Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan Konut Teslimi, Tescili, Tazminat ve Ecrimisil Talepli Davada Tarafların Borçları ve Hakları Üzerine Mahkeme Kararı.
Özet: Kooperatif üyeliğinden kaynaklanan uyuşmazlıkta davacı, devraldığı ortaklık hissesine istinaden üyelik yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve üyeliğinin iptal kararının kaldırıldığını belirterek, bağımsız bölümün adına tescil ve teslimini, bu mümkün olmazsa tazminat ve ecrimisil ödenmesini talep ederken; davalı kooperatif ise davacının ve devraldığı kişinin geçmiş borçlarını, üyelik giriş bedellerini ve aidatları ödemediğini, kendi edimlerini yerine getirmeden gayrimenkul veya tazminat isteyemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.
... TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2021/723 Esas
KARAR NO : 2025/777
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLLERİ : Av. ... ...
Av. ... ...
DAVALI : ... - ...
...
VEKİLİ : Av. ... ....
DAVA : Tescil, Tazminat ve Ecrimisil (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/12/2021
KARAR TARİHİ : 11/11/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 26/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tescil, Tazminat ve Ecrimisil (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı Kooperatif ortağı olan ... ..., adına kayıtlı 28 numaralı kooperatif ortaklık hissesinin Altındağ 2.Noterliğinin 29.11.2010 tarihli Kooperatif Hisse Devir Sözleşmesi ile davacı müvekkile devrettiğini, müvekkili hakkında verilen üyelikten ihraç kararının iptal edilmiş olmasına ve üyelik süresi boyunca davacı müvekkil tarafından ortaklık yükümlülüklerinin eksiksiz bir şekilde yerine getirilmiş olmasına rağmen; davalı kooperatif, davacı müvekkil adına tescilini sağlamakla yükümlü olduğu bağımsız bölümün teslimini gerçekleştirmediğini, Davalı kooperatifin haksız fiili sebebiyle, kendisine konut teslim edilmeyen davacı müvekkilin davalı kooperatiften, ortaklık hissesine karşılık gelen gayrimenkulun teslimini ve fakat bunun mümkün olmaması halinde tazminat ve ecrimisil talep hakkı bulunduğunu, Davanın kabulü ile kooperatif ortaklık hissesine karşılık gelen gayrimenkulun adımıza tesciliyle aynen teslimine, Aynen tesliminin mümkün olmaması halinde, hisseye karşılık gelen taşınmazın değeri olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL. Maddi tazminatın davacıya verilmesine, taşınmazı kullanma hakkından yoksun kalınan döneme ilişkin fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00-TL Ecrimisil bedelinin davacıya verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı kooperatife yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacının üyelik devir aldığı ... ...'ün borçlarının tamamından sorumlu olması nedeni ile Davacı taraf gerek kendisinin ve üyeliğini devir aldığı iddia ettiği ... Ağğün'ün Kooperatife olan borçlarını ödememesi ve yasanın kendisine vermiş olduğu ödev ve sorumluluklarını yerine getirmediğini, karşı taraftan dava dilekçesinde yazılı olan taleplerini istemesi usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, davayı kabul etmediklerini ve haksız ve yersiz açılmış olan davanın reddine karar verilmesini, Müvekkili Kooperatifin 22.01.2006 tarihli genel kurul tutanağının 8 maddesinde kooperatife yeni üye alınma bedeli olarak 45.000,00,-TL kuralı getirmiş ve yönetim kuruluna ancak ve ancak en az 45.000,00,-TL ve üstü ile yeni üye alma yetkisi verildiğini, 22.01.2006 tarihli genel kurul kararı ile asgari 45.000,00,-TL lik üyelik giriş bedeli ile yine 22.03.2010 tarihli 59.000,00,-Tl lik üyelik giriş bedelinden hiçbirisini ödenmediğini, aylık 550,00,-TL aidat bedelini ödemediğini, genel yönetim giderleri aidat ve gecikme faizlerini ödemediğini, Davacının kooperatife olan borçlarını ödemeden kooperatiften daire, tazminat ve ecrimisil bedeli istemek hakkı olmadığını, önce kendi edimlerini yerine getirdikten sonra karşı taraftan bir şey istemek hakkı olduğunu, Müvekkili kooperatif davacıyı verilmiş olan mahkeme kararı doğrultusunda kooperatif üyeliğinin devamına karar verdiğini, ancak kendisine gönderilen ihtarnamelere rağmen borçlarını ödemediğini, Kooperatife borçlarını ödememiş olan bir üyeye de konut verilmesi başta kooperatifler Yasası ve Ana Sözleşme olmak üzere tüm usul ve yasalara açıkça aykırı olması nedeni ile davacının konut tahsis edilme veya rayiç bedel tazmini ve ecrimisil talebi hukuka ve yasalara açıkça aykırı olduğunu, Kooperatife olan edimlerini yerini getirmemiş olan Davacının işbu edimlerini yerine getirmeden açmış olduğu davaya karşı vermiş olduğu tüm yanıtların kabulü ile ile haksız ve yersiz açılmış olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; kooperatif ortaklığına dayalı olarak öncelikle konut tahsis ve tescili, olmadığı takdirde terditli tazminat ve ayrıca ecrimisil taleplerine ilişkindir.
Dosyamız kapsamında mali müşavir, gayrimenkul değ. uzmanı ve kooperatif mevzuatı nitelikli hesap uzmanı bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu tarafından tanzim edilen 19/09/2022 tarihli raporunda özetle: " Davacının davalı kooperatifin ortağı bulunduğu, Mevcut Kooper: netimince, eski yöneticilerce teslim edilmedi ve buna ilişkin ... 19. Asliye Ceza Mahkemesi 2012/1311 Esas 2013/657 Numaralı Kararı gösterilerek kooperatifin 2012 yılı öncesi ticari defter ve kayıtlarının ibraz edilemediği, Mevcut kayıtlarda davacının veya hissesini devraldığı .. .... bir ödeme kaydına rastlanmadığı, kooperatife 2021 yılı itibari ile 49.770,00.-TL el iş olması, bir başka deyişle aidat borcunun bulunmaması, konut tahsis ve tescil talep koşullarını sağlaması, konut yerine tazminat talep edebilmesi için kooperatife dava öncesinde yapılmış bir ödemesinin bulunması gerektiği, Ancak kurulumuza incelemeye sunulan mevcut kooperatif kayıtlarında davacının bir ödemesine rastlanmadığından konut yerine tazminat ve kira mahrumiyeti talebi yönünden bir hesaplama yapılamadığı, Mevcut duruma göre davacı tarafından dava tarihinden önce kooperatife yapılmış ödeme dekontu veya belgesini yeniden değerlendirme yapılabileceği, Bu halde de kooperatifin kuruluşundan dava tarihine kadar ödemelerini tam yapmış bir ortağın yıl ve yıl ödediği aidatların bir dökümünün kooperatifçe sunulması gerektiği" hususları belirtilmiştir.
07/11/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda ise özetle: "Yargıtay uygulamasına göre, ortağın konut tahsis/tescil ve kira bedeli talep edebilmesi için tüm akçalı yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmiş olması, bir başka deyişle aidat borcunun bulunmaması, konut tahsis ve tescil talep koşullarını sağlaması, konut yerine tazminat talep edebilmesi için kooperatife dava öncesinde yapılmış bir ödemesinin bulunması gerektiği, Davacının davalı kooperatifin ortağı olmasına rağmen, 2012 yılı öncesi ticari defter ve kayıtlar Kurulumuza ibraz edilmediği, Kooperatifin başlangıç yılı, üye giriş aidatı v.s. bilgilerin tespiti yapılamadığı, Yine ibraz edilen, 2017-2021 yılı ... adına takip edilen ORTAKLAR HESABINDAN davacının 2021 yılı itibari ile 49.770,00.-TL tutarında Kooperatife borçlu olduğu, aidat tahakkuklarının yapıldığı ancak, gerek davacı ... gerekse, ... ... tarafından Kooperatife yapılan bir ödemeye rastlanılmadığı, Kooperatifte boş, davacıya tahsis edilebilecek bir konut bulunmadığı anlaşılmakla birlikte, konutun dava tarihi itibariyle değerinin 1.200.000 TL olabileceği, Mevcut duruma göre davacı tarafından dava tarihinden önce kooperatife yapılmış ödeme dekontu veya belgesinin sunulması halinde yeniden değerlendirme yapılabileceği," hususları belirtilmiştir. 21/06/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle: "Mevcut dosya kapsamına nazaran, kök ve ek raporda ki görüşlerimizde bir değişiklik olmadığı, bir başka deyişle bir tazminat hesabı yapılamadığı," hususları belirtilmiştir.
Eldeki uyuşmazlıkta öncelikle harç noksanlığına değinmek gerekmiştir.
