Boğaziçi Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Yüksekokulunun kapatılıp Yönetim Bilimleri Fakültesi kurulmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararının iptali davasında iddia ve savunmaların değerlendirilmesi.
Özet: Boğaziçi Üniversitesinde Uygulamalı Bilimler Yüksekokulunun kapatılarak Yönetim Bilimleri Fakültesi kurulmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararının iptali istemli davada, davacılar kararın yasal yetki aşımı, usul ihlalleri, kamu yararına aykırılık ve gerekli planlama eksikliği gerekçeleriyle hukuka aykırı olduğunu iddia etmekte; davalı idareler ise kararın, üniversite senato kararı, ilgili kanunlar ve akademik gelişim, araştırma olanakları, öğrenci mağduriyeti ve uluslararası standartlara uygunluk gibi gerekçelerle tesis edildiğini savunarak hukuka uygun olduğunu belirtmektedirler.

T.C.
D A N I Ş T A YSEKİZİNCİ DAİREEsas No : 2022/6444Karar No : 2025/10570DAVACI : 1- ... 2- ... ... 7- ... 8- ... VEKİLİ : Av. ...DAVALILAR : 1- ...VEKİLİ : Av. ... 2- ... BaşkanlığıVEKİLİ : Av. ...DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL : ... ÜniversitesiVEKİLİ : Av. ...DAVANIN KONUSU : Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu'nun kapatılarak, Yönetim Bilimleri Fakültesi'nin kurulmasına ilişkin 04/08/2022 tarihli ve 31913 sayılı Resmî Gazete‘de yayımlanan, 5919 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istenilmektedir.DAVACILARIN İDDİALARI :2021 yılında üniversite bünyesinde Hukuk ve İletişim Fakülteleri ile Veri Bilimleri ve Yapay Zeka Enstitüsü'nün kurulduğu, bu birimlere yapılan Dekan ve Müdür atamalarının Rektör lehine üniversitenin üst yönetim kadrolarındaki oy dengesini, toplantı ve karar alma usullerini, atama yükseltme kriterlerini değiştirdiği, liyakate dayalı kadro planlarının esnetildiği, öğretim elemanlarının görevlerine son verildiği, dava konusu Fakültenin kurulmasında herhangi bir planlama yapılmadığı; dava konusu işlemde yetki gaspı bulunduğu,2547 sayılı Kanun m.5/f uyarınca fakülte ve yüksekokulların kanunla kurulacağının düzenlendiği, 2809 sayılı Kanun Ek 30. madde dayanak gösterilerek dava konusu Fakültenin kurulduğu, yetkide ve usulde paralellik ilkesinin ihlal edildiği, bir fakültenin kurulması teklifinin Millî Eğitim Bakanlığına sunulmasına ilişkin yasal düzenleme bulunduğu, 2809 sayılı Kanun'un Ek 30. maddesinde yer alan yetkinin kullanılmasından önce bir takım hazırlık işlemlerinin yapılmasının da kanuni zorunluluk olduğu, bu işlemler ve kamu yararı gözetilmeksizin işlem tesis edildiği, ... tarih ve ... sayılı Senato Kararıyla Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu'nun dönüşümüne ilişkin seçeneklerin tartışıldığı, Fakülteye dönüşüm ya da İktisadi İdari Bilimler Fakültesi ile birleştirilmesi teklifinin çoğunluk sağlanamadığından başkaca dönüşüm şekillerinin değerlendirilmesine karar verildiği; ... tarih ve ... sayılı Senato toplantısında dava konusu Yüksekokulun Fakülteye dönüşümüne dair kararın önerildiği, kararın ise ... tarih ve ... sayılı Senato toplantısında alındığı, arada çok kısa bir süre bulunduğu, Boğaziçi Üniversitesi Kurullarında Toplantı ve Usul ve Esaslarına göre gündem maddesinin 48 saatten az bir süre önce Senato üyelerine gönderildiği, toplantının “Zoom” programı üzerinden yapıldığı, usul eksikliğine ilişkin itirazların değerlendirilmediği, idarenin takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanması gerektiği, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata aykırı tesis edildiği iddia edilmektedir.DAVALI İDARELERİN SAVUNMASI :1- ...'NIN SAVUNMASI: Usule ilişkin davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği; esasa ilişkin ise Boğaziçi Üniversitesi Senatosunun ... tarih ve ... sayılı toplantısında; "Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu''nun "Yönetim Bilimleri Fakültesine" dönüştürülmesi yönünde karar alındığı, Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı yazısıyla söz konusu talebin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirildiği, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı kararı ile teklifin uygun bulunması üzerine 2547 sayılı Kanun’un 7/d-2 ve 2809 sayılı Kanun’un Ek 30. maddesi uyarınca ... tarih ve ... sayılı yazı ile Cumhurbaşkanlığı makamına arz edildiği, 04/08/2022 tarih ve 31913 sayılı Resmi Gazete'de 5919 sayılı dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın yayımlandığı; devlet üniversiteleri içerisinde üst düzey araştırma üniversiteleri bünyesinde Boğaziçi Üniversitesi dışında hiçbir üniversitede yüksekokulun kalmadığı, Uygulamalı Bilimler Yüksekokulunun lisans eğitim faaliyeti yanı sıra yüksek lisans ve doktora seviyesinde de programlar içerdiği, bu faaliyetlerin araştırma görevlisi kadrosu olmaksızın yerine getirildiği, henüz fakülteleşmemiş olmasından kaynaklı araştırma görevlisi kadrosunun yokluğunun yanında, öğrencilerin diğer birimlerden ders alımlarında karşılaştıkları çeşitli kısıtlamalar, nitelikli öğretim üyesi alımındaki zorlukların, yüksekokul kurulduğundan beri devam ettiği, yüksekokula giren öğrencilerin fakültelere giren öğrenciler ile aynı puan türünden sınav girmesine, eğitim süreci aynı olmasına ve 4 yıllık eğitim almalarına karşın diplomaların "fakülte" ve “yüksekokul” olmak ayrıştığı, bu durumun mezunlar ve iş dünyası nezdinde anlaşılamadığı, üniversitenin imajını olumsuz etkilediği; 2547 sayılı Kanun m.7/d-2 ve 2809 sayılı Kanun Ek 30. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanına kanunla tanına yetki kapsamında tesis edilen işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu savunulmaktadır.2- ... BAŞKANLIĞI'NIN SAVUNMASI: Usule ilişkin; davanın süre aşımı ve menfaat ihlali yönünden reddi gerektiği; esasa ilişkin ise davacının yükseköğretim kurumlarının tüzel kişilik kazanması ve kuruluşu ile sonrasında, yani tüzel kişilik kazanmış ve kurulmuş yükseköğretim kurumu bünyesinde fakülte ve diğer akademik birim açılması sürecinin aynı hükümlere tabii olmadığı, kanunla kuruluş (tüzel kişilik kazanma) şartı, Anayasa ve 2547 sayılı Kanun’un “Ana ilkeler” başlıklı 5.maddesinin (f) bendinde düzenlenmişken; üniversite tüzel kişilik kazandıktan sonra bünyesine yeni fakülte eklenmesi aynı Kanun’un “Yükseköğretim Kurulunun Görevleri” başlıklı 7.maddesinin (d) bendinde düzenlendiği; 700 sayılı KHK ile “Bakanlar Kurulu, Yükseköğretim Kurulu ve Milli Eğitim Bakanlığının önerisi” ibaresinin “Cumhurbaşkanı” olarak değiştirildiği, bu durumda dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. 3- DAVALI İDARELER YANINDA MÜDAHİL ... ÜNİVERSİTESİ'NİN SAVUNMASI: Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu'nun Fakülteye dönüştürülmesi ile akademik anlamda etkinlik ve verimliliğinin artacağı, Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümünün çok yüksek puanla öğrenci aldığı, bu bölüme kaydolan öğrencilerin eğitimlerini fakülte altında almaları, yürütülen araştırma faaliyetlerine katılarak kendilerini teorik ve pratik anlamda geliştirmeleri ile kamu yararının sağlanacağı belirtilmektedir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Dava konusu kararın tesis edilmesinden önce, yürütülmesi gereken hukuki sürecin bir parçası olarak, üniversitenin akademik karar organı olan Üniversite Senatosu tarafından 2547 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca değerlendirmeler yapılması ve karar verilmesi, Senato tarafından konunun tüm yönleri ile tartışılması için komisyonlar kurulması, akademik birimlerden görüş toplaması ve raporlama yapılması gerektiği, izlenecek bu sürecin kurulacak fakültelerin alacağı biçimin üniversitenin vizyon ve misyonuyla uyumlu olması, üniversite işleyişinin aksamaması, eğitim öğretim kalitesinin korunması ve yeni kurulacak fakültelerin başarıya ulaşması için gerekli olduğu; 2547 sayılı Kanun'un 7/d-2 maddesi uyarınca Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından bir üniversite içinde fakülte, enstitü ve yüksekokul açılması, birleştirilmesi veya kapatılması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversiteden gelecek önerilere dayalı kararlar almak ve gereği için Milli Eğitim Bakanlığına sunması gerektiği hükmünde belirtilen usul işletilmeksizin karar alındığı anlaşılmaktadır.Bu bakımdan; Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından, dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturacak ve sebep unsurunun üniversitelerin sahip olduğu bilimsel özerklik çerçevesinde temellendirilmesini sağlayacak bir süreç işletilmeden tesis edildiği anlaşılan dava konusu kararın, Anayasa'nın 130. maddesinde amir olarak kurala bağlanan bilimsel özerklik ilkesine, 2547 sayılı Kanun'un 7/d, 13, 14. maddelerine, kamu yararı ve akademik hizmet gereklerine aykırı olduğundan iptal edilmesi gerektiği düşünülmektedir.DANIŞTAY SAVCISI : ...DÜŞÜNCESİ : Dava, Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu'nun kapatılması ile Yönetim Bilimleri Fakültesi'nin kurulmasına ilişkin 04/08/2022 tarihli ve 31913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 5919 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 4. fıkrasında, "Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez." hükmü, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 2. fıkrasında ise, "İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler." kuralı yer almıştır.Anayasa'nın 125. maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesinde ve 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde de açıkça ifade edildiği gibi idari işlemler üzerindeki yargısal denetim bu işlemlerin hukuka uygunluğunun saptanmasıyla sınırlıdır. İdarenin takdir yetkisinin denetimine yargı organları yönünden getirilen ve idari işlemlerin yalnızca hukuka uygunluk açısından denetlenebilecekleri biçiminde ifade edilen kural aynı zamanda idarenin takdir yetkisinin kullanılmasında uyması gereken sınırları da koymuş olmaktadır.Kamu gücünü kullanan idarelere, yaptıkları düzenlemelerde takdir yetkisi tanınmakla birlikte, bu yetkinin sınırsız kullanımı da söz konusu değildir. İdareler; eşitlik, kamu yararı, hizmet gerekleri, hak ve nesafet ilkelerine göre takdir yetkisini kullanmakla yükümlüdürler.Kamu yararı kavramı, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturmakta, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşımakta olup bu kavram genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir. İdari faaliyetlerin temel ve ortak amacı kamu yararını gerçekleştirmektir. İdarenin bu amacı sağlamak için yapacağı işlem ve eylemlerin türünü, zamanını ve yöntemini belirlemekte sahip bulunduğu takdir yetkisinin sınırsız olmadığı ve yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden yargı denetimine tabi bulunduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu'nun Ek 30. maddesinin; "Cumhurbaşkanı üniversitelere bağlı olarak fakülte, enstitü ve yüksekokul kurmaya; bu birimlerle ilgili olarak birleştirmeye, kapatmaya, bağlantı ve isim değişikliği yapmaya yetkilidir." şeklinde ifade edilen bu hükmüyle Cumhurbaşkanına fakülte kurma konusunda yetki verilmiş olduğundan, dava konusu işlemde yetki unsuru yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Dava konusu işlemin şekil (usul) ve amaç unsurları yönünden incelemesine gelince:Öğretide şekil unsuru içerisinde usul unsuru da anlatılır. İdari usul kuralları; bir işlemin nasıl yapılması ile ilgili kurallar olup, bir idari işlemin tesisinde hangi şekle uyulacağının Anayasa, yasa, tüzük veya yönetmelikçe belirlenmiş olması durumunda, işlemin bu şekle uygun olarak tesis edilmesi idare yönünden zorunludur. İdari işlemlerde şekil, işlemin hukuken geçerlik kazanmasının önemli ögelerinden birisini oluşturmakla birlikte, bir idari işlemin tesisinde, yasanın, düzenleyici tasarrufların veya yerleşmiş içtihatların öngördüğü koşullara uyulmamış olması o işlemi hükümsüz kılabilmekte veya iptaline neden olabilmektedir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 130. maddesinin 1. fıkrasında; "Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur." hükmü yer almaktadır. 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 35. maddesinde, "Yüksek ögretimin amaç ve görevleri, milli eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak,1. Öğrencileri ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda yurdumuzun bilim politikasına ve toplumun yüksek seviyede ve çeşitli kademelerdeki insan gücü ihtiyaçlarına göre yetiştirmek;2. Çeşitli kademelerde bilimsel öğretim yapmak;3. Yurdumuzu ilgilendirenler başta olmak üzere, bütün bilimsel, teknik ve kültürel sorunları çözmek için bilimleri genişletip derinleştirecek inceleme ve araştırmalarda bulunmak;4. Yurdumuzun türlü yönde ilerleme ve gelişmesini ilgilendiren bütün sorunları, Hükümet ve kurumlarla da elbirliği etmek suretiyle öğretim ve araştırma konusu yaparak sonuçlarını toplumun yararlanmasına sunmak ve