Danıştay, Boğaziçi Kanunu kapsamında ruhsata aykırı kapalı alan ilavesi kaynaklı imar para cezasının, cezaların şahsiliği ilkesi gereği önceki malik sorumluluğunda olduğuna karar verdi.
Özet: Bir taşınmazda ruhsata aykırı kapalı kullanım alanı ilavesi nedeniyle mevcut maliklere kesilen imar para cezasının iptali istemine ilişkin uyuşmazlıkta; mahkemeler, cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca ve bilirkişi raporları ile uydu görüntüleri doğrultusunda ana ruhsata aykırılığın taşınmazın mevcut malikler tarafından ediniminden önce eski malik tarafından yapıldığını tespit etmesi üzerine, cezanın fiilen yapıyı yapana kesilmesi gerektiği gerekçesiyle davacılar adına tesis edilen işlemin iptaline karar vermiştir.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2025/1003 E.  ,  2025/3044 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/1003
Karar No : 2025/3044
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- ...2- ...3- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Beşiktaş ilçesi, ... Mahallesi, ...Sokak No: ... adresinde tapunun ... ada, ... sayılı parseline kayıtlı taşınmaz üzerinde yer alan binanın ... numaralı bağımsız bölümünde, ruhsata aykırı kapalı kullanım alanı ilave edildiğinin ... tarih ve ... sayılı yapı tatil tutanağı ile tespit edildiğinden bahisle 2960 sayılı Boğaziçi Kanunun'un 13. maddesine istinaden 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 1.498.410,17-TL imar para cezası verilmesine ilişkin...... gün ve ...-... sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Encümeni kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesine göre verilecek olan para cezasının ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapıyı fiilen yapan ya da yaptıran kişi adına, bir başka ifade ile yapı sahibi adına verilmesi gerektiği, yapı sahibinin ise her zaman taşınmaz maliki ile aynı kişi olmasının zorunlu olmadığı, ruhsatsız yapıyı yapan kişinin taşınmaz malikinden farklı bir kişi olduğunun anlaşılması durumunda, taşınmaz maliki adına değil, yapıyı yapan adına para cezası verilmesi gerektiğine değinilerek, uyuşmazlığa konu dairenin davacılar tarafından 17/07/2006 satış yoluyla edinildiği, önceki malikin katılımıyla 1998 senesinde yapılan olağanüstü apartman genel kurulunda dava konusu dairede değişiklik yapılmasına karar verildiği ve alınan kararın apartman defterine işlendiği belirtilerek 20/08/1998 tarihli kat malikleri kurulu kararının dava dilekçesi ile dosyaya sunulduğu, söz konusu kat malikleri kurulu kararında, ... numaralı bağımsız bölümün malikinin dairenin eski sahibi tarafından çatı katı dairesinde yapılmış olan 50 m²lik çıkıntıyı içerecek biçimde yenileme çalışmaları yapmakta olduğu, bu yenilemenin daha önceden 50 m² büyütülmüş olan eski sınırlarını aşmayacağı, binanın mimari yapısına uymayacak hiçbir imalatta bulunulmayacağı ve çıkarılan malzemeden daha hafif malzeme kullanılmak suretiyle binanın yükünün hafifletileceği hususlarının kararlaştırıldığı, bilirkişi tarafından uydu fotoğrafları üzerinde yapılan incelemede, çekme katta bulunan ... numaralı bağımsız bölüme ait terastan ruhsat eki onaylı mimari proje hilafına kapalı kullanım alanı olarak bağımsız bölüme ilave edilen imalatın 2002 Nisan ayı öncesinde yapıldığı, 2019 Eylül ile 2020 Mart arasındaki zaman diliminde tadilat yapılarak çatı örtüsünün değiştirilmiş olduğu hususlarının belirlendiği, 13/11/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda, 2002 Nisan uydu fotoğrafında görülen açık gri çatı kaplamalı alanın 20/08/1998 tarihli kat malikleri kurulu kararında belirtilen 50 m²lik alan olduğu, onaylı mimari projede çekme kattaki 13. bağımsız bölümün 114 m² olarak planlandığı, 114 m² alan ile 50 m² toplandığında 164 m² alan hesaplandığı ve bu haliyle 2002 Nisan uydu fotoğrafı üzerinde yapılan ölçümle kat malikleri kurulu kararının birbirini teyit ettiği değerlendirmelerine yer verildiği hususları belirtilerek, ruhsata aykırılıkların, dairenin mülkiyetini satış yoluyla davacılara devreden eski malik tarafından yapıldığı sonucuna varıldığından bahisle dava konusu para cezasında, “cezaların şahsiliği ilkesi” açısından hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; "Davacılar tarafından ruhsata aykırılıkların taşınmazı satın almadan önce mevcut olduğunun iddia edildiği, 13.11.2023 havale tarihli bilirkişi ek raporunda da, dava konusu işleme dayanak 16/02/2022 tarihli yapı tatil tutanağında belirtilen taşınmazın özgün durumundaki yüzölçümü olan 114,00 m2'nin üzerinde olduğu ancak 164 m2 alanın dışındaki yere ilişkin olarak ise kesin bir belirleme yapılamadığı; öte yandan, 2002 Nisan uydu fotoğrafında görülen açık gri çatı kaplamalı alanın 20/08/1998 tarihli kat malikleri kurulu kararında belirtilen 50 m²lik alanla uyuştuğunun görüldüğü, dolayısıyla yapı tatil tutanağına ek olarak çizilen krokide, çekme kat planı üzerinde 124 m²lik ilave kapalı alanın tamamının davacılar tarafından yapıldığına ilişkin her türlü tereddüt ve şüpheyi ortadan kaldıracak bir belirleme bulunmadığı anlaşıldığı, bu durumda; cezaların şahsiliği ilkesi gereği ruhsatsız yapıyı yapanın açık olarak belirlenmesinden sonra yapıyı yapana para cezası verilmesi gerekirken, idarece gerekli araştırma yapılmadan taşınmazın işlem tarihinde sahibi olan davacılara para cezası verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı" sonucuna varılmıştır. Davalı idarenin istinaf başvurusunun belirtilen gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin usul ve hukuka uygun olduğu belirtilerek temyize konu İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 14/05/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.