Danıştay 10. Daire, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği 7. maddesinin yeniden düzenlenmesi talepli davanın idari yargı yetkisini aşan nitelikte olması nedeniyle 2577 sayılı kanuna aykırılık gerekçesiyle dilekçe reddine karar verdi.
Özet: İdari yargının sadece mevcut idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunu denetleyebileceği, idareyi belirli bir işlemi tesis etmeye zorlayamayacağı veya idari işlem niteliğinde karar veremeyeceği genel prensibi doğrultusunda, bir yönetmelik maddesinin "yeniden düzenlenmesi" talebiyle açılan davanın, iptali istenen somut bir idari işlem bulunmaması ve yargıdan idari işlem tesisi mahiyetinde bir talepte bulunulması nedeniyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun dava dilekçesinde bulunması gereken şartları belirleyen 3. maddesine aykırı olduğu tespit edilmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YONUNCU DAİREEsas No : 2022/6516Karar No : 2025/2242 DAVACI : ...DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARADAVANIN_ÖZETİ : Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin 7. maddesinin yeniden düzenlenmesine karar verilmesi istenilmektedir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi uyarınca anılan Kanun'un 3. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü:2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasında, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar, idari dava türleri olarak sayılmış; 2. fıkrasında, idari yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu; idari mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacakları, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyecekleri hükümlerine yer verilmiş; 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği; ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı hususları düzenlenmiştir.Aynı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasında ise, dilekçelerin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve aynı Kanun'un 3 ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği hükme bağlanmış; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de, dilekçelerin, 3 ve 5. maddelere uygun olmadıklarının tespiti hâlinde, otuz gün içinde 3 ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenerek dava açılmak üzere reddedileceği hüküm altına alınmıştır.İdari yargıda menfaat ihlali ileri sürülerek bir veya birden fazla işlemin iptalinin istenebileceği gibi idarenin eylem ve işlemlerinden kaynaklandığı ileri sürülen zararların tazmin edilmesi istemiyle tam yargı davası da açılabileceği, öte yandan, idari yargıda, iptal ve tam yargı davaları dışında bir dava türünün yer almadığı, bu nedenle, mahkemelerce, idareyi belirli bir işlemi tesis etmeye, karar almaya zorlayacak şekilde yargılama yapılmasının ve idari işlem tesisi niteliğinde bir karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığı; ancak mevcut bir işlem üzerinden yargılama yapılarak bu işlemin iptal edilmesinin mümkün olduğu açıktır.Diğer taraftan, yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak mahkemelerce inceleme yapılması gerekmekte olup, talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur.Dava dilekçesi incelendiğinde; davacı tarafından, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin 7. maddesinin yeniden düzenlenmesine karar verilmesinin istenildiği, herhangi bir iptal istemine yer verilmediği anlaşılmış olup, bu haliyle, söz konusu talep yargı merciinden idari işlem tesisi niteliğinde karar verilmesinin istenilmesi mahiyetinde bir talep olduğundan ve idari yargı yerlerince idari işlem tesisi niteliğinde karar verilmesi mümkün bulunmadığından, dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Bu durumda, idari yargı yetkisinin sınırları içerisinde olmayan ve idari işlem veya eylem niteliğinde hüküm kurulması yönündeki istemler, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasında tanımlanan idari dava türleri ile 2. fıkrasında sınırları belirlenen idari yargı yetkisi kapsamında yer almadığından, 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle dava açılması gerekmektedir.KARAR SONUCU :Açıklanan nedenlerle;1) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde, yukarıda belirtilen hususlar netleştirilmek suretiyle imzalı iki nüsha dilekçe ile dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE,2) Aynı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrasına göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçede de aynı yanlışlıkların yapılması halinde davanın reddine karar verileceğinin davacının vasisine duyurulmasına,3) Davanın yenilenmesi hâlinde yeniden harç alınmamasına, davanın yenilenmemesi durumunda ise yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve kullanılmayan posta gideri avansından artan miktarın davacının vasisine iadesine, 24/04/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.