Kaçakçılık suçundan verilen mahkumiyet kararının, sanığın eylemlerinin zincirleme suç kapsamında değerlendirilmemesi ve etkin pişmanlık hükmünün hatalı uygulanması nedeniyle bozulması.
Özet: Kaçakçılık suçundan verilen mahkûmiyet hükmü, sanığın eylemlerinin, daha önce kesinleşen benzer bir dosya ile birlikte bir suç işleme kararı kapsamında zincirleme suç olarak değerlendirilip Türk Ceza Kanununun 43. maddesinin uygulanabilirliğinin tartışılmaması ve kesinleşen cezanın mahsubu gerektiğinin gözetilmemesi; ayrıca, suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kanunun 5/2. maddesindeki etkin pişmanlık hükmü kapsamında sanığa ödeme yapması halinde uygulanacak ceza indirim oranının (1/2 yerine 1/3 olarak) hatalı bildirilerek sanığın yanıltılması ve bu nedenle etkin pişmanlık hükmünün uygulanmamasının hukuka aykırı bulunması sebepleriyle bozulmuştur.
7. Ceza Dairesi         2022/15301 E.  ,  2026/5017 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/97 E. 2022/95 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarih, 2015/398 Esas ve 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk
Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 18.03.2014, iddianame düzenleme tarihinin 21.04.2014 olduğu,
Sanık hakkında temyiz edilmeksizin kesinleşen Silopi 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/1234 Esas, 2021/237 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 09.04.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 07.05.2014 olduğu,
Anılan dosyalarda sanığın eylemlerinin benzer mahiyette olduğu dikkate alınıp, kesinleşen dosyanın da aslının veya onaylı bir örneğinin bu dosya arasına alınarak, sanığın bu eylemi bir suç işleme kararı icrası kapsamında işleyip işlemediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususu tartışılarak, eylemin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında değerlendirilmesi halinde kesinleşen cezanın mahsubunun düşünülmesi ve sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
2.Suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 5/2. maddesinin "Yedinci fıkrası hariç, 3. maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinde yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği, sanığa soruşturma evresinde etkin pişmanlık ihtaratında bulunulmamış olduğu da dikkate alınarak, dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarı yatırması halinde hakkında 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin uygulanabileceği ve bu kapsamda verilecek cezada 1/2 oranında indirim yapılabileceğine dair ihtarat yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, 1/3 oranında indirim yapılacağı ihtar edilerek sanığın yanıltıldığı gözetilerek, sanık hakkında ödeme yapmadığından bahisle etkin pişmanlık hükmünün uygulanmaması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 27.04.2026 tarihinde karar verildi.