Hükümetçe istenecek inceleme ve araştırmaları sonuçlandırarak düşüncelerini bildirmek;5. Araştırma ve incelemelerinin sonuçlarını gösteren, bilim ve tekniğin ilerlemesini sağlayan her türlü yayınları yapmak;6. Türk toplumunun genel seviyesini yükseltici ve kamu oyunu aydınlatıcı bilim verilerini sözle, yazı ile halka yaymak ve yaygın eğitim hizmetlerinde bulunmaktır." hükmüne, 36. maddesinde ise; "Yükseköğretim kurumları şunlardır:1. Üniversiteler,2. Fakülteler,3. Enstitüler,4. Yüksekokullar,5. Konservatuvarlar,6. Meslek yüksekokulları7. Uygulama ve araştırma merkezleri,Yükseköğretim kurumlarının amaçları, açılış, kuruluş ve işleyişleri ile öğretim elemanlarına ilişkin esaslar ve yükseköğretim kurumları ile ilgili diğer hususlar, özel kanunlarında belirlenir." hükmüne, 39. maddesinde ise; "Yüksek öğretimde, öğretim elemanlarından, tesislerden ve öğrencinin zamanından en verimli bir şekilde yararlanmayı mümkün kılacak ve çeşitli bölgelerdeki yüksek öğretim kurumlarının dengeli bir şekilde gelişmesini sağlayacak tedbirler alınır; yüksek öğretimin bütününü kapsayan ve orta öğretimle ilgisini sağlayan bir planlama düzeni kurulur.", hükmüne yer verilmiştir. Ayrıca, "2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile Bakanlığa verilmiş olan görev ve sorumlulukları yerine getirmek", Milli Eğitim Bakanlığı Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Öte yandan, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Ana İlkeler" başlıklı 5. maddesinin (h) bendinde, "Yükseköğretim kurumlarının geliştirilmesi, verimlerinin artırılması, genişletilmesi ve bütün yurda yaygınlaştırılması amacına yönelik olarak yenilerinin açılması, öğretim elemanlarının yurt içinde ve dışında yetiştirilmeleri ve görevlendirilmeleri, üretim-insangücü-eğitim unsurları arasında dengenin sağlanması, yükseköğretime ayrılan kaynakların ve ihtisas gücünün dağılımı, milli eğitim politikası ve kalkınma planları ilke ve hedefleri doğrultusunda ülke, çevre ve uygulama alanı ihtiyaçlarının karşılanması, örgün, yaygın, sürekli ve açık eğitim - öğretimi de kapsayacak şekilde planlanır ve gerçekleştirilir." hükmü, yine aynı Kanunun "Yükseköğretim Kurulunun görevleri" başlıklı 7. maddesinin (d) bendinde ise, "Devlet kalkınma planlarının ilke ve hedefleri doğrultusunda ve yükseköğretim planlaması çerçevesi içinde; (1) Mülga (2) Bir üniversite içinde fakülte, enstitü ve yüksekokul açılmasına, birleştirilmesi veya kapatılması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek önerilere dayalı kararlar almak ve gereği için Milli Eğitim Bakanlığına sunmak" hükmü yer almaktadır. Anılan Yasanın bu iki kuralının birlikte incelenmesinden; Yükseköğretim Kurulunun fakülte açma ve kapatmaya esasen yetkisi bulunmadığı, bu konuda gelen tekliflerle ilgili kararlarını gereği yapılmak üzere Milli Eğitim Bakanlığına sunmakla yetinebileceği, diğer bir ifadeyle fakülte kurulması isteminin ilgili üniversitenin önerisiyle başlatılan zincirleme nitelikte bir işlem olduğu, Cumhurbaşkanının fakülte kurulması yönündeki yetkisini kullanmasının ise idari işlemin tamamlanmasında son nokta olduğu kuşkusuzdur. Dosyanın incelenmesinden, Bogaziçi Üniversitesi Senatosu'nun ... tarih ve ... sayılı toplantısında; "Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu''nun "Yönetim Bilimleri Fakültesi" ne dönüştürülmesi yönünde karar alındığı, Bogaziçi Üniversitesi Rektörlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı yazısıyla söz konusu talebin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirildiği, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı kararı ile teklifin uygun bulunması üzerine 2547 sayılı Yasa'nın 7/d-2 ve 'Ek 39) maddeleri ve 2809 sayılı Yasa'nın Ek 30. maddesi uyarınca 5919 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 04/08/2022 tarih ve 31913 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan dava konusu işlemin tamamlandığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta Davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından, "Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu''nun "Yönetim Bilimleri Fakültesi" ne dönüştürülmesi için; 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca, Milli Eğitim Bakanlığı'na verilen görevlerin yerine getirilmesi için konunun