Nitelikli yağmaya teşebbüs suçunda sanığın mahkumiyetine ilişkin istinaf ve temyiz başvurularının, usul eksiklikleri ve delil değerlendirme hataları nedeniyle incelenmesi.
Özet: Nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan iki kez hapis cezasına çarptırılan sanığın mahkumiyeti, istinaf mahkemesince onandıktan sonra temyize taşınmış olup, dosyadaki değerlendirmelerde, olayın tek görgü tanığının usulüne uygun dinlenmemesi, ifadeler arası çelişkilerin giderilmemesi, sanığın adli sicil kaydındaki denetim süresi ihlaline ilişkin bildirim yapılmaması ve olay günü polis ihbar kayıtlarının eksik inceleme nedeniyle temin edilip çözümlenmemesi gibi ciddi usul ve eksik soruşturma hatalarının geçmişte dahi tekrar tekrar bozma sebebi yapıldığı vurgulanmaktadır.
6. Ceza Dairesi         2024/5994 E.  ,  2026/4351 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/2463 E., 2024/2143 K.
SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü;
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Ceyhan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.01.2024 tarihli ve 2023/261 Esas, 2024/12 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
Mağdur ...'e yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-d, 35/2, 53... . maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
Mağdur ...'a yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 149/1-d, 150/2, 35/2, 53... . maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, karar verilmiştir.
B. İstinaf
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 02.07.2024 tarihli ve 2024/2463 Esas, 2024/2143 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemleri
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ve araştırma neticesinde hüküm kurulduğuna, çelişkili olan mağdurlar ve tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğine, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, olay sırasında cebir ve tehdit kullanılmadığına, sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, "Şüpheden sanık yararlanır." ilkesi uyarınca beraatine, kabule göre de, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasına, mağdur ...'ya yönelik eylem için de değer azlığı hükümlerinin uygulanmasına, ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Sanık hakkında, mağdurlara yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan yapılan yargılama sonucunda, Ceyhan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2020 tarihli kararı ile sanığın anılan suçtan mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 09.12.2021 tarihli kararında özetle,
"Olayın gelişimine ve tarafların beyanlarına göre; olayın tek görgü tanığı durumunda olan tanık ...'in usulüne uygun biçimde beyanına başvurulması, sanığın suç tarihinde kime karşı hangi eylemlerde bulunduğunun ayrıntılı olarak sorulması, tanığın kendi beyanları arasında veya tanık ifadeleri ile taraf beyanları arasında çelişki olması halinde çelişkinin giderilmeye çalışılması, giderilememesi durumunda hangi beyana ne surette üstünlük tanındığının karar yerinde açıklanması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, olayın tek tanığının beyanı alınmadan hüküm kurulması suretiyle CMK’nın 210. maddesine aykırı davranılması,
Kabule göre ise;
Sanığın adli sicil kaydında mevcut Ceyhan 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/463 esas, 2017/428 karar sayılı ilamı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, deneme süresi içinde sanığın müsnet suçu işlediği gözetilerek, ilgili ilam için mahkemesine CMK'nın 231/11 maddesi uyarınca bildirimde bulunulmaması," şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 280/1-e ve 289/1. maddeleri gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği,
İlk derece mahkemesinin 08.06.2022 tarihli kararı ile; sanığın kasten yaralama ve tehdit suçlarından mahkûmiyetine karar verildiği, bu kararın o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 28.04.2023 tarihli kararında özetle,
"1- Mağdurlar ... ve ... ile tanık ...'in soruşturma aşamasında alınan beyanlarında "olay günü polisleri arayarak sanığın elinden kurtulduklarını" beyan ettikleri, dosya içerisinde bulunan firari şüpheli arama tutanağında da yardım isteyen bir bayan olduğu yönündeki anons üzerine olay yerine intikal edildiğinin yazılı olduğu görülmekle; maddi gerçeğin tam olarak tespit edilebilmesi açısından ... İlçe Emniyet Müdürlüğü ile yazışma yapılarak olay gününe ait ihbar kayıtlarının temin edilmesi ve çözümlemesinin yaptırılması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması,
