Önceden kullanılan ve meşhur olduğu iddia edilen ... markasının kötüniyetli tescil ve gerçek hak sahipliği iddialarıyla hükümsüzlüğü ile sicilden terkini davası.
Özet: Davacılar, davalı adına tescilli ‘...’ ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ederek, kendi şirketlerinin bu ibareyi 2017 yazından itibaren yeme içme ve otelcilik hizmetlerinde yaygın şekilde kullandığını, bir restoran adıyla meşhur hale getirdiğini ve dolayısıyla eskiye dayalı üstün hak sahibi olduklarını ileri sürmüş; markanın dava dışı üçüncü kişi tarafından kötüniyetle tescil edilerek davalıya satıldığını iddia etmişken; davalı ise davacı markasının tanınmış olmadığını, ilgili restoranın kapalı olduğunu, davacının eskiye dayalı kullanımını yeterli delillerle ispatlayamadığını, kendi markasının meşru kullanımlarını ve tescillerini davacının markasından faydalanma amacı gütmeden gerçekleştirdiğini, hatta davacının tescil kapsamı dışındaki kullanımlarının müvekkilinin markalarına tecavüz oluşturduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1760 Esas, 2025/892 KararHÜKÜM : Davanın kısmen kabulüİLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/74 E., 2023/143 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde; davalı adına tescilli ‘...’ ibareli markanın tescil tarihinden çok önce müvekkili şirketler tarafından yeme içme ve otelcilik hizmetlerinde kullanıldığını ve markanın meşhur/maruf hale getirildiğini, müvekkiline ait ... ... ... isimli otelin içerisinde "..." isimli bir restoran açıldığını, restoranın çok beğenilerek Türkiye’de tanınmış bir hale geldiğini, markanın yiyecek içecek sağlama hizmetleri, restorancılık, geçici konaklama, otelcilik hizmetleri için 2017 yılının yaz başından beri ticari hayatta kullanıldığına ilişkin basında haberler çıktığını, ... isimli internet sitesinde de müvekkiline ait "... ... & ..." isimli restorana ait bilgilerin ve yorumların 2017 senesinin yaz aylarında olduğunu, yine Instagram sosyal medya sayfasında kullanıcılar tarafından eklenmiş fotoğraflar ve "..." yer bildirimlerini içerir görsellerin yer aldığını, müvekkilleri dava konusu markayı 43. sınıf kapsamında 2017 senesinin yaz başından beri ciddi bir şekilde kullandığından işbu marka açısından eskiye dayalı üstün hak sahipliğinin olduğunu, dava konusu marka müvekkili tarafından kullanılmaya başlandığında dava dışı üçüncü kişi tarafından kötüniyetli bir şekilde davacıya satılmak saikiyle tescil başvurusu yapıldığını, sonrasında işbu markanın dava dışı üçüncü kişi tarafından müvekkilinin ihtilaf halinde olduğu davalı şirkete satıldığını, kötüniyetin yanı sıra müvekkilinin dava konusu marka üzerinde eskiye dayalı kullanımdan doğan hak sahipliği olduğunu ileri sürerek davalı şirket adına Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tescilli 2017/78692 tescil numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; markasını ciddi şekilde kullanma mükellefiyetini yerine getirmeyen davacının markasının tanınmış marka niteliği taşımadığını, davacı tarafça ... ibaresinin üzerinde kullanıldığı restoranın yaklaşık 2,5 senedir kapalı olduğunu, başka bir şubesinin de bulunmadığını, davacının kendi web sitesinde dahi "... ... ..." adlı bir restaurantının halihazırda olmadığının açıkça görülebileceğini, davacı tarafından, eskiye dayalı kullanıma, işaretin bilinir hale getirilip üzerinde hak elde edildiğine ve gerçek hak sahipliğine ilişkin yeterli bilgi, belge ve delil sunulamadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; TÜRKPATENT nezdinde davacıdan önce ... ibaresi ile aynı ya da benzer birçok tescilli marka bulunduğunu, davacının benzerlik ve kötüniyet taleplerinin reddi gerektiğini, müvekkilinin hiçbir zaman bir başkasının markasını kullanma yahut iltibas niyetinde olmadığı gibi haksız rekabet kastı da bulunmadığını, davacı markasının tescil tarihinden çok daha eski tarihte "..." markasına ilişkin tescil başvurusunda bulunduğunu, hem nice sınıfları nedeniyle mal/hizmet yönünden hem de kıyasa konu markaların görsel ve bütüncül izleniminde tamamen farklılıklar olduğunu, tescil kapsamları ve işletmesel farklılıklar ile farklı tüketici kesimine hitap etmeleri nedeniyle her iki marka arasında herhangi bir idari ve organik bağ algısı oluşmayacağını, müvekkilinin özünde tam zamanlı restoran ve yeme içme hizmetleri sunan; bu kapsamda hem "..." hem de "... ..." ibaresi yönünden 43. sınıfta tescile sahip bir işletme olduğunu, işletmesinde belli günlerde ise restoran hizmetinin yanında gelen müşterilere müzik dinletisi hizmeti sunulmakta olup bu hizmeti de bugüne dek davacının markasından farklı olarak "... ..." ibaresi ile verdiğini, akabinde davacının Kurum nezdindeki itirazları neticesinde "... ..." ibareli marka başvurusunun 41. sınıf yönünden Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu kararıyla reddedildiğini, dolayısıyla müvekkilinin kullanımlarını en başından beri yapmış olduğu marka başvurusu kapsamında, kötüniyet ve davacının markasından faydalanma gayesi olmadan, davacının ibaresinden farklı bir şekilde "... ..." olarak gerçekleştirdiğini, davacının "..." ibaresini tescile uygun olarak kullanmadığını, davacıya ait "... ... ..." işletmesi tescilli olmadığı halde 43. sınıfta restoran hizmetlerinde kullandığını, davacının tescili aşar ve tescil sınıfından farklı kullanımlarının müvekkilinin halihazırda 43. sınıfta tescilli "..." ile "... ..." markalarına tecavüz niteliği taşıdığını, müvekkilinin davacı ile aynı kesime hitap etmediğini, davacının kötüniyetle, elinde 43. sınıf yönünden bir münhasır hakkı bulunmadığı halde müvekkilinin markasının tescilini engellemeye çalıştığını, davacı ilk olarak 13.02.2020 tarihi itibariyle müvekkiline ait adres ile sosyal medya ve web adreslerinde delil tespiti talep etmiş olup; tek taraflı beyan ve iddialar üzerine gerçekleştirilen işbu delil tespiti neticesinde alınan bilirkişi raporu ile müvekkiline ait adresteki işletmedeki kullanımların "... ..." ibareli kullanımlar olduğu, müvekkiline ait kullanımların "eğlence mekanı" olarak kayıtlara yansıdığı, müvekkiline ait kullanımların yeme içme hizmetlerinin yanında eğlence hizmetlerinde de kullanıldığı hususlarının tespit edildiğini, ancak işbu rapor müvekkiline ait tescilli marka ile marka tescil başvuruları dikkate alınmaksızın hazırlandığından rapora itiraz edildiğini, müvekkiline ait kullanımlar davacının tescilli markasından farklı olarak "... ..." şeklinde tescil başvurusuna uygun; kötüniyetli olmayan kullanımlar olduğunu, aynı zamanda restaurant hizmetlerini de kapsayan tescile dayalı hukuken meşru kullanımlar niteliği taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu "..." markasının davacı şirketler tarafından 43. sınıfta Temmuz 2017 tarihinden beri kullanılmaya başlandığı ve üzerinde üstün hak sahibi olduğu, ... 37. Noterliği'nin 05.12.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalı yanın 41. sınıf hizmetler yönünden davacı markasından haberdar edildiği ve bu bildirime rağmen davalının 2019 yılında 41. sınıf ve 43. sınıf dahil olmak üzere kullanımda bulunduğu, bu hususun delil tespiti dosyalarına sunulan raporlar kapsamından anlaşıldığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında tacir olan davalının eyleminin bir bütün halinde iyiniyetli olarak değerlendirilemeyeceği gözetildiğinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/9 hükmü gereğince kötüniyet kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davacı tarafından sunulan delillerin yerleşik içtihatların öngördüğü şekilde tanımışlık olgusunu ispata elverişli olmadığı, davalı kullanmama def'inde bulunmuş ise de; davacı markasının tescil ve koruma tarihleri nazara alındığında bu iddianın yerinde olmadığı, yine davalı, TÜRKPATENT nezdinde dava dışı şahıslara ait davacı tescilinden önceye ait "..." ve "..." markaları olduğunu ileri sürerek itirazda bulunmuş ise de, davacı yana bu şirketler tarafından açılmış bir hükümsüzlük davası görülmediği gibi bildirilen markaların farklı sınıflarda tescilli olması gözetildiğinde davalı savunmalarının yerinde görülmediği, davalının markasının varlığının ise SMK'nın 155. madde kapsamında ancak tecavüz davasında incelenebileceği, hükümsüzlük davasında davacı markasının gerek tescilsiz gerek tescile dayalı kullanımlarının davalıdan önce olması gözetildiğinde marka üzerinde davacının gerçek hak sahibi olduğu, dosya kapsamındaki deliller ve bilirkişilerin yaptığı incelemelerden davacının "..." ibaresini ilk olarak 2017 yılının Haziran ayından itibaren markasal etki doğuracak şekilde 41. sınıfta yer alan “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil).” ile 43. sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri”nde kullanmaya başladığı, söz konusu kullanımlarının internet üzerinde çokça takip edilen sabah.com.tr, ..............., ................ sitelerinde haberlere konu olduğu, ünlü yemek eleştirmeni ... tarafından "..." olarak beğeni ile tanıtıldığı, yine etkili bir dergi olan “www.....tr” internet alan adlı web sitesinde tanıtım ve haberinin yapıldığı, basında etkili olarak yer aldığı, ayrıca instagram sosyal medyada yer bildirimi yapılarak etiketlenerek bahsedildiği, tanıtıldığı, davalının hükümsüzlüğü talep edilen 2017/78692 tescil no.lu markası için davacının belirtilen kullanım ve tanıtımlarından sonra 07.09.2017 tarihinde başvuru yaptığı, davacıdan daha öncesine ilişkin söz konusu kapsamdaki hizmetlerde markasal etki yaratacak kullanımlarının tespit edilemediği, davacının 41. sınıfta yer alan “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil).” ile 43. sınıfta yer alan “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri"nde "..." markasını ilk olarak ihdas ve istimal ettiği, davalıya göre öncelikli üstün hak sahibi olduğu, taraf markalarının gerek görsel gerek işitsel ve yazılı olarak aynı ibareleri içerdiği ve "..." olarak okunup yazıldığı, ilk bakışta dahi karıştırılmaya müsait olduğu, davacı markasının 21., 41. ve 44. sınıfları, davalının markasının ise 43. sınıf hizmetleri kapsadığı, dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler, davacıya ait 2017/86623 sayılı markada aynen yer almamakla birlikte dava konusu marka kapsamında yer alan 35. sınıftaki hizmetlerin davacıya ait markadaki 41. sınıftaki hizmetler ile ilişkilendirilebilir nitelikte olduğunun tespit edildiği, “sempozyum, konferans kongre ve seminerler”in de genellikle eğitim ve bilimsel amaçla yapılan toplantılar olduğu, bu nedenle söz konusu hizmetler arasında benzerlik ilişkisinin görüldüğü, dava konusu marka kapsamında yer alan 43. sınıftaki “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, Düğün Salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. gündüz bakımı kreş hizmetleri” ile davacıya ait 2017/86623 sayılı marka kapsamında yer alan “eğitim ve öğretim hizmetleri. sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri” arasında da benzerlik bulunduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/4060 E., 2020/1278 K. sayılı emsal kararlarında belirtildiği üzere 43. sınıftaki yiyecek içecek sağlanması hizmetleri ile geçici konaklama hizmetlerinin tescilli markaların muhteviyatı, özellikle, geçici konaklama hizmetlerinin günümüzdeki kompleks yapısı, uygulamada geçici konaklama hizmetleri ile birlikte sunulan hizmetler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı başvurusunda bulunan eğitim ve öğretim hizmetleri, sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri, spor, kültür ve eğlence hizmetleri sınıfları ile iltibas yaratacağının benimsendiği, yine geçici konaklama hizmetinden yararlanmak isteyen bir tüketicinin öncelikle buna ilişkin rezervasyon hizmetinden faydalanacağı, düğün salonu ile konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetlerinin de otel konsepti ile işletilen geçici konaklama tesisleri bünyesinde verilebildiği, hayvan dostları ile tatil yapan kişiler için özel oda tahsis edilebildiği, dolayısıyla hayvanlar için geçici barınma hizmetinin geçici konaklama hizmetinden ayrı olarak değerlendirilemeyeceği, dava konusu marka kapsamında yer alan ve 43. sınıftaki tüm mal ve hizmetler yönünden gerek gerçek hak sahipliği ve karıştırılma ihtimaline dayalı olarak gerekse kötüniyetli tescil kapsamında hükümsüzlük şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davalı adına ... no ile tescilli markanın tescilli olduğu 43. sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının "..." ibareli markasal kullanımları incelendiğinde; davacının ilk olarak 2017 yılının Haziran ayından itibaren 43. sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde” kullanmaya başladığının sabit görüldüğü, bu sınıf yönünden SMK'nın 6/3 hükmü koşullarının oluştuğunun kabul edilmesinin yerinde görüldüğü, davacı, geçici konaklama hizmetleri yönünden de SMK'nın 6/3 hükmüne dayanmış ise de, dosyada mevcut delillere göre "..." ibaresinin önceye dayalı markasal olarak kullanımının sadece "yiyecek ve içecek hizmetlerinin sağlanması" sınıfında olduğu, "..." isimli restoran "..." otelin içinde yer almış ise de, geçici konaklama hizmetlerinde kullanılan marka "..." değil, "..." ibaresi olup dosyaya yansıyan kullanımların "geçici konaklama hizmetleri" yönünden davacıya önceye dayalı hak sahipliği kazandırmayacağı, bununla birlikte 41. sınıftaki "spor, kültür, eğlence hizmetleri” ile 43. sınıfta yer alan “..geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri...” yönünden davacının önceye dayalı hak sahipliği iddiası olmadığı gibi bu yönde yeterli bir delil de ibraz edilmediğinden belirtilen hizmetler yönünden önceye dayalı hak sahipliği koşullarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği, Mahkemece 41. sınıf ile 43. sınıfın benzer olduğuna yer verilerek hükümsüzlük talebi kabul edilmiş ise de; davacının 41. sınıf yönünden önceye dayalı gerçek hak sahipliği koşullarının oluşmadığı, davacının 41. sınıfta tescilli markasının ise davalı markasından sonraki başvuru tarihli olduğu dikkate alındığında mahkemenin bu yöndeki değerlendirmesinin yerinde görülmediği, davacının SMK'nın 6/3 hükmüne dayandığı, Dairece davacının "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde” önceye dayalı hak sahipliği olduğunun kabul edildiği, bu durumda kullanmama def'inin şartları oluşmadığı gibi, davalının işbu davaya konu markadan önce "..." esas unsurlu seri marka oluşturabilecek markası da bulunmadığından davalının bu yönlerde eksik inceleme yapıldığına yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı, mahkemece SMK'nın 6/9 hükmü gereğince kötüniyetli tescil iddiası kabul edilmiş ise de; somut olayda; davacının ve davalının "..." ibareli markaları kelime markaları olup herhangi bir şekil unsuru içermediği gibi Türkçe bir kelime olduğu, davacının "..." ibaresini 2017 yılı Haziran ayında kullanmaya başladığı, davalının 07.09.2017 tarihinde marka başvurusu yaptığı, davalı yanca delil olarak sunulan ihtarnamelerin 2019 yılına ilişkin olduğu, taraflar arasındaki davaların 2020 yılında açıldığı, söz konusu uyuşmazlıkların tamamının dava konusu markanın başvuru tarihinden sonra olduğu, davalı şirketin, engelleme, spekülasyon, şantaj, tuzak vb.gibi ticari dürüstlük kurallarına bağdaşmayacak şekilde dava konusu marka başvurusunda bulunduğuna yönelik somut delil sunulmadığı, taraflar arasındaki Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/1546 E., 2025/578 K. sayılı, 05.02.2025 tarihli kesinleşen ilamı da dikkate alınarak kötüniyet iddiasına dayalı hükümsüzlük isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı adına ... no. ile tescilli markanın tescilli olduğu 43. sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, ... numaralı ... markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2.Türk marka hukukunda tescil ilkesinin istisnasını teşkil eden ve gerçek hak sahipliği esasının kabul edildiği düzenlemelerden biri, SMK'nın 6/3 hükmü düzenlemesidir. Bu düzenlemede, tescilsiz marka veyahut ticarette kullanılan bir işaretin sahibine belirli koşulların varlığı hâlinde diğer marka başvurusuna itiraz ile marka başvurusunun reddini sağlama imkânına yer verilmiştir. Bu düzenlemeye göre başvurudan veyahut rüçhan hakkı varsa rüçhan tarihinden evvel tescilsiz marka veyahut ticarette kullanılan bir işaret üzerinde hak iktisap edilmişse bu hak sahibinin itirazı neticesinde, marka başvurusu reddedilecektir. Bu ilke daha çok markayı kullanmakla maruf hale getirmiş kişinin, bu çabası karşılığında harcadığı emek, zaman ve paranın basit bir tescile kurban edilmemesi olgusudur. Öte yandan hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebini düzenleyen SMK'nın 25/1 hükmü, SMK'nın 5. veya 6. maddelerinde sayılan hâllerin varlığını markanın hükümsüzlüğü nedeni olarak düzenlediğinden tescilsiz marka veyahut ticarette kullanılan başka bir işarete sahip kişinin, tescil edilen markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden talep etme hakkı mevcuttur. Bu itibarla, bir markanın tescil başvurusundan veya rüçhan hakkı varsa rüçhan tarihinden evvel marka hakkına konu işaret, başkası tarafından oluşturulmuş ve kullanımla ayırt edicilik sağlanmışsa bu hakka dayanarak işaretin sahibinin marka başvurusuna itiraz etme ve tescili önleme hakkı mevcuttur. Marka üzerinde öncelik hakkı, markayı meydana getirerek kullanan ve ilgili pazarda marufiyet sağlayarak gerçek hak sahibi kabul edilen kişiye ait olup bu hâlde tescilin açıklayıcı etkisinden bahsedilecektir. SMK'nın 6/3 hükmü, markanın gerçek sahibi kişinin önceye dayanan markasal kullanımını tescilin kurucu etkisine yeğleyerek gerçek hak sahibini korumayı amaçlamaktadır.SMK’da tescil sistemi esas alınmakla birlikte, marka hakkının seçme ve kullanma ile oluşacağı esası da tümüyle göz ardı edilmemiş, karma bir sisteme yer verilmiştir. Gerçek ihdas ve istimal (ilk defa kullanma) suretiyle vücut bulan marka hakkının tescil edilmeden korunması imkan ve ihtimali bertaraf edilmemiştir. (Prof. Arslan Kaya. Marka Hukuku. Güncellenmiş 2. baskı. 2024. S.123).Önceye dayalı tescilsiz işaret kullanımının hükümsüzlük hali olarak değerlendirilebilmesi için, işaretin ticaret sırasında markasal olarak belirli oranda ayırt edici hale gelecek şekilde kullanılması gerektiği gibi, bu durumun hükümsüzlüğe etkisi de ancak fiilen kullanılan mal veya hizmetler yönünden olacaktır. Nitekim Dairemizin uygulaması da bu yöndedir (Dairemizin 29.05.2024 tarih ve 2023/1016 E., 2024/4453 K. sayılı ilamı).Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporundan, davacının tescilsiz, fiili markasal kullanımlarının 41. sınıfta yer alan “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil).” ile 43. sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri”nde davalı markasının başvuru tarihinden önceye dayandığı, 41. sınıf yönünden davacının önceye dayalı hak sahipliği iddiası yok ise de, dava dilekçesinde otelcilik hizmetleri yönünden önceye dayalı hak sahipliği iddiasının bulunduğu, dosyaya sunulan gazete, dergi ve sosyal medya haberlerinden davacının 2017 yılı yaz aylarında "..." markası ile yiyecek-içecek hizmeti sunan bir restoran açtığı, bu restoranın davacılara ait ... isimli otelin içinde yer aldığı anlaşılmaktadır.Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince geçici konaklama hizmetlerinde kullanılan marka ... değil, ... ibaresi olup dosyaya yansıyan kullanımların "geçici konaklama hizmetleri" yönünden davacıya önceye dayalı hak sahipliği kazandırmayacağı ve "geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri" yönünden davacının önceye dayalı hak sahipliği iddiası olmadığı gerekçesiyle anılan hizmetler yönünden davalı markasının hükümsüzlüğü talebi reddedilmiş ise de, Dairemizin 12.02.2020 tarih ve 2018/4060 E., 2020/1278 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; davacıya ait fiili markasal kullanımların bulunduğu ve önceye dayalı gerçek hak sahibi olduğu "yiyecek içecek sağlanması hizmetleri"nin, söz konusu restoranın içinde bulunduğu davacılara ait otel bakımından da "geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri”nin muhteviyatı, özellikle geçici konaklama hizmetlerinin günümüzdeki kompleks yapısı, uygulamada geçici konaklama hizmetleri ile birlikte sunulan hizmetler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davacının "geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri”nde de önceye dayalı gerçek hak sahibi kabul edilmesi gerektiği, davacının önceye dayalı gerçek hak sahibi olduğu söz konusu hizmet sınıflarının, davalı şirketin 43. sınıfta tescilli markasının kapsamındaki “yiyecek içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri” ile iltibas yaratacağı, tüketici nezdinde markalar arası işletmesel bağlantı kanısını oluşturacağı gözetilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davalının 2017/78692 tescil numaralı markasının kapsamındaki yalnızca “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.