gereğinin yapılmasını temin etmek üzere Milli eğitim Bakanlığı'na teklifin sunulması gerekirken, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 7. maddesinin (d) bendinde belirtilen usule uyulmadığı, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca; Boğaziçi Senatosunda alınan karar gerekçeleri yeterli görülerek konuyla ilgili herhangi bir akademik ve bilimsel değerlendirme ve planlama yapılmadan tesis edilen ve akademik ve bilimsel gerekliliklere uymayan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, müdahale isteminde bulunan Boğaziçi Üniversitesi'nin bakılmakta olan davanın sonucundan etkilenecek olduğu anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca davalı idareler yanında davaya müdahale istemi kabul edilerek, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ SÜREÇ : Dava; Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu'nun kapatılarak, Yönetim Bilimleri Fakültesi'nin kurulmasına ilişkin 04/08/2022 tarihli ve 31913 sayılı Resmî Gazete‘de yayımlanan, 5919 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istemiyle açılmıştır.İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları kabul edilmeyerek işin esası incelenmiştir. ESAS YÖNÜNDEN: İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın ''Görev ve Yetkileri'' başlığını taşıyan 104. maddenin 17. fıkrasında; ''Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez. Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir.'' kuralı; ''Yükseköğretim kurumları'' başlığını taşıyan 130. maddesinin 1. fıkrasında; ''Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur.'' aynı maddenin 9. fıkrasında; ''Yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve organları ile işleyişleri ve bunların seçimleri, görev, yetki ve sorumlulukları üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usulleri, öğretim elemanlarının görevleri, unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri, öğretim elemanı yetiştirme, üniversitelerin ve öğretim elemanlarının kamu kuruluşları ve diğer kurumlar ile ilişkileri, öğretim düzeyleri ve süreleri, yükseköğretime giriş, devam ve alınacak harçlar, Devletin yapacağı yardımlar ile ilgili ilkeler, disiplin ve ceza işleri, mali işler, özlük hakları, öğretim elemanlarının uyacakları koşullar, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim elemanlarının görevlendirilmesi, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesi, Yükseköğretim kuruluna ve üniversitelere Devletin sağladığı mali kaynakların kullanılması kanunla düzenlenir.'' kuralı; ''Yükseköğretim üst kuruluşları'' başlığını taşıyan 131. maddesinde; ''Yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim - öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile Yükseköğretim Kurulu kurulur.'' kuralı yer almıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ''Ana ilkeler'' başlığını taşıyan 5. maddesinin (f) bendinde; ''(Değişik: 3/4/1991 - 3708/2 md.) Üniversiteler ile yüksek teknoloji enstitüleri ve bunlar içindeki fakülte, enstitü ve yüksekokullar, Cumhurbaşkanınca yapılan yükseköğretim planlaması çerçevesinde (…) kanunla kurulur.'' kuralı yer almıştır. Aynı Kanun'un ''Yükseköğretim Kurulunun görevleri'' başlığını taşıyan 7. maddesinde Yükseköğretim Kurulunun görevleri düzenlenmiş olup; (d) bendinin 2. fıkrasında, ''Bir üniversite içinde fakülte, enstitü ve yüksekokul açılmasına, birleştirilmesi veya kapatılması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek önerilere dayalı kararlar almak ve gereği için Milli Eğitim Bakanlığına sunmak,'' bu görevler arasında yer almıştır.2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu'nun ''Esaslar'' başlığını taşıyan 3. maddesinde; ''Üniversite; fakülte, enstitü, yüksekokul, konservatuvar, meslek yüksekokulu, araştırma ve uygulama merkezi ve benzeri birimlerden oluşur. Bir üniversitede;a) (Mülga: 30/1/2008-5733/1 md.)b) Fen, edebiyat, eğitim, eğitim bilimleri, iktisadi ve idari bilimler, hukuk, tıp, diş hekimliği, eczacılık, veteriner, mühendislik, mimarlık, ziraat, orman, ilahiyat ve güzel sanatlar fakülteleri veya bunların iki ya da daha fazlasının birlikte teşkil edeceği fakülteler ile ihtiyaca göre kurulacak diğer fakülteler;c) Rektörlüğe bağlı; fen ve teknik alanlarla ilgili fen bilimleri; edebiyat, sanat, sosyal ve iktisadi bilim alanlarıyla ilgili sosyal bilimler; temel tıp, diş hekimliği, eczacılık, veteriner ve diğer sağlık alanlarıyla ilgili sağlık bilimleri enstitüleri ile bu Kanunda belirlenen rektörlüğe veya fakültelere bağlı diğer enstitüler;d) Belirli bir meslek alanında, ön lisans veya lisans düzeyinde eleman yetiştiren yüksekokullar;e) Bir yüksekokul olan ve buna bağlı hazırlayıcı birimlerden oluşan konservatuvarlar;f) Ön lisans düzeyinde ara insangücü yetiştiren meslek yüksekokulları;g) Belirli bilimsel ve teknolojik alanlarda araştırma ve uygulama yapmakla yükümlü araştırma, uygulama merkezleri;bulunabilir. Ancak bir üniversitede en az üç fakültenin bulunması zorunludur.Bu maddede belirtilen fakülte, enstitü, yüksekokul, konservatuvar, meslek yüksekokulu, araştırma ve uygulama merkezlerinin alt birimlerinin, anabilim dalı, anasanat dalı ve diğer ünitelerin teşkili, birleştirilmesi, kaldırılması ve işleyişi 2547 sayılı Kanunun 7 nci maddesi uyarınca Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir.Bilim dalı ve sanat dalı kurulması ve kadırılmasıyla ilgili düzenlemeler 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun esaslarına uygun olarak ve Yükseköğretim Kurulunun olumlu görüşü alınarak, üniversitelerin senatoları tarafından yapılır.'' kuralı; ''Boğaziçi Üniversitesi''(1) başlığını taşıyan 13. maddesinde; ''Boğaziçi Üniversitesi;a) Rektörlüğe bağlı Mühendislik Fakültesinden;b) Rektörlüğe bağlı olarak yeni kurulan Eğitim Fakültesinden;c) Temel Bilimler Fakültesinin adının değiştirilmesiyle oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Fen – Edebiyat Fakültesi, İdari Bilimler Fakültesinin adının değiştirilmesiyle oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi‘nden;d) Rektörlüğe bağlı olarak yeni kurulan Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü, Çevre Bilimleri Enstitüsü, Biyo – Medikal Mühendisliği Enstitüsü ile Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Kandilli Rasathanesinin adının değiştirilmesiyle oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü‘nden;e) Rektörlüğe bağlı Önlisans Yüksekokulunun adının değiştirilmesiyle oluşturulan Meslek Yüksekokulu ile Yabancı Diller Yüksekokulu‘ndan oluşur. –––––––––––(1) a) 14/11/1995 tarihli ve 95/7515 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Üniversiteye bağlı olarak Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu kurulmuştur. b) 23/9/1999 tarihli ve 99/13406 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Üniversiteye bağlı olarak Aydın Doğan İletişim Enstitüsü kurulmuştur. c) 27/8/2010 tarihli ve 2010/891 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Rektörlük bünyesinde yer alan Biyo-Medikal Mühendisliği Enstitüsünün adı Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü olarak değiştirilmiştir.ç) 6/2/2021 tarihli ve 31387 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 3519 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Rektörlüğe bağlı olarak İletişim Fakültesi ve Hukuk Fakültesi kurulmuştur.'' kuralı; Ek 30. maddesinde, ''(Ek: 3/7/1992-3837/25 md.; Değişik: 29/3/2001-4633/3 md.) Cumhurbaşkanı üniversitelere bağlı olarak fakülte, enstitü ve yüksekokul kurmaya; bu birimlerle ilgili olarak birleştirmeye, kapatmaya, bağlantı ve isim değişikliği yapmaya yetkilidir. Bağlantı değişikliği yapılan birimlere ait kadrolar, taşınmazlar ve demirbaşlar, bir başka işleme gerek kalmadan bağlanılan üniversiteye aktarılmış sayılır. '' kuralı yer almıştır.HUKUKİ DEĞERLENDİRME:İdarelerin; düzenleme yetkisine sahip olduğu alanlarda, çağın gereklerine ve toplumun ihtiyaçlarına göre işlem tesis etmeleri kamu hizmetinin gereğidir. Genel olarak kamu hizmetinin ve özelinde yükseköğretim hizmetinin nitelikli şekilde yürütülmesinde büyük bir öneme sahip olan üniversiteler, bilimsel özerkliğe ve kamu tüzelkişiliğine sahip yükseköğretim kurumlarıdır. Fakülte, enstitü gibi akademik birimlerden oluşan üniversitelerde, yüksek düzeyde eğitim - öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık faaliyetleri yürütülmesi asıl amaçtır. Bir üniversitede en az üç fakültenin bulunması zorunludur. Bununla birlikte, mevcut üniversitelerde yükseköğretim sistemimizin amaç ve hedefleri doğrultusunda, ihtiyaca göre yeni fakülteler kurulması mümkün