6. Asliye Ticaret Mahkemesinde trafik kazası sonucu oluşan sürekli maluliyet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davası.
Özet: Bu dava, davacının 03.03.2018 tarihli trafik kazasında %10 oranında sürekli beden gücü kaybı ve kazanç kaybı yaşadığı iddiasıyla, davalı sigorta şirketi ile araç sahibi ve sürücüsünden belirsiz alacak davası olarak maddi ve manevi tazminat talep ettiği bir uyuşmazlıktır. Davacı, sigorta şirketinin ödeme yapmadığını belirtirken, davalı sigorta şirketi poliçe limiti, zamanaşımı ve başvuru eksikliklerini; davalı sürücü ise görevli mahkemeye itiraz ederek kazada davacının alkollü ve tam kusurlu olduğunu, maluliyet ve kazanç iddialarının gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/801 Esas - 2025/493

T.C.
... TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/801 Esas
KARAR NO : 2025/493
HAKİM : ....
KATİP : ....
DAVACI :....
VEKİLLERİ : Av. ....
Av. ...
DAVALI : 1- ....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ....
VEKİLİ : Av...
DAVALI : 3- ... ......
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 18/12/2018
KARAR TARİHİ : 01/07/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 14/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 03.03.2018 tarihinde davalı ... Sigorta A.Ş nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı ... ...'a ait ve ... ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın davacı idaresindeki ... plakalı araca çarptığını, kaza sonrasında davacının ... ... Kurulu 07.11.2018 tarihli rapora göre davacı müvekkilinin sürekli beden gücü kaybı oranının %10 olduğunu, müvekkilinin kırtasiye personeli olduğunu, çalıştığı iş yerinde 2.300,00 TL maaş aldığını, ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle geçerli poliçe ile davalı ... Sigorta Şirketine trafik sigortalı olması nedeniyle poliçe limitleri dahilinde maddi tazminat talep edildiğini, davalı sigorta şirketine 22.11.2018 tarihinde yapılan başvurunun 26.11.2018'de tebliğ edildiğini, davalı sigorta şirketinin herhangi bir ödeme yapmadığını, davalarının belirsiz alacak davası olduğunu, 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek faiziyle birlikte davalı ... ... ve ... ...'dan tahsilini, belirlenecek maddi tazminat ile zarar ve sorumluluk kapsamı belli olduktan sonra maddi tazminatın kaza tarihinden işletilecek faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek faiziyle davalı ... ... ve ... ...'dan tahsilini talep etmiş, dava dilekçesinde harca esas değeri 20.100,00-TL olarak belirtmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; ... plakalı aracın ZMSS kapsamında kaza tarihi itibariyle .... nolu poliçe ile Müvekkili şirkete sigortalı olduğunu, söz konusu .... nolu poliçede belirtilen maddi teminat miktarının müvekkili şirketin poliçeden doğan sorumluluğunun üst limiti olduğunu, zamanaşımı definde bulunduklarını, davacının müvekkili sigorta şirketine başvuruda bulunurken eksik evrakları tamamlamadığını, bu nedenle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesine aykırı başvurunun söz konusu olduğunu, bu yönüyle davanın reddini, sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin dava konusu talepten sorumlu olduğu kanaatine varılırsa davacının kusuru oranında tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davacının maluliyetinin ve kusur oranının tespiti gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının müvekkili şirket nezdinde teminat kapsamında olmadığını, davacının kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinin yerinde olmadığı belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... ... cevap dilekçesinde; görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu görev yönünden itirazda bulunduklarını, kaza tespit tutanağı ve kusura ilişkin değerlendirmeyi kabul etmediklerini, emniyet ekipleri tarafından mobese ve güvenlik kaydı araştırması yapılmasını istediklerini, kaza anında davacının alkol oranının yasal sınırın üzerinden olduğunu, başka bir madde kullanıp kullanmadığının tespit edilmediğini, arabanın solundan indiğini, dengesiz tavırlarının olduğunu, görüş mesafesi açık olmasına rağmen davacının durmadığını, davacının aracının çok hızlı olduğunu, yolculuk esnasında araçta bulunan Kaan Selcin'in tanık olarak dinlenmesini, kazanın olmasında davacının tam kusurlu olduğunu, davacının sürekli malul kalmasının mümkün olamadığını, davacının son sağlık durumunun tespiti için ATK'ya sevkini, davacının almakta olduğu ücretin 2.300,00 TL olmadığını, emsal ücret araştırması yapılması gerektiğini, davacının sürekli iş değişikliği yaptığını, işsiz olduğunu, aracın ... Sigorta A.