Tacir veya şirket yöneticilerinin dolandırıcılığı suçunda eksik soruşturma sonrası kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazın reddinin kanun yararına bozulması.
Özet: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, tacir veya şirket yöneticilerinin dolandırıcılığı suçlamalarıyla ilgili bir soruşturmada, savcılığın müşteki ve şüphelilerin ifadelerini almadan, şüphelilerin şirket geçmişleri ve benzer dolandırıcılık eylemleri hakkında gerekli araştırmaları yapmadan eksik soruşturma yürüttüğünü ve olayın hukuki ihtilaf kapsamında kaldığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiğini, bu karara yapılan itirazın da hatalı bir şekilde reddedildiğini belirterek, savcının soruşturma görevini yerine getirmediği, dolayısıyla itirazın kabul edilerek soruşturmanın genişletilmesi gerektiği gerekçesiyle itirazın reddi kararının kanun yararına bozulmasını talep etmektedir.

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/7690 Değişik iş SUÇ :Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığıİNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddiKANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet BaşsavcılığıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulmasıSamsun Cumhuriyet Başsavcılığının 18.09.2024 tarihli ve 2024/40684 Soruşturma, 2024/21781 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Samsun 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 15.10.2024 tarihli ve 2024/7690 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 15.10.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 26.12.2025 tarihli ve 2024/38711 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.01.2026 tarihli ve KYB-2026/6370 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEMYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.01.2026 tarihli ve KYB-2026/6370 sayılı kanun yararına bozma isteminin;“5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,Dosya kapsamına göre, müşteki vekili şikâyet dilekçesinde özetle, şüpheliler ..., ..., ..., .......... ve ...'ın hileli hareketlerle müşteki şirketten mal aldıkları, verdikleri çeklerin karşılıksız çıktığı, borcu ödememek için hileli davranarak müvekkilini dolandırıldıklarını beyan etmesi üzerine Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada şüphelilerin üzerine atılı suçun hukuki ihtilaf kapsamında kaldığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;Müşteki şirket yetkilisi ve şüphelilerin ifadeleri alınmadan, yine şüpheli şirket yetkililerinin bu şekilde kendi adlarına şirket açıp şirket konusu iş ile ilgili borçlanıp akabinde bu borçları ödemek amaçlı çek keşide ettikten ne kadar süre sonra şirketleri devrettiklerine ya da devretmeksizin şirketi kapattıklarına dair şüphelilerin kurdukları şirketler hakkında gerekli araştırma yapılmadan yine şüpheliler hakkında farklı isimlerle şirket açıp benzer şekilde borçlanıp mağdur ettikleri kişilerin müracaatın üzerine haklarında yürütülen başkaca soruşturma/kovuşturma olup olmadığı araştırılmaksızın, şikâyet dilekçesinde bildirilen delillere temas edilip birlikte değerlendirilmesi gerekirken, müşteki vekilinin yaptığı şikâyet üzerine hiçbir araştırma yapılmayarak eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir....“Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir....“Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüphelilerin, ... Gıda Otomotiv San.ve Tic.Ltd.Şti. ve ... İnşaat Mühendislik San.ve Tic.Ltd.Şti isimli şirketlerin yetkilisi olduklarından bahisle, şikayetçi ... Su ve Meşrubat Pazarlama San.Tic.A.Ş. ile irtibata geçerek ticari ilişki içine girdiklerinin, bu kapsamda şikayetçi şirketten az miktarda ürün alarak güven sağladıktan sonra, yüksek tutarlı mallar karşılığında çek verdiklerinin, ancak bu çeklerin karşılıksız çıktığının, şirket adresine gidildiğinde herhangi bir kimseye ulaşılamadığının, başlatılan icra takibinden sonuç alınamadığının, akabinde şirket hisselerinin başkalarına devredildiğinin, şüphelilerin benzer şekilde güven duygusu oluşturarak pek çok kişiyi daha dolandırdıklarının, şüphelilerin ticari saikle değil, baştan itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket ettiklerinin iddia olunması ile UYAP üzerinden yapılan incelemede, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 06.10.2025 tarihli ve 2025/12074 Esas sayılı iddianamesi ile şüpheliler hakkında "... fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden şüphelilerin, yürüttükleri ticari faaliyetler kapsamında satın aldıkları ürünleri ödeyecekleri izlenimi uyandırarak çek düzenledikleri veya ciro ettikleri ve bu çeklerin bankaya ibrazı ile çeklerin karşılıksız olduğuna dair işlem gördürerek müştekilerin zararına olarak kendilerine haksız menfaat temin edip atılı suçu işledikleri..." denilmek suretiyle kamu davası açıldığının ve yargılamanın Samsun 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2025/495 Esas sayılı dosyası ile derdest olduğunun anlaşılması karşısında; şüphelilerin ifadelerine başvurulması, ticaret sicil kayıtlarının celbi ile bahse konu şirketlerin kurulduğu tarihten itibaren tüm yetkili ve ortaklarının belirlenmesi, şirketlerin hangi işle iştigal ettiğinin, ticari hacminin ne olduğunun, taşınır ya da taşınmaz malı ile fiziki bir iş yerinin ya da deposunun bulunup bulunmadığının araştırılması, şikayetçi şirketten hangi ürünlerin alındığı tespit edilerek bu ürünlere ilişkin fatura ve sair belgeler ile şüpheliler tarafından verildiği iddia olunan çek asıllarının dosya arasına alınarak incelenmesi, Samsun 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2025/495 Esas sayılı dosyasının, icra takip dosyalarının, varsa hukuk dosyalarının getirtilerek incelenmesi, bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı suretlerinin dosya arasına alınması, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...somut olayda şüphelinin sözleşmenin gereğini yerine getirmediği, bu nedenle müşteki ile şüpheli arasında alacak verecek hususunun olduğu, çözüm merciinin ise hukuk mahkemeleri olduğu, bu nedenle suçun yasal unsurlarının oluşmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,2. Samsun 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 15.10.2024 tarihli ve 2024/7690 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.06.2026 tarihinde karar verildi.