kılınmıştır. Boğaziçi Üniversitesi Senatosu'nun ... tarih ve ... sayılı toplantısında; "Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu''nun "Yönetim Bilimleri Fakültesi" ne dönüştürülmesi yönünde karar alındığı, Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı yazısıyla söz konusu talebin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirildiği, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı kararı ile teklifin uygun bulunması üzerine 2547 sayılı Kanun'un 7/d-2 maddesi ve 2809 sayılı Kanun'un Ek 30. maddesi uyarınca 5919 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 04/08/2022 tarih ve 31913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu işlemin tamamlandığı anlaşılmaktadır. Davacılar tarafından, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 5/f maddesi ve Üniversitelerde Akademik Teşkilat Yönetmeliği'nin 7. maddesinde fakültelerin kanunla kurulmasının emredici olarak kurala bağladığı, Cumhurbaşkanı Kararı ile fakülte kurulamayacağı, Cumhurbaşkanı Kararı ile fakülte kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı ileri sürmüştür. Buna karşın, 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu'na 03/07/1992 tarih ve 3837 sayılı Kanun ile eklenen Ek 30. madde uyarınca Bakanlar Kuruluna tanınan, üniversitelere bağlı olarak fakülte kurma yetkisinin, Anayasa değişikliğine uyum sürecinde 700 sayılı KHK ile yapılan değişikliklikle Cumhurbaşkanına tanındığı, 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu'nun Ek 30. maddesinin Cumhurbaşkanı Kararı ile üniversitelere bağlı olarak fakülte kurulmasının yasal dayanağını teşkil ettiği anlaşıldığından, bu iddiaya itibar edilmemiştir. Ayrıca, davacılar tarafından, 2547 sayılı Kanun'un 14. maddesi gereği, üniversitenin bütününü ilgilendiren hususlarda görüş oluşturmanın Üniversite Senatosunun görevi olduğu, Senato kararının usule ve mevzuatta aykırılıklar içerdiği, Üniversite Senatosu tarafından konunun tüm yönleri ile tartışılması için komisyonlar kurulması, akademik birimlerden görüş toplaması ve raporlama yapılması gerektiği, izlenecek bu sürecin kurulacak fakültelerin alacağı biçimin üniversitenin vizyon ve misyonuyla uyumlu olması, üniversite işleyişinin aksamaması, eğitim öğretim kalitesinin korunması ve yeni kurulacak fakültelerin başarıya ulaşması için gerekli olduğu, yeni fakülte kurulması için izlenmesi gereken yol izlenmeden, gerekli hazırlıklar yapılmadan, kadro oluşturulmadan ve alt yapı sağlanmadan tesis edilen dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu; öte yandan 2547 sayılı Kanun'un 7/d-2 maddesi uyarınca Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından önerilere dayalı kararlar almak ve gereği için Milli Eğitim Bakanlığına sunmak ibaresi yönünden de usule uygun karar verilmediği öne sürülmüştür. Buna karşın; Anayasanın 130. maddesine dayanılarak ihdas edilen 2547 sayılı Yükseköğretim Kanun'un 7/d maddesi uyarınca Yükseköğretim Kurulunun, bir üniversite içinde fakülte, enstitü ve yüksekokul açılması, birleştirilmesi veya kapatılması yönünde doğrudan veya üniversitelerden gelecek önerilere dayalı kararlar alma yetkisinin bulunduğu tartışmasızdır. Bu bakımdan; Yükseköğretim Genel Kurulu'nun 18/07/2022 tarihli toplantısında, kanun ile tanınan bu yetkinin kullanılması suretiyle, Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü'nün, 25/05/2022 tarih ve 67419 sayılı Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu'nun Yönetim Bilimleri Fakültesine dönüştürülmesi teklifi incelenmiş ve uygun bulunmuştur. Teklifin, 2547 sayılı Kanun'un 7/2 maddesi uyarınca Cumhurbaşkanlığı Makamına arz edilmesine karar verilmesi suretiyle Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak Yönetim Bilimleri Fakültesi kurulması için yasal düzenlemeler ile öngörülen hukuki süreç yerine getirilmiş ve dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak Yönetim Bilimleri Fakültesi kurulmuş olduğundan, bu iddialar yerinde görülmemiştir. Bununla birlikte; yükseköğretim kurumlarının amacı, yüksek düzeyde bilimsel çalışma ve araştırma yapmak suretiyle, bilgi ve teknoloji üreterek, bilim verilerini yaymak, ulusal alanda gelişme ve kalkınmaya destek olmak, evrensel ve çağdaş gelişmeye katkıda bulunmaktır. Bu çerçevede, dava dosyasının bir bütün olarak