Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, davacının mevcut markasıyla davalının şekil markası arasındaki karıştırılma ihtimali ve kötü niyet iddialarını reddederek ilk derece mahkemesi kararını onadı.
Özet: Yüksek mahkeme, davacının rakip bir şirketin şekil markasının tescilinin iptali ve tescilli ise hükümsüzlüğü talebini reddeden ilk derece mahkemesi kararını onamıştır; mahkeme, davacının "..." ve "..." ibareli markaları ile dava konusu şekil markası arasında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel veya anlamsal açıdan karıştırılma ihtimali bulunmadığına, harflerin tek başına tescilinin ve tekeline alınmasının mümkün olmadığına, davaya konu şekil markasının zorlama yorumla dahi davacının belirgin harf unsuru içeren markalarıyla bütünsel olarak benzer olmadığına ve marka hakkına tecavüz iddialarının ayrı bir davanın konusu olabileceğine hükmederek istinaf başvurusunu esas yönünden reddetmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: 2026/1407 - 2026/1388
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1407
KARAR NO : 2026/1388
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/12/2019
NUMARASI : 2018/246 E. - 2019/611 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/12/2019 tarih ve 2018/246 E. - 2019/611 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı şirketin 2017/19868 sayılı şekilden ibaret markasının 23 ve 35. sınıfta adına tescili başvurusuna yönelik müvekkilinin itirazlarının, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davalının başvurusu ile müvekkiline ait "..." ibareli markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ve davaya konu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2018-M-5442 sayılı kararının iptalini ve tescil edilmiş olması halinde diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı gerçek kişi savunmada bulunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında tarafların markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, 6/5. maddesi anlamında davacının markasının tanınmış marka olduğunun kanıtlanamadığı ve 6/9. maddesi anlamında davalının marka tescil başvurusunun kötü niyetli olduğunun ortaya konulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait olan "..." ve "..." markalarında göze batan temel unsurun "..." harfi görselinden oluştuğunu, davaya konu markadaki şekil unsurunun müvekkilinin markasındaki " ..." unsuru olarak algılanacağını, davalının benzer bir şekil markasını müvekkilinin markasının faaliyet alanı içinde tescil ettirmek istediğini, tek başına herhangi bir anlamı bulunmayan ve Türk alfabesinde yer alamayan "..." harfinin müvekkilinin markasına benzeyecek şekilde tescil ettirilmesinin kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka vasfında olup bütün sınıflarda korunduğunu, özellikle ayakkabı sektöründe müvekkili ile özdeşleştiğini, bu haliyle davaya konu markanın müvekkilinin markasının serisi olarak algılanacağını, kağıt üstünde inceleme yapılarak davaya konu marka ile müvekkilinin markasının benzer olmadığı sonucuna varılmış ise de, taraf markalarının ürün üzerindeki görünümünün aynı olduğunu ve bu niteliği ile markaların ortalama tüketiciler tarafından aynı olarak algılanacağını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka (marka ile ilgili kurum kararlarının iptali) istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin şekil markası ile davacının itirazına mesnet "..." ve "..." esas unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira her ne kadar taraf markalarında "..." harfinin ortak olarak yer aldığı ileri sürülmüş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamaları doğrultusunda harflerin kimsenin tekeline bırakılamayacağı ve esasen tek başına tescillerinin de mümkün olmadığı, somut olayda bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davacının itiraza mesnet markaları net olarak "..." harfini içermekte iken, davaya konu şekil markasının ancak zorlama bir yorum ile "..." harfi olarak algılanabileceği, dolayısı ile bütünsel anlamda taraf markalarının benzer olmadığı, davaya konu markanın ürünler üzerinde tescilinin talep edildiği şeklinden farklı olarak ve davacının markasına benzer bir şekilde kullanıldığı iddiasının ise, marka hakkına tecavüz davasının konusunu oluşturabileceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı, davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/07/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.