Danıştay 12. Dairesi, anonim mektupla iddialarda bulunan TBMM hukuk müşavirinin, hakkında verilen devlet memurluğundan çıkarma cezasının iptali istemini reddederek istinaf kararını onadı.
Özet: Danıştay, eski görev yerindeki haksız işlemleri içeren, amirleri küçük düşürücü nitelikte ve sahte isimle gönderilmiş bir mektup nedeniyle "devlet memurluğundan çıkarma" cezasıyla görevine son verilen hukuk müşavirinin cezanın iptali istemini reddeden alt mahkeme kararlarını onamış; davacının eylemi ile verilen ceza arasında orantısızlık olduğu ve kararın gerekçesiz olduğu iddialarına karşılık, aynı eylem nedeniyle iftira suçundan ceza kovuşturmasına uğrayıp hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmasını da göz önünde bulundurarak, memuriyetle bağdaşmayacak nitelikteki eylemin sabit olduğuna hükmetmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YONİKİNCİ DAİREEsas No : 2022/4759Karar No : 2025/945 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) :... Başkanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığında hukuk müşaviri olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin T.B.M.M. Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararının iptali ile özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; davacı hakkında, daha önce amir pozisyonunda çalıştığı kurumda meydana gelen haksız ve hukuka aykırı işlemleri "..." adıyla yazdığı bir mektupla T.B.M.M. Başkanlığına gönderdiğinden bahisle yürütülen soruşturma sonucu hazırlanan 09/12/2019 tarihli soruşturma raporu kapsamında; söz konusu mektupta adı geçenlerin küçük düşürüldüğü ve töhmet altında bırakıldığı ve bu kişiler hakkında idari inceleme başlatılmasına sebep olduğu belirtilerek getirilen teklif doğrultusunda Devlet memurluğundan çıkarma ile cezalandırılmasına dair işlemin tesis edildiği, söz konusu mektupta bahsedilen şahıslara isnat edilen fiiller bakımından yapılan incelemede adı geçen kişiler hakkında disiplin soruşturması açılmasına gerek olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, ayrıca davacı tarafından söz konusu iddialar ile ilgili bizzat kendi tarafından yetkili makamlara bildirimde bulunulmayarak farklı bir isimle tarihsiz bir dilekçe ile bu iddiaların öne sürüldüğü dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İdare Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi kararlarının gerekçesiz olduğu, cezaya konu edilen eylemin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareket olarak nitelemesinin nasıl yapıldığının açıklanmadığı, yine eylem ile verilen ceza arasında orantı olması gerektiği, takdir belgesi bulunduğu halde bir alt derece ceza verilmemesinin gerekçelendirilmediği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacının eyleminin sabit olduğu, aynı fiilleri nedeniyle görülen ceza kovuşturması sonunda iftira suçunu işlediğinden bahisle hakkında hapis cezası verilip hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verildiği ileri sürülerek, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ :... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME :Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1. Davacının temyiz isteminin reddine,2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ...İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 24/02/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY :657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak." Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.Bununla birlikte, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesi birinci fıkrasının (A) bendinin (d) alt bendinde, "Usulsüz müracaat veya şikâyette bulunmak" eyleminin uyarma cezasını gerektirdiği; (B) bendinin (d) alt bendinde, "Hizmet dışında devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak"; (l) alt bendinde ise, "Kurumların huzur, sükûn ve çalışma düzenini bozmak" eylemlerinin kınama cezasını gerektirdiği hükme bağlanmıştır.Disiplin hukukunda, disipline konu eylemler ile yaptırımlar arasında adil bir dengenin gözetilmesi hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Eylem ile yaptırım arasında bulunması gereken adil denge “ölçülülük ilkesi” olarak da adlandırılmakta ve bu ilkenin alt ilkelerini de elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık ilkeleri oluşturmaktadır. “Elverişlilik ilkesi”, öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “zorunluluk ilkesi” öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç bakımından zorunlu olmasını ve “orantılılık ilkesi” ise, öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken orantıyı ifade etmektedir.İdarelerin, kamu görevlileri hakkında disiplin cezasını tayin ve takdir ederken, suç ve ceza arasındaki hassas dengeyi gözetmesi gerekmektedir. Disiplin cezası vermeye yetkili olan organlar, mevzuata bağlı kalmakla birlikte, evrensel hukuk normlarından olan ölçülülüğün alt ilkeleri olan elverişlilik, gereklilik ve orantılılık unsurlarını da göz önünde bulundurmalıdır. Dava dosyasının incelenmesinden; TBMM. Başkanlığında Başkan Başmüşaviri iken Hukuk Hizmetleri Başkanlığına hukuk müşaviri olarak atanmış olan davacı tarafından, daha önce amir pozisyonunda çalıştığı kurumda meydana gelen haksız ve hukuka aykırı işlemleri ... adıyla yazdığı bir mektupla TBMM Başkanlığına gönderdiğinden bahisle, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrası (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca devlet memurluğundan çıkarıldığı anlaşılmaktadır.Bu durumda; davacıya isnat edilen eylemin, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrası (E) bendinin (g) alt bendi bendinde yer alan "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak." hükmüne uyduğundan bahisle "Devlet memurluğundan çıkarma cezası" ile cezalandırılmasında, ölçülülük ilkesi kapsamında adil bir dengenin bulunmadığı, nitekim Kanun'da davacının eylemine uyan fiillere karşılık çok daha düşük ağırlıkta olan uyarma veya kınama cezalarının öngörüldüğü, sonucuna varıldığından, Kanun'un 125/E-g maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde ve davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığından, aksi yöndeki karara katılmıyoruz.