İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, yetkisiz müdür ve muvazaalı pay devri iddialarıyla şirketin genel kurul kararının iptali istemini inceliyor.
Özet: Davacı azınlık pay sahipleri, şirketin çoğunluk ortağı ve mahkeme kararıyla yetkisiz hale gelen müdürünün, şirkete sadakat borcunu ve azınlık haklarını sürekli ihlal ederek, ana sözleşmedeki 1/3 oy sınırlamasını bertaraf etmek amacıyla eşine muvazaalı pay devri yaptığını, bu yetkisiz ve muvazaalı ortakların oylarıyla alınan faaliyet raporu, bilanço, müdür ibra ve sermaye artırımı gibi 09.07.2015 tarihli genel kurul kararlarının, şirketin 21 milyon TL atıl sermayesi bulunmasına rağmen gereksiz sermaye artırımı kararı alınması ve mali tablolardaki usulsüzlükler de dahil olmak üzere hukuka ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu belirterek iptalini talep etmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2023/1464 KARAR NO: 2026/1391T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 12/07/2023NUMARASI: 2015/627 Esas - 2023/608 KararDAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların davalı şirketin %23,32 pay sahibi ortakları olduklarını, şirket müdürü ve ortağı ...’nun 2006 yılından itibaren %70,82 büyük pay sahibi olduğunu, pay yüksekliğine güvenerek ana sözleşme, kanun ve dürüstlük kurallarını ihlal ettiğini, şirkette sadece kendi çıkarları doğrultusunda yönetim uyguladığını, şirkete sadakat borcunu ve şirket çıkarlarını ihlal ettiğini, şirket ana sözleşmesinin 15.maddesinde yer alan 1/3 oy sınırlamasını yok saydığını, kanuna aykırı davranışlarla azınlık pay sahiplerinin yönetime katkılarını kabul etmeyerek onlara hiçbir zaman kar dağıtımı dahi yapmadığını, despot yönetimine devam edebilmek ve ana sözleşmenin 15. maddesinde var olan 1/3 oy sınırlamasını yok etmek için eşi ...’na muvazaalı 27.200 oy hakkı olan ... payı .... Noterliği 21.03.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı mal ayrılığı sözleşmesi ve akabinde aynı tarih ve ... yevmiye numaralı bilâ bedel devir ettiğini, böylece TTK 596 maddesine dolanarak 1/3 oy sınırlamasını yok saymak istediğini, muvazaalı yaptığı işlemlerle karşı şirket aleyhine açılmış davalar bulunduğunu, ilgili dava dosyalarında alınan bilirkişi raporları ile çok açık bir şekilde muvazaanın varlığının tespit edildiğini, müdür/ortak ...’nun müdürlük kararının yok hükmünde olduğunun Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/330 Esas sayılı kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğunu, o tarihten beri yetkisiz olan müdürün TTK hükümlerine göre Genel Kurul Toplantısı organize edemeyeceğini, müdür ...’nun eşi ...’na yaptığı ... pay devrinin muvazaalı olması ve genel kurulun yeni üyeyi kabul kararı vermemesinden dolayı bu ortağın oy hakkının bulunmadığını, ancak genel kurul tutanakları incelendiğinde hem şirketin yetkisiz müdürünün hem de eşinin oy kullandığının anlaşılacağını, şirketin 09.07.2015 tarih ve 91 sayılı Genel Kurul Kararı incelendiğinde ilgili genel kurulda hem yetkisiz müdür hem de muvazaalı ortak eş ...’nun oy kullandıklarını, 09.07.2015 tarihli Genel Kurul Kararına ilişkin gündemin 2. Maddesinin faaliyet raporunun okunması ve müzakere edilmesine ilişkin olduğunu, muhalefet şerhinde bu konu ile ilgili itirazlarının açıklandığını, gündemin 3. maddesinin 2014 yılı bilanço ve kar / zarar hesaplarının okunması müzakere edilmesi ve tasdikine ilişkin olduğunu, bu konuda muhalefet şerhini geniş olarak yapıldığını, döneme ait bilanço, ayrıntılı gelir tablosu birlikte incelendiğinde şirketin aktifi / likit mukayesesinde atıl sermaye varlığının ortaya çıktığını, karlılık oranının düşük olduğunu, 2014 yılında gösterilen karlılık artışının büyük oranda şirket faaliyetlerinden kaynaklandığını, çünkü şirket öz kaynaklarına göre karlılık oranının %7 olduğunu, 21.657.000 TL gibi bir paranın işletmeye sokulmadan atıl tutulduğunu bir ortamda gösterilen karın büyük kısmının banka faizlerinden oluştuğunu, banka faizlerinin %15-16 olduğu dönemde şirketin karlılık oranının banka faizlerinin de altında olduğunu, şüpheli alacaklar miktarının yüksek olduğunu, 2014 yılı şüpheli alacaklarında denetim noksanlığından dolayı bir milyon TL civarında gereksiz artış bulunduğunu, bilançoda gösterilen alınan sipariş avansları ve stokların gerçeği yansıtmadığını, şirket ile ilgili azınlık pay sahiplerine kanunun ön gördüğü hiçbir bilgi verilmediğini, belge gösterilmediğini, sadece despot bir tavırla önceden yazılan kararların oylamaya geçildiğini, alınan sipariş avansları ile ilgili alt kayıtlar hakkında hiçbir bilgi ve belge verilmediğini, sadece muhalefet şerhinin tutanağa geçildiğini, muvazaalı ortak ...’nun oy hakkı olmamasına rağmen oy kullandığını, tutanakta 18.640 ret oyuna karşılık 56.700 olumlu oy ile alınan tasdik kararının ana sözleşme ve kanuna aykırı olduğunu, müdürlüğü Mahkeme kararı ile yok sayılmış bir kişinin genel kurul toplantısı düzenlemeye hakkının olmadığını, TTK 436 maddesine göre oy hakkı olmamasına rağmen yetkisiz müdür ...’nun bilanço ve kar zarar hesaplarına esas olan işlemlere bizzat imzası ile müdahil olduğunu, şirket müdürü ortağın kendi ibrazı hakkında oy kullanma hakkı bulunmamasına rağmen oy kullandığını, bu nedenle ibra kararının yok hükmünde olduğunu, sermaye artırma kararının içerik olarak yok hükmünde olduğunu, şirketin sermaye artırımına ihtiyacının bulunmadığını, bilançoda şirketin 21.657.000 TL atıl parasının bulunduğunu, tam da bu paraya denk gelen sermaye artırımındaki esas maksadın azınlık pay sahibi olan davacılara kar dağıtmayı engellemek olduğunu, yapılan bu işlemin içeriğinin ana sözleşme, kanun ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, alınan kararın yok hükmünde olduğunu, yine alınan sermaye artırım kararının TTK 589 - 620 vd. karar nisabı hükümlerine aykırı olduğunu, sermaye artırımının ana sözleşme değişikliği olduğunu, TTK 589 hükmüne göre oylama yapılması gerektiğini, temsil edilen oy oranının en az 2/3 olumlu oyu ile sermaye artırım kararı alınabileceğini, toplantı nisabının 75.340 olduğunu, karar nisabının ise 50.226 olduğunu, tutanakta 58.700 olumlu oy ile karar alındığını, 1/3 oy sınırlaması sebebiyle hakim ortakların en fazla kullanabilecekleri oy oranın 26.666 x 2 = 53.332 olması gerektiğini, muvazaalı ortak ve eş ...’nun oy hakkı bulunmadığını, oy hakkı olmayan muvazaalı ortağın oyu düşüldüğünde kullanılan en fazla olumlu oy sayısının Serdar M. ...’na ait olan 26.666 olduğunu, kararı nisabının ise 58.700 olması göz önüne alındığında sermaye artırım kararının hem içerik hem de karar nisabı olarak yok hükmünde olduğunu, yine adres değişikliğine ilişkin oylamanın da ...’nun muvazaalı ortak olması nedeniyle oy hakkı bulunmadığından yok hükmünde olduğunu iddia ederek, gündemde 2 ile 6. sırada belirtilen ve 09.07.2015 tarih ve 91 sayılı GKK (OKK) toplantısında alınmış bulunan kararların şirket ana sözleşmesine ve TTK 589, 418, 619, 620, 621 vs. hükümlerine, afaki iyi niyet kurallarına aykırı olduğundan karar tescilinin tedbiren durdurulmasına ve icrasının geri bırakılmasına, 09.07.2015 tarih ve 91 s. GKK (OKK) toplantısında alınan kararların geçersizliği (yok hükmünde olduğunun) tespitine ve iptaline karar verilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;; 03.04.2014 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan kararla ...’nun şirketin işlerini ve muamelelerini yürütmek üzere şirket müdürlüğüne seçildiğini, anılan toplantının tutanağında yer alan gündemin 2. maddesinden görülebileceği üzere ...’nun 37.280 olumsuz oya karşı 113.320 olumlu oy ile müdür olarak seçildiğini, dava konusu 16.04.2014 tarihli Genel Kurul Toplantısının, çağrı yapılmasına, organizasyona ve gündemin belirlenmesine yetkili bir müdür bulunmasıyla yapıldığını, tüm davacıların da genel kurula iştirak ettiklerinden çağrı usulünün hukuka uygun olduğunu, bu nedenle davacıların hukuka ve nesnel gerçekliğe açıkça aykırı taleplerinin reddi gerektiğini, şirketin 2009 yılından beri yetkili bir müdür tarafından idare edildiğini, dava konusu olağan genel kurul toplantısının çağrı usulüne uygun şekilde yapıldığını, bu hususta aksi düşünülse dahi kararlılık kazanmış Yargıtay kararlarına göre genel kurul toplantısının çağrıda usulsüz bir durum olmasının toplantıda alınan kararların iptaline veya yok sayılmalarına sebep olmadığını, davacılar davaya konu genel kurul toplantı tutanağına katılarak oylamaya katıldıklarını, bu nedenle çağrının usulsüz yapıldığından bahisle genel kurul toplantı tutanağının iptali yönünde talep oluşturmalarının hukuki menfaatinin kalmadığını, bu noktada dürüstlük ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı talep oluşturduklarını, şirkette yaklaşık %35 oranında ...’nun pay sahibi olduğunu, TTK 596 maddesi uyarınca ...’nun mal rejimi sözleşmesi gereğince payı iktisap ettiğinden davacıların belirttiği gibi genel kurul onayına gerek olmaksızın şirkette pay sahibi olduğunu, ayrıca 29.04.2014 tarihli Genel Kurulda ...’nun şirkete ortak olarak kabul edildiğini, pay defterine de isminin yazıldığını, üstelik genel kurulda kabul kararı alınmasa bile TTK 596.f.2 maddesi uyarınca şirket genel kurulunda 3 ay içerisinde ...’nu ortak olarak onaylamayı ret kararı alınmadığı için ...’nun her durumda şirketin ortağı olacağını, davacının bütün bu genel kurul kararları olmamış gibi TTK 596 maddesi de yokmuş gibi dava dilekçesini kurgulayarak Mahkemeyi yanıltıcı beyanlarda bulunduğunu, gündemin 3. maddesinde alınan bilanço ve kar – zarar hesaplarının okunması, müzakere edilmesi ve onaylanmasına ilişkin kararın TTK’da bulunan karar nisaplarına uygun olduğunu, toplantıda sadece bilançonun onaylanmayıp ibra kararının da alındığını, bilançonun onaylanmasının tek başına yöneticinin ibrası anlamına gelmediğini, TTK 619 maddesinde bulunan oy sınırlamasına tabi olmadığını, oy sınırlaması mevcut olsa bile ...’nun tek başına 27.200 adet olumlu oyunun bilançonun onaylanması için yeterli olduğunu, toplantıda 01.01.2014 – 31.12.2014 dönemi bilanço, ayrıntılı gelir tablosu, faaliyet raporunun davacılara sunulduğunu ve müzakere edildiğini, buna karşın davacıların bilgi ve belge sahibi olmadıkları iddialarının afaki olduğunu, halka kapalı bir limitet şirketin piyasaların sürekli belirsiz olduğu günümüzde öz sermayesinden finansman elde etmesinin en doğrusu olduğunu, genel kurulun iradesi ile gerekçesiyle birlikte en doğru yatırım aracı seçildiğini, bu nedenle alınan tüm kararların TTK’ya uygun olduğunu, şirket müdürünün 18.640 ret oyuna karşılık 27.200 olumlu oy ile ibra edildiğini, şirket müdürü olan ...’nun kanuna ve ana sözleşmeye uygun olarak kendi ibrasında oy kullanmadığını, ibra kararında karar nisabının 22.940 olduğunu, şirket müdürünün ibrası kararında tek başına olumlu oy kullanan ...’nun 27.200 oyunun 26.667 adet olacağını, her iki durumda da olumlu oylar ile ibra kararının nisabının sağlandığını, şirket genel kurulunun gündeminin 5. maddesi ile sermayenin artırılması yönünde aldığı kararın şirket ekonomik durumuna ve öngörülerine, ticari hayatın olağan akışına uygun olduğunu, şirket yönetiminin, şirket ortaklarının veya şirket sahiplerinin servetlerini maksimize etmek yerine şirketin mali yapısını sağlıklı tutmaya, uzun dönemde rekabet gücünü artırmaya öncelik verdiğini, kapalı bir aile şirketi olan, borçlanma araçları ve olağanı fazla bulunmayan müvekkili şirketin faizlerin giderek yükseldiği piyasa şartları içerisinde borçlanma riskini artırmamak adına finansmanı öz sermayeden ve karlardan edinmesinin en doğal tercih olduğunu, ticaret şirketlerinde ihtiyaç duyulacak finansmanın öz kaynaklarla karşılanacak kısmının başlıca kaynağını dağıtılmayan karların oluşturduğunu, kapalı aile şirketi olan müvekkili şirketin sermaye piyasalarından finansman elde etmesi mümkün olmadığı için şirketin zaruri ihtiyaçlarını öz kaynaklarından karşılaması gerektiğini, sermaye artırılması ve şirket ana merkezinin değiştirilmesi kararının TTK.’daki karar nisaplarına uygun olduğunu, dava dilekçesinde şirket merkezinin değiştirilmesi gerektiğini davacıların da belirttiklerini, buna rağmen bu kararın da iptalini talep etmelerinin açıkça dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının şirket ve paydaşlarının menfaatlerine uygun olduğunu, şirketin yıllık dönem karara %30 külfet oluşturan kira giderlerinden kurtularak mali açıdan sağlıklı, istikrarlı büyüme ve kar payı dağıtılmasına yönelik alındığını, şirketin kar miktarlarından oluşan likidini yatırım finansmanı olarak kullanamaz ise uzun süren yargılama süreci içerisinde her yıl karının %30’u oranın kira giderine katlanmak zorunda kalacağını savunarak, usul şartlarını taşımayan, esasen hukuka, TTK’da yazılı karar nisaplarına uygun genel kurul kararı üzerinde talep edilen ihtiyati tedbir talebinin reddine, 09.07.2015 tarihli ve 91 sayılı olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların TTK’da öngörülen nisaplara, ana sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına uygun olması, somut gerekçeler ile alınması nedeniyle davanın tümden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,...Yapılan yargılama sonucunda dosya kapsamındaki tüm deliller, İstanbul Anadolu 3. Ticaret Mahkemesinin 2014/1261 Esas sayılı dava dosyasında verilen ve kesinleşen hüküm alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde 09.07.2015 tarihli genel kurul toplantısından önce çoğunluk oy sahibi ... ... adet hissesini eşi ...'na mal taksimi sözleşmesi ile devrine ilişkin işlemin İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1261 Esas 2015/966 Karar sayılı hükmü ile iptaline ilişkin kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.09.2019 tarihinde onanarak kesinleştiği, muvaza sebebi ile iptal kararları geriye dönük olarak ve baştan itibaren geçersiz sayılacağı için ...'nun davaya konu edilen genel kurul toplantısında pay sahibi, dolayısıyla oy hakkı sahibi olmadığı, kullandığı oyların da ... tarafından kullanılmış sayılacağı mahkememizce kabul olunarak alınan kararların ana sözleşme yasaya uygun oy nisabı ile alınmadığı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde davanın kabulüne," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu edilen genel kurul kararlarının tamamının usul ve yasalara uygun bir şekilde alındığını, gerekli oy nisabının da sağlandığını, uygulanması mümkün ve hukuka uygun olan tek düzenlemenin yürürlükte olan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 620. VE 621. Maddeleri olduğunu, tüm kararların uygun nisaplarla hukuka uygun şekilde alındığını, gündemin 3. maddesine ilişkin yapılan oylama herhalde ve her koşulda yasal nisaplara uygun şekilde alınmış bir karar olduğunu, hukuken geçerliliğini koruduğunu, bu bağlamda, ilk derece mahkemesinin 3 no'lu gündem maddesine ilişkin vermiş olduğu kararın kaldırılması gerektiğini, ...'na yapılan hisse devrinin 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 596/4. maddesi uyarınca şirket tarafından onaylanmış sayıldığını, her davanın açıldığı tarihteki koşullarla değerlendirilip karara bağlanır prensibi uyarınca, ...'nun şirketin yasal ortağı olduğunu, ortaklık paylarının toplantı tarihi itibari ile geçerli olduğunu, oylamalarda oy kullanabilme hak ve yetkisine de sahip olduğunu, gündemin 4. maddesinin yok hükmünde olduğu yönünde verilen hükmün hukuka aykırı olduğunu, şirket genel kurulunun, gündemin 5. maddesi ile sermayenin artırılması yönünde aldığı kararın, şirketin ekonomik durumuna ve öngörülerine, ticari hayatın olağan akışına uygun olduğunu, davacıların, yılsonu oluşan tablo ve bilançoda gösterilen miktarlar üzerinden muhalefet şerhinde ve dava dilekçesinde yanlış hesaplamalar yaptığını, Şirket değerlerinin, faiz getirisine özgülenmiş sermaye olarak ele alarak faiz ve enflasyon oranları karşısında elde edilen karın değerlendirilmesinin yanlış olduğunu, Şirket sermayesinin arttırılmasına ilişkin 5. gündem maddesinin huzurdaki davaya konu edilmesinde davacıların hiçbir hukuki yararı bulunmadığını, bilirkişi raporunda da davalı şirketin devamlı surette kar elde eden bir şirket olduğunun tespit edildiğini, zarar ettiğine dair tek bir tespit dahi bulunmadığını, gündemin 5. maddesinin yok hükmünde olduğu yönünde verilen hükmün hukuka aykırı olduğunu, 6. maddesine yönelik yokluk kararının hukuka aykırı olduğunu, sermaye artırılması ve şirket ana merkezinin değiştirilmesi kararının TTK’daki karar nisaplarına uygun olduğunu, ...'de bulunan şirket merkezinin bulunduğu bina kat maliklerince alınan kararla kentsel dönüşüm sonrası yıkıldığını, kararın alındığı fiziken bir kullanılabilecek bir şirket merkezi bulunmadığını, fiziken olmayan bir şirket merkezinin hukuken tartışma konusu yapılmasının bir anlamı olmadığını, şirket merkezinin İstanbul anadolu yakasında en yakın yere taşınarak "İstanbul"da tutulduğunu, bu gerçeklik karşısında tartışılacak veya iptale veya butlana konu edilebilecek bir yanıda bulunmadığını, bu yöne ilişkin bu davanın fiziki ve hukuki imkansızlık nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE : Dava, limited şirket genel kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davanın süresinde açılıp açılmadığı ve dava konusu genel kurul kararının geçerli olup olmadığı noktasındadır.Davacı tarafça, davalı şirketin 2014 yılına ilişkin 09/07/2015 tarihli olağan genel kurulunda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine ve iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı taraf istinaf isteminde bulunmuştur. TTK'nın 622. Maddesinin atfı ile limited şirketler hakkında da uygulama yeri olan TTK'nın 445. Maddesinde, 446 ncı maddede belirtilen kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilecekleri; 447. Maddede ise, genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlarının batıl olduğu düzenlenmiştir.Butlan ve iptal davasının yanı sıra her ne kadar Kanunda düzenlenmemiş olsa da doktrin ve uygulamada ilgililerin açacağı bir tespit davası ile yokluk nedeniyle hükümsüzlüğün tespit edilmesinin talep edebileceği kabul edilmektedir.Davacı taraf, iptal istemine konu genel kurul kararlarına muhalefetini bildirmiş ve eldeki davayı 30/09/2015 tarihinde üç aylık süre içerisinde açmıştır. Butlan ve yokluk istemli dava ise bir süreye bağlı olmadığı gibi bu halde muhalefet şerhi bulunmasına gerek de yoktur.Genel kurul kararlarının iptali davasına konu, davalı ... ... Limited Şirketi’nin 2014 yılına ilişkin 09/07/2015 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantı tutanağının; 2-3-4-5-6. Maddelerine ilgili gündem maddesi okunup müzakere edildikten sonra her bir maddeye davacıların muhalefet şerhi koyarak imzaladıkları, muhalefet şerhlerinde; "Toplantının yetkisiz müdür tarafından düzenlendiği, şirket ortağı olarak gösterilen ...'nun muvazaalı ortak olduğu, şirket tarafından ortaklığı onaylanmadığı, bu konuda davaların devam ettiği, ...'nun oy hakkının olmadığı, alınacak kararlarda olumlu/olumsuz oy kullanamayacağının, düzenlenen Genel Kurulun kanuna ve usule aykırı olduğu, toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğu..." belirtilmiştir. Hazirun cetvelinin incelenmesinde davalı şirket sermayesinin 8.000.000,00 TL her bir hisse bedelinin 1.000,00 TL olduğu, şirkette 8 ortağın pay sahibi bulunduğu, şirket ortaklarından ...'nun 2946 adet, ...'nun ... adet hisseye, diğer ortakların her birinin ise 466 adet hisseye sahip oldukları, artan pay olan 4 adet hissenin ise ...'na verildiği, ... ile ...'nun toplamda 5670 adet hisse ile toplam %70,87 oranında pay sahibi olduğu, toplantıya ortaklardan ... hariç olmak üzere kalan ortakların asaleten ve vekaleten katıldıkları belirlenmiştir. Davalı şirketin ana sözleşmesinin 15. Maddesi "her ortağın oy hakkı sermayesine göre hesap edilir. Her 500.000 TL bir oy hakkı verir. Ancak bir ortak bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3'ünden fazlasına sahip olamaz." şeklindedir.Bu durumda, ana sözleşme hükmü karşısında ortağın toplam paylarının üçte biri oranında oy kullanmış kabul edilmesi ve karar nisabı hesaplanırken oy sınırlamasına tabi ortağın kullanamadığı oyların da hesaba dahil edilmesi, başka bir anlatımla karar nisabının fiilen kullanılan oylara göre değil, toplam sermayeye göre tespit edilmesi gerekir(Yargıtay 11. HD'nin 11/10/2011 Tarih ve 2009/12299 E. - 2011/12517 K. sayılı kararı).İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/12/2015 Tarih ve 2014/1261 E. - 2015/966 K. Sayılı kararı ile, davalıların(... ve ...) .... Noterliği 21/03/2014 tarih ... y. sayı ile tanzim edilen "... ... Limited Şirketi" deki davalı ...'nun hissesini aynı noterliğin aynı tarih ... y. ile yapmış oldukları mal ayrılığı sözleşmesi esas alınarak diğer davalı ...'na yapılan hisse devir sözleşmesinin (muvazaa sebebi ile) geçersizliğinin tespitine karar verilmiştir. Bu karar Yargıtay 11.HD'nin 02/11/2017 Tarih ve 2016/2393 E. - 2017/6009 K. Sayılı kararı ile, davalılar arasında akdedildiği tarihten itibaren hüküm ve sonuç doğuracağı tabii bulunan mal ayrılığı sözleşmesinin, dava dışı limited şirketin kuruluşundan bu yana davalı Serdar'a ait olan şirket hisselerinin bir kısmının diğer davalı ... devrini kapsayacak nitelikte olmaması gerekçesi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan karar düzeltme başvurusunun reddi üzerine karar 26/09/2019 tarihinde kesinleşmiştir.Dava dışı şirket ortağı ...'nun dava dışı ...'na .... Noterliği 21/03/2014 tarih ... y. Nolu işlemi ile yaptığı hisse devrinin geçersizliğine karar verilmiş olup bu karar baştan itibaren sonuç doğuracaktır. Bu durumda, dava konusu genel kurul tarihi olan 09/07/2015 tarihi itibariyle ...'nun ortak sıfatı bulunmamaktadır.Buna göre şirket sermayesinin 8.000,000 TL olup sözleşmenin 15. Maddesi ilk paragrafı ile 500.000 TL =1 oy prensibinden hareketle şirkette toplam 16 oyun bulunduğu, bir ortağın kullanabileceği oy limitinin 16/3= 5,33 adet olduğu anlaşılmaktadır. Pay devrinin geçersizliğine dair verilen karar ile ...'nun toplam 5.670 payın oy hakkı 11,34 olmakla birlikte ana sözleşmedeki hüküm nedeniyle 5,33 adetle sınırlıdır. Diğer ortakların oy hakkı ise 0,93 'er adettir. TTK'nın 620. Maddesi, Kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları, toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınır, şeklindedir.Genel kurulda alınan kararların ana sözleşme hükmü karşısında ortağın toplam paylarının üçte biri oranında oy kullanmış kabul edilmesi ve karar nisabı hesaplanırken oy sınırlamasına tabi ortağın kullanamadığı oyların da hesaba dahil edilmesi, başka bir anlatımla karar nisabının fiilen kullanılan oylara göre değil, toplam sermayeye göre tespit edilmesi gerektiğine yönelik Yargıtay 11. HD'nin 11/10/2011 Tarih ve 2009/12299 E. - 2011/12517 K. sayılı kararı emsal kararına göre alınan kararların nisabı sağlayıp sağlamadığı belirlenecektir. Gündemin 3. Maddesi ile 2014 yılı bilanço ve gelir tasdikine ilişkin oylamada 18640 ret oyuna karşılık ...'nun 56700 olumlu oy ile ve oy çokluğu ile karar verildiği, ana sözleşmedeki 1/3 sınırı sebebiyle karar nisabında en çok 5,33 oy dikkate alınması gerektiği, karar nisabının fiilen kullanılan oylara göre değil, toplam sermayeye göre tespit edilmesi gerektiğinden kullanılan olumlu oyların adi çoğunluk oranını sağlamadığı, bu sebeple alınan 3 nolu gündemdeki kararının yokluk ile malul olduğu, Gündemin 4. Maddesin ile "Şirket müdürünün 2014 yılı ile ilgili olarak ibrasına dair oylamada 18640 ret oyuna karşılık 27200 olumlu oy ile ibra edildiği" şirket müdürü ...'nun ibra oylamasında oy kullanmadığı, Kesin hüküm niteliğindeki İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1261 Esas sayılı dosyasında verilen karar uyarınca; ...'nun ...'na hissesinin devri yok hükmünde olduğuna göre ...'nun hissesi devir öncesi ... seviyesine ulaşacağı, dolayısıyla kendi ibrasında oy kullanamayacak olan şirket müdürüne davacıların 18640/80000 ret oyu karşılığında kabul oyu sıfır olacağından yöneticinin ibra edilemeyeceği, oy hakkından yoksun şirket yönetim kurulu üyelerinin TTK 436/2 maddesi uyarınca kendisi veya diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasında oy kullanması halinde alınan bu kararın yokluk ile malul olduğu, Gündemin 5. Maddesinde; "Şirket sözleşmesinin sermaye başlığını taşıyan 6. Maddesinde yazılı şirket sermayesinin 8.000.000,00 TL den 20.000.000,00 TL ye çıkartılmasına ve yeni şekli ile tadil edilmesine 18640 ret oyuna karşılık 56700 kabul oyu ile oy çokluğu ile" karar verildiği, sermayenin artırılmasına TTK 621 maddesi uyarınca 2/3 çoğunluğun kabul oyu gerektiği, kabul oyu veren ...'nun oy oranının şirket esas sözleşmesinin 15. Maddesi uyarınca en çok 1/3 olarak dikkate alındığında 5.33 oy hakkının (16/3 %5,33'e) karşılık gelerek üçte iki (2/3) nisabını sağlamadığından sermaye arttırım kararının kanunen ve esas sözleşme hükümleri kapsamında aranan oy çokluğu nisabına uygun şekilde alınmadığından yok hükmünde olduğu, Gündemin 6. Maddesinde; "...şirket merkezinin ... Adresine taşınmasına 18.640 ret oyuna karşılık 56700 olumlu oyla ve oy çokluğu ile" karar verildiği, davalı şirket ana sözleşmesinin 15. Maddesindeki ...'nun toplam 5,33 olan kabul oyunun davacıların 3,73 ret oyu bulunmasına göre basit oy çoğunluğu sağlanmış gibi görünse de; karar nisabı hesaplanırken oy sınırlamasına tabi ortağın kullanamadığı oylarında hesaba dahil edileceği başka bir anlatımla karar nisabının fiilen kullanılan oylara göre değil toplam sermaye göre tespit edilmesi gerektiğinden somut uyuşmazlıkta kullanılan olumlu oylar adi çoğunluk oranını sağlamadığı bu kararında yoklukla malul olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 462,15 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.02/07/2026