Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, iflas davasında alacak takibine karşı ileri sürülen tahkim itirazının değerlendirilmesi üzerine istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Özet: Bir alt sözleşmeden doğan alacaklar nedeniyle davacının başlattığı iflas takibi üzerine davalılar, aralarında uyuşmazlıkların münhasıran tahkim yoluyla çözüleceğini düzenleyen açık bir tahkim anlaşması bulunduğunu belirterek iflas davasının usulden reddini talep etmiştir; ilk derece mahkemesi tahkim itirazını yerinde bularak davayı reddetmiş, istinaf mahkemesi ise, taraflar arasındaki tahkim iradesinin açık ve kesin olduğu, uyuşmazlığın tahkime elverişli olduğu ve tahkim sözleşmesinin hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkansız olmadığı gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bularak davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2026/388 KARAR NO : 2026/1415T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARIN:MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ : 18.12.2025ESAS-KARAR NUMARASI : 2025/228 E., 2025/809 K.DAVA : İflas KARAR TARİHİ : 25.06.2026YAZIM TARİHİ : 25.06.2026 Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkili tarafından "... Çevrim Elektrik Sanfrali Projesine İlişkin İnşaat ve Mobilizasyon Hazırlık Çalışmaları ile ilgili Alt Sözleşme"sinden kaynaklanan alacak hakları nedeniyle 01.10.2024 tarihinde davalılara karşı Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2024/64395 sayılı dosya ile iflas yoluyla takip başlatıldığını, davalılar tarafından, 09.10.2024 tarihinde borca haksız şekilde itiraz edildiğini ve icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, 14.10.2024 tarihinde davalılar aleyhine Ankara Arabuluculuk Bürosu nezdinde arabuluculuk başvurusu yapıldığını ve anlaşmama olarak sonuçlandığını, arabuluculuk başvurusundan sonra davalılar tarafından açılmış olan Ankara 20. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2024/414 sayılı dosyası ile ödeme emrinin tebliği işleminin iptaline karar verildiğini, bu karar uyarınca Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2024/64395 sayılı dosyasında ödeme emrinin yeniden tebliğ edildiğini, davalılar tarafından, 18.11.2024 tarihinde yeniden gönderilen ödeme emrine 26.11.2024 tarihinde itiraz edildiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalılar tarafından yeniden ödeme emrine itiraz edilmesi üzerine 2024/169275 dosya numaralı arabuluculuk dosyası ile arabuluculuk başvurusu yapıldığını, Ankara Arabuluculuk Bürosu''nun 2024/169275 sayılı dosyası ile arabuluculuk süreci anlaşmama olarak sonuçlandığını ileri sürerek, davalılar tarafından borca haksız şekilde itiraz edilmiş olması nedeniyle Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2024/64395 sayılı dosyasındaki itirazın kaldırılmasına ve davalıların iflasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili özetle: Müvekkilleri ile davacı arasında çıkacak uyuşmazlıkların yalnızca tahkim yoluyla çözüleceğine dair yazılı tahkim anlaşmaları bulunduğu için icra dairesinin yetkili olmadığını da özellikle belirterek borca itiraz ettiklerini, davacı ve müvekkili ... arasında imzalanan sözleşmelere göre aralarında bir ihtilaf çıkması halinde uyuşmazlığın münhasıran ... Tahkim Merkezi’nin tahkim kurallarına göre atanacak üç hakem tarafından nihai olarak çözüme kavuşturulacağını, davacının da kabul ettiği üzere, tarafların tahkim iradesinin açık ve kesin olduğunu, huzurdaki uyuşmazlığın da taraflardan birinin yukarıda anılan sözleşmelerden kaynaklandığını iddia ettiği bir para alacağına ilişkin olduğunu, bu uyuşmazlığın tahkime elverişli olduğu konusunda şüphe olmadığını savunarak, davanın tahkim ilk itirazları doğrultusunda HMK 116. madde gereği usulden reddine, davacı iflas takibi yapma ve tahkim itirazına rağmen iflas davası açma hakkını TMK 2. maddede ki dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde kötüye kullandığından ve çelişkili davranış yasağını ihlal ettiğinden davanın esastan reddine, bu talepleri kabul edilmezse, davacının müvekkillerinden talep edebileceği bir alacağı bulunmadığından davanın esastan reddine, davacının reddedilen miktarın %20’sinden aşağı olmamak üzere haksız takip tazminatına mahkûm edilmesine, karar verilmesi talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...Tahkim sözleşmesinde tahkim iradesi açık, kesin ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek derecede ortaya konulmalıdır. Uyuşmazlığın genel yol olan devlet yargılamasının dışına çıkarılarak taraf iradeleri ile tahkimin kapsamına alınması ve hakemde çözüleceğinin kabul edilmesi istisnaî bir durum olduğundan, tahkim sözleşmesinin geçerliliği de açık ve kesin bir tahkim iradesinin varlığını gerektirmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 413. maddesine göre tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa, karşı taraf tahkim ilk itirazında bulunabilir. Bu durumda tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değil ise mahkeme tahkim itirazını kabul eder ve davayı usulden reddeder. Uyuşmazlığın tahkim yoluyla ve hakemler vasıtasıyla çözümlenmesinin kararlaştırıldığı hâllerde, aleyhine dava açılan davalı tarafın ileri süreceği tahkim itirazı, HMK’nın 116. maddesinde ilk itiraz olarak düzenlenmiştir. Kanun’un 116. maddesinde sınırlı (tahdidi) olarak sayılan ilk itirazlardan biri de tahkim itirazıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 117/1. maddesi gereğince ilk itirazlar arasında sayılan tahkim itirazı cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır, aksi hâlde dinlenemez. Cevap dilekçesinde tahkim itirazı ileri sürülmemiş ise, süre dolmamış olsa bile ek dilekçe verilerek tahkim itirazı ileri sürülemez. Kanun’da ilk itirazların cevap dilekçesinde ileri sürülmesi zorunlu tutulmuş, ancak cevap süresinin uzatılması hâlinde uzatılan bu süre içinde ileri sürülebilmesine herhangi bir sınırlama getirilmemiştir. (Yargıtay HGK'nın 15/02/2022 tarih ve 2021/(15)6-85 Esas, 2022/129 Karar sayılı emsal kararı). Diğer yandan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 104. maddesi gereğince; adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır. Somut olayda, davanın 20/03/2025 tarihinde açıldığı, dava dilekçesi ve eklerinin davalı tarafa 16/04/2025 tarihinde tebliğ edildiği, yasal süresi içinde 22/04/2025 tarihli cevap dilekçesi ile davalılar vekili tarafından tahkim ilk itirazının usulüne uygun olarak ileri sürüldüğü, diğer yandan taraflar arasındaki davaya konu eser sözleşmesinde geçerli bir tahkim şartının bulunduğu anlaşılmakla HMK'nın 412 ve 413 vd. maddeleri ile 115/2.maddesi gereğince davanın usulden reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemenin aynı dosyada aynı vakıa ve hukuki sebeplerle önce tahkim itirazını reddedip daha sonra aynı itirazı kabul ederek usulden ret kararı vermesinin hukuki güvenlik, hukuki belirlilik, usuli kazanılmış hak ve öngörülebilirlik ilkelerini ihlal ettiği, dava tarihinde yürürlükte bulunan ve yerleşik uygulamayı oluşturan 21.12.2021 tarihli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına güvenilerek dava açıldığını, sonradan ortaya çıkan içtihat değişikliğinin geçmişe etkili uygulanamayacağı, içtihat değişikliğinin açık, güçlü ve yeterli gerekçelerle açıklanmadan uygulanmasının Anayasa'nın hukuk devleti ilkesi ile hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırı olduğu, tarafların, mahkemenin ön inceleme aşamasında verdiği tahkim itirazının reddine ilişkin ara karara güvenerek usuli işlemlerini tamamladıkları, yargılamanın ilerleyen aşamasında aksi yönde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, gerekçeli kararda yalnızca 2025 tarihli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararından soyut alıntılar yapıldığı, tarafların iddia ve savunmalarının, dosya kapsamının ve somut olayın özelliklerinin tartışılmadığı, adil yargılanma ve hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiği, itirazın kaldırılması ile iflas talebinin birbirini tamamlayan ve usulen bölünemeyecek işlemler olduğu, bu nedenle alacağın tespitinin de iflas kararı vermeye yetkili ticaret mahkemesi tarafından yapılması gerektiği, İİK 154 ve devamı maddelerinde alacağın öncelikle tahkim yoluyla tespit edilmesini öngören herhangi bir düzenleme bulunmadığı, HMK 408. madde ile Milletlerarası Tahkim Kanunu 1/4. madde hükümleri gereğince kamu düzenine ilişkin uyuşmazlıkların tahkime elverişli olmadığı, iflas yoluyla takipte borçlunun itirazının kaldırılması görevinin münhasıran iflas davasına bakan ticaret mahkemesine ait olduğu, bu görevin tahkim merciine bırakılamayacağı, iflas davasının kamu düzenine ilişkin niteliği nedeniyle yaklaşık ispat şartlarının gerçekleştiği, davalıların malvarlığının korunmasına yönelik talep edilen muhafaza tedbirlerinin değerlendirilmeden davanın usulden reddedildiği, dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan yerleşik içtihatlara güvenilerek dava açıldığı için, sonradan değişen içtihat nedeniyle müvekkiline yargılama gideri ve vekâlet ücreti yükletilmesinin hakkaniyet, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğu nedenleriyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerden kaynaklanan alacak nedeniyle başlatılan iflas takibine yönelik itirazın kaldırılması ile davalıların iflasına karar verilmesi taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine, 2-) Alınması gereken istinaf karar harcı peşin alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına, 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 25.06.2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...