Danıştayın, hisse devri ile kanuni temsilcilikten ayrılan eski şirket yöneticisinin, şirketin 2015-2016 dönemi kamu alacaklarından sorumluluğunun kapsamına ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Bir şirketin eski kanuni temsilcisi, görevinden 06/01/2016 tarihinde ayrıldığı ve bu durumun ticaret sicilinde ilan edildiği gerekçesiyle, bu tarihten sonraki dönemlere ait 2016 yılı kurumlar vergisi ve ferileri ile görevden ayrılma sonrası sahte fatura düzenlemeye dayalı resen tarhiyatlardan kaynaklanan kamu alacağı ödeme emirlerine karşı çıkmış; mahkemeler, temsilcinin görevden ayrıldığı tarihten sonraki borçlardan sorumlu olmadığını kabul ederken, 2015 yılı Mayıs dönemi borçları gibi temsilcilik yaptığı döneme ait alacaklar ve tahsil imkansızlığı tespit edilen bazı özel usulsüzlük cezalarına ilişkin ödeme emirlerinin hukuka uygun olduğuna hükmederek davayı kısmen iptal, kısmen ret kararıyla sonuçlandırmıştır.
Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2023/8683 E.  ,  2025/2747 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/8683
Karar No : 2025/2747
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
VEKİLİ : Av. ...
İTİRAZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... Sanayi Dış Ticaret Limited Şirketi'nden alınamayan 2015 ve 2016 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ve ... takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacının 06/01/2016 tarihli ortaklar kurulu kararıyla mevcut hisselerini devrederek kanuni temsilcilik görevinden ayrıldığı hususunun 14/01/2016 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği dikkate alındığında, ... takip numaralı ödeme emrinin özel usulsüzlük cezası dışındaki alacaklar ile ... takip numaralı ödeme emirlerinde yer alan 2016 yılına ilişkin kurumlar vergisi ve fer'ilerinden oluşan kamu alacağından dönem ve vade tarihleri itibarıyla sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı, davacının kendi kusurundan kaynaklanan ... takip numaralı ödeme emrinde yer alan 2015 yılının Mayıs dönemi alacakları ile ... takip numaralı ödeme emrinin 2016 yılına ait özel usulsüzlük cezasıyla ilgili olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde söz konusu borçların vadesinde ödenmeyerek şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyeceğinin tespit edildiği, bu anlamda söz konusu işlemler neticesinde dava konusu kamu alacakları bakımından tahsilat olanaksızlığının ortaya konulduğu anlaşıldığından, asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan borçların tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen söz konusu ödeme emirlerinde ise hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle ..., ... takip numaralı ödeme emirleri ile ... takip numaralı ödeme emri, özel usulsüzlük cezası dışındaki kamu alacakları yönünden iptal edilmiş, ... takip numaralı ödeme emri ile ... takip numaralı ödeme emrinin özel usulsüzlük cezasından kaynaklanan kamu alacağı yönünden ise dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının 06/01/2016 tarihli ortaklar kurulu kararıyla mevcut hisselerini devrederek kanuni temsilcilik görevinden ayrıldığı hususunun 14/01/2016 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği dikkate alındığında, ... ve ... takip numaralı ödeme emirlerinde yer alan 2016 yılına ilişkin beyan üzerine tahakkuk eden kurumlar vergisi ve fer'ilerinden oluşan kamu alacağından dönem ve vade tarihleri itibarıyla sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı, ... takip numaralı ödeme emirlerinde yer alan 2016 yılına ilişkin kurumlar vergisi ve fer'ilerinden oluşan kamu alacağının komisyon karşılığı sahte fatura düzenlemek suretiyle elde ettiği gelirini kayıt ve beyan dışı bıraktığı yolundaki saptamaları içeren vergi tekniği raporuna dayalı asıl borçlu şirket adına re'sen yapılan tarhiyata dayandığı görülmekte olup değinilen raporda 14/01/2016 tarihinden sonra düzenlenen faturaların sahte olduğu kabul edildiğinden davacının şirketin kanuni temsilcilik görevinden ayrıldığı 06/01/2016 tarihinden sonra meydana geldiği dikkate alındığında, dönem ve vadeleri itibariyle davacının sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığından değinilen borçların davacıdan tahsili için ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, 1 takip numaralı ödeme emrinde yer alan 2015 yılının Mayıs dönemine ilişkin pişmanlık ihlali nedeniyle düzenlenen ihbarname ve kesilen özel usulsüzlük cezasından kaynaklanan kamu alacağı yönünden ise asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak elektronik ortamda tebliğ edildiği halde borçların vadesinde ödenmeyerek kesinleştiği, müteakiben kamu alacaklarının tahsilini sağlamak amacıyla şirket hakkında gerekli malvarlığı araştırması yapılmasına karşın, borçların şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyeceğinin tespit edildiği, bu anlamda söz konusu işlemler neticesinde dava konusu kamu alacakları bakımından tahsilat olanaksızlığının ortaya konulduğu anlaşıldığından asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan borçların tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen söz konusu ödeme emrinde ise hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraflarca yöneltilen istinaf başvuruları kabul edilerek Mahkeme kararı kaldırıktan sonra ..., ... ve ... takip numaralı ödeme emirleri iptal edilmiş, ... takip numaralı ödeme emri yönünden ise dava reddedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 11/06/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.