5411 sayılı Bankacılık Kanununa muhalefet ve zimmet suçlamalarıyla beraat eden banka temsilcisi hakkındaki kararın, katılan banka vekili tarafından temyiz edilen içtihat metni.
Özet: Banka çalışanı sanığın, müşterilere ait kredi tahsisleri ile EFT işlemlerinde sahtecilik ve yetkisiz eylemlerle Bankacılık Kanununa muhalefet suçunu işlediği iddialarıyla açılan davada, ilk derece mahkemesince beraat kararı verilmiş; katılan vekilinin bu karara karşı yaptığı istinaf başvurusu esastan reddedilerek beraat hükmü onanmıştır. Katılan vekili, temyiz aşamasında, bölge adliye mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, eksik kovuşturma yapıldığını, sanığın nitelikli zimmet suçu işlediğini ve hatalı değerlendirmeyle beraat verildiğini belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1417 E., 2024/247 K.SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefetKARAR : İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararına yönelik İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasıYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Dereceİstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.03.2023 tarihli ve 2022/490 Esas, 2023/117 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet (5411 sayılı Kanun) suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e bendi gereği beraatine karar verilmiştir. B. İstinafİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 30.01.2024 tarihli ve 2023/1417 Esas, 2024/247 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesinin beraat kararına yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriKatılan vekilinin temyiz sebepleri; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğuna, iki adet zimmet olayının dava konusu olduğuna, İlk Derece mahkemesince eksik kovuşturma ile beraat kararı verildiğine, sanığın görev tanımına göre verilen beraat kararının mesnetsiz olduğuna, sanığın 5411 sayılı Kanun'un 160. maddesinde belirtilen kişilerden olduğuna, sanık tarafından kendisine ait .... ile ... adına kredi kullandırılıp açılan sahte bir hesaba gönderilmek suretiyle bankanın zarara uğratıldığına, telefon bilgisi değiştirilerek bankanın müşteriye ulaşımının engellendiğine, dosyaya sunulan müzekkere cevabından ve temyiz dilekçesi ekinde sunulan belgeden anlaşılacağı üzere 53025 portun sanık...’ a ait olduğuna, sanığın hileli işlemlerle nitelikli zimmet suçu işlediğine, sanığın her iki olayda da planlı şekilde hareket ettiğine, eylemin ortaya çıkmaması için önlem aldığına, ... yönünden teyit alınmadığı halde alınmış gibi hareket edildiğine, etkin bir imza incelemesi yapılmadığına, imza karşılaştırmasına esas alınacak incelemelerin yetersiz olduğuna, port kayıtlarının gönderilmesi sonrası ek bilirkişi raporu alınmadığına, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu hüküm kurulduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve GerekçeKatılan banka vekili tarafından 29.03.2017 havale tarihli şikâyet dilekçesi ile; bireysel müşteri ilişkileri temsilcisi ...'ın ... adlı banka müşterisinin bilgilerini personel bilgisayarından girerek, 04.03.2016 tarihinde 12.000,00 TL tutarında kredi tahsis edilmesini sağladığı, bu şekilde çıkan krediyi 10.03.2016 tarihinde .... Bankası A.Ş. .... Şubesi ... no.’lu... hesabına aktardığı, yapılan incelemede EFT talimatının şüpheli ... tarafından el ile yazıldığı ve talimatta, adı geçenin “huzurumda imzalanmıştır" ifadesi ve imzasının bulunduğu, banka kuralları gereği kredi kullandırım sürecinin tamamlanması için sisteme girilmesi gereken.... şifrelerinin hangi cep telefonu numarasına gönderildiğine dair yapılan araştırmada, müşteri ...'in sistemde kayıtlı 53...54 nolu cep telefonu numarasının kredi kullandırımından hemen önce şüpheli ...’ın el yazısı ile yazılan işlem talep formuna istinaden 54...60 olarak değiştirildiği, ... adına şube tarafından tahsis edilen kredinin, ...'in de itirazı üzerine Şube zararı olarak kaydedilerek kapatıldığı, şikâyete konu diğer eylemde ise banka müşterisi ... hesabından 05.01.2017 tarihinde ....Bankası A.Ş. .... Şubesi ... numaralı ... hesabına yapılan EFT işleminin müşterinin talep ve bilgisi dışında yapıldığına dair şikâyeti üzerine yapılan incelemede; bireysel müşteri temsilcisi sanık ... tarafından müşteri teyidi alındığının söylenmesine karşın, banka adına kayıtlı telefon aracılığı ile şirket telefonunu arayarak şirket çalışanından veya müşteriden teyit aldığına dair bir görüşme kaydının bulunmadığı, EFT tarihinde yurt dışında olduğu anlaşılan müşterinin talimatı olarak gösterilen faks belgenin üzerindeki imzanın her zaman atıldığı yerde olmayıp, talimatın müşterinin her zaman kullandığı faks numarasının aksine “...." adlı bir kırtasiyeden geldiği, .... Müşteri İlişkileri Yöneticisi.... tarafından işlem talep formuna onay verilerek EFT işleminin gerçekleştirildiği, her iki eylem nedeniyle banka zararının oluştuğu iddiası ile suç duyurusunda bulunulması üzerine sanık hakkında açılan davada her ne kadar İlk Derece Mahkemesi tarafından bankaca dosyaya sunulan evraklar ve belgelerde sanığın zimmet suçunu işlediğine ilişkin kesin ve net delil elde edilememiş olması, 18.11.2019 tarihli bilirkişi raporuna göre katılan ...'e ait 17.000 TL'lik EFT'nin sanık dışında bir başka banka çalışanı tarafından yapıldığının tespit edilmiş olması, katılan ...'e ait 04.03.2016 tarihinde kullandırıldığı görülen 12.000 TL tutarındaki kredinin ve bu krediden sağlanan tutarın, 10.03.2016 tarihli talimata istinaden .... Bankası A.Ş.....Şubesi ... no.'u .... hesabına transferi belge kontrolünün şube operasyon bölümüne, onayının ise genel müdürlüğe ait olduğu, sanığın kredilerden gerek belge ve gerekse onay açısından sorumlu bir görevde olmaması, 27.06.2019 tarihli bilirkişi raporuna göre eylemlerde kullanılan imzaların sahteliğinin banka memurları tarafından ilk bakışta ve kolaylıkla anlaşılabileceğinden iğfal kabiliyetinin olmaması, her ne kadar banka tarafından kredi kullanım işleminin sanığın bilgisayarından, katılanın internet bankacılığına girilmek suretiyle yapıldığı bildirilmişse de bu durumun kredi kullanma işleminin bizzat sanık tarafından gerçekleştirildiği hususunda kesin ve net bir delil oluşturmaması hususları ile tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın cezalandırılmasına gerektirir nitelikte her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi nedeniyle verilen beraat kararının Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemesinde istinaf başvurususun esastan reddine karar verilmiş ise de;04.03.2016 tarihinde ... adlı banka müşterisinin internet bankacılığına girmek suretiyle çekilen ihtiyaç kredisinin sanığın kullanımında olan bilgisayardan yapıldığı, bu husus sanık tarafından kabul edildiği gibi banka cevabi yazısı ile de.... bilgilerinin sanığa ait bilgisayara ait olduğunun bildirildiği, kredi kullanımından hemen önce banka müşterisinin sistemde kayıtlı ... nolu cep telefonunun ... olarak değiştirildiği, bu değişikliğe ilişkin 04.03.2016 tarihli Müşteri Bilgi Değişiklik Formu ile 10.03.2016 tarihli EFT Formu'nun sanık tarafından doldurulduğu ve "huzurumda imzalanmıştır" kaşesi ile paraflandığı, sanığın ... adına yapılan işlem yönünden atılı suçu işlediği anlaşılmakla mahkûmiyet hükmü yerine yetersiz ve yasal olmayan gerekçelerle beraatine karar verilmesi, ... yönünden ise; 17.000,00 TL EFT işleminin yapıldığı hesap sahibi.... araştırılıp baz ve HTS kayıtları istenerek sanığa ait telefon numarası ile olay yerinde ve aynı baz istasyonunda sinyal alıp almadıkları aralarında görüşme bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 30.01.2024 tarihli ve 2023/1417 Esas, 2024/247 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesinin (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.03.2026 tarihinde karar verildi.