İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin, trafik kazası sonrası araç değer kaybı tazminatı davasında sigorta şirketinin sorumluluğunu değerlendiren istinaf kararı.
Özet: Bir trafik kazasında hasar gören aracın maliki tarafından, kazaya karışan karşı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı aleyhine açılan değer kaybı tazminatı davasında, ilk derece mahkemesi, sigorta şirketinin poliçe teminat limiti içinde kalan ve daha önceki hasar ödemeleri sonrası bakiye kalan 20.569,47 TL değer kaybı zararından sorumlu olduğuna hükmederek davayı kısmen kabul etmiştir; davalı sigorta şirketinin bu karara yönelik istinaf başvurusuna karşılık, davacı vekili, ilk derece kararının ve bilirkişi raporunun Yargıtay içtihatlarına uygun olduğunu, karşı tarafın %100 kusurlu olduğunu ve istinaf itirazlarının yargılamayı uzatma amacı taşıdığını savunmuştur.

T.C.İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2023/2273 KARAR NO : 2026/1261T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 06/06/2022 (Dava) - 08/06/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/497 Esas - 2023/484 Karar DAVA : TazminatBAM KARAR TARİHİ : 02/07/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 02/07/2026İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2023 tarihli 2022/497 Esas ve 2023/484 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... plakalı aracın maliki olduğunu, 27/01/2022 tarihinde davacıya ait araç ile .... 'e ait .... plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı sigorta şirketinin kazaya karışan karşı araç olan .... plakalı aracın poliçesi ile zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğunu, kaza neticesinde davacıya ait ....Model, .... Marka, ... model, .. KM' de olan araçta maddi hasarlar meydana geldiğini, araç hususi kullanımda olup daha önce hiçbir kazaya karışmadığını, kaza nedeniyle birden fazla parça değişim yapıldığını, boya uygulandığını ve 9,971,00 TL' lik masraf çıktığını, araçta maddi hasarın yanında değer kaybı da olduğunu, kaza tramer kayıtlarına işlendiği için aracın satışı aşamasında bu kazanın gündeme geleceğini ve aracın raiç piyasa değerinin altında olacağını, kazada karşı araç sürücüsü davacıya ait aracın sol yan tarafına çarpmış olup kural ihlalinden %100 kusurlu bulunduğunu, davalı sigorta şirketine sorumluluğu uyarınca başvuru yapıldığını ve davacıya ait araçtaki değer kaybının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirkete ilgili düzenleme gereği usulüne uygun bir başvuru yapılmadığından işbu davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddinin gerektiğini, araçta meydana gelen araç hasarı ve değer kaybı ücretinden müvekkili şirketin sorumluluğu olmadığını, trafik kazası sonucu müvekkili şirket tarafından araç hasarına ilişkin sigortalının kusuru oranında toplam 25.495,354 TL ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemeler neticesinde davalı şirketin sorumluluğunun kalmadığını, davacı tarafça sunulmuş olan ekspertiz raporunda belirtilen değer kaybına ilişkin tutarların son derece fahiş olduğunu, sunulan raporun kabulünün mümkün olmadığını savunarak haksız ve hukuka aykırı davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :Mahkemece, ''...Davacı tarafça her ne kadar değer artırım dilekçesi ile 25.500,00 TL değer kaybı zararı davalı şirketten istenmiş ise de, gerek hasar dosyası ve gerekse bilirkişiler tarafından yapılan incelemeye göre davalı sigorta şirketinin 29.430,53 TL hasar ödemesi yaptığı görülmüştür. Kaza tarihi itibariyle poliçe teminat limitinin 43.000,00 TL olduğu görülmekle, davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limitinin bakiyesi olan 20.569,47 TL kadar kısım yönünden sorumlu olabileceği anlaşılmıştır. Davalı sigorta şirketinin ZMS Sigorta poliçesini düzenlemekle dava konusu kazada kazaya karışan sigortalı aracın TTK ve KTK hükümlerine göre maliki ve işleteni gibi sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, TBK hükümlerine göre kusur hususu değerlendirilmek sureti ile sorumluluğunun belirlenmesi ve buna göre de zarardan sorumlu olduğunun kabulü gerektiği...'' gerekçesiyle; ''...Davanın KISMEN KABULÜNE, 20.569,47 TL değer kaybı zararının 24/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının istinaf dilekçesinde ileri sürdükleri sebeplerin hiçbirinin mevzuata uygun olmadığını, mahkemesince yapılan yargılama süreci, yerleşik Yargıtay kararlarına uygun nitelikte olduğunu, dosyadan aldırılan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve yine yüksek mahkeme kararlarına uygun nitelikte olduğunu, davalının istinaf dilekçesinde her ne kadar kusura yönelik olarak araştırma yapılmadığı itirazında bulunmuş isede, bu taleplerinin tamamen yargılamayı uzatmaya yönelik olduğunu, tramer kayıtlarına da yansıyan dava konusu kazaya ilişkin tarafların kusur durumuna ilişkin kayıtlarda müvekkilinin kusursuz ve karşı araç sürücüsü (davalı yan poliçe sahibinin) %100 kusurlu göründüğünü, kusur durumunun şirketler arası mutabakat ile kayıtlara yansıdığını, yani davalının zaten kendi sigortalısının %100 kusurlu olduğunu daha önce kabul ettiğini, bu yönde herhangi bir itirazlarının olduğu ve buna ilişkin herhangi bir dava ikame ettiklerine dair de dosyaya bilgi ve belge sunulmadığını, bu nedenlerle davalının istinaf taleplerinin yargılamayı uzatmaya yönelik olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından, dava değerinin artırılması sürecine kadar kazaya ilişkin dosyaya hiçbir fatura sunulmadığını, bilirkişi raporu sonrasında dava değerini belirledikleri süreçte, davalı yan tarafından dosyaya bu kaza ile ilgili olarak ödenmiş olan faturaların sunulduğunu ve talep edilen tutarın “Sigorta Limitini” aştığı savunması yapıldığını, sigorta şirketi tarafından bu aşamaya kadar dosyaya hiçbir belge sunulmadığını, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan bu usulsüzlüğün kötüniyet içerdiğini, sigorta şirketi tarafından 3.kişi/kurumlara, bu kaza nedeniyle ne kadar ödeme yapıldığını müvekkilinin bilme şansı bulunmadığını, davalı sigorta şirketinin davaya cevap dilekçesi ekinde ilgili faturalar sunulmadığını, dolayısıyla 3.kişilere yapılan ödemeleri bilmedikleri için bilirkişi raporu ile tespiti yapılan tutarın tamamının taraflarınca talep edildiğini, ancak poliçe limiti kaynaklı olarak davanın kısmen kabul edildiğini ve bu nedenle de müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedildiğini, davalı sigorta şirketinin kötüniyetinden kaynaklı kısmi red nedeniyle aleylerine hükmedilen vekalet ücreti nedeniyle kararın kısmen kaldırılması gerektiğini belirterek; davalı tarafın hukuki dayanaktan yoksun istinaf taleplerinin reddi ile İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/497-E 2023/484-K sayılı ilamında geçen ve davalı tarafın kötüniyeti neticesinde müvekkili aleyhine hükmedilen 4.931-TL vekalet ücreti kısmının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemek üzere, söz konusu kararın dosyada eksik ve hatalı bilirkişi ve hüküm kurmaya elverişsiz rapor esas alınarak eksik inceleme sonucunda kurulduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun ancak ve ancak sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında mümkün olabileceğini, ne var ki, dosyada kusur oranlarının tespiti için yetkili mericden rapor alınmadığını sigortalı araç sürücüsüne atfedilen %100 kusur oranının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilim şirket nezdinde sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğuna ilişkin tespitin detaylı bir şekilde inceleme yapılmaksızın belirlendiğini, müvekkili şirket nezdinde sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması sebebiyle yapılacak istinaf incelemesi neticesinde işbu haksız ve hukuka aykırı kararın kaldırılarak müvekkili şirket açısından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kayıt ve şartıyla müvekkili şirketin sorumluluğu, sigortalının kusuru oranında ve sigorta poliçe limiti ile sınırlı olacağını, bu kapsamda, kusur oranları açısından en doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için hem Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti'nden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, yetersiz bilirkişi raporu ile hüküm tesis edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kaza tarihindeki araç rayiç değeri yanlış ve fahiş tespit edilmiş olup kabulünün mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere, davacı tarafça iddia olunan ve işbu istinaf başvurusuna konu hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilen değer kaybı tutarları son derece fahiş olup eksik ve hatalı inceleme neticesinde kurulan hükmün yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilecek olması ihtimalinde değer kaybı hesaplamasının Hazine Müsteşarlığı'nın 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (trafik) Sigortası Genel Şartları eki ve 01.04.2020 tarihinde yürülüğe giren KZMS Genel Şartları'nda değişiklik yapılmasına dair Genel Şartlar'da Ek-2' de yer alan değer kaybı hesaplama kriterlerine göre yapması gerektiğini, denetime elverişli ek rapor veya konusunda uzman olan bir heyetten rapor alınarak oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu ile hüküm tesis edildiğini belirterek; haksız ve hukuka aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, müvekkili şirketin sorumluluğu açısından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesine dayalı olarak araçtaki değer kaybının tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.Davacı vekili İstinaf kanun yoluna başvurmuş ise de İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen 06/11/2023 tarihli Ek karar ile davacı tarafın İstinaf harç ve giderlerinin verilen kesin sürede yatırılmadığı gerekçesiyle davacı ... .'in istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği, verilen bu karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli, dosya kapsamı ve kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu, kaza sebebiyle davalı sigortalı sürücüsünün kırmızı ışıkta geçmek suretiyle gerçekleşen kazada tam ve asli kusurlu olduğunun tespit edilmesi karşısında davalının kusur yönünden yaptığı istinaf başvurusunun yerinde görülmediği, dava konusu trafik kazası sonrasında davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybının ZMMS poliçesi kapsamında bulunduğu (bkz. Yargıtay 4. HD'nin 24.06.2024 tarihli 2022/8103 E., 2024/6368 K. sayılı kararı), araçtaki değer kaybının Yargıtay emsal içtihatları uyarınca aracın kaza tarihindeki ikinci el piyasa değeri ile onarımdan sonraki piyasa değeri arasındaki fark olarak hesaplandığı, piyasa değeri tespit edilirken de doğru şekilde ikinci el satış ilanlarının esas alındığı, kaza tarihindeki poliçe limiti olan 50.000,00 TL' den davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeler mahsup edilerek davalı sigorta şirketinin bakiye poliçe limitinden sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2023 tarihli 2022/497 Esas ve 2023/484 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 1.405,10 TL istinaf karar harcından peşin alınan 351,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.053,70 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/07/2026