Danıştay 13. Daire, telekomünikasyon şirketlerinin içerik hizmetlerinden elde ettikleri gelirlerin telsiz ücreti matrahına dahil edilmesi yükümlülüğünü hukuka uygun bulmuştur.
Özet: Davacı telekomünikasyon şirketinin, abonelere sunduğu içerik hizmetlerinden elde ettiği gelirlerin, ana elektronik haberleşme hizmetiyle ilişkili kabul edilerek telsiz ücreti matrahına dahil edilmesi gerektiği yönündeki idari işleme karşı açtığı iptal davası reddedilmiş; mahkeme, yetkilendirilen şirketin içerik hizmetlerinin teknolojik gelişmeler ışığında ana hizmetle ilgili olduğunu ve bu gelirlerin net satışlara dahil edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No:2024/172Karar No:2025/629TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... İletişim Hizmetleri A.Ş.VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 2018 yılının Ocak, Mart ve Aralık ayları haricindeki aylara ilişkin telsiz ücreti olarak aylık net satışların %5'i tutarında yapılması gereken ödemelerin eksik yapıldığının tespit edildiğinden bahisle eksik ödemelerin yasal gecikme zammı ile birlikte ödenmesi gerektiğine dair Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Spektrum Yönetimi Dairesi Başkanlığının ...tarih ve ... sayılı işlem ile 74.074.136,71-TL tutarındaki ... numaralı tahakkuk fişinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; GSM ve IMT-2000/UMTS İmtiyaz Sözleşmeleri ile elektronik haberleşme hizmeti sunmak üzere yetkilendirilen davacı şirketin, aylık net satışlarının yüzde beşini aylık dönemler itibarıyla hesaplamak suretiyle, ilgili olduğu ayı izleyen ayın son iş günü mesai bitimine kadar telsiz ücreti olarak Kuruma ödeme yükümlülüğünün bulunduğu, elektronik haberleşme sektöründe faaliyet göstermek isteyen şirketlerin, yalnızca yetkilendirmeye tabi faaliyetleri veya bununla birlikte yetkilendirme konusu hizmeti yerine getirirken gerekli veya ilgili olan cihaz satışı, kurulum, bakım-onarım ve danışmanlık hizmeti gibi faaliyetleri yürütmek üzere anonim veya limited şirket olarak kurulması ve Ticaret Sicil Gazetesinde yer alan ana sözleşmesinde faaliyet alanı kapsamında "elektronik haberleşme hizmeti/telekomünikasyon hizmeti sunulması ve/veya şebekesi veya altyapısı kurulup işletilmesi" ifadesine veya yetkilendirmeyi talep ettiği elektronik haberleşme faaliyetine yer verilmiş olması şartlarını sağlamaları gerektiği, davacı şirketin ana sözleşmesi incelendiğinde ise söz konusu şartların sağlandığı;Bu kapsamda, her ne kadar, davacı şirketin yetkilendirme dışında (yetkilendirme konusu hizmeti yerine getirirken gerekli veya ilgili olan faaliyetler haricinde) hiçbir faaliyette bulunamayacağı anlaşılmakta ise de, bu durumun, işletmecinin bütün faaliyetlerinin doğrudan yetkilendirme kapsamında olduğu sonucunu doğurmayacağı, işletmeci tarafından yetkilendirme konusu dışında faaliyette bulunulması halinde, sözleşmenin feshi yaptırımı da dahil olmak üzere farklı yaptırımların uygulanabileceği, işletmecinin bütün faaliyetlerinin yetkilendirme kapsamında olduğu kabulünden hareketle, her türlü geliri üzerinde telsiz ücreti ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı; bu çerçevede, telsiz ücreti ödeme yükümlülüğünün imtiyaz sözleşmesinden kaynaklandığı, davacı şirketin de GSM ve IMT-2000/UMTS İmtiyaz Sözleşmeleri kapsamında her türlü elektronik haberleşme hizmetinin sunumu için yetkilendirildiği, telsiz ücreti matrahını oluşturan net satışların ise işletmecinin faaliyetleri çerçevesinde elde ettiği gelirlerden oluştuğu görüldüğünden, işletmecinin faaliyetleri çerçevesinde elde ettiği herhangi bir gelirin telsiz ücreti matrahına dahil olup olmadığının tespit edilmesi, bu amaçla da, söz konusu gelirin elektronik haberleşme hizmetinin sunumundan kaynaklanıp kaynaklanmadığının ortaya konulmasının gerektiği; Davacı şirketin, içerik hizmetleri adı altında ücretli servis hizmeti sunduğu ve abone faturalarına ek bir ücret yansıttığı, anılan kurgu ile abonelere sunulan içerik hizmetlerine aracılık edildiği ve bu kapsamda gelir elde ettiği;Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği'nin "Yetkilendirme başvuru şartları" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine göre, işletmecinin, sadece yetkilendirmeye tabi faaliyetlerde bulunabileceği, bununla birlikte, yetkilendirme konusu hizmet ile ilgisi bulunan faaliyetlerde de bulunabileceği, nitekim, günümüzde yaşanan teknolojik gelişmeler de dikkate alındığında işletmeciler tarafından sunulan içerik hizmetlerinin, hizmetle ilgili tek fatura düzenlenmesi, müşteri memnuniyeti, abone sayısının arttırılması suretiyle gelirlerinin artmasını sağlaması sebebiyle elektronik haberleşme hizmeti ile ilgisi bulunduğu;Bu itibarla, GSM ve IMT-2000/UMTS İmtiyaz Sözleşmeleri ile elektronik haberleşme hizmeti sunmak üzere yetkilendirilen davacı şirketin, elektronik haberleşme hizmetini yerine getirirken, söz konusu hizmet ile ilgisi bulunan içerik hizmetlerini de sunabileceği görüldüğünden, davacı şirketin anılan faaliyetinin, elektronik haberleşme hizmetinin sunumuna yönelik faaliyetler kapsamında değerlendirilmesi ve bundan elde edilen gelirlerin, telsiz ücreti matrahına dahil edilmesinin gerektiği anlaşıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemler hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan itirazlar hakkında Bölge İdare Mahkemesi kararında hiçbir değerlendirme yapılmadığı, Mahkeme kararının eksik incelemeye dayalı, çelişkili ve hukuka aykırı olduğu, içerik hizmetlerinin yetkilendirmeleri kapsamında sundukları elektronik haberleşme hizmeti olmadığı, Kanun'un yorum yoluyla genişletilemeyeceği, bu durumun Anayasa'da düzenlenen vergilerin kanuniliği ilkesine de aykırı olduğu, içeriklerin şirket dışındaki üçüncü kişilerce üretildiği/temin edildiği ve içerik hizmeti nedeniyle herhangi bir gelir elde edilmediği, aksi yöndeki kararların tamamen varsayımsal bir tespite dayandığı, gerçeğe, hukuka ve Anayasa'da düzenlenen adil yargılanma ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğu, davalı idarenin eksik ödendiği iddia edilen telsiz ücretinin tahsiline ilişkin izlediği yöntemin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'daki usul ve şekle aykırı olduğu, Mahkemelerin bu husustaki itirazlarına ilişkin hiçbir inceleme veya değerlendirme yapmadığı, bunun gerekçesinin de kararlarında açıklamadığı ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, mevzuatta herhangi bir istisna öngörülmeden işletmecinin faaliyetlerinden kaynaklanan her türlü değerin telsiz ücreti kapsamında sayıldığı, işletmecinin yetkilendirmesi kapsamında sunduğu elektronik haberleşme hizmetleri ile ilgili olan dava konusu içerik sağlama hizmetlerinin net satışlara dahil edilerek telsiz ücreti alınmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, mobil işletmecilerin temel elektronik haberleşme hizmetlerinin yanı sıra bu hizmetleriyle birlikte gerekli ve/veya ilgili olan yetkilendirmeleri kapsamındaki reklam, pazarlama, cihaz satışı, içerik hizmetleri gibi diğer hizmetleri de sunabildiği, iletim hizmeti sağlanırken içerik hizmetinin de sağlanmasının elektronik haberleşme hizmetlerinin abonelere pazarlanmasına ilişkin olarak imtiyaz sözleşmesi kapsamı içerisinde yer aldığı, davacının “Turkcell” logosu ile içerik hizmetini kendi abonelerine sunularak gelirlerinin arttırılmasını sağlamasının diğer satıcılar bakımından onu daha avantajlı bir konuma getirdiği, dava konusu tahakkuk fişinin usulüne uygun bir şekilde oluşturulduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Her ne kadar davacı şirket tarafından, davalı idarenin eksik ödendiği iddia edilen telsiz ücretinin tahsiline ilişkin izlediği yöntemin 6183 sayılı Kanun'daki usul ve şekle aykırı olduğu iddia edilmiş ise de, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 46. maddesinin 7. fıkrasında, Kurum tarafından sayısı sınırlandırılarak ulusal çapta, kamuya açık mobil elektronik haberleşme hizmeti sunmak üzere imtiyaz sözleşmeleri ve/veya yetkilendirme belgelerine istinaden yetkilendirilen işletmecilerin aylık net satışlarının yüzde beşini aylık dönemler itibarıyla hesaplamak suretiyle, ilgili olduğu ayı izleyen ayın son iş günü mesai bitimine kadar telsiz ücreti olarak Kuruma ödeyeceği kuralına yer verildiği; 60. maddesinin 14. fıkrasında, eksik ödendiği tespit edilen telsiz ücretinin mahsup işlemleri uygulandıktan sonra vadesinden tahsil tarihine kadar 6183 sayılı Kanun’da yer alan gecikme zammı oranları uygulanarak hesaplanacağının belirtildiği; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Gelirlerinin Tarh, Tebligat, Tahakkuk, Tahsilat Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik'in 1., 2. ve 15. maddelerinde, işletmecilerin Kuruma ödemekle yükümlü olduğu ücretlerin Kurum tarafından tahakkuk ettirileceğinin kurala bağlandığı dikkate alındığında, özel düzenlemeler içeren 5809 sayılı Kanun ve anılan Yönetmeliğe uygun olarak, telsiz ücretinin tahakkuku yetkisine sahip davalı idarece tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 05/02/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.