Davutpaşa-Ambarlı yüksek gerilim hattı patlaması sonucu yaralanma nedeniyle TEİAŞ ve belediyenin hizmet kusurundan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat taleplerinin Danıştay tarafından değerlendirilmesi.
Özet: Davutpaşa-Ambarlı yüksek gerilim hattının patlaması sonucu yaralanan bir davacının açtığı tazminat davasında, bilirkişi incelemeleri neticesinde olayın meydana gelmesinde davacının %25, Avcılar Belediyesinin %50 ve TEİAŞın %25 oranında kusurlu olduğu tespit edilerek, ilk derece mahkemesi yaralanan davacının %28 kalıcı iş göremezliğine bağlı iş gücü, kazanç kaybı ve bakım giderleri için kusur oranları dahilinde davalı idarelerden toplam 565.133 TL maddi tazminat ile davacı ve ailesi için toplam 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiş, ancak belgelendirilemeyen hastane, yol ve eşya hasarı ile baba kazanç kaybı taleplerini reddetmiştir.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2023/4893 E.  ,  2025/6442 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2023/4893
Karar No : 2025/6442
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- Kendi adlarına asaleten; ... adına
velayeten ... ve ...
2- ...
3- ...
4- ...
5- ...
6- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... A.Ş. Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Belediye Başkanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN_KONUSU : Davacılardan ...'ın 28/11/2014 tarihinde evinin terasının üstünden geçen Davutpaşa-Ambarlı Yüksek Gerilim Hattının patlaması sonucu vücudunun yanması nedeniyle yaralandığından bahisle, olayın meydana gelmesinde idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık Samsun'daki kira, yol ve hastane giderleri için 1.000,00 TL, baba ...'ın yoğun bakım sürecinde ve sonrasında kazanç kaybı için 1.000,00 TL, İstanbul'daki yol ve hastane giderleri için 1.000,00 TL, ...’ın kazanç kaybı için 1.000,00 TL (miktar artırımı ile 10.000,00 TL), ...'ın iş gücü kaybı için 1.000,00 TL (miktar artırımı ile 580.649,00 TL), kaza sonrası binadaki yanan kombi, elektrik tesisatları ve beyaz eşyalar için 1.000,00 TL, bakımını yapan anne ...n için 1.000,00 TL (miktar artırımı ile 5.351,00 TL) maddi ve ... için 100.000,00 TL, baba ... ve anne ...n için ayrı ayrı 50.000,00 TL, kardeşleri ..., ..., ..., ..., ... için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu olay sebebiyle kusur durumlarının belirlenmesi için mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunan 11/10/2019 havale tarihli bilirkişi raporunda, olayın meydana gelmesinde davacı ...'ın % 25 oranında, davalı Avcılar Belediyesi'nin %50 oranında, Türkiye Elektrik İletim A.Ş.'nin ise %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, dava konusu meydana gelen yaralanmadan dolayı oluşan iş göremezlik oranının belirlenmesi için yapılan inceleme neticesinde dosyaya sunulan ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü'nün 21/10/2020 tarihli Adli Tıp Raporunda davacının kalıcı iş göremezlik oranının %28 olduğunun, geçirdiği çok sayıda operasyon göz önüne alındığında iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, davacıların tazminat tutarlarının hesaplanması için dosya üzerinden yapılan aktüerya bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunan 07/01/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda, davacı ...'ın işgücü kaybından, çalışamadığı süredeki kazanç kaybından ve bakım giderinden doğan zararından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları tutarın toplam 565.133,00 TL olduğunun belirtildiği, davacı ...'ın iş gücü kaybı, çalışamadığı süredeki kazanç kaybı ve bakım gideri tazminatı istemi yönünden; aktüerya bilirkişi raporunda hesaplanan tutar üzerinden kusur oranları da dikkate alındığında TEİAŞ yönünden 188.377,00 TL ve Avcılar Belediyesi yönünden 376.756,00 TL tazminatın 3.000,00 TL'sinin davacıların Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtıkları 06/04/2015 tarihinden itibaren, 562.133,00 TL'sinin ise miktar artırım dilekçesinin verildiği 16/07/2021 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği, davacının hastane masrafı ve yol giderleri yönünden; davacıların yaptıkları giderlere ilişkin bilgi belge, makbuz, evrak sunulmadığı, zararların tazmini için zararın belirlenebilir olması, diğer bir deyişle muhtemel zarar olmaması gerektiğinden bu taleplerinin reddi gerektiği, davacı baba ...'ın kazanç kaybı yönünden; davacı ...'ın bakımının anne veya babasından biri tarafından üstlenileceği, davacı annenin ev hanımı olması nedeniyle davacının bakımının annesi tarafından sağlanacağı kabul edilerek davacı baba yönünden kazanç kaybının söz konusu olmadığı değerlendirilerek bu talebin reddi gerektiği, eşya hasarı yönünden; davacıların uğradıklarını iddia ettikleri zararlara ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı ve dolayısıyla maddi zarar ortaya konulamadığından bu talebin de reddi gerektiği, manevi tazminat istemi yönünden; olayın vuku buluş şekli ve davacıların bundan sonraki yaşamı üzerindeki neticeleri, bu nedenle duydukları elem ve ızdırabın karşılığı olarak sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak düzeyde ... için 30.000,00 TL, babası ... için 20.000,00 TL, annesi ...n için 20.000,00 TL, kardeşleri ..., ..., ..., ..., ... için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; taraflarca yapılan istinaf başvurularının, İdare Mahkemesi kararının kabulüne karar verilen maddi tazminat tutarına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının, manevi tazminat isteminin maddi hata yapılan toplam tutarına ilişkin kısmı ile bu tutara bağlı olarak değişen vekalet ücreti ile yargılama giderlerine ilişkin kısmının düzeltilmesi suretiyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından; ...’ın hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda kazancının asgari ücret olduğu kabulünün hatalı olduğu, davacının boya ve alçı ustası olduğu, gerçek gelirinin 3.500,00 TL olduğu, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının düşük olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı Avcılar Belediye Başkanlığı tarafından; hükme esas alınan kusur oranlarının hukuka aykırı olduğu, İmar Kanunu'nda idarelerinin denetiminin inşaat aşamasıyla sınırlı kılındığı, ağır kusur verilmesinin hukuka aykırı olduğu, taşınmazın yapı ruhsatı olmadığı, sorumluluğun TEİAŞ’ta olduğu, 16/06/2015 tarihinde yapının yıkımına karar verildiği, İdare Mahkemesinde açılan davada, yıkım kararının iptaline karar verildiği, aktüerya raporunun hukuka aykırı olduğu, olay tarihinde 17 yaşında olan ... için çalışmadığı dönemde tazminat hesaplandığı ileri sürülmektedir.
Davalı Türkiye Elektrik İletim A.Ş. tarafından; usul yönünden; vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin kusur oranına göre hükmedilmesi gerektiği, esas yönünden; İmar Kanunu uyarınca sorumluluğun Belediyede olduğu, idarelerini kusurlandıran bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğu, ihlalli bina durumundan veya kaza olaylarından dolayı direk deplasesi veya yükseltmesi gibi bir görevinin bulunmadığı, enerji iletim hatlarına tehlikeli şekilde yaklaşan binaların tespit edildiği, yıkım kararı hususundaki durumun ilgili yerel idarelere kazadan evvel bildirildiği, idarelerinin kusurunun bulunmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacılar ve diğer davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının açıklamalı olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden, davacıların ve davalı Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğünün yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan; davacılar tarafından dosyaya sunulan 26/07/2024 tarihli dilekçede temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında manevi tazminat yönünden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmişken, maddi tazminat yönünden vekalet ücretine hükmedilmediği ileri sürülmüşse de; İdare Mahkemesi kararında maddi tazminat yönünden davacılar lehine vekalet ücretine hükmedildiği, Bölge İdare Mahkemesi tarafından ise maddi tazminatın sadece faiz başlangıç tarihinin düzeltildiği, esasına ilişkin kısmı yönünden istinaf başvurularının reddine karar verildiği görülmekte olup bu istem hakkında İdare Mahkemesi kararında vekalet ücretine hükmedildiğinden tekrar Bölge İdare Mahkemesince hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen açıklama ile ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcının ayrı ayrı davacılara ve davalı Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğüne, artan posta ücretinin ise aidiyetine göre iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/12/2025 tarihinde manevi tazminat istemleri ile nispi karar harcı yönünden oy çokluğuyla, maddi tazminat istemleri yönünden oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden; davacılar tarafından; davacılardan ...'ın 28/11/2014 tarihinde evinin çatısının üstünden geçen Davutpaşa-Ambarlı Yüksek Gerilim Hattına çatıda bulunduğu esnada elindeki çubuk v.b bir cisimle ulaşması nedeniyle yüksek gerilim hattının patlaması sonucu yaralandığından bahisle uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Manevi zarar, kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, duyulan acı ve ıztırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmekte, fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik olmayıp, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır.
Mahkemece manevi tazminata hükmedilmiş ise de dava konusu olayda manevi tazminat ödenmesini gerektirecek şartlar oluşmadığından manevi tazminata hükmedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamakta olup, Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemleri yönünden bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına bu yönden katılmıyorum.
(XX)-KARŞI OY :
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde, yargı işlemlerinden bu Kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tâbi bulunduğu; "Mükellef" başlıklı 11. maddesinde, genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını istiyen kişilerin ödemekle mükellef olduğu; 15. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı; 16. maddesinde, değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerlerin esas olduğu; 21. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınması gerektiği; 28. maddesinde ise, (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar ve ilam harcının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödeneceği kurala bağlanmış, Kanun'un, yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden, binde 68,31 oranında nispi karar ve ilam harcı alınacağı belirtilmiştir.
Harçlar Kanunu'nun yukarıda yer verilen hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, yargı harçlarının mükellefi davayı açan kişiler yani davacılar olup, dava dilekçesinde talep edilen miktar üzerinden hesaplanan nispi karar harcının dörtte birini oluşturan kısmı, harcın kanuni mükellefi olan bu kişiler tarafından ödenerek dava açılmaktadır. Yine aynı yasal düzenlemeler uyarınca, mahkemece hüküm altına alınan değer (yani kabulüne karar verilen miktar) üzerinden hesaplanan nispi harç tutarından, davanın açılması aşamasında peşin olarak ödenen nispi harç miktarı düşüldükten sonra kalan bakiye nispi karar harcının da bu harcın kanuni mükellefi olan davacılara tamamlattırılması yolunda hüküm kurulması, hüküm fıkrasının devamında ise, artık gelinen aşama itibariyle "yargılama gideri" niteliğini kazanan söz konusu harcın davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiğine hükmedilmesi icap etmektedir.
Mahkemece hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan nispi karar harcından, davanın açılması aşamasında peşin alınan kısım mahsup edildikten sonra kalan bakiye harcın; nasıl olsa sonuç itibariyle bu harcın yargılama giderleri kapsamına dahil olacağı ve davalı idarece davacıya ödeneceği yaklaşımıyla, davalı idarece (ilgili tahsil birimine) ödenmesine hükmedilmesi yargı harcının bir türü olan nispi karar harcının yasal mükellefinin yargı kararıyla değiştirilmesi gibi bir sonucun ortaya çıkmasına sebebiyet verecektir. Kaldı ki, böyle bir yaklaşım başka olumsuz neticelerin doğmasına da zemin hazırlayacaktır. Bu bağlamda, iyi niyetle hareket ederek yargı kararıyla kendisine harç ödeme yükümlülüğü getirilen bir davalı idarenin, söz konusu dosyaya ilişkin kararda aleyhine hükmedilen nispi karar harcını ödemek için ilgili tahsil dairesine müracaat etmesi halinde bile harcın kanuni mükellefi olmaması nedeniyle kendisinden harç tahsilatı yapılamaması durumu söz konusu olabilecektir. Başka bir olumsuzluk ise, mahkeme kararında bakiye nispi karar harcının davalı idarece ödenmesine hükmedilmesine rağmen ilgili idarece harcın mükellefinin davacı olduğu değerlendirmesiyle ödeme yoluna gidilmemesi halinde yargı kararında hükmedilen harcın (harca konu olan yargılama hizmeti verilmiş olmasına rağmen) maliye hazinesine girmemesi durumuyla karşılaşılabilecektir. Zira, böyle bir karar nedeniyle peşin alınan nispi karar harcının bakiye kısmının tahsili için ilgili tahsil birimine harç tahsil müzekkeresi yazılamayacağından, tahsil biriminin kendiliğinden harekete geçerek tahsilat yoluna gitmesi de mümkün olmayacaktır. Oysa, nispi karar harcının ödenmesi ile ilgili olarak yukarıda aktarılan hukuka uygun yöntemin işletilmesi yani harcın kanuni mükellefi olan davacı(lar) tarafından ödenmesine karar verilmesi durumunda, uygulamada, kararın taraflara tebliği aşamasında, idari yargı merciince, (harcın yasal mükellefi olan) davacının bağlı bulunduğu vergi dairesine harç tahsil müzekkeresi yazılarak bakiye nispi karar harcının tahsiline imkan hazırlandığı ve maliye hazinesine dahil olması gereken nispi harcın boşlukta bırakılmamasına özen gösterildiği bilinmektedir.
Tüm bu olası hukuka aykırı durumların bertaraf edilebilmesi için, bakiye nispi karar harcının, harcın kanuni mükellefi olan davacıya tamamlattırılmasına ve bunun sağlanabilmesi için de ilgili tahsil dairesine harç tahsil müzekkeresi yazılmasına hükmetmek gerekmektedir.
Buna göre; konusu belli bir miktarı içeren davalarda, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının davanın açılması aşamasında peşin olarak yatırılan harç mahsup edildikten sonra (şayet başlangıçta peşin olarak ödenen harç, hükmedilen miktar nedeniyle hesaplanan nispi karar harcından düşük ise) bakiye nispi karar harcının önce davacıya tamamlattırılması daha sonra tamamının yargılama gideri olarak dikkate alınmak suretiyle davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiğinden, davalı idarelerin temyiz talebinin nispi karar harcı yönünden kabulü ile temyize konu kararın nispi karar harcına ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla çoğunluk kararına bu yönden katılmıyorum.