Danıştay, 7194 sayılı Kanun kapsamındaki Dijital Hizmet Vergisi uygulamasının mali güce, ölçülülük ve eşitlik ilkelerine aykırılığı iddialarını değerlendiriyor.
Özet: Bir teknoloji şirketinin, dijital hizmet vergisine (DHV) tabi tutulan faaliyetleri nedeniyle ihtirazi kayıtla ödediği verginin kaldırılması ve iadesi talebiyle açtığı davada, ilk derece ve bölge idare mahkemelerinin talebi reddetmesi üzerine yapılan temyiz başvurusunda, şirketin zararda olmasına rağmen hasılat üzerinden %7,5 vergi alınmasının mali güce göre vergilendirme ilkesini, matrahtan gider indirimi yapılamamasının ve oranının yüksekliğinin ölçülülük ilkesini, dar ve tam mükellefler arasındaki farklı durumların göz ardı edilmesinin eşitlik ilkesini ihlal ettiğini, ayrıca Türkiyede tam mükellef olan şirketlerinin vergilendirilmesinin kanunun çok uluslu şirketleri hedefleyen amacına aykırı olduğunu iddia ettiği görülmektedir.
Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2023/10323 E.  ,  2025/2469 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/10323
Karar No : 2025/2469
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Teknolojileri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) :... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca dijital hizmet vergisine tabi tutulan faaliyetleri nedeniyle ihtirazi kayıtla verilen 2020 yılının Ekim dönemi dijital hizmet vergisi beyannamesi üzerinden bu çekinceye itibar edilmeksizin tahakkuk ettirilen ve ödenen dijital hizmet vergisinin kaldırılması ve faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dijital platformların kullanılması suretiyle reklam hizmeti verilmesi, sesli, görsel veya dijital herhangi bir içeriğin dijital ortamda satışı, bu içeriklerin dijital ortamda dinlenmesi, izlenmesi, oynanması veya telefon, bilgisayar gibi eletronik ortamda kaydedilmesi veya bu cihazlarda kullanılmasına yönelik dijital ortamda hizmet sunulması, kullanıcılar arasında bir mal veya hizmetin satılması veya satılmasının kolaylaştırılması, kullanıcıların birbiriyle etkileşime geçebilecekleri dijital ortamların sağlanması ve işletilmesi ile dijital ortamlarda aracılık hizmeti verilmesi suretiyle elde edilen kazançların kanun koyucu tarafından vergilendirilmesinin Anayasanın 73. maddesi ile öngörülen amaca ve bu konuda getirilen ilkelere aykırı bir durum teşkil etmediği, kaldı ki 7194 sayılı Kanunun 6. maddesinin 7. fıkrasında dijital hizmet vergisi mükelleflerince ödenen dijital hizmet vergisinin bu mükellefler tarafından gelir ve kurumlar vergisine esas safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hükmü getirilerek aynı kazancın mükerrer vergilendirilmesinin de önüne geçildiği dolayısıyla kanun koyucu tarafından Anayasanın 73. maddesinde belirtilen ilkelere bağlı kalınarak çıkarılan 7194 sayılı Kanun kapsamında davacının icra ettiği faaliyetten elde ettiği kazanç nedeniyle verdiği beyanname üzerinden yapılan dava konusu tahakkukta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Şirketlerinin zarar ettiği halde hasılatı üzerinden %7,5 oranında vergi alınmasının ve Kanun koyucunun dijital hizmet vergisi matrahını hasılat olarak öngörmesi sonucu söz konusu matrahtan gider ve maliyet niteliğinde herhangi bir indirim yapılmasına imkan verilmemesinin Anayasanın 73. maddesinde düzenlenen mali güce göre vergilendirme ilkesine aykırı olduğu, 7194 sayılı Kanun ile mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin elverişlilik, gereklilik ve orantılılık unsurları yönünden ölçülülük ilkesine aykırı olduğu, aynı hukuki statüye tabi olmamasına rağmen Türkiye'de herhangi bir ticari varlığı olmaksızın ifa ettiği dijital hizmetler nedeniyle kazanç elde eden dar mükellef şirketler ile tam mükellef olan firmalarının aynı uygulamaya tabi tutularak hasılat üzerinden