Yargıtay 6. Ceza Dairesi, nitelikli yağma suçundan beraat kararı sonrası istinafın reddi üzerine temyiz edilen dosyada soruşturma eksikliklerine dikkat çekmiştir.
Özet: Nitelikli yağma suçundan sanıklar hakkında verilen beraat kararının istinaf mahkemesince onanmasına rağmen, katılan vekilinin temyizi üzerine yüksek mahkeme, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin, olayın şüphelilerinin tespiti için yapılan araştırmalarda görgü tanıklarının kimliklerinin belirlenmemesi, kolluk tutanaklarındaki çelişkilerin giderilmemesi, ihbarcı ve polis memurlarının beyanlarının usulüne uygun alınmaması, suçta kullanılan maskenin incelenme koşullarının açıklığa kavuşturulmaması ve sanıkların görüntü izleme kayıtları üzerindeki teşhislerinin yetersiz kalması gibi önemli hukuki eksiklikler ve delil değerlendirme hataları bulunduğunu tespit ederek, dosyanın eksik araştırıldığını belirlemiştir.
6. Ceza Dairesi         2024/1243 E.  ,  2026/4350 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/787 E., 2023/1039 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama - bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.12.2022 tarihli ve 2021/414 Esas, 2022/475 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
B. İstinaf
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 08.05.2023 tarihli ve 2023/787 Esas, 2023/1039 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, dosya içerisinde mevcut DNA örneği, olayın sıcağı sıcağına gelen ihbar, tutulan tutanaklar ve kamera kayıtları bir arada değerlendirildiğinde sanıkların atılı suçu işledikleri sabit olduğundan cezalandırılmalarına, ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Sanıklar hakkında, nitelikli yağma suçundan yapılan yargılama sonucunda, Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.02.2020 tarihli ve 2018/144 Esas, 2020/95 Karar sayılı kararı ile sanıkların anılan suçtan beraatlerine karar verildiği, bu kararın katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 13.10.2021 tarihli ve 2020/1371 Esas, 2021/2629 Karar sayılı kararında özetle,
"1)Dosya içerisinde yer alan 21.12.2016 tarihli kolluk tutanağında olayın şüphelilerinin tespiti amacıyla çevrede yapılan araştırmalarda vatandaşlar tarafından olaydan sonra şüphelilerin kaçtıkları 100040 sokak ile 100071 sokağın kesiştiği noktada motosikletteki şahıslardan birinin maskesinin yere düştüğünün görgü tanıklarının beyanlarından tespit edildiğinin belirtilmesi,
19.07.2016 tarihli kolluk tutanağında da, olaydan hemen sonra şüpheli şahısların tespit çalışmaları esnasında olaydan sonra motosiklet ile kaçan şahıslardan bir tanesinin yaya olarak uzaklaştığı ve bu kişinin ...'a benzediğinin tanık beyanları ile tespit edildiğinin bildirilmesi,
25.01.2017 tarihli Mersin İl Emniyet Müdürlüğü tarafından verilen cevabi yazıda ise çevrede yapılan araştırmalarda olaydan sonra motosiklet ile kaçan şahıslardan birinin ... lakaplı ... olduğunun tanık beyanları ile tespit edildiğinin bildirilmesi karşısında;
Her ne kadar kolluk tarafından tanzim edilen tutanaklarda olaya ilişkin bir kısım sanıkların kimlik bilgileri hakkında beyanda bulunan kişilerin açık kimlik bilgileri tespit edilmemiş ise de, olaya müdahale eden ve özellikle dosya kapsamındaki tutanakları tanzim eden polis memurlarının usulüne uygun şekilde tanık beyanları tespit edilerek, mümkün ise kendilerine olaya dair beyanda bulunan kişilerin açık kimlik bilgilerinin sorulması, bu kişilerin tespiti halinde tanık sıfatı ile beyanlarının tespit edilmesi, değil ise polis memurlarına özellikle olayda kullanıldığı değerlendirilerek el konulan ve adli emanetin 2017/654 sırasında kayıtlı maskenin tam olarak nerede bulunduğu, olay yerine olan uzaklığı, bu maskenin olayda kullanıldığının nasıl tespit edildiği ve sanıkların kimlik bilgilerine yönelik yapılan çalışmalara ilişkin beyanlarının tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2)Dosya içerisinde yer alan 25.07.2016 tarihli ihbar tutanağı uyarınca 'olaya karışan aracın plakası 33... 'dir' şeklinde beyanda bulunan ihbarcının mümkün ise açık kimlik bilgileri tespit edilerek olaya ilişkin tanık sıfat ile bilgi ve görgüsünün sorulmaması,
3)04.08.2016 tarihli görüntü izleme ve araştırma tutanağında olaydan önce sanık ...'ın motosiklet ile 100055 sokaktan ... sokağa giriş yaptığının tespit edildiği, bu tutanak uyarınca inceleme yapan 11.01.2019 tarihli Ulusal Kriminal Büro tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda da sanıkların olaydan sonra motosiklet ile kaçtıkları görüntülerin mevcut olduğu anlaşılmakla,
Sanık ...'ın beyanına başvurularak, motosiklet ile 100055 sokaktan 100040 sokağa giriş yapan kişinin kendisi olup olmadığının sorulması,
Ulusal Kriminal Büronun olaya ait herhangi bir video olmadan kolluk tarafından düzenlenen görüntü izleme ve araştırma tutanağı uyarınca inceleme yaptığı da gözetildiğinde, olay anına, öncesine ve sonrasına ait dosya kapsamında tüm video kayıtları ile sanıkların teşhise elverişli fotoğrafları gönderilerek, sanıkların teşhisi amacıyla yeniden değerlendirme yapılmasının istenmesi, ayrıca olaydan önce sanık ... tarafından kullanıldığı tespit edilen motosiklet ile sanıkların olaydan sonra kaçarken kullandıkları motosikletin aynı olup olmadığı hususunda rapor aldırılması ve toplanan delillerle birlikte değerlendirilmesi cihetine gidilmemesi,
4)07.08.2019 tarihli Özel Ulusal Kriminal Büro tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda sanık ... İnal'ın ayağındaki yara veya yanık izi ile ilgili yapılan değerlendirmede uyumlu olduğu belirtilmiş ise de, maddi gerçekliğin tereddüte mahal vermeyecek biçimde tespit edilebilmesi amacıyla kamera kayıtlarındaki görüntü uyarınca aynı konum ve açıdan sanığın fotoğrafları çektirilerek kamera görüntüleri üzerinde iyileştirme yapılarak, görüntülerdeki kişinin sanık olup olmadığı yönünde vücut, boy, genel fiziki özellikler ve morfolojik yapısı itibariyle karşılaştırmalı değerlendirme yapılması, ayrıca sağ bacağının kamera görüntülerindeki pozisyonu ile aynı olacak ve yara izi tümden görünecek şekilde fotoğraflandırılıp, yara izinin şeklinin, bacaktaki konumunun ve diğer özelliklerinin değerlendirilmesi amacıyla konusunda uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak rapor aldırılmaması,
5)Her ne kadar olay yeri inceleme ekibi suçta kullanıldığı değerlendirilen ve olaydan sonra el konulan maskenin rengini yeşil olarak tespit etmiş ise de, müşteki ve tanık beyanları ile kamera kayıtlarından maskenin rengi siyah olduğu kabul edilmekle, adli emanetin 2017/654 sırasında kayıtlı maskenin getirtilerek renginin tespit edilmesi, olayda kullanılan maske ile uyumlu olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
6)Mersin Emanet Memurluğunun 2017/20 61... /654 sırasında kayıtlı kan örnekleri ve svaplar hakkında gerekli teknik inceleme yapıldığı anlaşılmakla imhası yerine dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmesi," şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e ve 289/1 maddeleri gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği,
İlk derece mahkemesinin 20.12.2022 tarihli kararı ile; sanıkların nitelikli yağma suçundan yazılı şekilde beraatlerine karar verildiği, katılan vekilinin istinaf başvurusunun ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 08.05.2023 tarihli ve 2023/787 Esas, 2023/1039 Karar sayılı kararı ile esastan reddine karar verilmesi üzerine, katılan vekilinin anılan karara yönelik temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla;
5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.02.2020 tarihli ve 2018/144 Esas, 2020/95 Karar sayılı dosyasında verilen beraat hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 13.10.2021 tarihli ve 2020/1371 Esas, 2021/2629 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan verilen hüküm yönünden bölge adliye mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı, sanıkların temyiz hakkını etkilememiş ise de genel olarak sanıklar hakkında ilk derece mahkemesince verilen ve 5 yılı aşmayan mahkûmiyet hükümlerinin esastan reddine dair kararların 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi gereğince kesin nitelikte olduğu ve sanıkların temyiz imkanının ortadan kaldırıldığı, oysa bölge adliye mahkemesince yasaya aykırı bozma ilâmı yerine davanın yeniden görülmesine karar verilerek aynı mahkûmiyet hükmünün verilmesi durumunda 5271 sayılı Kanun'un 286/2-d maddesi uyarınca verilen kararın temyizi kabil bir karar olacağı, görüldüğü üzere bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilâmı, sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının, başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:
1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........
Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.
Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele, tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).
Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 13.10.2021 tarihli ve 2020/371 Esas, 2021/2629 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.12.2022 tarihli ve 2021/414 Esas, 2022/475 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi nedeniyle, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, değişik gerekçe ile Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,18.05.2026 tarihinde karar verildi.