Danıştay, yurt dışı iştirak tasfiyesinden kaynaklanan değersiz hisse zararının kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması yönündeki kararı onadı.
Özet: Bir şirketin, iştirak ettiği yurt dışındaki bir şirketin tasfiyesi sonucu oluşan ve değersiz hale gelen hisselerinden kaynaklanan zararın kurum kazancı tespitinde gider olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu doğrultuda 2019 yılı için fazla ödenen kurumlar vergisinin iadesi talebiyle açılan davada, vergi mahkemesi, iştirak edilen şirketin hukuken ortadan kalkmasıyla hisselerin değerini kaybetmesinin şirket aktifinde bir azalmaya yol açarak zarar olarak nitelendirilmesi gerektiğini belirtmiş ve fazladan ödenen verginin iadesine hükmetmiştir; bölge idare mahkemesi bu kararı hukuka uygun bularak istinaf başvurusunu reddetmiş ve temyiz incelemesini yapan Danıştay da vergi dairesinin iştirak hisselerinden doğan zararın kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınamayacağı yönündeki itirazlarını yerinde görmeyerek alt mahkemelerin kararını oyçokluğuyla onamıştır.

T.C.
D A N I Ş T A YÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/5636Karar No : 2025/2362TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Endüstriyel Mamuller Sanayi ve Ticaret Anonim ŞirketiVEKİLLERİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacı şirketin iştirak payının bulunduğu yurt dışında mukim şirketin tasfiyesinin 2019 yılında zararla sonuçlanması sebebiyle değersiz hale gelen iştirak hissesine isabet eden ve kanunen kabul edilmeyen giderlere atılan zararın kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması gerektiği ihtirazi kaydıyla 2019 yılı için verilen kurumlar vergisi beyannamesi üzerine fazladan tahakkuk eden ve ödenen kurumlar vergisinin iadesi istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Herhangi bir kurumun başka bir kurumun sermayesine katılma payı karşılığında elde edilen kar payına "iştirak kazancı", işletmenin bu şekilde doğrudan veya dolaylı olarak diğer şirketlerin yönetimine ve ortaklık politikalarının belirlenmesine katılmak üzere edindiği hisse senetleri veya ortaklık paylarının izlendiği hesaba ise "iştirakler hesabı'' adı verildiği, iştirak edilen şirketin hukuken ortadan kalkması sonucu davacı şirketin iştirakler hesabında hisse senetlerinin maliyet bedeli kadar bir azalma olduğu diğer bir ifade ile şirket aktifine kayıtlı bu hisselerin değerlerini kaybetmeleri sonucu şirket öz sermayesinin bu oranda azaldığı, uyuşmazlıkta, iştirak edilen şirketin tasfiyesi sonucu iştirakler hesabında yer alan hisse senetlerinin aktiften çıkarılmasına ilişkin bir durum söz konusu olduğundan, bunun zarar olarak nitelendirilmesi gerektiğinden yapılan tahakkukta hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle tahakkuk kaldırılmış, fazladan ödenen kurumlar vergisinin iadesine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İştirak hisselerinin, iştirakin tasfiyesi sonucu değerinin kalmaması nedeniyle doğan zararın kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabileceğine ilişkin yasal düzenleme bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İştirak payının bulunduğu şirketin tasfiyesi sebebiyle doğan zararın kurum kazancının tespitinde gider olarak kaydedilmesine engel herhangi bir düzenleme bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;1. Temyiz isteminin reddine,2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 22/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.(X)-KARŞI OY: Davacı şirketin iştirak payının bulunduğu yurt dışında mukim şirketin tasfiyesinin 2019 yılında zararla sonuçlanması sebebiyle değersiz hale gelen iştirak hissesine isabet eden ve kanunen kabul edilmeyen giderlere atılan zararın kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması gerektiği ihtirazi kaydıyla 2019 yılı için verilen kurumlar vergisi beyannamesi üzerine fazladan tahakkuk eden ve ödenen kurumlar vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davanın kabulüne dair karara yönelik istinaf başvurusunun reddi üzerine verilen kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı; (2) numaralı fıkrasında, safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanunu'nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin (1), (2) ve (3) numaralı alt fıkralarında, tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun sermayesine katılımlarından elde ettikleri kazançların, tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun kârına katılma imkânı veren kurucu senetleri ile diğer intifa senetlerinden elde ettikleri kâr paylarının, tam mükellefiyete tabi girişim sermayesi yatırım fonu katılma payları ile girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinden elde ettikleri kâr paylarının; (e) bendinde, kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançlarının % 75'lik kısmının kurumlar vergisinden müstesna olduğu düzenlenmiş; aynı maddenin son fıkrasının (3) numaralı alt bendinde ise, iştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının istisna dışı kurum kazancından indirilmesinin kabul edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 38. maddesinin birinci fıkrasında, bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce, işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı; ikinci fıkrasında ise, ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanunu'nun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanun'un 40 ve 41. maddelerinde yer alan hükümlere uyulacağı düzenlenmiş, aynı Kanun'un 40. maddesinde indirilebilecek giderler; 41. maddesinde ise gider kabul edilmeyen ödemeler sayılmıştır. Sözü edilen kuralların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlara ilişkin giderler ile istisna kapsamındaki faaliyetlerden doğan zararların istisna dışı kurum kazancından indirilmesine imkan verilmediğinden, istisna kazançlar elde edilirken gider fazlalığı sebebiyle doğan zararların da aynı kapsamda değerlendirilmesi gerektiği ve davacı adına yapılan tahakkukta ve yapılan ödemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyoruz.