2918 sayılı Kanunun 98. maddesinden kaynaklanan sigorta poliçe birimlerinden aktarılması gereken borcun amme alacağı niteliği ve şirket yöneticisinin sorumluluğu üzerine ödeme emri iptali davası.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, davalı idarenin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesi ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 89/2. maddesine dayanarak şirket yönetim kurulu üyesi olan davacıya 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında gönderdiği ödeme emrinin iptali talebine ilişkin olup, davacı, söz konusu prim katkı paylarının amme alacağı olmadığını ve bu hükümler çerçevesinde sorumlu tutulamayacağını ileri sürerken, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, alacağın amme alacağı niteliğinde olmadığı ve davacının sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle ödeme emrinin iptaline karar vermiş, davalı idare ise bu kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1006 E., 2025/1115 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2020/347 E., 2021/825 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili; davalı idare tarafından gönderilen 23.02.2017 tarihli ödeme emrine konu borcun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı) 98. maddesinde düzenlenen sigorta poliçe birimlerinden aktarılması gereken miktar olup sözleşmeden kaynaklı alacak olduğunu, davalı idarenin daha önce dava dışı ... Sigorta A.Ş. ye aynı borçla ilgili olarak ödeme emri gönderdiğini, dava dışı şirket tarafından iptali talebiyle dava açıldığını, davanın derdest olduğunu, takip konusu alacağın kamu alacağı olmadığını, ödeme emrine konu trafik sigortasının sosyal sigorta olmadığını, davaya konu alacağın müvekkilce yapılandırılması istenildiğinde davalı idare tarafından amme alacağı olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verildiğini ileri sürerek; davaya konu 23.02.2017 tarihli ödeme emrinin iptali ile davalı idareye herhangi bir borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; 2918 sayılı Kanunun 98. maddesinde yer alan "Bu madde çerçevesinde sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı tarafından ödenecek meblağın süresinde ödenmemesi halinde 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. " hükmü gereği ... Sigorta A.Ş. nin yasa ve yönetmelik gereği aktarım yapmadığı prim katkı paylarının tahsili için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (6183 sayılı Kanun) Kanun gereği takibe geçildiğini, takibe konu alacağın amme alacağı niteliğinde olup, imtiyazlı alacak olduğunu, müvekkil idarece dava dışı ... Sigorta A.Ş. nin borçları için hem dava dışı ... Sigorta A.Ş.'ye hem de şirket yönetim kurulu üyelerine ödeme emri gönderildiğini, şirketin ödeme emirlerinin iptali için dava açmasının ve davaların derdest olmasının davaya konu ödeme emrinin iptali için bir sebep olmadığını, davacının yapılandırma talebinin, 6552 sayılı Yapılandırma Kanunu kapsamında sınırlı olarak sayılan alacaklardan olmadığını, idarenin alacağı dava dışı ... Sigorta A.Ş. tarafından ödenmediğinden davacı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun ) 88/20 maddesi gereği kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu alacağın özel sigortacılık faaliyetinden doğan prim alacağı olup kamu alacağı olmadığı, 6183 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığı ve davalı tarafça 6183 sayılı Kanun kapsamında gönderilen ödeme emri nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti talep edildiğinden maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı idare tarafından, davacı aleyhine 6183 sayılı Kanun'a göre düzenlenen, 23.02.2017 tarihli ödeme emrine konu olan borçtan dolayı davacının, davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine, davalının, dava konusu miktar nedeni ile takip konusu alacağın %10 fazlası ile davacıdan tahsiline dair talebinin, davanın kabulü karşısında reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 2918 sayılı Kanunun 98/2. maddesinden doğan alacağın 6183 sayılı Kanun kapsamında olmadığı ve 5510 sayılı Kanunun 88/16. maddesinde öngörülen "prim borcu" ve "diğer alacaklar kapsamında bulunmadığı" ndan sigorta şirketinde genel müdür ve yönetim kurulu üyesi olarak çalışan davacının Anılan Kanunun 88/20. maddesi gereğince sorumlu olmayacağı, davacı İdarenin amme idaresi niteliği taşımadığı ve davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davanın sigortacılık faaliyetinden kaynaklanmadığını, davaya konu uyuşmazlığın 2918 sayılı Kanunun 98. maddesinin göndermesiyle 5510 sayılı Kanunun 89/2 fıkrasının uygulanmasından kaynaklandığını, iş mahkemesinin görevli olduğunu, 6111 sayılı Kanunun 59. maddesi ile değiştirilen 2918 sayılı Kanunun 98. maddesine göre dava konusu alacak 5510 sayılı Kanunun 89. maddesi kapsamında prim ve diğer alacak niteliğinde olduğunu, müvekkil idarenin tahsil yetkisinin 5510 sayılı Kanun'un 88/16. maddesine dayandığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.03.2013 tarihli kararının da bu yönde olduğunu, 2918 sayılı Kanunun 98. maddesine göre sigorta şirketleri ve güvence hesabı tarafından ödenecek meblağın süresinde ödenmemesi halinde 5510 sayılı Kanun'un 89/2. fıkrasının uygulanacağının belirtildiğini, takibe konu alacağın imtiyazlı alacak olduğunu, davacı aleyhine yapılan takibin davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemlere ilişkin olduğunu, aynı konuda başka bir mahkemede alınan bilirkişi raporunun karara dayanak yapılmasını talep ettiğini savunarak, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2918 sayılı Kanunun 98. maddesi uyarınca trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigorta şirketlerince Sosyal Güvenlik Kurumuna prim aktarımı yapılmaması halinde sigorta şirketlerinin kanuni temsilcilerinin sigorta primi borcundan 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesi uyarınca şahsi malvarlıkları ile sorumlu olup olmayacakları ve davalı tarafından gönderilen ödeme emri nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Somut olayda davacı, dava dışı ... Sigorta A.Ş yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle özel sigorta primlerinin davalıya ödenmemesi nedeniyle kendisine gönderilen prim borcunun tahsili istemli ödeme emri nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. 2918 sayılı Kanunun 98. maddesi uyarınca trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigorta şirketlerince SGK'ya prim aktarımı yapılmaması halinde SGK’nın sigorta şirketlerine ve güvence hesabına takip yapma yetkisi vardır. Ancak maddede düzenlenen alacağın kamu alacağı olduğu ve dolayısıyla 6183 sayılı Kanuna tabi olduğu hususu önem arz etmektedir. 2918 sayılı Kanunun 98/3 maddesinde; "Bu madde çerçevesinde sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı tarafından ödenecek meblağın süresinde ödenmemesi halinde 31.5.2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." hükmü varsa da bu hüküm, Kurum alacağında gecikme cezasının nasıl ve hangi oranda alacağına ilişkin olup, alacağın amme alacağı olduğuna ve 6183 sayılı Kanun'un uygulanacağına yasal dayanak teşkil etmemektedir. Konuya, 2918 sayılı Kanunda sayılan alacakların kamu alacağı niteliğinde olup olmadığı ve 6183 sayılı Kanun'un uygulanıp uygulanmayacağı açısından da bakmak gerekecektir. 6183 sayılı Kanunun 1. maddesinde Kanun uygulama alanının bulunduğu kurumlar sayılmıştır. Davalı SGK, bu kurumlar arasında değildir. SGK’nın söz konusu alacağı 6183 sayılı Kanun'un 1. maddesindeki kamu alacağı tarifine de girmemektedir. SGK, 2918 sayılı Kanunun 98. maddesinden kaynaklanan alacaklarını genel hükümlere göre takip yapması gerekmektedir. 2918 sayılı Kanun'da hangi hallerde 6183 sayılı Kanun'a göre takip yapılacağı tek tek sayılmıştır. 35 inci maddesinde, araçların muayene için ödenmesi gereken Hazine payını süresinde ödemeyen ya da eksik ödeyen yetki verilen gerçek veya tüzel kişilerden, söz konusu tutarlar 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre ilgili vergi dairesince tahsil edileceği; 14. maddesinde, süresinde ödenmeyen para cezaları için 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Bunun gibi, 5510 sayılı Kanun'da da hangi alacakların 6183 sayılı Kanun'a göre takip edileceği tek tek sayılmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumuna prim aktarımı yapılmaması halinde SGK’nın sigorta şirketlerine ve güvence hesabına 6183 sayılı Kanuna göre takip yapmasını mümkün kılan düzenleme bulunmaması nedeniyle 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesinde düzenlenen sigorta şirketlerinin kanuni temsilcilerinin sorumluluğu da doğmayacaktır. Mükerrer 35. maddede düzenlenen kanuni temsilcilerin sorumluluğu, sıra sorumluluk olması yanında şirketlerinin borcunun kamu borcu niteliğinde olması gerekmektedir. 5510 sayılı Kanun'da Sosyal Güvenlik Kurumu'nun alacaklarının takibi düzenlenmiş ise de tamamı kamusal nitelik taşımamaktadır. Örneğin, iş kazası ve meslek hastalığına dayanan rücu alacakları genel hükümlere göre takip yapılmaktadır.Kurum alacağının kaynağı 2918 sayılı Kanun'un 98/2. maddesidir. Kurum alacağı 5510 sayılı Kanunda düzenlenen sosyal sigorta primi değil özel sigorta şirketleri tarafından sözleşme ile tahsil edilen primlerdir. Sigorta şirketlerinin sigorta ettirenlerden sözleşme kapsamında aldıkları sigorta primlerinin kaynağı özel sigorta ilişkisi olup kamusal nitelik taşımamaktadır. Bu nedenle sigorta şirketlerinin sağlık teminatının SGK’ya devri nedeniyle kanuni temsilcilerinin SGK’ya prim aktarım borcu nedeniyle şahsi malvarlıkları ile sorumlu tutulması kanuni düzenlemelere uygun düşmemektedir. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa yukarıda açıklanan hukuk kurallarının doğru şekilde uygulanarak ödeme emrine konu takipten ötürü davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkin verilen kararın yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.