Ş tarafından Kasko Sigortası, ... Sigorta A.Ş tarafından Trafik Sigortası yapıldığını ayrıca kendisinden tazminat istenmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, görev itirazının kabulünü, mahkemenin görevsizliğine karar verilerek dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde; görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğundan görev yönünden itirazda bulunduklarını, davanın ... plakalı aracın kasko sigortacısı olan ... Sig. A.Ş'ye ihbarını talep ettiklerini, kaza tespit tutanağı ve kusura ilişkin değerlendirmeyi kabul etmediklerini, emniyet ekipleri tarafından mobese ve güvenlik kaydı araştırması yapılmadığını, kaza anında davacının alkol oranının yasal sınırın üzerinde olduğunu, kazanın olmasında davacının tam kusurlu olduğunu, davalı sürücünün ve müvekkilinin kazanın olmasında herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacının sürekli malul kalmasının mümkün olamadığını, davacının son sağlık durumunun tespiti için ATK'ya sevkini, davacının almakta olduğu ücretin 2.300,00 TL olmadığını, SGK kayıtları, ücret bordrosu ve işçi özlük dosyasının dosyaya sunulmasını emsal ücret araştırılması yapılmasını, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, müvekkiline ait aracın; ... Sigorta A.Ş tarafından Kasko Sigortası, ... Sigorta A.Ş tarafından Trafik Sigortası yapıldığını sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu bu nedenle müvekkili hakkında açılan davanın reddini istemiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizin 2018/891 Esas kaydı üzerinden yapılan yargılama kapsamında; davaya konu 03/03/2018 tarihli kaza nedeniyle maluliyetin tespitinde Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e göre hazırlanan raporun esas alınması gerektiği gerekçesiyle, ATK(İstanbul) 2. İhtisas Kurulu2nun 24/06/2020 tarihli raporu hükme esas alınarak, davacının sürekli iş göremezlik oranının %12, geçici iş göremezlik süresinin 6 ay olduğunun kabulü ile neticeten Mahkememizin 2018/891 Esas, 2022/328 Karar sayılı ve 10/05/2022 tarihli kararda özetle; maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne dair karar verildiği, kararın davacı vekili, davalı ... ... ve ... Sigorta AŞ vekillerince istinaf edilmesi üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi'nin 2022/2010 Esas 2023/1434 Karar sayılı ve 08/11/2023 tarihli kararında özetle;
"... maluliyet raporları arasında çelişki oluştuğu gözetilerek, mahkemece Adli Tıp Üst Kurulundan; kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre kaza nedeniyle davacıda hangi arızalar nedeniyle ve hangi oranda maluliyet oluştuğu ve maluliyet ile kaza arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı konusunda, açık net, denetime elverişli ve dosyadaki maluliyet raporları arasındaki çelişkiyi giderecek nitelikte yeniden maluliyet raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; ... Somut olayda, davalı gerçek kişiler yönünden hükmedilen maddi tazminata kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gereğinin gözetilmemesi isabetsizdir." şeklindeki gerekçe ile Davalı ... ... ve davalı ... Sigorta AŞ. vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkememizin 10/05/2022 tarihli kararının kaldırılmasına, kararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin tüm, davalı ... ... ve ... Sigorta AŞ. vekillerinin sair istinaf taleplerinin incelenmesine yer olmadığına, dair karar verildiği anlaşılmıştır. Kaldırma kararı akabinde dosyanın mahkememizin işbu 2023/801 esas kaydını aldığı görülmüştür.
Bölge Adliye Mahkemesi ilamında özetle, dosya kapsamında alınan maluliyet raporları arasında çelişki oluştuğu, mahkemece çelişkileri giderir nitelikte yeniden maluliyet raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Değinilen Bölge Adliye Mahkemesi ilamı doğrultusunda maululiyetin tespiti hususunda dosyamız Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp İkinci İhtisas Üst Kurulu'na tevdi edilmiştir.
