Yangınla oluşan çevre kirliliği nedeniyle şirkete kesilen yüklü idari para cezasının, tehlikeli atık bertarafı ve kusur sorumluluğu kapsamında hukuka uygunluğunun Danıştayca değerlendirilmesi.
Özet: Manisada iş yerinde çıkan yangın sonucu çevre kirliliğine neden olduğu gerekçesiyle 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında idari para cezası kesilen şirketin açtığı davada, ilk derece mahkemesi yangında yanan malzemelerin tehlikeli atık olup olmadığına veya şirketin sorumluluğuna dair somut veri bulunmadığından cezayı iptal etmiş; ancak bölge idare mahkemesi, mevzuat uyarınca kirletenin kusuru aranmaksızın sorumlu olduğunu ve tesisteki atıkların yangınla bertaraf edilmesinin kanuna aykırı olduğunu belirterek para cezasını hukuka uygun bulup davanın reddine karar vermiştir; davacı şirket ise yangının komşu firmadan yayıldığını, faaliyet alanlarının tehlikeli atık bertarafı değil geri kazanım olduğunu ve yanan malzemenin tehlikesiz atık niteliğinde olduğunu ileri sürerek bu karara itiraz etmektedir.

T.C.
D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/3145Karar No : 2025/3133 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited ŞirketiVEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... BakanlığıVEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:Dava konusu istem: Davacı şirkete, Manisa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, No:.../... adresinde bulunun iş yerinde 22/06/2023 günü, saat 15.00 sıralarında meydana gelen yangın nedeniyle çevre kirliliğine sebep olduğu gerekçesiyle, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20/v maddesi uyarınca 3.665.289,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin Manisa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün ... tarih ve E-... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 22/06/2023 tarihinde "... Mahallesi, ... Caddesi, No: .../... .../Manisa" adresinde meydana gelen yangında davacı şirkete ait iş yerinde bulunan malzemelerin de yandığı anlaşılmakta ise de, davacı şirketin bu hususta ilgili yönetmeliklerde belirlenen yükümlülüklere uygun davranıp davranmadığı, gerekli önlemleri alıp almadığı, malzemelerin yangın nedeniyle bertaraf olmasında, yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı hareket edip etmediği, ayrıca yanan malzemelerin tehlikeli atık olup olmadığı hususlarında herhangi bir somut veri ve tespite yer verilmediği, yangının olduğu aynı gün düzenlenen tutanakla hangi işletmenin alanında (... Dönüşüm Demir Çelik San. ve Tic. A.Ş.'nin mi, davacı şirketin mi) olduğu anlaşılamayan hurda metal parçalarına ilişkin görsel kayıtlara dayalı olarak, davacı şirketin kanunda ve ilgili yönetmeliklerde öngörülen yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak tehlikeli atıkları bertaraf ettiğinden ve çevre kirliliğine sebep olduğundan bahisle 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20/v maddesi uyarınca 3.665.289,00-TL idari para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleriyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; Manisa Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü çevre denetim personeli tarafından 22.06.2023 tarihinde ... Mah. ... ... Cad. No: ....../... ... Manisa adresinde yer alan davacı şirkete ait yerde yapılan denetimde; Hurda Metal, ÖTA (Ömrünü Tamamlamış Araç) İşleme, Atık Elektrikli ve Elektronik Eşya İşleme, Toplama Ayırma konusunda faaliyet gösteren ve 20.01.2024 tarihine kadar Geçici Faaliyet Belgesi bulunan ... Saç Hurda Plastik Geri Dönüşüm Or. Ür. San. Tic. Ltd. Şti. Manisa Şubesinde yangın meydana geldiği, sahada bulunan tehlikeli ve tehlikesiz atıkların yanması suretiyle bertaraf olduğu ve atıkların yanması sonucu çevre kirliliğine neden olunduğu tutanak, fotoğraf ve görüntü kayıtlarından anlaşılmakta olduğu; mevzuat gereği kirletenin, kirletme kastının, bu konuda ağır veya hafif kusurunun ya da ihmalinin bulunup