Ankara BAM, marka hükümsüzlüğü davasında üçüncü kişilere devri engellemeyi amaçlayan ihtiyati tedbir kararına itirazın reddi kararını hukuka uygun buldu.
Özet: Bir markanın hükümsüzlüğü ve idari kararın iptali davası devam ederken, dava konusu markanın üçüncü kişilere devrinin engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddi üzerine gelişen istinaf incelemesinde; üst mahkeme, markanın devrinin yargılama sürecini uzatacak taraf değişikliklerine neden olacağı ve hakların elde edilmesini zorlaştıracağı gerekçesiyle, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbire itirazın reddi kararında hukuki ve usuli bir aykırılık bulmayarak, tedbirin yerinde olduğuna karar vermiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2026/1548 - 2026/1435 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/1548 KARAR NO : 2026/1435T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17.04.2026NUMARASI : 2026/13 E. TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbire İtiraz Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17.04.2026 tarih ve 2026/13 E. Sayılı ihtiyati tedbire ilişkin ara kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbire itiraz eden karşı taraf şirket vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :İhtiyati tedbir isteyen vekili, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemi ile açtığı davada, dava konusu markanın dava süresince 3. kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin, 19.01.2026 tarihli kararı ile ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmiştir. Karşı taraf Şirket vekili, verilen ihtiyati tedbir kararının, müvekkilinin hukuki dinlenilme ve mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, esas hakkında hüküm verilmişcesine ihtiyati tedbir kararı verildiğini, dosya kapsamında iltibasa yönelik en ufak bir emare olmamasına rağmen kanuni tanımını da aşar biçimde müvekkilinin marka hakkının engellendiğini, taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin olmadığını, idari takdir yetkisinin yargısal yolla aşılması amacını taşıyan ihtiyati tedbir talebinin, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ileri sürerek, ihtiyati tedbir kararına itiraz etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkansız hale geleceği, bu nedenle ciddi bir zararın doğması ihtimalinin bulunması, markanın mahkemenin bilgisi haricinde devredilmesi ihtimalinde doğacak olumsuz sonuçların önlenmesi gereği de gözetilerek verilen ihtiyati tedbir kararının yerinde olduğu, ayrıca salt markanın 3. kişilere devrinin engellenmesine yönelik tedbir işlemi uygulandığı, karşı taraf şirkete ait markanın kullanılması veya devir hariç başkaca hukuki işlemlere konu olmasının önünde yasal bir engel bulunmadığı, bu hale göre tarafların durumuna ve tesis edilen ihtiyati tedbir işleminin davalı şirketin telafisi güç zararlara maruz bırakmayacağı gerekçesiyle ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karşı taraf Şirket vekili, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının açıkça hukuki dinlenilme hakkı ve mülkiyet hakkına saldırı mahiyetinde olduğunu, bunun yanı sıra söz konusu ihtiyati tedbir kararının esas hakkında hüküm tesis edilmişcesine karar verildiğini, söz konusu ihtiyati tedbir kararı nihayetinde müvekkiline yönelik haksız ticari kazanımların elde edileceğini, bunca yıl boyunca emek sarf ettiği markasına yönelik saldırı mahiyetinde bulunduğunu, müvekkiline yönelik tesis edilen ihtiyati tedbir kararının davacının taleplerini aşar mahiyette ve kabul edilemez nitelikte olduğunu, henüz dosya kapsamında iltibasa yönelik en ufak bir emare olmamasına rağmen kanuni tanımını da aşar mahiyette müvekkilinin marka haklarınının engellendiğini, ihtilafa yönelik herhangi bir bilirkişi raporu dahi olmadığını, gerekçesiz vaziyette ihtiyati tedbir kararının tesis edilmesi hukuki güvenliği ve güvenilirliği de yok ettiğini, davacıya ait marka ile müvekkiline ait marka arasında iltibasa düşerecek nitelikte benzerlik olmadığını, davanın, idari takdir yetkisinin yargısal yolla aşılması amacını taşıdığını, ihtiyati tedbir talebinin, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının ve verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Talep, ihtiyati tedbire itiraz istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemi ile açılan işbu davada, dava konusu markanın yargılama sırasında üçüncü kişilere devri halinde taraf değişikliğine yol açılacağı ve bunun da yargılamanın uzamasına neden olacağı gözetildiğinde, dava konusu markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde verilen ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının yerinde bulunduğu anlaşılmakla, ihtiyati tedbire itiraz eden karşı taraf şirket vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-İhtiyati tedbire itiraz eden karşı taraf şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbire itiraz eden karşı taraf şirketten alınması gereken harç, istinaf başvurusunda peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında ihtiyati tedbire itiraz eden karşı taraf şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın tebliğ ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına dair, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/07/2026 tarihinde HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2026 BaşkanÜyeÜyeKatipBu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.