Üst Kurul tarafından tanzim edilen 01/02/2024 tarihli ilk(kök) raporun değinilen istinaf ilamının gereklerini karşılamadığı, kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmadığı, çelişkileri giderir nitelikte bulunmadığı ve denetime elverişli olmadığı gözetilerek istinaf ilamı doğrultusunda yeniden rapor tanzimi istenilmiş neticeten ATK Başkanlığı Adli Tıp İkinci İhtisas Üst Kurulu tarafından tanzim edilen 24/10/2024 tarihli raporda özetle; "...Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik kapsamında değerlendirilmesinde;...Kişinin tüm vücut engellilik oranının %7 (yüzdeyedi) olduğu, İyileşme (geçici iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 6 (altı) aya kadar uzayabileceği, Başka birisinin sürekli veya geçici bakımına muhtaç durumda olmadığı " hususları belirtilmiştir.
Adli Tıp 2. Üst Kurulu'ndan alınan 24/10/2024 Tarihli raporun bilimsel metdola oluşturulduğu, denetime elverişli bulunduğu, BAM kaldırma ilamına ve dosyamız kapsamına uygun düştüğü daha önce alınan raporlar arasındaki çelişkileri giderir nitelikte olduğu görülmekle rapor hükme esas alınmış, rapora gelen itirazlar soyut olmakla yerinde görülmemiştir.
Bu itibarla BAM kaldırma ilamı akabinde yapılan tahkikat çerçevesinde hükme esas alınan ATK raporu ile ile davacının sürekli iş göremezlik oranının %7 olduğu anlaşılmıştır.
Maluliyetin tespiti ardından tazminat hesabı yönünden aktüerya hesap uzmanı bilirkişiden rapor alınmış raporda BAM kararının usuli kazanılmış hak oluşturup oluşturmadığının hukuki takdirine bağlı olarak terditli hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır.
15/03/2025 tarihli Aktüerya raporunda özetle;Mahkemece usuli hak olduğunun kabulüne göre, 26.01.2022 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda 2022 yılı asgari ücret verilerine göre %7 maluliyet oranı esas alınarak hesaplama yapıldığında, davacı lehine 113.407,50 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı,
Mahkemece usuli hak olmadığının kabulüne göre, 2025 yılı asgari ücret verilerine göre hesaplamada, 2022 yılından itibaren pasif dönem tazminat hesabında esas alınacak net asgari ücretin tespitinde oluşan farklılık nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden alternatifli hesaplama vapıldığı, pasif dönem hesabının 18.591,02 TL net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğinin kabulü halinde, davacı lehine 515.233,44 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, ... BAM kararı doğrultusunda pasif dönem tazminat hesabının 22.104,00 TL vergi iadesi dahil net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğinin kabulü halinde, davacı lehine 547.237,85 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, belirtilmiştir.
Davacı vekili tarafından 30/05/2025 tarihli dilekçe ile; Sürekli İş Göremezlik Tazminatı talebinin 547.237,85 TL, Geçici İş Göremezlik Tazminatı talebinin 2.752,82 TL olarak belirlendiği/arttırıldığı anlaşılmıştır.
Bu noktada tazminat hesabının bozma ilamı öncesi hükme esas alınan rapor uyarınca 2022 yılı verilerine(asgari ücretine) göre mi yoksa karar tarihine en yakın 2025 yılı verilerine (asgari ücretine) göre mi yapılması gerektiği hususunda usuli kazanılmış hak kavramına değinmek gerekmiştir.
Bilindiği üzere bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine (diğeri aleyhine) doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu hakka, usule ilişkin kazanılmış hak (usuli kazanılmış hak veya usuli müktesep hak) denir. (Kuru, Baki: Medeni Usul Hukuku El kitabı, Mart 2020, C. II, s.1445)
Tahkikat sırasında alınan bilirkişi raporlarına itiraz edilmediğinde o bilirkişi raporu karşı taraf açısından bir kazanılmış hak sağlayabileceği gibi, yine mahkemece verilen ilk karara karşı kanun yoluna başvurulmamış olması veya bazı hususların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulî kazanılmış hak gerçekleşebilir. Mahkemece varsa usuli kazanılmış hakların gözetilmesi(korunması) gerekir.
Bu bakımdan karara en yakın tarihteki verilerin esas alınarak tazminat hesabının yapılması ile ilgili ilke ilk kararla ilgilidir. Karar verildikten sonra rapora etkisi olmayan bir nedenle kararın bozulması halinde yeni asgari ücrete göre hesaplama yapılmamalıdır. (Bkz. ... ....; Bedensel Zararlar Ve Tazminat Davaları, ... 2024, syf: 261.) Bozma kararının zararın hesaplanmasına ilişkin olması halinde ise yeniden ve bilinen en son kazanç(asgari ücret) üzerinden hesaplama yapılması gerekir, yapılan bu hesap sonucunu ilk kararda hüküm altına alınan tazminattan fazla bir tazminat hesaplanması durumunda davacı tarafından ilk kararın temyiz edilmemiş olması davalı açısından usulü kazanılmış hak oluşturduğundan önceki hükümdeki miktar kadar tazminat hüküm altına alınmalıdır. (Bkz. Hüsyein Tuztaş; Bedensel Zararlar Ve Tazminat Davaları, ... 2024, syf: 263.)