vergilendirilmesinin Anayasanın vergilendirmede eşitlik ilkesine aykırı olduğu, Türkiye'de elde ettiği gelirine istinaden tüm vergisel yükümlülüklerini yerine getiren tam mükellef olan firmalarının dijital hizmet vergisi mükellefi olmasının ve bu kapsamdaki faaliyetinden elde ettiği hasılatın dijital hizmet vergisine tabi olmasının 7194 sayılı Kanun'un amacına aykırı olduğu, kaldı ki değinilen Kanun'un gerekçesinde, çok uluslu şirketlerin mukim olmadıkları ülkelerde ticari faaliyette bulunması nedeniyle Türkiye'de fiziksel varlığı haiz olmayan bu şirketlerin Türkiye'de gerçekleştirdiği faaliyetleri nedeniyle kamu gelirlerine adil bir katkı sağlamalarını temin etmek ve söz konusu şirketlerden vergi alınabilmesinin sağlanmak olduğunun açıkça belirtildiği, aynı şartlarda konsolide bir grubun üyesi olmaması durumunda muafiyet ve istisna hükümleri gereğince dijital hizmet vergisinden muaf olacakları ancak sadece konsolide bir grubun üyesi olması nedeniyle elde ettiği hasılat üzerinden vergilendirilmesinin piyasada rekabet gücünü yitirmesine neden olacağı, verginin oranının %7,5 gibi emsallerinden oldukça yüksek bir şekilde belirlenmesinin ölçülü olmaktan uzak kaldığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: 01/03/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 1 ila 7. maddelerinde dijital hizmet vergisinin düzenlendiği, Kanunun 1. maddesinde Türkiye'de dijital ortamda sunulan her türlü reklam hizmeti ile sesli görsel ve dijital herhangi bir içeriğin dijital ortamda satışı, içeriklerin dijital ortamda dinlenmesi, izlenmesi, kullanıcıların birbiriyle etkileşime geçebilecekleri dijital ortamın sağlanması ve işletilmesi hizmetlerinin dijital hizmet vergine tabi tutulduğu, ödenen bu verginin gelir ve kurumlar vergisine esas safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği düzenlemesinin getirildiği, davacı şirketin kanunda tanımlanan vergiye tabi faaliyetleri icra ettiği ve bu faaliyetten elde ettiği kazancın muafiyet sınırının üzerinde olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve davacı tarafından ileri sürülen Anayasaya aykırılık iddiası ciddi bulunmayarak dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3.Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca ...-TL maktu harç alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 27/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY:
30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi" başlıklı 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, bir davaya bakmakta olan mahkemenin, bu davada uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması halinde iptali istenen kuralların Anayasanın hangi maddelerine aykırı olduklarını açıklayan gerekçeli başvuru kararının aslını; başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneğini, dava dilekçesi, iddianame veya davayı açan belgeler ile dosyanın ilgili bölümlerinin onaylı örneklerini dizi listesine bağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceği belirtilmiştir.
Bakılmakta olan davada, 7194 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesi, 5. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkralarının birinci cümleleri, aynı madenin (3) ve (4) numaralı fıkraları uygulanacak kural niteliğindedir. Davacının, sözü edilen yasa kurallarına yönelik, Anayasa'nın 2., 10., 13., 35. ve 73. maddelerine aykırılık iddiaları ve dayandırdığı gerekçelerinin ciddi olduğu kanısına varıldığından, iptalleri için gerekçeli başvuru kararı oluşturularak, Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesinin birinci fıkrası gereğince, Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması gerektiği görüşüyle, Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi bulunmayarak temyiz isteminin reddi yolunda verilen çoğunluk kararına katılmıyorum.