2- Mağdur ... olayın sıcaklığı ile vermiş olduğu ilk ifadesinde “olay günü yani 25.02.2020 günü saat 12:30 sıralarında görümcesi olan mağdur ... ve arkadaşı olan ... ile birlikte evde oturdukları sırada eşi olan sanık ...'un içeri girip kapıyı kilitleyerek telefonu vereceksiniz demesi üzerine kendisininde ne telefonu dediğini, bunun üzerine sanığın kendisini "o telefonu vereceksin ya da öldürürüm" diye tehdit ettiğini, ardından sanığa" telefonu alıp satınca ne yapacaksın" demesi üzerine sanığın "bakıp geri vereceğim" dediğini daha sonra kendisinin telefonunu vermeyeceğini söyleyince bu seferde kardeşi olan mağdur ...'a dönüp "sen telefonunu vereceksin, vermezsen seni de öldürürüm, allah'ını ekmeğini sinkaf ederim" dediğini, bunun üzerine kendisinin "çık git uzaklaştırman var" dediğini, ardından sanığın kendisine saldırarak darp ettiğini, bu esnada tanık ...ile görümcesi olan mağdur ...'in araya girdiklerini, bunun üzerine, sanığın, mağdur ...'i de darp ettiğini" beyan ettiği, mağdur ...'un da olayın sıcaklığıyla alınan beyanında "saat 12:30 sıralarında kardeşi olan sanığın evine geldiğini, eşi olan mağdur ...'ya "telefonu vermezsen gebertirim, telefonu almadan gitmem" dediğini, mağdurdan bir kaç kez telefon istediğini, mağdur ...'nın "senin uzaklaştırman var, telefonu ne yapacaksın yine satacak mısın," dediğini, bunun üzerine sanığın küfür etmeye başladığını, daha sonra mağdur ...'ya saldırıp darp ettiğini, mağdura "ya telefonu vereceksin ya da seni öldürürüm" dediğini, daha sonra kendisine dönerek kendisinden telefonunu istediğini, telefonu vermeyeceğini söyleyince bu seferde kendisini darp etmeye başladığını, kendisine hap aldım, sigara almam lazım bana sigara al dediğini, bu sırada annesini uyandırdığını ve sigara parası istediğini, annesinin de sigara parası verdiğini, hem kendisini hem de yengesi olan mağdur ...'yı sanığın telefonlarını almak için darp ettiğini ve tehdit ettiğini" beyan ettiği, tanık ... ise soruşturma aşamasında olayın sıcaklığı ile alınan beyanında "sanığın ilk önce eşi olan mağdur ... 'dan telefonunu istediğini, mağdurun vermemesi üzerine mağdura saldırıp darp etmeye başladığını, bu esnada sürekli küfür ederek mağdura "vermezsen seni öldürürüm" diyerek tehditte bulunduğunu, mağdur ...'nın telefonu vermemesi üzerine bu ... diğer mağdur ...'e yöneldiğini, mağdur ...'den de telefonunu istediğini, mağdur ...'in telefonunu vermeyeceğini söylemesi üzerine mağdurları "sizi öldürürüm" diyerek tehdit ettiğini beyan ettiği,
Ardından, kovuşturma aşamasında mahkemede alınan beyanlarında hem mağdur ...'nın, hem mağdur ...'in, hem de tanığın ilk ifadelerinden farklı beyanlarda bulunarak; olayın yukarıda anlattıkları gibi olmadığını beyan ettikleri, bu kapsamda, mağdur ...'in "sanığın olay günü kendisinden telefon istemediğini, abartılı şekilde beyanda bulunduğunu" beyan ettiği, mağdur ...'nın ise "sanığın olay günü sadece bakmak için cep telefonunu istediğini, kendisini darp etmediğini, tehditte bulunmadığını" beyan ettiği, tanığın da aynı şekilde beyanlarda bulunduğu, ancak, mağdurların ve tanığın daha sonradan değişen ve çelişen beyanlarının, sanığı suçtan kurtarmaya yönelik anlatımlar olduğu, yapılan ilk açıklamaların kendi içinde önde ve üstün olduğu, zira, mağdurların ve tanıkların baskı görmeleri, korkmaları ya da acımaları gibi sebeplerle sonradan ifadelerini değiştirmelerinin sıklıkla karşılaşılan bir durum olduğu, bu nedenle olayın sıcaklığı ile vermiş oldukları ilk ifadelerine itibar etmek gerektiği;
-Bu durumda sanığın, olay günü ilk önce eşi olan mağdur ...'dan cep telefonunu istediği, mağdurun cep telefonunu vermeyeceğini söylemesi üzerine mağduru "telefonunu vermezsen seni öldürürüm" diyerek tehdit ettiği ve ardından telefonu vermeyen mağduru darp ettiği, daha sonra diğer mağdur ...'e yöneldiği, ...'den de cep telefonunu istediği, mağdur ...'in de cep telefonunu vermemesi üzerine bu seferde mağdur ...'i "telefonu vermezsen seni öldürürüm" diyerek tehdit ettiği, ardından telefonunu almak için bu mağduru da darp ettiği, bu şekilde sanığın eylemini bir bütün olarak her iki mağdura karşı ayrı ayrı TCK'nın 149/1-d, 35 maddelerinde düzenlenen konutta yağmaya teşebbüs suçunu oluşturmasına rağmen suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde sanığın mağdurlara yönelik kasten yaralama suçundan iki kez ve tehdit suçundan zincirleme biçimde cezalandırılmasına karar verilmesi, " şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 280/1-e ve 289/1. maddeleri gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği,
İlk derece mahkemesinin 19.09.2023 tarihli kararı ile; sanığın mağdurlara yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs suçlarından mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 10.11.2023 tarihli kararında özetle,
"-TCK'nın 150 maddesine göre, faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup, hâkim indirim oranını TCK'nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “işlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır. TCK'nın 150. maddesinin uygulanmasında hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hâkim takdir hakkını kullanırken keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle uygulama yapmalıdır.
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 12.10.20 22... /96 37... /13579 karar sayılı ilamında; ''uyuşturucu madde bağımlısı olan ve sürekli olarak annesi olan katılandan belirli aralıklarla para isteyen sanığın olay gecesi katılandan herhangi bir miktar belirtmeksizin bu kez de tehditle para istediği somut olayda, olayın gelişimi, tarafların sosyal ve mali durumları itibariyle düşük gelirli olmaları ve miktarı belirtilmeden para istenmesi durumu sanık lehine kabul edilerek suç tarihi olan 30/09/2022 itibariyle paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde, sanığa verilen cezada değer azlığı indiriminin yapılması gerekir.'' belirtilmesi karşısında;
Mağdurların tekrar ayrıntılı şekilde beyanlarının alınarak; olaydan hemen sonra sıcağı sıcağına vermiş oldukları ve dosya kapsamında itibar edilen ifadeleri uyarınca, kendilerine olay tarihinde kullanmış oldukları cep telefonlarının marka ve modelleri sorulup, telefonlarının marka ve modelleri belirlendikten sonra suç tarihindeki değerlerinin tespit edilmesi, gerekirse bu hususta kolluk araştırması yaptırılması veya bilirkişi raporunun aldırılması, bu şekilde mağdurların cep telefonlarının suç tarihindeki değerleri belirlendikten sonra Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 09.11.2021 tarih, 2021/22101 esas, 2021/17437 karar sayılı ilamı ve suç tarihi itibariyle günün ekonomik koşulları birlikte değerlendirilerek, 5237 sayılı TCK'nın 150. maddesiyle sanığa verilen cezalardan değer azlığı nedeniyle indirim yapılıp yapılmayacağı hususu tartışılmadan eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması," şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 280/1-e ve 289/1. maddeleri gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği,
İlk derece mahkemesinin 18.01.2024 tarihli kararı ile; sanığın mağdurlara yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs suçlarından yazılı şekilde mahkumiyetine karar verildiği, anılan karara yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 02.07.2024 tarihli kararı ile esastan reddine karar verilmesi üzerine, sanık ve müdafiinin anılan karara yönelik temyiz isteminde bulundukları anlaşılmakla;
5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Ceyhan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2020, 08.06.20 22... .09.2023 tarihli kararlarında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 19.12.2021, 28.04.20 23... .11.2023 tarihli kararlarında belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararlarının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararları vermesinin ve anılan kararlara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hükümler kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan verilen hükümler yönünden bölge adliye mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararları, sanığın temyiz hakkını etkilememiş ise de, genel olarak sanıklar hakkında ilk derece mahkemesince verilen ve 5 yılı aşmayan mahkumiyet hükümlerinin esastan reddine dair kararların 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi gereğince kesin nitelikte olduğu ve sanıkların temyiz imkanının ortadan kaldırıldığı, oysa bölge adliye mahkemesince yasaya aykırı bozma ilamı yerine davanın yeniden görülmesine karar verilerek aynı mahkumiyet hükmünün verilmesi durumunda 5271 sayılı Kanun'un 286/2-d maddesi uyarınca verilen kararın temyizi kabil bir karar olacağı, görüldüğü üzere bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı, sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının, başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:
1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........
Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.
Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele, tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).
Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 19.12.2021, 28.04.20 23... .11.2023 tarihli bozma kararları ile bozma kararları üzerine verilen Ceyhan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.06.2022, 19.09.20 23... .01.2024 tarihli kararlarının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi nedeniyle, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,18.05.2026 tarihinde karar verildi.