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/02/2022 Tarihli, 2021/(21)10-188 Esas, 2022/87 karar sayılı ilamına göre de; hükmün yeniden rapor alınmasını gerektirmeyen bir nedenle bozulması hâlinde yeni verilecek hüküm tarihini esas alan bir hesaplama yapılması gerekmeyecek ancak bozma nedeni tazminat hesabı için yeniden rapor alınmasını gerektiriyor ise bu takdirde alınacak raporda sonradan değişen ücretler esas alınarak önceki rapordaki miktarlar itibarıyla varsa usulî kazanılmış hak oluşturan durumlarında gözetilmesi gerekmektedir.
Nitekim benzer nitelikteki bir uyuşmazlık hakkında ... Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi'nin 2023/317 Esas, 2023/1027 Karar sayılı ve 05/07/2023 tarihli kararında konuya ilişkin aşağıdaki şekilde açıklama yapılmıştır.
"Bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine (diğeri aleyhine) doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu hakka, usule ilişkin kazanılmış hak (usuli kazanılmış hak veya usuli müktesep hak) denir. (Kuru, Baki: Medeni Usul Hukuku El kitabı, Mart 2020, C. II, s.1445)
Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukukî alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmekte olup, bu noktada bir mahkemenin Yargıtay dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukukî esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğacağı gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulî kazanılmış hak gerçekleşebilir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar yönünden yeniden inceleme yaparak aksine karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulî kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 E., 1959/5 K. sayılı kararı). Ancak mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı çıkması, uygulanması gereken Kanun hükmünün karar kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi, görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ile bozma kararının maddi hataya dayanması hâllerinde usulî kazanılmış hak oluşması mümkün değildir (Yargıtay 11. H.D. 2020/1610 E. 2022/8355 K.).
Yine hukuken hükme esas almaya elverişli olmayan bilirkişi raporunun taraflarca itiraz edilmeyerek kesinleştiğinden bahisle usuli kazanılmış hak doğduğundan bahsedilemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2023 tarih ve 2022/508 Esas, 2023/26 Karar sayılı ilamı).
Hukukumuzda kabul edilen istinaf kanun yolu açısından da, HMK'nın 355. maddesinde; "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir." hükmü kabul edildiğinden, bir tarafın istinafı üzerine, diğer taraf lehine karar verilemeyeceği gibi, istinaf eden taraf lehinde ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması sonrasında, yeniden yapılacak yargılama neticesinde, kaldırılan karara göre daha aleyhine bir karar verilemez. İlk kararı diğer tarafın istinaf etmemesi nedeniyle oluşan usuli kazanılmış hakları, kaldırma kararından sonra korunarak, davanın esası hakkında karar verilmelidir.
Diğer bir husus ise; müteselsil sorumluluk esasına göre sorumlulardan bir kısmı hakkında açılan davada, zarar belirlenmiş ise, TBK'nın 166. maddesindeki; "Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler." düzenlemesi gereğince, asıl sorumlu açısından zararın tespit edilerek kesinleşmesi halinde, diğer sorumlu da bundan istifade eder." (... BAM 35. HD. 2023/317 E., 2023/1027 K., 05/07/2023 T.)