incelenmesinden, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın tesisinde, yüksekokula giren öğrencilerin fakültelere giren öğrenciler ile aynı puan türünden sınav girmesine, eğitim süreci aynı olmasına ve 4 yıllık eğitim almalarına karşın diplomaların 'fakülte' ve 'yüksekokul' olmak ayrıştığı, bu durumun önüne geçilmesi amacının taşındığı anlaşıldığından, kamu yararı ve akademik hizmet gereklerine aykırılık bulunmamıştır.Bu bağlamda; 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu'nun Ek 30. maddesi ile tanınan yetkinin kullanılması suretiyle Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak, Yönetim Bilimleri Fakültesi kurulmasına ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın Anayasa'nın 130. maddesine ve yükseköğretim mevzuatımızın temel ilke ve gerekleri ile kamu yararına uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;1. DAVANIN REDDİNE,2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/12/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY :(X) - 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde iptal davası; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı oldukları ileri sürülen idari işlemlerin iptalleri amacıyla menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan dava olarak tanımlanmıştır.Hukuk devletinin özünü; devletin hukuka bağlılığı, devlet organlarının hukukun içinde kalarak işlem ve eylemler yapması oluşturmaktadır. Anayasal bir ilke olarak, devletin tüm faaliyetlerinin yargısal denetime açık olması hukuk devletinin vazgeçilmez bir niteliği olup; yargı denetimi, hukuk devleti ilkesinin en önemli unsurlarından biri konumundadır. Bununla birlikte bir idari işlemin yargı denetimine tabi tutulması için yapılacak başvurular belirli usuli koşullara tabidir. Bu bağlamda bir idari işlemden dolayı iptal davası açılabilmesi için iptali istenilen idari işlem ile davacı arasında bir menfaat ilişkisinin bulunması gerekir. İdari işlem ile davacı arasındaki bağı ve ilgiyi anlatan menfaat ilişkisi kavramından söz edilebilmesi için; gerek doktrin, gerekse içtihatlar, bu ilişkinin meşru, davacıyı etkileyecek bir biçimde kişisel ve güncel olması gerektiğinde birleşmektedirler.Nitekim, Anayasa Mahkemesi'nin 18/07/2018 tarih ve 2015/3690 başvuru numaralı kararında da; "2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer alan ve iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali" kavramı; idari makamlar tarafından gerçekleştirilen ancak bireyin menfaatini etkilemeyen, bir başka ifadeyle birey üzerinde herhangi bir hukuksal sonuç doğurmayan işlemlerin uyuşmazlık konusu yapılarak hem yargının hem de idarenin sürekli ve gereksiz bir biçimde meşgul edilip işleyemez hâle gelmesini engellemek, bu suretle gerek yargı hizmetinin gerekse idarenin asli görevi olan kamu hizmetlerinin hızlı, düzenli ve etkin biçimde yürütülmesini sağlamak düşüncesiyle davacı ile arasında menfaat bağı kurulamayan işlemlerden doğan uyuşmazlıkların esasının incelenmemesi maksadıyla idari yargıya ilişkin bir usul kuralı olarak düzenlenmiştir." ifadelerine yer verilerek sözü edilen usul kuralının düzenlenme amacı ortaya konulmuştur. Bu bağlamda sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları, her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliği ve ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurularak dava konusu işlemin davacının hukuki durumu üzerinde yaratabileceği etki ve sonuçlardan hareketle değerlendirilir.Uyuşmazlıkta, Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde çeşitli fakültelerde öğretim üyesi olarak görev yapan davacılar tarafından açılan davada, yukarıda bahsedilen mevzuat hükümleri gereğince dava konusu edilen Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu'nun kapatılarak, Yönetim Bilimleri Fakültesi'nin kurulmasına ilişkin 04/08/2022 tarihli ve 31913 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanan, 5919 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yönünden kişisel, güncel ve meşru menfaat bağının bulunmadığı, bu bakımdan subjektif ehliyet koşulu olan menfaat ihlalinin gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.Bu durumda, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği görüşü ile aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmamaktayım.