Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin, tasfiye sürecindeki şirkette atıl kalan tasfiye memurunun azli ve geçici kayyım atanması talepli ihtiyati tedbir başvurusunun reddine dair istinaf kararı.
Özet: Şirket tasfiye sürecinde, mevcut tasfiye memurunun bir yılı aşkın süredir görevini yapmayarak süreci atıl bıraktığı, şirket malvarlığını koruma yükümlülüğünü ihlal ettiği ve davacının diğer ortaklarla husumeti nedeniyle tarafsızlığını yitirdiği iddialarıyla, yerine geçici kayyım veya bağımsız bir tasfiye memuru atanması talepli ihtiyati tedbir başvurusunun ilk derece mahkemesince "haklılık durumu tespit edilemediği" gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, davacının bu ara karara karşı yaptığı istinaf başvurusunda, hukuken gerekli yaklaşık ispat koşullarının oluştuğu ve telafisi güç zararların doğmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/1044 Esas 2026/905 Karar
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ21.HUKUK DAİRESİESAS NO : 2026/1044 KARAR NO : 2026/905TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ : 08/05/2026 (Ara Karar)NUMARASI : 2026/385 EsasDAVA TARİHİ : 08/05/2026TALEP : İhtiyati tedbirKARAR TARİHİ : 03/07/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 03/07/2026 Taraflar arasındaki yöneticilerin azli istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sırasında, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TALEP İhtiyati tedbir talep eden davacı talep dilekçesinde özetle; davalı şirketin 25/04/2025 tarihinde tasfiye sürecine girdiğini, davacının, davalı şirketin %16 oranında paya sahip olduğunu, davalı şirkete ortak olmayan ama davacı dışındaki ortakların öz kardeşi olan ...'in 25/04/2025 tarihinde tasfiye memuru olarak atandığını, aradan geçen 1 yıldan fazla süreye rağmen tasfiye sürecine ilişkin hiçbir somut ve etken işlem yapılmadığını, tasfiye sürecinin fiilen atıl bırakıldığını, davacının diğer ortaklar ... ve ... ile husumetli olduğunu, bu kişilerin atamış olduğu tasfiye memurunun davacının haklarını koruması ve tasfiye süresinde adil bir denge gözetmesinin hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, tasfiye memurunun şirket malvarlığını koruma ve özenle hareket etme yükümlülüğünü ihlal ettiğini, tasfiye memurunun görevine devam etmesi halinde şirket malvarlığının zarara uğramasına, delillerin kaybolmasına ve telafisi geç zararların doğacağını belirterek dava süresi boyunca şirkete HMK'nun 389. vd. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir mahiyetinde geçici olarak kayyım veya bağımsız bir tasfiye memuru atanmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece; bu aşamada haklılık durumu tespit edilemediğinden ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir talep eden davacı istinaf dilekçesinde özetle; yaklaşık ispat konusunda bir değerlendirme yapılması gerektiğini, talebin reddinin hatalı olduğunu, tasfiye memurunun azli yönünden gereken şartların ve haklı sebeplerin mevcut olduğunu, TTK 537/2 maddesi uyarınca pay sahibinin haklı nedenle tasfiye memurunun azlini talep etme hakkı bulunduğunu, davalı şirkete tasfiye memuru olarak atanan/ ortak olmayan ve diğer ortakların kardeşi olan ...'in, 25/04/2025 tarihinde tasfiye memuru olarak atandığını, ancak aradan geçen 1 yıllık sürede tasfiyeye ilişkin somut hiçbir işlem yapmadığını, süreci atıl bıraktığını, davacı ile diğer ortaklar arasında husumet bulunduğunu, tasfiye memurunun şirket mal varlığını koruma özenle hareket etme yükümüne aykırı davrandığını, 20 adet devre mülkün gerekli şartlar oluşmasına rağmen şirket adına geçirilmediğini, dava süresince tedbiren geçici olarak kayyım atanmasına veya bağımsız bir tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep, hukuki niteliği itibari ile ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. HMK'nın 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nın 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir. Somut olayda davacı yan, TTK 537/2 maddesi uyarınca haklı sebeplere dayalı tasfiye memurunun azli ile yerine yenisinin atanması istemiyle açtığı işbu davada, mahkeme tarafından, haklı sebeplerin varlığı nedeniyle yargılama süresince ihtiyati tedbir yoluyla azli istenen tasfiye memurunun görevden uzaklaştırılması ile yerine geçici olarak kayyım veya bağımsız bir tasfiye memuru atanmasını istemiş, mahkemece, tarafların haklılık durumu bu aşamada tespit edilemediğinden bir başka deyişle yaklaşık ispat koşulu bu aşamada gerçekleşmediğinden bahisle ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik yazılı şekilde karar verilmiş olup mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki ara kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 03/07/2026 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -