Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin, ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan arıtma tesisi satışına ilişkin kur farkı, eksik ödeme ve faiz alacağı ile itirazın iptali davasında verdiği istinaf kararı.
Özet: Davacı, davalıya sattığı arıtma tesisinin bedelini, başlangıçta 125.000 USD olarak belirlenen ve sonradan ek taleplerle 161.085 USDye yükselen sözleşme tutarına karşılık davalının yaptığı ödemelerin gecikmeli ve kur farkı nedeniyle eksik olduğunu iddia etmektedir. Davacı, özellikle davalının USD cinsinden borcu için verdiği ileri tarihli ve TL cinsinden çeklerin, ödeme tarihindeki kurla değerlenmesi sonucu önemli eksikliklere yol açtığını, bu durumun faiz işletilmesine ve 11.659,23 USD bakiye borcun ödenmemesine neden olduğunu belirterek, bu alacak için itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebiyle dava açmıştır.

T.C.DENİZLİBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ... KARAR NO : ...KARAR TARİHİ : 25/06/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ...ÜYE : ...ÜYE : ...KATİP : ...İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 17/07/2025NUMARASI : ... Esas- ... Karar DAVACI : ...VEKİLİ : Av. ...DAVALI : ...VEKİLİ : Av. ...DAVANIN KONUSU : Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden KaynaklananG.KARAR YAZIM TARİHİ : 25/06/2026İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ....Mak. San. Ve Tic. Ltd. Şti. İle davalı...Mermer Sanayi Ve Ticaret A.Ş. arasında 09.11.2021 tarihinde tüm ekipmanları dahil olmak üzere arıtma tesisi ile ilgili satış sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmeye göre müvekkilinin, birim fiyatı müvekkilinin, birim olan 5 adet otomatik filtre pres, birim fiyatı 2.880 $ 3 adet 15 KW besleme pompası, birim fiyatı 1.445 $ olan 3 adet mikserli çamur kondisyoner tankı, birim fiyatı 19.925 $ olan 1 adet temiz su tankı, birim fiyatı 2.500 $ olan 1 adet montaj borulama dahil arıtma tesisi satışı yaptığını, sözleşme bedelinin toplam 125.000 $ olduğunu, davalının, müvekkiline sözleşme tarihinde 50.000 $ nakit, 60 günlük 25.000 $ lık çek, 1.aşama tamamlanıp teslimat yapıldığında ise 120 ve 180 günlük 2 ayrı 25.000 $ lık çeklerle ödeme yapılacağını, tüm ödemelerin $ (USD) ile yapılacağını, Daha sonra müvekkilinin davalı şirket yetkilileri ile 30.3.2022 yapılan görüşmede, davalının sözleşmede yazılı olan birim fiyatı 17.920 $ olan otomatik filtre preslerden 5 adet yerine 6 adet, birim fiyatı 2.880 $ olan 15 KW besleme pompasından 3 adet yerine 6 adet, birim fiyatı 1.445 $ olan mikserli çamur kondisyoner tankından 3 adet yerine 6 adet, 1 adet temiz su tankı ve tüm bunlara ilaveten ayrıca 2.690 $ karşılığında su tankı ayaklarının ve mikser tank sacının kalınlaştırılmasını istediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin güncellendiğini, davalı tarafından istenen adede göre birim fiyatlarla yeni fiyat belirlendiğini, davalının sonraki istekleriyle sözleşme bedeli de ilavelerin adet ve birim fiyatına göre hesaplanıp 36.085,0 $ artarak 161.085,0 $ a yükseldiğini, bu yeni şartlarla ve bedelle teslimat konusunda tarafların mutabık kaldıklarını, 30.3.2022 tarihindeki kura göre TL'ye çevrilerek 2.363.116,95 TL olarak derhal faturalandırıldığını ve faturanın davalıya teslim edildiğini, davalının teslim edilen faturaya itiraz etmediğini, davalıya 161.085,00 ABD Doları karşılığında, komple ekipmanlarıyla birlikte arıtma tesisi makinesi satışı yapıldığını, davalının 19.11.2021 tarihinde, sözleşmeye uygun olarak 50.000 Doları havale ile ödediğini, 23.11.2021 tarihinde, sözleşmeye göre 09.01.2022 tarihinde ödenecek (60 günlük) 25.000 $ lık çek vermesi gerekirken 21.10.2022 tarihinde ödenecek 25.000 Dolar değerinde çek verdiğini, sözleşmeye göre 10 ay geç keşide tarihli çek ile ödeme yaptığını, faiz doğmasına sebebiyet verdiğini, 120 gün sonraya keşide tarihli 25.000 $ lık çek vermesi gerekirken, 31.08.2022 keşide tarihli 366.750,00 TL değerinde bir çek ile ödeme yapmış olup ödeme tarihi olan 31.08.2022 tarihindeki kura göre (1 $- 18,19 TL) verdiği çek sadece 20.162,17 $ olarak hesaplandığını 4.837,83 $ eksik kaldığını, eksik kalan kısma faiz işlemesine sebebiyet verdiğini, 180 gün sonraya keşide tarihli 25.000 $ lık çek vermesi gerekirken, 31.10.2022 keşide tarihli 366.750,00 TL değerinde bir çek ile ödeme yaptığını, ödeme tarihi olan 31.10.2022 tarihindeki kura göre (1 $- 18,61 TL) verdiği çekin 19.707,15 $ olduğunu, sözleşmeye göre 5.292,85 $ eksik kaldığını, eksik kalan kısma faiz işlemesine sebebiyet verdiğini, ilavelerden kaynaklı 36.085 $ değerindeki ödemeyi de davalı iş bitiminde ödemesi gerekirken 28.08.2022 tarihinde 250.000,00 TL havale (1$- 18,17 TL olup 28.8.2022 tarihi itibariyle 13.758,9 $ değerinde) ve 12.09.2022 tarihinde 405.825,15 TL havale ile (1$- 18,237 TL 12.9.2022 tarihi itibariyle 22.252,85 $ değerinde) yaptığını, bu ödemeyi de hem gecikmeli hem de az yaparak yine faize sebebiyet verildiğini, sözleşme tarihinde mutabık kalınarak düzenlenen fatura bedeli olan ve ödenmesi gereken 161.085,00 $ ve kendi hesaplamalarına göre takip tarihine kadar işleyen 1.455,3 $ faiziyle toplam 162.540,3 $ için davalının toplamda 150.881,07 $ ödeme yaptığını; vadelerine göre işletilecek faiz dahil kalan 11.659,23 $ borcun ödenmediğini, bu nedenlerle kur farklarından kaynaklanan alacak, munzam zarar vs. yönelik dava açma ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalarının kabulü ile itirazın iptaliyle takibin devamına, alacağın 9040'ından aşağı olmamak üzere takdir edilecek icra inkâr tazminatının davalı taraftan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Taraflar arasında 19.11.2021 tarihli ekipman ve kurulum dahil olmak üzere, arıtma tesisi satış sözleşmesi imzalandığını, müvekkili tarafından sözleşmeden doğan tüm edimler yerine getirilmiş olmasına karşılık, davacının ... İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyası ile 211.308,91 TL bedelli icra takibi başlattığını, takibe itiraz edildiğini, taraflar arasında imzalanan 19.11.2021 tarihli sözleşmeye göre, birim fiyatı 17.920 $ olan 5 adet otomatik filtre pres, birim fiyatı 2.880 $ olan 3 adet 15 KW besleme pompası, birim fiyatı 1.445 $ olan 3 adet mikserli çamur kondisyoner tankı, birim fiyatı 19.925 $ olan 1 adet temiz su tankı, müvekkiline teslim edileceğini, 2.500 $ karşılığında da sistemin montaj ve borulama işlemleri yapılacağını, bunun karşılığında davacıya müvekkili tarafından sözleşme tarihinde 50.000 $ nakit ve 60 günlük 25.000 $'lık çek 1. Aşama tamamlanıp teslim edildiğinde ise 120 ve 180 günlük 25.000$'lık iki adet çek verileceğini, sözleşmede birinci aşama peşinatı takiben 3 ay olarak kararlaştırıldığını, müvekkilinin davacı şirkete 19.11.2021 tarihinde 50.000 $ nakit ödeme yaptığını, sözleşmeye uygun olarak 23.11.2021 tarihinde, 31.01.2022 tarihli 25.000 $ lık çek verildiğini, ancak davacının peşinatı takiben 3 ay içinde ilk aşamada iki takım filtre pres ve temiz su tankı montajı yapma ve teslim etme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacıya 50.000 $ nakit ve 25.000 $'lık çek teslim edildikten tam 4,5 ay sonra sözleşmede kararlaştırılan ürünlerin teslim edildiğini, davacı sevk irsaliyesi ile eksiksiz teslimatın yapıldığını iddia ettiğini, ürünlerin sözleşmede kararlaştırılan tarihten 1,5 ay geç teslim etmiş olmasıyla birlikte davacının sözleşmede belirtilen ve müvekkiline fatura ettiği montaj yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının montaj için ekip göndermesi gerekirken ürünleri teslim edip bıraktığını, sistemin montajının müvekkili tarafından yapıldığını, taraflarca mutabık kalınan sözleşmeye göre müvekkili tarafından yapılacak tüm ödemelerin davacıya yapıldığını, sonradan müvekkili tarafından malzeme adedi artışına ilişkin çıkan farkın da davacıya ödendiğini, davacıya 08.12.2023 tarihinde 45.000 TL havale yapıldığını buna göre ödeme tarihindeki kur üzerinden, davacıya 1.558,50 $ ödendiğini, davacıya birinci aşama tamamlanıp teslim edildiğinde verilmesi kararlaştırılan çekler davacının geç teslimi nedeniyle 27.04.2022 tarihinde 31.8.2022 keşide tarihli 366.750,00 TL değerinde ve 31.10.2022 keşide tarihli 366.750,00 TL değerinde verilerek ödeme yapıldığını, davacıya 09.11.2021 tarihli yazılı sözleşmede belirtilen adetlere ilişkin ödemeler yapıldıktan sonra, sonradan eklenen malzemeye ilişkin olarak 24.08.2022 tarihinde 250.000,00 TL havale ile ve 12.09.2022 tarihinde 405.825,15 TL havale ile ödeme yapıldığını, buna göre davacıya ödeme tarihindeki kur üzerinden, 13.810,78 $ ve 22.274,95 $ daha ödendiğini, dava dilekçesinde belirtilen ödeme tarihi ve kurların hatalı olduğunu, davacının dilekçesinde, müvekkili ile sonradan yapılan anlaşmaya göre sözleşme bedelinin 36.085,0 $ artarak toplamda 161.085,0 $' a yükseldiğini iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının kalınlaştırma bedeli adı altında 2.690 $ ek bedel ödeneceği iddiasını kabul etmediklerini, taraflar arasında bu şekilde bir anlaşma yapılmadığını, davacı malzemelerin montajını yapmadığından, müvekkili iş yerine gelen malzemelerle ilgili kalınlaştırma vb. başkaca bir işlem de yapılmadığını, taraflar arasında mutabık kalınan sözleşme dışı alınan ikinci anlaşmadan doğan farkın 36.085 $ olmasının mümkün olmadığını, ilk sözleşmeye eklenmesi mümkün olan miktar 33.585 $ olabilecekken; davacı hatalı şekilde 36.085 $ fark olduğunu iddia ettiğini, davacıya bugüne kadar müvekkili tarafından toplamda 162.315,79 $ ödeme yapıldığını, davacı fatura ettiği 2.500 $'lık montaj yükümlülüğünü de yerine getirmediğinden, müvekkili tarafından davacıya fazla ödeme yapıldığından, müvekkilin davacı şirkete borcu bulunmadığını, bu nedenlerle davanın esastan reddine, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahküm edilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Davalı taraf cevap dilekçesinde montajın davacı tarafından yapılmadığı ve kendileri tarafından yapıldığını ileri sürmüş ise de cevap dilekçesinde buna dair herhangi bir ihtarname ya da tespite yönelik delil ibraz edilmemiştir. 17/04/2025 tarihli 3. celsede montajın kim tarafından yapıldığına dair delilleri ibraz etmek üzere davalı tarafa süre verilmiş ise de verilen sürede ibraz edilen faturaların davaya konu işten çok sonra düzenlendiği ve arıtma tesisi montajına dair değil de dalgıç pompa montajına yönelik faturalar olduğu görüldüğünden montajın başka firmalara yaptırıldığı yönündeki savunma ispatlanamamış ve cevap dilekçesinde davalı tarafın montajın kendisi tarafından yapıldığını belirtilmesine rağmen bu kez başka firmalara ait faturalar ibraz edilmesi de çelişki oluşturduğundan ispatlanamayan savunmaya itibar edilmemiş olup, davacı tarafın defter kayıtlarına göre montaj bedeli olan 2.500 USD de dahil olmak üzere ödenmeyen toplam 10.078,66 USD alacağı bulunduğundan, bunun da takip tarihindeki TL karşılığı 188.436,67 TL olduğundan takibin bu bedel üzerinden devamına ve takipten önce davalı taraf temerrüde düşürülmediğinden faize yönelik talep reddedilerek aşağıdaki gibi karar verilmiş ve şartları oluşan icra inkar tazminatına hükmedilmiştir." açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine, davalının.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibine yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 188.436,67 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hükmolunan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.İlk derece mahkemesi 07/11/2025 tarihli tashih şerhi ile, "6100 sayılı HMK'nın 304/1 maddesi gereğince, 17/07/2025 tarih ve ...Esas -... Karar sayılı ilamında; 9) " Davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince ölçümlenen 22.872,24 TL Vekalet Ücretinin Davalıdan Tahsili İle DAVACIYA VERİLMESİNE, " KISMININ 9) Davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince ölçümlenen 22.872,24 TL Vekalet Ücretinin Davacıdan Tahsili İle DAVALIYA VERİLMESİNE, ŞEKLİNDE TASHİHİNE (DÜZELTİLMESİNE)" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; tarafların 19/11/2021 tarihli sözleşme ile, birim fiyatı 17.920 $ olan 5 adet otomatik filtre pres, birim fiyatı 2.880 $ olan 3 adet 15 KW besleme pompası, birim fiyatı 1.445 $ olan 3 adet mikserli çamur kondisyoner tankı, birim fiyatı 19.925 $ olan 1 adet temiz su tankının, davacı tarafından müvekkiline teslim edilmesi, 2.500$ karşılığında da davacı tarafından sistemin montaj ve borulama işlemlerinin yapılması, bunun karşılığında müvekkili şirket tarafından, davacıya sözleşme tarihinde 50.000 $ nakit ve 60 günlük 25.000 $'lık çek ve 1. aşama tamamlanıp teslim edildiğinde ise 120 ve 180 günlük 25.000$'lık iki adet çekin ödenmesi konusunda anlaştıklarını, sözleşmede birinci aşama peşinatının takiben 3 ay olarak kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin davacı şirkete sözleşmede kararlaştırıldığı üzere, sözleşme tarihi olan 19/11/2021 tarihinde 50.000 $ nakit ödeme yaptığını, yine sözleşmeye uygun olarak müvekkili şirket tarafından 23/11/2021 tarihinde, davacıya 31/01/2022 tarihli 25.000 $' lık çek verildiğini, ancak davacının peşinatı takiben 3 ay içinde ilk aşamada iki takım filtre pres ve temiz su tankı montajı yapma ve teslim etme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacıya 50.000 $ nakit ve 25.000 $'lık çek teslim edildikten tam 4,5 ay sonra sözleşmede kararlaştırılan ürünlerin müvekkiline teslim edildiğini, davacının ürünleri, sözleşmede taahhüt ettiği tarihten 1,5 ay sonra teslim ettiğini, ancak montaj yükümlüğünü hiçbir zaman yerine getirmediğini, davacıya birinci aşama tamamlanıp teslim edildiğinde verilmesi kararlaştırılan çeklerin, davacının geç teslimi nedeniyle 27/04/2022 tarihinde 31/08/2022 keşide tarihli 366.750,00 TL değerinde ve 31/10/2022 keşide tarihli 366.750,00 TL değerinde verilerek ödeme yapıldığını, davacıya yapılan bu ödemelerin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ uyarınca, kanuni zorunluluk gereği, Türk Lirası olarak yapıldığını, çekin fiili ödeme tarihindeki kurun önceden bilinmesinin mümkün olmaması nedeniyle, çekin verilme tarihindeki kur üzerinden hesaplanarak müvekkili şirket kayıtlarına yansıtıldığını, davacıya 09/11/2021 tarihli yazılı sözleşmede belirtilen ödemeler yapıldıktan sonra, eklenen malzemeye ilişkin olarak 24/08/2022 tarihinde 250.000,00 TL havale ile ve 12/09/2022 tarihinde 405.825,15 TL havale ile ödeme yapıldığını, buna göre davacıya yine ödeme tarihindeki kur üzerinden, 13.810,78 $ ve 22.274,95 $ daha ödendiğini, taraflarca mutabık kalınan sözleşmeye göre müvekkili tarafından yapılacak tüm ödemelerin davacıya yapıldığını, sonradan taraflar arasında malzeme adedi artışına ilişkin çıkan farkın da davacıya ödendiğini, ancak taraflar arasında yazılı olarak akdedilen sözleşmenin, sözleşmede belirtilen adetlere ilişkin olup, sonradan talep edilen malzemelerin ödemesine ilişkin olmadığını, bu nedenle de davalı müvekkiline tek seferde fatura edilmiş olsa da bu ürünlerin ödemesinin de davacıya taraflar arasındaki sonraki anlaşmaya uygun şekilde yapıldığını, davacıya 08/12/2023 tarihinde 45.000 TL havale daha yapıldığını, buna göre ödeme tarihindeki kur üzerinden, davacıya 1.558,50 $ daha ödendiğini, davacının dava dilekçesinde talep ettiği tutarlar ve kurların hatalı olduğunu, dosyada ise buna ilişkin detaylı inceleme yapılmadan karar verildiğini, bilirkişi raporlarının hatalı ve eksik kısımları esas alınarak davacıya yapılan ödeme miktarı bakımından davacı yanın defter kayıtlarına göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, gerekçeli kararda davalının ibraz ettiği ödeme dekontlarına ve ticari defterlerine göre müvekkili şirket tarafından davacıya yapılan toplam ödeme miktarının 151.006.34 USD olduğu tespit edildiği belirtilmiş ise de, bu tespitin yapıldığı hatalı bilirkişi raporuna taraflarınca itiraz edildiğini; ancak itirazlarına karşılık yeniden inceleme yaptırılmadan hatalı rapora dayanarak hüküm kurulduğunu, dosyaya sunulu delilleri ve ticari defterleri uyarınca davacıya bugüne kadar müvekkili şirket tarafından toplamda 162.315,79 $ ödeme yapıldığını, gerekçede tespit edildiği belirtilen tutarın hatalı olduğunu, karara esas alınan raporda kur farkı bakımından, çekin verilme günündeki kur üzerinden hesaplama yapılmadığını, adeta mahkeme yerine geçilerek seçeneksiz, yalnızca çekin ödeme tarihindeki kur üzerinden hesaplama yapıldığını, mahkemece bu hesaplama doğru kabul edilerek hüküm kurulduğunu bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ uyarınca kanuni zorunluluk gereği davacıya yapılan bu ödemelerin Türk Lirası olarak yapıldığını, çekin fiili ödeme tarihindeki kurun önceden bilinmesinin mümkün olmaması nedeniyle, verilme tarihindeki kur üzerinden hesaplanarak müvekkili şirketin defter kayıtlarına yansıtıldığını, sonrasında ise davacı tarafından fiili ödeme gününde kur farkı faturası kesilmediğini, ek bir talepte de bulunulmadığını, çünkü davacının sözleşmeden doğan montaj yükümlülüğünü yerine getirmediğini, buna göre davacıya 31/08/2022 keşide tarihli 366.750,00 TL değerinde ve 31/10/2022 keşide tarihli 366.750,00 TL değerinde çek verilerek ödeme yapıldığını, bunların çeklerin verilme tarihindeki değerlerinin ise 24.835,78'er USD olduğunu, bilirkişi raporunda çeklerin fiili ödeme tarihlerindeki kurlar dikkate alınarak müvekkili şirketin davacı şirkete borçlu olduğu yönünde hesaplama yapıldığını, ilk derece mahkemesinin bu hesaplamaya göre davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, davacı tarafından alınan çek ödemeleri zamanında kendi kayıtlarına işlenmediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin dolar üzerinden yapıldığını ve sözleşmede kur farkına ilişkin düzenleme olmadığının sabit olduğunu, davacıya çekle yapılan ödemelerin fiili ödeme tarihindeki kurun önceden bilinmesinin mümkün olmaması nedeniyle çekin verilme tarihindeki kur üzerinden ödeme yapıldığını, davacı tarafından çekle ödemenin kabul edildiğini bu ödemelere itiraz edilmediğini, davacı yanın kanunen delil niteliği taşıma şartlarına sahip olmayan defterlerine, hatalı şekilde bir takım tutarlar girildiğini ve mahkemece defterlerin yasanın belirttiği şartları taşımadığı bilirkişilerce tespit edilmiş olmasına karşılık bu kayıtlara göre yapılan hesaplamalar dikkate alınarak karar verildiğini, TBK m. 117 ve 123 hükümlerine göre müvekkilinin temerrüde düşürülmediği de raporda yapılan inceleme ile sabit hale geldiğini, kaldı ki Yargıtay 19. HD., E. 2015/11192 K. 2016/2067 T. 10/02/2016 tarihli kararında çek ile Türk Lirası üzerinden yapılan ödemeleri kabul eden davacının sonradan kur farkı talep edemeyeceğinin hüküm altına alındığını, davacıya bugüne kadar müvekkili şirket tarafından toplamda 162.315,79 $ ödeme yapıldığını, davacının fatura ettiği 2500$'lık montaj yükümlülüğünü de yerine getirmediğinden, müvekkili şirket tarafından davacıya anlaşılan bedelden fazla ödeme yapıldığını, müvekkilinin davacı şirkete borcu bulunmadığını, dosyaya alınan ve farklı bilirkişiler tarafından düzenlenmiş her iki bilirkişi raporunda da davacının ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde düzenlenmediği tespit edilmiş olmasına karşılık davacının kayıtlarına itibar edilerek karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 31/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda, davacı yanın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacının ticari defterlerinde tahsilatların tam ve zamanında kaydedilmediğinin tespit edildiğini, yine farklı bir bilirkişi tarafından düzenlemiş olan 23/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda yapılan inceleme ile taraf defter kayıtlarında ödeme/tahsilat kayıtları arasında uyumsuzluk olduğu, davacının defter kayıtlarına ilişkin dosyaya sunulan bilirkişi raporunda davalının ödediği tutarların tamamının defter kayıtlarında yer almadığı bu nedenle hesaplamanın dosyaya sunulan ödeme dekontlarına göre yapıldığının belirtildiğini, davacının defterlerinin TTK hükümlerine uygun olmadığı gibi bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere tam da olmadığını, bu durumda davacının ticari defterleri eksik olduğundan ve tam zamanında olmayan kayıtlar içerdiğinden yasaya göre defterlerinin delil niteliği bulunmadığını, her ne kadar bilirkişi tarafından delil niteliğini haiz olup olmadığının takdiri mahkemeye bırakılarak inceleme yapılmış ise de, bu defa da davacının defterlerinin tamamı ibraz edilmediğinden, bilirkişi tarafından kısmı inceleme yapılabildiğini, bu durumun bilirkişi tarafından raporun (g) maddesinde "Dava konusu işlem tarafıma kısıtlı bir şekilde sunulan davacıya ait ticari defterlerinde.." şeklinde belirtildiğini, müvekkili şirket defterlerinin ise yasadaki tüm şartlara uygun şekilde düzenlendiğini, davacının lehine delil niteliğini haiz olmayan defterleri kendisi aleyhine delil teşkil ettiğinden müvekkilinin defterlerine itibar edilerek karar verilmesi gerekirken, gerekçede " Davacı tarafın defter kayıtlarına göre montaj bedeli olan 2.500 USD de dahil olmak üzere ödenmeyen toplam 10.078,66 USD alacağı bulunduğundan, bunun da takip tarihindeki TL karşılığı 188.436,67 TL olduğundan..." şeklinde davacının delil niteliği bulunmayan defterlerine dayalı olarak, davacının ispat yükünü yerine getirmemesine rağmen davalı müvekkili aleyhine hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının toplam alacağının 161.085,00-TL kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında yapılan ana sözleşmeye sonradan eklemeler yapıldığını, davacının dilekçesinde müvekkili şirket ile sonradan yapılan anlaşmaya göre sözleşme bedelinin 36.085,0 $ artarak toplamda 161.085,0 $' a yükseldiğini iddia etmiş olsa da, bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, davacının kalınlaştırma bedeli adı altında 2.690 $ ek bedel ödeneceği iddiasının gerçek dışı olduğunu, taraflar arasında bu şekilde bir anlaşma söz konusu olmadığı gibi, davacının malzemelerin montajını zaten yapmadığından, müvekkilinin iş yerine gelen malzemelerle ilgili kalınlaştırma vb. başkaca bir işlem de yapılmadığını, bununla birlikte kabul anlamına gelmemekle beraber, bir an için davacının tüm iddialarının belirttiği şekilde olduğu düşünülse dahi taraflar arasında mutabık kalınan sözleşme dışı alınan ikinci anlaşmadan doğan farkın 36.085 $ olmasının matematiksel olarak da mümkün olmadığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği gibi, birim fiyatı 17.920 olan filtre presten ilk sözleşmeden farklı olarak 1 tane daha alınmış, (17.920 $ daha eklenmiş) , adedi 2.880 olan pres besleme pompasından 3 adet daha alınmış, (8.640 $ eklenmiş), adedi 1.445 olan çamur kondisyoner tankından 3 adet daha alınmış, ilk sözleşme bedeline (4.335 $ daha eklenmiş), davacının kalınlaştırma bedeli olarak iddia ettiği 2690 $ da toplandığında, ilk sözleşmeye eklenmesi mümkün olan miktar 33.585 $ olabilecekken; davacının hatalı şekilde 36.085 $ fark olduğunu iddia ettiğini, bu hususta ilk derece mahkemesi tarafından hiç bir inceleme yapılmadığını ve karar verilmediğini, mahkemece montaj hizmetinin yapılmadığının davalı işveren tarafından ispat edilemediğinden bahisle montajın yapılmış gibi hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacının sözleşmeden doğan tüm edimlerini yerine getirmediğini, montaj ve borulama işlemi yapılmadığını, dosyaya alınan bilirkişi raporu dahi, montaj hizmetinin yerine getirildiğinin ispat edilmediğini açıkça belirttiğini “hukuki değerlendirme mahkemenindir” şeklinde görüşünü belirttiğini, mahkemenin ise, ispatlanmamış bir hizmeti “varmış gibi” kabul ederek hükme esas alarak hüküm kurduğunu, davacının sevk irsaliyesi ile eksiksiz teslimatın yapıldığını iddia etmiş olsa da, ürünleri sözleşmede karalaştırılan tarihten 1,5 ay geç teslim etmiş olmasıyla birlikte, davacının sözleşmede belirtilen ve müvekkiline fatura ettiği montaj yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkili şirket tarafından tüm ödemeler kendisine yapılmasına karşılık, müvekkilinin oyalandığını defalarca iletişim kurulup montaj talep edilmesine karşılık, tüm ödemeler alındıktan sonra da açıkça montajın yapılmayacağının belirtildiğini bununla birlikte davacının basiretli bir tacirin yapması gerekenin aksine, faturaya 2.500 $ montaj bedelini yansıtmaktan da çekinmediğini, davacının montaj için ekip göndermesi gerekirken ürünleri teslim edip bıraktığını, sistemin montajının müvekkili şirket tarafından yapıldığını, buna ilişkin faturaların ilk derece mahkemesi tarafından, verilen süre içerisinde mahkemeye arz edilmiş ise de gerekçeli kararda faturaların davaya konu işten çok sonra düzenlendiği ve arıtma tesisi montajına dair değil de dalgıç pompa montajına yönelik faturalar olduğu ve çelişkili bulunduğundan bahisle, montajın yapılmadığının ispat edilemediği yönünde hüküm kurulduğunu, müvekkili işveren davacının montaj yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle bunu başka firmalar aracıyla kendi imkanları ile yapmak durumunda kaldığını, bunun neresinde çelişki bulunduğunun taraflarınca anlaşılamadığını, bununla birlikte kararda belirtilen arıtma tesisi dalgıç pompa hususunun da kararda yanlış değerlendirildiğini, dosyaya sundukları faturaların sözleşmede anlaşılan ürünlere ilişkin olup, mahkemece bu hususta son derece yanlış bir kanaat ile hüküm kurulduğunu, ayrıca bu konuda müvekkili işverenliğe kesilen faturaların tarihlerinin de faturayı kesen firmaca düzenlendiğinin izahtan vareste olduğunu, icra inkâr tazminatı hükmünün hukuken kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirket tarafından davacıya yapılan ödemelerin dekontları, taraflar arasındaki cari hesap, davacının ticari defterlerinin eksik olması, geç yapılan teslimat tarihleri, fatura kayıtları ve montajla ilgili eksiklikler açıkça ortadayken; müvekkili şirketçe yapılan itirazda kötü niyet bulunduğu kabulü mümkün olmayacağından aleyhe hükmedilen icra inkar tazminatının da kaldırılmasını talep ettiklerini, kısmen kabul kısmen ret kararı verilmesine karşılık arabuluculuk ücretinin tamamının müvekkili aleyhine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;Dava; taraflar arasındaki ticari ilişkinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Davalı borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerekir. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Bu durumda somut olay bakımından davalı davacı tarafça düzenlenen 30/03/2022 tarihli ... numaralı 2.363.116,95 TL/161.085,00 USD bedelli faturayı benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre fatura içeriğindeki mal/hizmetin davalıya verildiğinin kabulü, davalının kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir.Öte yandan;Bir ticari ilişkide kur farkının talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede kur farkına ilişkin açık bir hüküm bulunması veya bu konuda taraflar arasında teamül oluşturacak bir uygulama bulunması gerekir.Somut olayda, taraflar arasındaki ticari ilişkinin yabancı para cinsinden kurulduğu, sözleşme hükümlerine göre, davacı satıcının kur farkı talep edebileceğine ilişkin açık hüküm bulunmadığı, bir kısım sözleşme bedelinin davalı tarafından çek vasıtasıyla ödeneceğinin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Çekin hem TL hem de döviz cinsinden düzenlenmesi mümkündür. Davacı, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri teslim almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemez. Davacı alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul etmiş sayılır. (aynı yönde Yargıtay 11. HD. 2023/1611Esas ve 2024/4348 Karar, 2020/7653 Esas ve 2022/698 Karar, 2020/2682 Esas ve 2020/5731 Karar sayılı ilamları)Hal böyle olunca, davacı satıcının, çekin, tanzim tarihi ile tahsil tarihi arasındaki dönem için kur farkı talep edilebilmesinin mümkün olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı tarafından TL cinsinden düzenlenen çeklerin tahsil tarihi itibariyle kur karşılığının esas alındığı anlaşılmaktadır.Buna göre, dava konusu çeklerle ilgili olarak ödeme tarihindeki kur ile keşide tarihinde esas alınan kurun farklı olması halinde, eksik ya da fazla kısmın ilgilisi tarafından ödenmesi kararlaştırılmamış olduğuna göre, taraflar arasında kur farkı ödeneceğine ilişkin yazılı bir sözleşmenin bulunduğunun kabul edilemeyeceğine göre bu hususta gerekirse raporu hükme esas alınan bilirkişi ...'dan ek rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.Yine yargılama giderlerinden olan arabuluculuk ücretinin, haklılık oranına göre taraflar arasında paylaştırılması gerekirken tamamının davalıdan tahsiline karar verilmesi de hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE;... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/07/2025 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davalı tarafından yatırılan 3.219,00 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.25/06/2026 ...Başkan...Üye...Üye...Katip... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.