bulunmadığına bakılmaksızın fiilin varlığı ve sonuçları esas alınarak sorumluluğunun bulunması nedeniyle, işletmede mevcut olan tehlikeli atıkların mevzuata aykırı olarak gerekli önlemlerin alınmayarak yangın nedeniyle yanarak bertaraf edilmiş olmasının 2872 sayılı Çevre Kanunun 8. maddesinin ihlali anlamına geldiğinden, aynı Kanunun 20. maddesinin (v) bendi uyarınca verilen para cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleriyle, istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; yangının başladığı yerin, kendileri ile aynı alanda faaliyet gösteren fakat tüzel kişiliği farklı olan ... Geri Dönüşüm A.Ş. olduğu, tek bir olay nedeniyle 2 farklı şirkete ayrı ayrı idari para cezası uygulandığı, İstinaf Mahkemesi tarafından yangının şirketlerine sıçraması dahi değerlendirilmeden karar verildiği, şirketlerinin faaliyet alanının Çevre Kanunu'nun 20. maddesi kapsamında olmadığı, şirketlerinin tehlikeli atık bertaraf tesisi değil, tehlikeli ve tehlikesiz aatık geri kazanım tesisi olduğu, kamera kayıtlarında da görüleceği üzere, yangının çıktığı malzemenin ambalaj niteliğinde olup, tehlikesiz atık sınıfında olduğu, ilgili bendin bertaraf tesislerini ilgilendirdiği, ancak istinaf mahkemesince, tehlikeli atık bertaraf eden olarak hatalı şekilde nitelendirilerek, şirketleri ile alakası olmayan kanun maddesinin uygulanması gerektiği yönünde hatalı karar verildiği, tesis genelindeki tüm malzemelerin lisanslarının olduğu ve faaliyet alanındaki malzemeler olduğu, bu kadar önemli bir husus göz ardı edilerek davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, İstinaf Mahkemesinin değerlendirmesine göre, herhangi bir taşınmazda çıkan yangın sonrası, yangının büyümesi durumunda, yangının sıçradığı tüm taşınmaz sahiplerinin söz konusu yangından dolayı sorumlu kabul edileceği, bu hususun hakkaniyetle bağdaşmadığı ve hukuk devletinin en önemli ilkesi olan hukuki öngörülebilirlik ilkesinin de açık ihlali olduğu, tek bir olay nedeniyle, iki farklı şirkete, iki farklı idari para cezası uygulanmasının da hukuka aykırı olduğu, İstinaf mahkemesi tarafından hukuka aykırı idari işleme gerekçe olarak Çevre Kanunu'nun 28. maddesinin gösterildiği, söz konusu kanun maddesinde düzenlenen hususun tazminat hukukuna ilişkin olduğu, davaya konu fiil sebebiyle verilen bir zarar var ise bu fiil sebebiyle ortaya çıkan zararlardan sorumluluktan bahsedilemeyeceği, idari para cezasının niteliği itibarıyla bir kabahat olduğu, idari yaptırım kararı verilebilmesi için bahse konu fiilin öncelikle kast veya taksir ile işlenmiş olması gerektiği, istinaf mahkemesi tarafından zarardan sorumluluk ile idari yaptırıma konu eylemin manevi unsuru olan taksir ve kast kavramından kaynaklı olan kusur durumunun birbirine karıştırıldığı, İstinaf mahkemesi mantığına göre herhangi bir kusurları olmasa dahi sorumluluk alanı içerisinde ortaya çıkan her türlü eylemden dolayı cezai yaptırım uygulanabileceği, ancak bu durumun Anayasaya aykırı olduğu, niteliği itibarıyla kabahat olan ve idari bir yaptırım olarak Çevre Kanunu'nda düzenlenen eylemlerde kişi ve kurumların sorumlu olması için eylemde kusurun varlığının aranması gerektiği, aksi durumun Anayasa'nın 38. maddesinin 7. fıkrasında düzenlenen ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine aykırı olacağı, tazminat hukukundan kaynaklı kusursuz sorumluluğun, cezai yaptırımlara gerekçe gösterilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, ceza hukukunun temel prensiplerinden birisinin de kusursuz ceza olmaz ilkesi olduğu, Anayasadaki hukuk devleti ve ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereğince kusursuz sorumluluk hallerinin cezai yaptırımlarda olmadığının açıkça düzenlendiği, idari para cezasına dayanak edilen yangında kendilerine atfı kabil kusur bulunmadığı, yangının, sıcaklığın en yüksek olduğu saatlerde, kendiliğinden tutuşma şeklinde cereyan ettiği, yangının ortaya çıkmasında