Anlatılan ilkeler ışığında somut olay ele alındığında, bilindiği üzere maluliyetin tespiti zararın belirlenmesinde doğrudan etkili olup maluliyet oranı kesinleşmeden gerçek zararın tespiti ve hesaplanmasından bahsedilemeyeceğinden, maluliyet oranının değişmesi halinde tazminat hesabı için yeniden rapor alınması gerekecektir. Bu itibarla somut olayda bozma nedeni tazminat hesabı için yeniden rapor alınmasını gerektirdiğinden raporda sonradan değişen ücretler esas alınarak önceki rapordaki miktarlar itibarıyla varsa usulî kazanılmış hak oluşturan durumların da gözetilmesi gerektiği kanaat edilmiştir. Bu doğrultuda istinaf kaldırma ilamı sonrasında alınan bilirkişi raporunda güncel verilere göre yapılan hesaplamanın esas alınması gerektiği anlaşılmış ancak raporda güncel verilere göre yapılan hesaplamada ilk kararda hükmedilen tutardan daha yüksek tutarda tazminat hesaplanmış ise de; ilk kararın davacı tarafından yalnızca faiz başlangıç tarihi, vekalet ücreti ve manevi tazminat yönünden istinaf edildiği; maddi tazminat miktarı yönünden istinaf edilmediği nazara alındığında, ilk kararda hüküm altına alınan tazminat miktarının, istinaf etmeyen taraf açısından bağlayıcı, diğer taraf için ise usuli kazanılmış hak oluşturduğu kanaat edilmiştir. Bu itibarla usuli kazanılmış hakların ihlal edilmemesi amacıyla önceki tazminat tutarları gibi 194.558,37 TL sürekli iş göremezlik, 2.455,72 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 197.014,09 TL maddi tazminata hükmedilmiştir. (Bkz. ... BAM 35. HD. 2023/317 E., 2023/1027 K., 05/07/2023 T. )
Mahkememizce manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; toplanılan deliller doğrultusunda, davacının meydana gelen kaza ve yaralanması nedeni ile manevi olarak zarara uğradığı ve lehine manevi tazminat koşulları oluştuğu kanaat edilmiştir.
Manevi tazminat tutarının takdiri bakımından; gerek öğretide gerekse yargı kararları ile yerleşik uygulamalarda, manevi tazminat miktarının her somut olaya göre tayin edileceği ve bir zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağı ifade edilmektedir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Bu miktarın tayinine, meydana gelen sonucun ağırlığı, tarafların kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları nazara alınarak karar verilmelidir.
Manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkeler nazara alınarak davacının yaralanması nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla, meydana gelen zararın boyutu, tarafların kusur durumu, olayın oluş şekli, paranın alım gücü ve tarafların sosyal ekonomik durumu ile hak ve nesafet kuralları çerçevesinde hükümde gösterilen(talep ile aynı) miktarda manevi tazminat uygun görülmüştür.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE;
-Davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile; geçici iş göremezlik zararı olarak 2.455,72 TL ve sürekli iş göremezlik zararı olarak 194.558,37 TL olmakla toplam 197.014,09 TL maddi tazminatın, davalı ... Sigorta AŞ yönünden temerrüt tarihi olan 07/12/2018 Tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 03/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Davacının manevi tazminat isteminin kabulü ile; 20.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 03/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ... ve ... ...'dan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 14.824,23 TL karar ve ilam harcından önceden peşin harç ve tamamlama harcı olarak yatırılan 1.868,66 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.955,57 TL harcın davalılardan( davalı sigorta şirketi maddi tazminat yönünden 11.589,37 TL'lik bakiye harçtan sınırlı sorumlu olmak üzere) müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvuru harcı, 68,66 TL peşin harç, 1.800,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.904,56 TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacının karşıladığı 2.592,25 TL tebligat gideri, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 19.975,00 TL ATK raporu gideri olmak üzere toplam 28.067,25 TL yargılama giderinin, kabul / ret oranına göre 10.686,12 TL'sinin, davalılardan( davalı sigorta şirketi maddi tazminat yönünden 10.054,07 TLsinden sınırlı sorumlu olmak üzere) müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı ... Sigorta AŞ tarafından yapılan 220,70 TL(istinaf başvurma harcı) yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... Sigorta AŞ'ye verilmesine,
7-Davalı ... ... tarafından yapılan 220,70 TL(istinaf başvurma harcı) yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... ...'a verilmesine,
8-Davalı ... ... tarafından yapılan 425 TL posta masrafı yargılama giderinin haklılık duruma göre 263,19 TL'sinin davacıdan alınarak davalı ... ...'a verilmesine,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, maddi tazminat yönünden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 31.522,25 TL vekalet ücretinin, davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
10-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, manevi tazminat yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 20.000,00 TL vekalet ücretinin, davalılar ... ... ve ... ...'dan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
11-Davalılar ... ... ve ... Sigorta Anonim Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, reddedilen maddi tazminat yönünden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca ve 13/3. Maddesi gözetilerek 31.522,25 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan ... ... ve ... Sigorta AŞ'ye verilmesine,
12-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, davacı vekilinin (e-duruşma) yüzüne karşı, diğerlerinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/07/2025
Katip ....
Hakim ...
BU BELGE GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR