İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında, yargılama sürecinde hesap raporu değerlendirmesi ve usuli kazanılmış hak ilkesinin uygulanmasına ilişkin temyiz kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, 2010 yılında geçirdiği iş kazası nedeniyle görme kaybına uğrayan davacının açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin önceki bozma kararına uyarak verdiği kısmen kabul kararının ikinci kez temyiz edildiği süreci özetlemektedir; yargılama sürecinde, davacının kabul ettiği ilk rapor yerine farklı bir raporla maddi tazminatın davalı aleyhine artırılması nedeniyle oluşan usuli kazanılmış hak ihlalinin önceki bozma gerekçesi olduğu belirtilmekte olup, mevcut temyiz incelemesi, mahkemenin bozmaya uyma derecesini ve maddi tazminat hesaplamasındaki hataları değerlendirmektedir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2025/95 E., 2025/190 K.Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmek ve de davacı vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 07.04.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacı adına Av. ... ile davalı adına Av. .. geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 29.03.2010 tarihinde hiçbir kusuru olmadığı halde iş kazası geçirdiğini, müvekkilinin iş kazası nedeniyle sağ gözünün hasarlı durumda olduğunu, görme işlevini tamamen kaybettiğini, günlük yaşamını bile sürdürmekte zorlandığını, iş ve çalışma gücü kaybı oluştuğunu, toplumda sakat bir insan olarak yaşamanın manevi yükü altında ezildiğini, davalı işveren tarafından destek olunması gerekirken kazanın görmezden gelinmesi, müvekkiline destek olunmaması mağduriyetini arttırdığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; 29.03.2010 tarihinde meydana gelen iş kazası sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararların tazmini amacıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin iş kazası nedeniyle duymuş olduğu acı elem ve ızdırabın bir nebze olsun giderilmesi için 80.000,00 TL manevi tazminatını olay tarihi olan 29.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine talep ve dava etmiştir. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 29.03.2010 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle Bozüyük 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2022/199 Esas sayılı dosyasında tazminat davası açıldığı, davanın tarafları ve konusu aynı olması itibariyle, aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan birleştirilmesine, 171.424,81 TL maddi tazminatın iş kazasının vuku bulduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.02.2023 tarihli ilk kararıyla; asıl ve birleşen davada; davacının çalışma gücünün sürekli kaybından dolayı maddi tazminat talebinin kabulü ile 409.067,93 TL maddi, 38.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 07.02.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİBölge Adliye Mahkemesi kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 24.12.2024 tarihli kararı ile tarafların davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının kesinlikten reddine, tarafların maddi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazları yönünden ise davacının tüm temyiz itirazlarının reddine, davalının sair temyiz itirazlarının reddine ancak Mahkemece 09.01.2023 tarihli ek hesap raporu hükme esas alınmış ise de davacı vekilinin 05.07.2022 tarihli hesap raporuna itiraz etmediği, 22.09.2022 tarihli duruşmada alınan beyanında bu rapor ve açılan ek dava doğrultusunda karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece davacının sürekli iş göremezlik derecesine göre yeni peşin sermaye değeri için ...'ya müzekkere yazıldığı ve müzekkere cevabı doğrultusunda hükme esas alınan ek raporun düzenlendiği, davacı tarafça duruşmada kabul edilen 05.07.2022 tarihli raporda bilinen dönemin 31.12.2022 tarihi olarak esas alındığı, ek raporda ise bilinen dönemin ileriye çekilmesi nedeniyle maddi zararın daha fazla hesaplandığı anlaşılmakla davalı lehine bu yönden oluşan usuli kazanılmış hak ilkesi ihlal edilerek sonuca gidilmesinin hatalı olduğundan bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 18.07.2025 tarihli kısa kararla “7.275,10-TL geçici iş göremezlik alacağı, 274.149,71 TL işlemiş ve işleyecek dönem zararı alacağı olmak üzere toplam 281.424,81-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 29.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Davacının asıl davadaki manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 38.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,” karar verildikten sonra gerekçeli kararın hüküm fıkrasında "7.275,10-TL geçici iş göremezlik alacağı, 274.149,71 TL (285.923,85 maddi hata nedeniyle) işlemiş ve işleyecek dönem zararı alacağı olmak üzere toplam 281.424,81-TL (293.198,95-TL) maddi tazminatın kaza tarihi olan 29.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının asıl davadaki manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 38.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,” karar verilmiştir.VI. TEMYİZ A.Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul edilmesine bağlı olarak vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin yapılan değerlendirmelerin hukuka aykırı olduğunu, 05.07.2022 tarihli ek bilirkişi raporuna süresi içerisinde açıkça itiraz edilmiş olmasına rağmen davalı yararına usuli kazanılmış hak bulunduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğunu, Mahkemenin bilirkişi raporuna yönelik itirazların muğlak olduğu yönündeki değerlendirmesinin dosya kapsamıyla bağdaşmadığını, duruşmada yapılan beyanların yanlış yorumlanarak bilirkişi raporunun kabul edildiği sonucuna varıldığını, Mahkemenin bu değerlendirmelerinin işçi lehine yorum ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, güncel asgari ücretin uygulanmasının kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin zararının daha fazla olduğuna ilişkin tüm itiraz ve usuli işlemleri süresinde yerine getirmesine rağmen bozma ilamına uyulmasının hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkilinin pres kalıbındaki arızayı gidermeye çalışırken yayın gözüne isabet etmesi sonucu iş kazasına maruz kaldığını, işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkiline kusur yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, işveren tarafından gerekli ... ve talimatların verilmemesi nedeniyle müvekkilinin kusurlu kabul edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin sağ gözündeki kalıcı görme kaybına rağmen belirlenen maluliyet oranının gerçeği yansıtmadığını, maddi tazminat hesabının eksik ve hatalı olduğunu ve müvekkilinin gerçek zararının hükmedilen miktardan fazla bulunduğunu, ayrıca yargılama giderleri ile vekâlet ücretlerinin hatalı belirlendiğini ve lehlerine düşük vekâlet ücretine hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının tüm istinaf taleplerinin reddi ile davanın tamamen reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının ıslah dilekçesi ve ek dava tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu ve yerel Mahkemece zamanaşımı def’inin reddedilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, somut olayda maluliyet oranlarındaki farklılığın değişen ve gelişen durumdan kaynaklanmadığını, bu nedenle zamanaşımı başlangıcının olay tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, davacı tarafından açılan ek dava bakımından belirsiz alacak davası şartlarının oluşmadığını ve birleşen davanın usulden reddi gerekirken hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince keşif yapılmaksızın kusur değerlendirmesi yapılarak müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı bulunduğunu, işverenin sorumluluğunun sınırsız olmadığını ve zararlandırıcı olay ile alınmayan önlemler arasında uygun illiyet bağı bulunmasının zorunlu olduğunu, davacının kendi ağır kusuru nedeniyle meydana gelen olayda işverenin sorumlu tutulmasının Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, maddi tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması gerekirken bilirkişi raporunda hatalı yöntem kullanıldığını, davacının emeklilik durumunun hesaplamada doğru şekilde değerlendirilmediğini, kısmi dava konusu yapılmayan alacak bakımından faiz başlangıcının ıslah tarihi olması gerekirken tüm alacağa kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın olay tarihi, kusur durumu ve ekonomik koşullar dikkate alındığında fahiş derecede yüksek olduğunu, manevi tazminatın amacının yalnızca manevi tatmin sağlamak olduğunu ve hükmedilen miktarın hakkaniyet sınırlarını aştığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B.Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Dosya kapsamından, 18.07.2025 tarihli kısa kararla “7.275,10-TL geçici iş göremezlik alacağı, 274.149,71 TL işlemiş ve işleyecek dönem zararı alacağı olmak üzere toplam 281.424,81-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 29.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Davacının asıl davadaki manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 38.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,” karar verildikten sonra gerekçeli kararın hüküm fıkrasında "7.275,10-TL geçici iş göremezlik alacağı, 274.149,71 TL (285.923,85 maddi hata nedeniyle) işlemiş ve işleyecek dönem zararı alacağı olmak üzere toplam 281.424,81-TL (293.198,95-TL) maddi tazminatın kaza tarihi olan 29.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacının asıl davadaki manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 38.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,” karar verildiği anlaşılmaktadır.Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysa kısa karar ile gerekçeli kararın aykırı olduğu zaptın ve kararın incelenmesinden açıkca anlaşılmaktadır. Öte yandan konuyla ilgili 10.04.1992 günü ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.VII. KARAR Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Bozma sebebine göre temyiz eden tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililerine iadesine,Davacı avukatı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine,Davalı avukatı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.