ve büyümesinde hiçbir kusurları bulunmadığı, İtfaiyenin yangın raporu ve Muradiye Jandarma tarafından Siber Suçlarla Mücadele ekipleri tarafından kamera kayıtlarında yapılan detaylı inceleme sonucunda, yangının kendiliğinden başlamış olduğunun sabit hale geldiği, yangının fark edildiği andan itibaren, büyümemesi için her türlü müdahalede bulundukları, Savcılık dosyasında da kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, hakkaniyet gereği işletmeye sıçrayan yangından sorumlu tutulmalarının hatalı olduğu, yangının tamamen çevresel etmenlerle ortaya çıktığı, yangının çıktığı gün sıcaklığın iklim normallerinin üzerinde seyrettiği, rüzgarın şiddetli olduğu, yangının bir mücbir sebep hali olduğu, mücbir sebep halinde, kişi ile meydana gelen sonuç arasındaki nedensellik bağının kalktığı, nedensellik bağının ortadan kalkması durumunda, kişilerin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı, kurumun sırf en yüksek cezayı uygulayalım düşüncesi ile ilgisiz, faaliyetleri olmayan bir ceza bendini esas aldığı, uygulanan idari para cezasının uygulama koşullarının da oluşmadığı, tesis edilen idari yaptırım kararının somut, objektif ve denetime elverişli ölçüm ve verilere dayanmadığı, soyut ve genel iddialardan hareketle idari para cezasına hükmedildiği, daha yangının sönmesi dahi beklenmeden, itfaiye raporu çıkmadan idari para cezası uygulandığı, idarenin, sosyal medyadaki karalama niteliğindeki haber veya yorum ya da söylemlerden etkilenerek, alelacele oradaki yorumlara göre tespit dahi olmadan bir ceza kestiği, sigortaları olmadığı ve sigortadan para almak için bir yangın çıkartılmadığı ya da ellerindeki malzemeler bertaraf olsun diye yangın çıkartmadıkları, bunların sosyal medyadaki yanlış bilgiler olduğu, yanan malzemelerin zaten sattıkları malzemeler olduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı tarafından, savunma verilmemiştir.TETKİK HÂKİMİ: ...DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle;1.Temyiz isteminin reddine,2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, üyeler ... ve ...'ın karşı oyları ve oyçokluğuyla ONANMASINA, 3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 16/05/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.(X) KARŞI OY : Davacı şirket tarafından, Manisa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ...Caddesi, No:.../... adresinde bulunun iş yerinde 22/06/2023 günü, saat 15.00 sıralarında meydana gelen yangın nedeniyle çevre kirliliğine sebep olunduğu gerekçesiyle, davacıya 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20/v maddesi uyarınca 3.665.289,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin Manisa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün ... tarih ve E-... sayılı işleminin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.Uyuşmazlıkta; davaya konu idari para cezasına dayanak olan tespitlerin yapıldığı, Manisa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü çevre denetim ekipleri tarafından düzenlenen ... tarih ve C ... seri nolu çevre denetim tutanağında, yapılan denetimde yangının devam ettiği, yangına itfaiye ekipleri tarafından havadan ve karadan müdahale edildiği, yapılan ilk değerlendirmede yangının beyaz eşya işleme faaliyetinin yapıldığı bölümden kaynaklandığının değerlendirildiği, olay yerine yaklaşılamaması ve yangının büyümesi ve ara ara patlamalar olmasından dolayı yangının nedenine ilişkin kesin tespitlerde bulunulamadığı, itfaiye raporunun hazırlanmasına müteakip yangının kesin nedeninin anlaşılacağı belirtilerek, denetime istinaden video ve fotoğraf kaydı alındığından bahsedilmek suretiyle işletme sahasındaki tehlikeli ve tehlikesiz atıkların yangın nedeni ile bertaraf edildiği hususlarına yer verildiği, yine 22.06.2023 tarihinde meydana gelen yangına ilişkin Manisa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen itfaiye olay yeri raporunda ise, olay yerini kullananın ... Dönüşüm Demir Çelik San. ve Tic. A.Ş. olduğu ve 66.000 m² civarı fabrika içerisinde, 10.000 m2 civarı plastik ayrışma sahasının batı kısmında bulunan plastik elyaflara tespit edilemeyen ısı kaynağının sirayeti sonucu yangın başlangıç olayının meydana geldiği ve gelişerek etrafına sirayet ettiği tahmin edildiği yönünde tespitlere yer verildiği anlaşılmaktadır.Dosyanın incelenmesinden; tespit tutanağı ile olay gününe ait fotoğraflar ve yangının bulunduğu alanın uzaktan çekilmiş görüntülerinin yer aldığı video kaydına ilişkin CD görüntüleri birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar tesiste, açık alanda yanmış bir kısım malzemelerin ve metal parçaların bulunduğu ve meydana gelen yangın sebebiyle, tesiste mevcut bulunan atıkların yanarak bertaraf olması suretiyle çevre kirliliğine sebebiyet verildiği açık ise de, gerek meydana gelen yangın olayının etkilediği alanın büyüklüğü, gerek itfaiye raporundaki yangının çıkış şekli ile çıkış sebebinin belirlenememesine ilişkin tespitler, gerekse de olaya ilişkin Manisa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün ihbarı üzerine, ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından davacı şirket aleyhine, çevreyi kasten ve taksirle kirletmek ve kasten yangın çıkarmak suçları ile açılan .../... sayılı soruşturma sonucunda verilen ... tarihli ve K:.../... nolu Kovuşturmaya Yer Olmadığı yönündeki kararda belirtilen ve şüphelilerin çevreye zarar verecek şekilde kasten veya taksirle hareket ettiklerine ilişkin somut bir delil elde edilemediği, yine yangına kasten sebep olduklarına ilişkin herhangi bir delil tespiti yapılamadığı yönündeki gerekçeler dikkate alındığında, davaya konu olay bakımından çevre kirliliğine sebebiyet veren ve davacının kastı ya da ihmali ile çıktığı hususunda herhangi bir somut tespit bulunmayan yangın olayının mücbir sebep olarak kabul edilmesi gerektiği, 2872 sayılı Kanunun 20/v maddesinde sözü edilen "tehlikeli atık bertaraf etme" fiilinin olayda gerçekleşmediği bu sebeple davaya konu işlemin hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Öte yandan; her ne kadar temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararı incelendiğinde, 2872 sayılı Çevre Kanununun "Kirletenin sorumluluğu" başlıklı 28. maddesinde; "(Değişik: 3/3/1988 - 3416/8.md.) Çevreyi kirletenler ve çevreye zarar verenler sebep oldukları kirlenme ve bozulmadan doğan zararlardan dolayı kusur şartı aranmaksızın sorumludurlar. Kirletenin, meydana gelen zararlardan ötürü genel hükümlere göre de tazminat sorumluluğu saklıdır. (Ek fıkra: 26/4/2006-5491/19 md.) Çevreye verilen zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren beş yıl sonra zamanaşımına uğrar." hükmü çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde, mevzuat gereği kirletenin, kirletme kastının, bu konuda ağır veya hafif kusurunun ya da ihmalinin bulunup bulunmadığına bakılmaksızın fiilin varlığı ve sonuçları esas alınarak sorumluluğunun bulunması nedeniyle, işletmede mevcut olan tehlikeli atıkların mevzuata aykırı olarak gerekli önlemlerin alınmayarak yangın nedeniyle yanarak bertaraf edilmiş olmasının 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesinin ihlali anlamına geldiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de; söz konusu hükmün, idari yaptırım kararları dışında, tazminat hukukuna dair bir düzenleme olduğu, bu maddenin Kabahatlar Kanunu çerçevesinde değerlendirilmesi gereken, kusur durumunun gerçekleşmiş olmasını gerektiren idari yaptırım kararları yönünden uygulanmasının mümkün olmayacağı sonucuna varılmıştır. Bu durumda; yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde, davaya konu idari para cezası işleminde hukuka uyarlık bulunmadığından, dava konusu işlemin iptaline dair Mahkeme kararının, istinaf incelemesi sonucunda, istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddi yolunda verilen, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.