Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen itirazın iptali davasında, bankanın temlikli kira gelir payı alacağı tahsili amacıyla, aynı sözleşmenin feshine ilişkin derdest dava ile birleştirme talebi.
Özet: Bu itirazın iptali davasında davacı banka, dava dışı bir şirketin kredi borçlarına istinaden, davalı ile başka bir şirket arasındaki gelir paylaşım sözleşmesinden doğan kira geliri alacaklarının kendisine temlik edilmesi nedeniyle başlattığı icra takibine yapılan itirazın kaldırılmasını talep etmektedir; mahkeme, aynı gelir paylaşım sözleşmesinin feshi ve tasfiyesine yönelik davalı tarafından açılmış derdest başka bir davanın varlığını dikkate alarak, çelişkili kararların önüne geçilmesi ve usul ekonomisi gerekçeleriyle davaların birleştirilmesi hususunu incelemektedir.

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/511 Esas - 2026/517
TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : 2026/511 KARAR NO : 2026/517....DAVA : İtirazın İptaliDAVA TARİHİ : 22/06/2026KARAR TARİHİ : 24/06/2026KARAR Y.TARİHİ : 24/06/2026Mahkememizde görülmekte olan "itirazın iptali" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı .... müvekkilinden 15.08.2014 tarihli ve 40.000.000 TL bedelli ve 15.08.2014 tarihli 20.000.000 USD bedelli kredi sözleşmelerine istinaden krediler kullandırıldığını, firmanın kredi borcunu süresinde ödememesi üzerine firma ve kefillerine ihtarname keşide edildiğini, borçlu firma hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla, kefilleri hakkında ilamsız takip başlatıldığını, ... A.Ş. ile davalı ..... arasında, üst hakkı .... parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde ... A.Ş. tarafından savunma sanayi kompleksinin yapılmasına, kiraların paylaşımına ilişkin 14.03.2014 tarihli Gelir Paylaşımı İşi Sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmeden ve her ne sebeple olursa olsun ... A.Ş.'nin davalı ..... nezdinde doğmuş doğacak 23.040.000 USD’lik alacaklarının.... yevmiye numaralı alacağın temliki sözleşmesi ile müvekkiline temlik edildiğini, davalı ..... tarafından bankalarına hitaben yazılan 12.01.2016 tarihli yazı ile de temlik sözleşmesinin 9.750.000 USD’lik kısmının teyit edildiğini, müvekkili bankanın, ... A.Ş. ve davalı ..... arasında akdedilen 14.03.2014 tarihli “Gelir Paylaşım İşi Sözleşmesi”nden davacı firma lehine doğmuş doğacak alacakların temlik alacaklısı sıfatına sahip olduğunu, işbu davaya konu icra takibinin, taraflar arasındaki "Gelir Paylaşım İşi Sözleşmesi" uyarınca müvekkili bankaya temlik edilen kira gelir payı alacağının tahsili için başlatıldığını, söz konusu Gelir Paylaşımı İşi Sözleşmesinin feshine ve tasfiyesine ilişkin olarak davalı .... tarafından açılan dava, .... temlik alacaklısı olarak asli müdahil konumunda olup sözleşmenin feshedilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek üzere feshedilse bile ancak ileriye etkili feshedilebileceğinin beyan edildiğini, Adi Ortaklığın Tasfiyesinin ileri etkili fesih olduğunu, bu anlamda ancak feshe ilişkin Mahkeme kararıyla/kesinleşmesiyle feshin ileri etkili sonuç doğuracağını belirtmek gerektiğini, işbu itirazın iptali davasında da borcun varlığı ve miktarı tartışılacağından, usul ekonomisi ve çelişkili karar verilmesinin önlenmesi ilkeleri uyarınca bu davanın, .... Mahkemesinin .... E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Usul ekonomisi gereğince davalı yana tebligat çıkarılmamıştır. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar3. Taraflar arasındaki hukuki ilişki hali hazırda değerlendirilmemiştir. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları4. Taraflar arasındaki uyuşmazlık belirlenmemiştir. IV- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 5. Dava, taraflar arasındaki Gelir Paylaşım İşi Sözleşmesi uyarınca, davacı bankaya temlik edilen kira gelir payı alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir. 6. Mahkememizin ...., sayılı dosyasının incelenmesinde; davacının ....davalının ... .... olduğu, taraflar arasında 14/03/2014 tarihinde imzalanan Gelir Paylaşımı İşi Sözleşmesi'ne göre davalı tarafından yapımı üstlenilen taşınmazların süresinde bitirilememesi iddiasına dayalı olarak, sözleşmenin geriye etkili olarak feshine ve buna bağlı olarak işin tasfiyesine, 14/03/2014 tarihinde imzalanan Gelir Paylaşımı İşi Sözleşmesine bağlı olarak davalı adına kredi veren .....'ye yapılan ödemelerin tasfiyede mahsubunun yapılmasına, sözleşmeye bağlı olarak konulan ipoteğin yolsuz tescil olduğunun tespitine yönelik olarak işbu davanın açıldığı, davanın 22/03/2021 tarihinde açıldığı ve halen derdest olduğu görülmüştür. 7. HMK'nın 166. maddesinde davaların birleştirilmesi düzenlenmiştir. Buna göre; “(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar. (2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır. (3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir. (4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır. (5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır.” 8. Görüldüğü üzere aralarında bağlantı bulunan ve aynı mahkemede açılmış olan davalar, yargılamanın her safhasında istek üzerine ya da mahkemece kendiliğinden birleştirilebilir. Mahkeme, aralarında bağlantı bulunan davaların her hâlde birleştirilmesine karar vermek zorunda değildir; ancak tahkikatın (yargılamanın) daha iyi bir şekilde yürütülmesi için gerekli gördüğü hâllerde, aralarında bağlantı bulunan davaların birleştirilmesine karar verebilir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, Altıncı Baskı C:3, İstanbul 2001, s. 3439).9. Davaların birleştirilmesi ve ayrılması müesseselerinin temelinde usul ekonomisi ilkesi yatar (Kuru, B., a.g.e., s. 3392). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi, Anayasal dayanağı olan bir ilke olup 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. maddesinin dördüncü bendinde davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğuna açıkça işaret edilmiştir.10. Öte yandan HMK’nin 166. maddelerinde aralarında bağlantı bulunan, daha açık anlatımla aynı veya benzer sebeplerden doğmuş yahut biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek mahiyette olduğu davaların birleştirilebileceği hüküm altına alınmıştır.11. Birleştirilen davalarda tek bir yargılama yapılır ve ortak deliller tek bir kez toplanır. Bunun sonucunda mahkeme uyuşmazlığın bütün taraflarının menfaatini aynı yargılama içerisinde görme, değerlendirme ve uyuşmazlığı bu çerçevede çözme imkânına sahip olur (Ermenek, İ.; Medeni Usul Hukukunda Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması, Ankara 2014, s.27). Bu da hukuk güvenliğinin korunması ve çelişkili kararların önüne geçilmesine hizmet eder.12. Aynı maddenin 4. fıkrasında ise "bağlantı" kavramı açıklanmış olup; "davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı varsayılır" denilmiştir. 13. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, mahkememizde yargılaması yürütülen dava ile .... sayılı dosyasındaki davanın konusunun ve taraflarının aynı olduğu, her iki davanın temelini de 14/03/2014 tarihinde imzalanan Gelir Paylaşımı İşi Sözleşmesinin oluşturduğu, davalar arasında mutlak bir hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu, her iki dosyada da aynı vakıalara yönelik tahkikat yürütülmesi gerektiği, bu anlamda yukarıda zikredilen HMK hükmü nazara alındığında her iki dava arasında sıkı bir bağlantı bulunduğu, usul ekonomisi bakımından delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği, tarafların hukuki yararı bulunduğu anlaşılmakla, davaların birleştirilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.VI-HÜKÜM 1-Mahkememiz .... Esas sayılı dosyasının HMK m. 166/2 hükmü uyarınca ... Esas sayılı dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, 2-Mahkememiz esasının bu şekilde KAPATILMASINA, 3-Yargılamanın ..... Esas sayılı dosyası üzerinden YÜRÜTÜLMESİNE, 4-Harç, masraf, ücreti vekalet tayin ve takdirinin asıl davada nihai kararla birlikte değerlendirilmesine, Dair tarafların yokluğunda yapılan inceleme sonucunda esas hükümle birlikte İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/06/2026....BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR."5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"