Atatürkün hatırasına hakaret suçunda, put kelimesinin kullanıldığı sosyal medya paylaşımlarıyla ilgili beraat kararının temyizen bozulması ve yeniden yargılama gerekliliği.
Özet: Yargıtay, ilk derece mahkemesince Atatürkün hatırasına alenen hakaret suçundan mahkum edilen sanık hakkında, bölge adliye mahkemesinin duruşma açmaksızın beraat kararı vermesini hukuka aykırı bulmuştur; zira sanığın sosyal medyada paylaştığı yorumların ağır eleştiri sınırını aşarak Atatürkün manevi şahsiyetini rencide edici nitelikte olduğu, beraat gerekçesinde kullanılan "put" kelimesinin "tapılan kişi" anlamında kullanıldığı tespitinin dosya kapsamına uygun düşmediği ve mevcut delillerin yeniden değerlendirilerek farklı bir hüküm kurulmasının duruşma açmayı gerektirdiği belirtilmiştir.
11. Ceza Dairesi         2025/5277 E.  ,  2026/6044 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/1345 E., 2024/1768 K.
SUÇ : Atatürk'ün hatırasına alanen hakaret
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.09.2024 tarihli ve 2024/250 Esas, 2024/222 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.12.2024 tarihli ve 2024/1345 E., 2024/1768 K. sayılı kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) Kanun'un 280/1-a ve 303/1-a maddeleri gereğince duruşma açılmaksızın sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm kaldırılarak aynı Kanun'un 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine, ilişkindir.
III. GEREKÇE
1. Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
Kanun koyucu, Atatürk’ün hatırasına hakareti 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanun ile özel olarak düzenlemiştir. 5816 sayılı Kanun’un 1. maddesinde “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” hükmü yer almaktadır. Hakaret suçunda genel olarak bireylerin şeref varlığı ve değeri korunmaktayken, bu Kanun ile Atatürk’ün Türk toplumu nezdindeki manevi şahsiyeti koruma altına alınmıştır. Nitekim Kanun'un gerekçeleri; “Milli Mücadelenin kahramanı ve memleketin kurtarıcısı Atatürk‟ün Cumhuriyetin ve inkılaplar rejiminin sembolü olması hasebiyle hatırasına, eserlerine ve onu ifade eden varlıklara vakı olacak tecavüzlerin, bilvasıta Cumhuriyete ve inkılaplar rejimine tevcih edilmiş bir mahiyet ifade edeceği”, “Bunlara karşı işlenen ve amme efkarında derin akisler yaratmakta olan suçların failleri hakkında mavzuatımızın hususi hüküm ve müeyyideleri ihtiva etmemesi ve cumhuriyet savcılarının resen takibata girişmelerine müsait bulunmaması” şeklinde belirtilmiştir.
Somut olayda, sanığın kullanmakta olduğu "..." isimli sosyal paylaşım sitesinde paylaştığı video içeriğinde; bir televizyon kanalında yapılan haberde sunucu tarafından "Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün ebedi istirahatgahında bir kişi Cumhuriyete lanet okudu, bu hadsizliğin yanında şeriat çağrısı yapmaktan geri kalmadı" şeklindeki beyanı üzerine, sanığın "PUTUMUZ, M.KAMAL'İN ANITKABİRİNDE, BİR ADAM, CUMHURİYET'E LANET OKUDU, BU ADAMLIĞIN YANINDA ŞERİAT ÇAĞRISINDA BULUNDU" şeklinde yorumlar paylaştığı, sanığın yorumları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ağır eleştiri sınırını aşarak Mustafa Kemal Atatürk'ün onur, şeref ve saygınlığını, başka bir deyişle manevi şahsiyetini rencide edici boyuta ulaştığı, böylece sanığa atılı suçun sübut bulduğu ve mahkumiyet kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, suça konu paylaşımında "put" kelimesinin "taptığımız kişi" anlamında kullanıldığı şeklindeki dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile sanığın hakaret kastının bulunmadığından bahisle beraat kararı verilmesi,
2. Sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a. maddesi delâletiyle aynı Kanun’un 303/1-a. maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a. maddesi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-g. maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması suretiyle yapılabileceği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle başkaca yönleri incelenmeyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.06.2026 tarihinde karar verildi.