492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi çerçevesinde; harca esas değerin tayininde gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda gayrimenkulün değeri nazara alınır.
Gayrimenkulün aynına taallük eden davalarda ecrimisil ve tazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde harc, gayrimenkulün değeri ile talebolunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden alınır.
Değer tayini mümkün olan hallerde dava dilekçelerinde değer gösterilmesi mecburidir. Gösterilmemişse davacıya tesbit ettirilir. Tesbitten kaçınma halinde, dava dilekçesi muameleye konmaz. Noksan tesbit edilen değerler hakkında 30 uncu madde hükmü uygulanır
Yasa'nın 28. Maddesi uyarınca, karar ve ilam harcının dörtte biri peşin ödenir. Aynı yasanın 32. Maddesi uyarınca; Yargı işlemlerinden alınacak harclar ödenmedikçe mütaakıp işlemler yapılmaz.
Yine aynı Yasa'nın 30. Maddesi uyarınca; Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.
Anlatılanlar ışığında somut olay ele alındığında; eldeki dava, nispi harca tabi olup, yine davacının öncelikli talebi olan konut tahsis ve tescil istemi yönünden harca esas değerin tayininde Harçlar Kanunu'nun 16/1. Maddesi uyarınca gayrimenkulün değeri esas alınır.
Somut olayda; yargılama sırasında bilirkişi kurulundan alınan 07/11/2022 tarihinde; konutun dava tarihi itibariyle değerinin 1.200.000,00 TL olarak belirlendiği görülmüştür. Dava dilekçesinde ise tescil istemi(olmadığı takdirde bedel istemi) için 1.000,00 TL dava değeri gösterilmiş olup, Harçlar Kanunu'nun 30. Maddesi uyarınca tespit edilen dava değeri üzerinden noksan harcın tamamlanması gereklidir. Bu doğrultuda Mahkememizin 24/01/2023 tarihli celsesinde noksan harcın tamamlanması için davacı vekiline gerekli ihtarat ile birlikte iki haftalık kesin süre verildiği, ancak noksan harcın tamamlanmadığı anlaşılmıştır.
Harcın tamamlanmaması üzerine, Mahkememizin 16.05.2023 tarihli celsesinde işbu dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ise de, 6100 Sayılı HMK'nın 150/5. Maddesine istinaden incelemek üzere dosya ele alındığında; davacının dava dilekçesinde tescil istemine kademeli olarak (terditli) tazminat isteminin bulunduğu yine bu taleplerin yanında (bağımsız olarak ileri sürülen) ecrimisil isteminin bulunduğu ve dava dilekçesinde gösterilen dava değeri nazara alındığında terditli(1.000 TL'lik) tazminat talebi ile (bağımsız ileri sürülen) 100 TL'lik ecrimisil talebi bakımından harç noksanlığı bulunmadığı bu taleplerin kısmi dava olarak görülmesinin mümkün olduğu bu itibarla tescil istemi yönünden dosyanın işlemden kaldırılması kararının yerinde ve geçerli olduğu ancak terditli tazminat ve ecrimisil talepleri yönünden sehven dosyanın işlemden kaldırıldığı anlaşılmakla; davacının dava dilekçesindeki terditli tazminat ve ecrimisil istemleri yönünden Mahkememiz 16.05.2023 tarihli celse ara kararından rücu edilerek davacının dava dilekçesindeki tazminat ve ecrimisil istemlerinin yargılamasına devam olunmuştur.
Özetle; davacının aynen teslim/tescil istemi yönünden noksan harç ikmal edilmediğinden bu talep yönünden dosya işlemden kaldırılmış, yasal süre içerisinde harç tamamlanarak yenileme talebinde bulunulmadığından neticeten Davacının konut tahsisi ve tescil istemi yönünden davanın; 492 Sayılı Harçlar Kanunu 30., 32 ve 6100 Sayılı HMK'nın 150. Maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Terditli tazminat istemi ile ek olarak ileri sürülen ecrimisil istemleri ise kısmi dava olarak görülebileceğinden ve talep olunan miktara göre harç yatırılması yeterli olduğundan davacının tazminat ve ecrimisil istemleri dava dilekçesinde gösterilen dava değeri üzerinden "kısmi dava" olarak esas yönünden incelenmiştir.
Konuya ilişkin istikrar kazanan Yargıtay kararları çerçevesinde bilindiği üzere;
Konut yapı kooperatifleri, aidat ödeme yükümlülüğünü yerine getiren ortaklarına kullanılabilir durumdaki bir daireyi tahsisle yükümlüdür. Yapı kooperatiflerinin amacı ortaklarına oturabilecek bağımsız bölüm teslim etmektir. Kooperatife karşı parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen, başka bir anlatımla kooperatife borcu bulunan ortakların tapu iptal ve tescil isteme hakları bulunmamaktadır. Ancak 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunun 23 ncü maddesinde karşılığını bulan eşitlik kuralı gereğince kooperatif ortakları hak ve yükümlülüklerde eşit olup, kooperatif aynı durumdaki ortaklarına eşit işlem yapmak zorundadır. Kooperatif, diğer ortaklara borca rağmen konut ya da iş yeri vermiş ise davacı tarafın da varsa borcuna rağmen kooperatiften konut ya da iş yeri isteme hakkının varlığı kabul edilmelidir.
Öte yandan, kendisine konut teslim edilemeyen kooperatif ortağının tazminat talep hakkı vardır. Bu tazminatın hesaplanma şekli, Dairemizin yerleşik uygulamasında aşağıdaki gibi formüle edilmiştir:
1) Önce, ortaklara tahsis edilen konut veya işyerinin dava tarihi itibariyle rayiç değeri saptanmalıdır.
2) Davalı kooperatife normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın ödemelerinin, ödeme yaptıkları tarihler itibariyle toplam ödemeleri dava tarihine kadar (Toptan Eşya Fiyat Endeksi Artış ortalama rakamları esas alınarak) taşınarak, güncel değeri bulunmalıdır.
3) Bundan sonra, yukarıda (1) numaralı bentte bulunan değerden (2) numaralı bentte bulunan değer çıkarılarak kooperatife normal ödeme yapan bir ortağın, bu ödemelerine karşı ne miktarda yararlanma elde ettiği ortaya çıkarılmalıdır.
4) Bunu takiben, davacı eksik ödeme yapan ortağın ödentileri (2) numaralı bentteki ilkelere göre dava tarihine taşınarak eksik ödeme miktarı da güncelleştirilmelidir.
5) Bu hesaplamalardan sonra, normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın yukarıda (2) numaralı bentte bulunan ödemelerinin güncel değeri karşılığı, yine yukarıda (3) numaralı
bentte bulunan bir yararlanmayı sağladığına göre, davacının (4) numaralı bentte eksik ödemelerinin güncel değerinin ne miktarda yarar sağlaması gerektiği, orantı kurallarına göre belirlenmelidir. Yani sonuç olarak, (4) numaralı bentte bulunan miktar, (3) numaralı bentte bulunan değerle çarpıldıktan sonra bulunan miktarın (2) numaralı bentte bulunan miktara bölünmesi sonucu bulunacak miktara (4) numaralı bentte bulunan davacı ödemelerinin güncel değerine ilave edilmesi sonucu bulunacak miktar, davacı ortağın bu davada kooperatiften talep etmesi mümkün olan zarar miktarını belirleyecek ve mahkemece (talep miktarı aşılmadan) bu miktara hükmedilecektir.(Bkz. Y. 23. HD. 2013/5837 E., 2013/7492 K.)
Somut olayda, davacıya tahsis edilebilecek konut bulunmadığından davacının tazminat talep etme hakkı gözetilerek yukarıdaki ilkelere göre tazminat miktarının hesaplanması gereklidir.
Mahkememizce de bu minvalde bilirkişi raporları alınmış ise de; dosya kapsamına kazandırılan bilirkişi kurulu raporlarında gerek kooperatifin 2012 öncesi kayıt ve defterlerinin ibraz edilmemiş olması gerekse yine davacının varsa davadan önce kooperatife yapmış olduğu ödemelere ilişkin dekont sunulmamış olması nedenleriyle; konut yerine tazminat ve kira mahrumiyeti(ecrimisil) talebi yönünden bir hesaplama yapılamadığı bildirilmiştir.
Bilirkişi kurulunca hesaplama yapılabilmesi açısından aşamalarda temin edilmeye çalışılan kooperatif kayıtları neticeten ... 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2023/531 esas sayılı ceza yargılaması kapsamında Adli Emanetin 2011/5081 sırasına kayıtlı olduğu anlaşılarak dosyamıza celp edilmiş ve akabinde; Mahkememizin 06/02/2025 tarihli ara kararı tesis edilerek yukarıdaki ilkelere göre ek rapor tanzimi istenilmiştir. Ancak bilirkişilere takdir edilen ek ücrete ilişkin gerekli delil avansı yatırılmamıştır.
6100 Sayılı HMK'nın 324. Maddesinin 1 ve 2. Fıkraları uyarınca; Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.
Davacı adli yardım talebinde bulunmuş ise de, koşulları bulunmadığından adli yardım talebinin reddine karar verilmiştir. Devam eden süreçte mahkememizin 03/06/2025 tarihli celsesinde 1 nolu ara karar ile; "davacının adli yardım talebinin reddi kararının kesinleştiği gözetilerek ve bilirkişi incelemesi hususunda 06/02/2025 tarihli ara karar uyarınca istenilen 15.000,00 tl delil avansının yatırılmadığı nazara alınarak bu aşamada; bilirkişi kurulunu teşkil eden 3 ayrı bilirkişi için ayrı ayrı takdir edilen 5.000-tl ücret takdiri nedeniyle bilirkişi ücretlerinden kaynaklanan bilirkişi delil ikamesi için toplam 15.000-tl delil avansının mahkememiz veznesine(işbu dava dosyasının 2021/723 esası bildirilerek) yatırılması hususunda davacı vekiline 1 aylık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde avansın yatırılmaması halinde iş bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının ihtarına," karar verilmiş, ihtarat duruşma zaptının davacı vekiline tebliği ile usulüne uygun şekilde yapılmıştır.
Ancak bilirkişi incelemesi için istenilen delil avansı, davacı vekiline verilen ihtaratlı kesin süreye rağmen yatırılmamıştır. Davacı tarafından avans yatırılmaması üzerine HMK'nın 324/2. Maddesi nazara alınarak avansın davalı tarafından da yatırılması mümkün ise de davalı vekili tarafından 11/11/2025 tarihli celsede avansın taraflarınca da yatırılmayacağı beyan edilmişitr.
Bilindiği üzere davaların kısa zamanda sonuçlandırılması için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen istisnalar dışında kesindir. Bu nedenle 6100 sayılı HMK. nın 90. maddesinde açıkça belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltılıp çoğaltılamaz. Buna karşın, 6100 sayılı HMK'nın 94. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Bu takdirde verilen ikinci süre ise kesindir. Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur.(Aynı yönde bkz. Y. 10. HD. 2020/2911E., 2022/2768 K., 01.03.2022T.)
Dolayısıyla gerekli delil avansı taraflarca yatırılmamış olup eldeki dava tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerden olmadığından HMK'nın 325. Maddesi uygulanarak giderlerin resen karşılanması imkanı da bulunmadığı anlaşıldığından HMK'nın 324/2. Maddesinin son cümlesi uyarınca bilirkişi delil ikamesinden vazgeçilmiş sayılmıştır.
Anlatılanlara göre; somut uyuşmazlığın çözümü ve davacının konut yerine tazminat ile ecrimisil isteminin irdelenebilmesi ve varsa hesaplanabilmesi için; istikrar kazanan içtihatlarda belirlenen yukarıdaki ilkelere göre( varsa davacının ödemeleri ve eksik ödemeleri nazara alınarak) tazminat hesabı yönünden bilirkişi incelemesi yapılması elzemdir. Yukarıdaki ilkeleri dikkate almayan ve davacının yaptığı aidat ödemelerini araştırmadan hesaplayan bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi mümkün değildir. (Bu hususta Bkz. Y. 23. HD. 2013/5837 E., 2013/7492 K.)
Hal böyle olunca somut olayda gerekli delil avansı yatırılmadığından bilirkişi delil ikamesinden vazgeçilmiş sayılmakla davanın ispatlanamadığı kanaat edilmiştir.
Yapılan açıklamalar kapsamında sonuç olarak; davacının konut tescili istemi yönünden noksan harç yatırılmadığından bu talep yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; terditli bedel ve ecrimisil istemleri yönünden ise dava ispatlanamadığından bu talepler yönünden sübut bulmayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle
1-Davacının konut tahsisi ve tescil istemi yönünden davanın; 492 Sayılı Harçlar Kanunu 30., 32 ve 6100 Sayılı HMK'nın 150. Maddesi uyarınca DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
2-Davacının terditli tazminat ve ecrimisil istemlerinin sübut bulmadığından reddine,
3-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından 59,30 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 556,10 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18A/13. Maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan ve suç üstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00-TL dava şartı arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, davalı vekilinin (e-duruşma) yüzüne karşı, davacının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/11/2025
Katip ...
Hakim ...
BU BELGE GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR