaşmayan, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunduğu hususunun şikayetçi ifadesi dışında başkaca bir delille desteklenmediği, nitekim savcılık dosyasında da davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği göz önünde bulundurulduğunda, ihlalin niteliği gereği Bilirkişilik Bölge Kurulunca Bilirkişilik Kanunu'nun 13. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının uyarma veya sicilden bir yıl süreyle silinmesi hususunda bir değerlendirme yapılması gerekirken davalı idarece takdir hakkı kullanılarak davacının süresiz olarak sicilden silinmesine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunma gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Bilirkişilik Bölge Kurulunca mevzuatın verdiği yetki kapsamında alınan kararın hukuka uygun olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı hakkında, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu'nun 14. maddesi gereğince denetim ve inceleme başlatılmış, inceleme ve araştırma aşamasında elde edilen bulgular ve savunma kapsamında İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 6754 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca davacının bilirkişilik sicilinden ve listesinden çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı tarafından yapılan itiraz ise İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
24/11/2016 tarih ve 29898 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu'nun;
"Bilirkişilik bölge kurulları" başlıklı 7. maddesinde,
"(1) Her bölge adliye mahkemesinin kurulu bulunduğu yerde bir bilirkişilik bölge kurulu kurulur.
(2) Bölge kurulu aşağıdaki üyelerden oluşur:
a) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Birinci Dairesi tarafından istekleri bulunan ve bölge kurulunun bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi üyeleri arasından seçilen bir kişi
b) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Birinci Dairesi tarafından bölge kurulunun bulunduğu il merkezi adli yargı ilk derece hukuk ve ceza mahkemelerinde görev yapan birer hâkim ve bir Cumhuriyet savcısı ile idari yargı ilk derece idare ve vergi mahkemelerinde görev yapan birer hâkim olmak üzere seçilen toplam beş kişi
(3) Bölge adliye mahkemesi üyeleri arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından seçilen üye, bölge kurulunun başkanıdır. Başkanın yokluğunda en kıdemli üye başkana vekalet eder.
(4) Bölge kurulunun sekretarya hizmetlerini yerine getirmek üzere bölge adliye mahkemesinde bir yazı işleri müdürlüğü kurulur. Bu müdürlükte Bakanlık tarafından görevlendirilen bir müdür ile yeteri kadar memur bulunur.
(5) Bölge kurulu, ayda bir toplanır. Bölge kurulunun başkanı, bölge kurulunu her zaman toplantıya çağırabilir. Bölge kurulu üye tamsayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve üye
tamsayısının salt çoğunluğu ile karar alır.
(6) Bölge kurullarının denetimi, adalet müfettişlerince yapılır." hükmüne;
"Bilirkişilik bölge kurullarının görevleri" başlıklı 8. maddesinde,
"(1) Bölge kurullarının görevleri şunlardır:
...
ç) Bilirkişilerin sicil ve listeden çıkarılmasına karar vermek.
..." hükmüne;
"Bilirkişilik bölge kurulu başkanının görevleri" başlıklı 9. maddesinde,
"(1) Bölge kurulu başkanının görevleri şunlardır:
...
d) Sicil ve listeden çıkarılmasına karar verilen bilirkişilerle ilgili işlemleri yürütmek.
e) Bilirkişilik temel ilkeleri ile etik ilkeleri ihlal ettiği iddia edilen bilirkişiler hakkında başvuru üzerine veya resen gerekli inceleme ve araştırmayı yapmak veya yaptırmak.
...
(2) Bölge kurulu başkanı münhasıran bu Kanunda belirtilen görevleri yerine getirir; bölge kurulu başkanına başka bir görev verilemez." hükmüne;
"Bilirkişilik sicilinden ve listesinden çıkarılma" başlıklı 13. maddesinde,
"(1) Bilirkişiler, aşağıdaki şartlardan birinin gerçekleşmesi hâlinde sicilden ve listeden çıkarılır:
a) Bilirkişiliğe kabul şartlarının kaybedilmesi veya sicile kabul tarihinde gerekli şartların bulunmadığının sonradan tespit edilmesi.
b) Kanuni bir sebep olmaksızın bilirkişilik yapmaktan kaçınılması veya raporun belirlenen süre içinde mazeretsiz olarak verilmemesi.
c) Bilirkişilik görevi ve bu görevin gerektirdiği etik ilkelerle bağdaşmayan, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunulması.
ç) 3 üncü maddede belirtilen temel ilkelere aykırı olarak bilirkişilik faaliyetinde bulunulması.
d) Bölge kurulu tarafından yapılacak performans değerlendirmeleri sonucunda yeterli bulunulmaması.
e) Bilirkişilik süresinin dolmasına rağmen süresi içerisinde yenileme talebinde bulunulmaması.
f) Bilirkişinin sicilden çıkarılmayı talep etmesi.
(2) Birinci fıkranın (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen hâllerde ihlalin niteliğine göre sicilden ve listeden çıkarma yaptırımı yerine uyarma veya bir yıla kadar geçici süreyle listeden çıkarma yaptırımı uygulanabilir." hükmüne;
"İtiraz ve dava hakkı" başlıklı 15. maddesinde,
"(1) Bölge kurulu kararlarına karşı, kararın tebliğ veya ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde kararı veren bölge kuruluna itiraz edilir. Bölge kurulunun itiraz üzerine verdiği kararlara karşı yetkili idare mahkemesine dava açılabilir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup kişilerin özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptir.
Bu bakımdan, disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar mevzuatla belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
Bu nedenle, adli, idari ve disiplin hukuku anlamında suç teşkil eden fiillerle ilgili olarak soruşturma yapılması zorunlu olduğu gibi soruşturmanın belirli usûller çerçevesinde yapılması da söz konusu isnada maruz kalanların hukuki güvencesidir. Disiplin cezası vermeye yetkili mercilerce disiplin suçu sayılacak eylemlerin işlenildiğinin öğrenilmesi hâlinde, bu kişiler hakkında soruşturma emri verilmesi; bağımsız ve üst veya denk görevde olan bir soruşturmacı atanması, olayla ilgili tanık ve soruşturulanın ifadelerinin alınması, ifade alınmadan kişiye haklarının ve soruşturma konusunun bildirilmesi, isnat olunan fiille ilgili lehe ve aleyhe başkaca delillerin araştırılması, hatta teknik konularda bilirkişilere inceleme yaptırılmak suretiyle, soruşturulanların görev ve konumları itibarıyla sorumlukları ile suçun oluş biçimi irdelenerek fiilin sübut bulup bulmadığının her türlü şüpheden uzak olacak şekilde ortaya çıkarılması amacıyla yürütülen soruşturma sonucunda, adli, idari ve disiplin yönünden soruşturulan hakkında soruşturmacı kanaat teklifinin de yer aldığı soruşturma raporunun hazırlanması ve raporun disiplin cezası vermeye yetkili amire veya kurula sunulması üzerine yetkili amir ve kurullarca yukarıda sıralanan bilgi ve belgelerin bulunduğu soruşturma dosyasının incelenerek karar verilmesi, soruşturmayı yapan kişi ile soruşturmada elde edilen delilleri değerlendirecek kişi veya kurulların ayrı olması, yasal süre içerisinde isnat olunan fiiller bildirilerek sanığın savunmasının alınması gerekliliği, disiplin hukukunun temel ilkelerinden olduğu gibi hukuki güvenlik ilkesinin de bir gereğidir.
Öte yandan, soruşturma yapmakla görevlendirilenlerin ve cezayı verecek olan disiplin amirlerinin soruşturmaya konu olayla hiçbir ilgisi bulunmayan kişilerden olmaları, hakkında soruşturma yapılan kamu görevlisinin suç konusu eyleminden zarar gören veya yarar sağlayan kişilerden olmamaları, ayrıca soruşturulanın veya olayın mağduru durumundaki kişilerden etkilenecek konumda bulunmayan tamamen tarafsız kişi veya kişilerden olmaları, kıdem ve görev bakımından en az soruşturulan ile aynı seviyede veya üst düzeyde bulunmaları gerekmektedir.
Bu itibarla, davacı hakkında yapılan ihbar üzerine başlatılan incelemenin Kurul Başkanı veya görevlendirildiği bir üye tarafından yapılmış olduğu göz önüne alındığında, Kurula rapor sunulması ile sonuçlanan bu incelemenin hangi Kurul üyesi (veya Başkan) tarafından yapıldığının, bu üyenin (veya Başkanın) davacı hakkında alınan Kurul kararlarına katılıp katılmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik Bölge İdare Mahkemesi kararında belirtilen gerekçe ile hukuka uygun görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 15/12/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.