Kişi güvenlik belgesinin iptali ve buna dayanak teşkil eden savunma sanayii güvenliği yönetmeliği hükümlerinin Danıştayda yargısal denetimi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının kişi güvenlik belgesinin Milli Savunma Bakanlığı tarafından iptal edilmesi işlemine ve bu işlemin dayanağı olan, "adli kovuşturmaya maruz kalması ve/veya hüküm giydiğinin tespit edilmesi" ile "haklarında soruşturma veya kovuşturma yürütülenlerle" gibi ibareler içeren savunma sanayii güvenliği yönetmeliği ve yönergesi hükümlerinin iptali talebiyle açtığı davada, davacının feragat etmesi üzerine esasa ilişkin bir karar verilmesine yer olmadığı yönündeki tetkik hakimi düşüncesini yansıtmaktadır.

T.C.
D A N I Ş T A YONUNCU DAİREEsas No : 2023/3717Karar No : 2025/2568 DAVACI : ...DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, Milli Savunma Bakanlığı Teknik Hizmetler Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin davacının kişi güvenlik belgesinin iptaline ilişkin kısmı ile anılan işlemin dayanağı olan 04/06/2010 tarih ve 27601 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Savunma Sanayii Güvenliği Yönetmeliği'nin 19. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan "adli kovuşturmaya maruz kalması ve/veya hüküm giydiğinin tespit edilmesi" ibaresinin, Milli Savunma Bakanlığı Savunma Sanayii Güvenliği Yönergesi'nin Beşinci Bölümünün 4. maddesinin (a) fıkrasının 1. bendinin tamamı ve 2. bendinde yer alan "haklarında soruşturma veya kovuşturma yürütülenlerle" ibaresinin iptali istenilmektedir.DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı tarafından, dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Davacının feragati nedeniyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ...DÜŞÜNCESİ : Dava; Milli Savunma Bakanlığı Teknik Hizmetler Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin davacının kişi güvenlik belgesinin iptaline ilişkin kısmı ile anılan işlemin dayanağı olan; 04/06/2010 tarih ve 27601 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Savunma Sanayii Güvenliği Yönetmeliği"nin 19. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan "adli kovuşturmaya maruz kalması ve/veya hüküm giydiğinin tespit edilmesi" ibaresinin; Milli Savunma Bakanlığı Savunma Sanayii Güvenliği Yönergesi'nin Beşinci Bölümünün 4. maddesinin (a) fıkrasının 1. bendinin tamamı ile 2. bendinde yer alan "haklarında soruşturma veya kovuşturma yürütülenlerle" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlığını taşıyan 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiş; "Temel Haklar ve Ödevler" başlığını taşıyan ikinci kısmının "Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler" başlığını taşıyan üçüncü bölümünde yer alan "Çalışma ve sözleşme hürriyeti" başlıklı 48. maddesinde; herkesin, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahip olduğu, özel teşebbüsler kurmanın serbest olduğu, Devletin, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alacağı, "Çalışma hakkı ve ödevi" başlığını taşıyan 49. maddesinde ise; çalışmanın, herkesin hakkı ve ödevi olduğu, Devletin, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı hükme bağlanmıştır.5202 sayılı "Savunma Sanayii Güvenliği Kanunu"nun 1. maddesinde bu Kanun'un amacının; savunma sanayii kapsamında yapılan anlaşmalarda yer verilen ve doğrudan satın alma, müşterek proje programlarına katılım, teşvik veya yatırım yolu ile tedarik edilecek veya savunma sanayii, teknoloji ve teçhizatı sahasında araştırma, geliştirme, imalat ve montaj yapan gerçek ve tüzel kişilerle bu konularda çalışan şahıslara ait her türlü gizlilik dereceli bilgi, belge, proje, malzeme ve hizmetlerin ve bunlarla ilgili yerlerin güvenliğinin ve korunmasının sağlanması olduğu belirtilmiş; 3. maddesinde, "Kişi Güvenlik Belgesi"; gizlilik dereceli bilgi, belge, proje veya malzemeye nüfuz edebilmeyi veya bunların bulunduğu yer ve tesislere giriş iznini sağlayan belge olarak tanımlanırken, "Tesis Güvenlik Belgesi"; bir tesiste bulunan veya bulunabilecek gizlilik dereceli bilgi, belge, proje ve malzemenin fiziki güvenliklerinin sağlanması için, tesisin bulunduğu yer ve çevre şartları ile maruz kalabileceği dış ve iç tehditler göz önüne alınarak projelendirilmiş olan koruma önlemlerinin uygun bulunduğunu belirten belge olarak tanımlanmış, 4. maddesinde bu Kanun kapsamındaki müracaatların doğrudan Milli Savunma Bakanlığına (Makam) yapılacağı, gereken güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının Makamın talebi üzerine, mevzuata uygun olarak Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü veya Mahalli Mülki İdare Amirlikleri tarafından yaptırılacağı ve sonucun Makama bildirileceği; Makamın, müracaatın kapsam ve niteliğine göre İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı ile ihtiyaç duyulan diğer ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerini alacağı yönündeki düzenlemeye yer verilirken, "Gizlilik dereceli bilgilerin verilmesi" başlıklı 6. maddesinde; "Makamdan; gizlilik dereceli bilgi, belge, proje veya malzemeye nüfuzu gerektiren savunma sanayii konuları ile ilgisi olan her kişi için "Kişi Güvenlik Belgesi" ve projenin uygulanacağı tesis veya yer için de "Tesis Güvenlik Belgesi" alınmasının zorunlu olduğu; bu belgeler temin edilmeden, ilgililere, gizlilik dereceli bilgi, belge, proje veya malzemenin açıklanamayacağı ve verilemeyeceği; bunların bulunduğu yerlere ve tesislere girilemeyeceği; gizlilik dereceli bilgi ihtiva eden anlaşma, sözleşme veya alt sözleşme çalışmalarına ve uygulamalarına iştirak edilemeyeceği; kişi güvenlik belgesine sahip kişilerin, yürüttükleri projeler ile ilgili gizlilik dereceli bilgilere nüfuz etmelerine ilişkin esas ve usullerin yönetmelikte belirleneceği hükmüne yer verilirken, 13. maddesinde de; bu Kanunun uygulanmasına ilişkin esas ve usullerin, Millî Savunma Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulacak yönetmelikle belirleneceği vurgulanmıştır.5202 sayılı Kanun'un anılan hükümleri uyarınca hazırlanıp 04/06/2010 tarih ve 27601 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Savunma Sanayii Güvenliği Yönetmeliği" incelendiğinde 3. maddesinde dayanak olarak 5202 sayılı Kanun yanında 1 sayılı "Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi"nin altıncı kısmında yer alan Milli Savunma Bakanlığı ile ilgili onikinci bölümünün gösterildiği; Yönetmeliğin "Kişi güvenlik belgesi işlemleri" başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasının kişi güvenlik belgesinin iptalini gerektiren hususlara ilişkin (d) bendinin (3) nolu alt bendinde; "Kuruluş tarafından Kişi Güvenlik Belgesine sahip personelin durumu hakkında her altı ayda bir yapılacak adli sicil takibi sonrasında, adli sicilde güvenlikle ilgili bir hususun tespit edilmesi, Kişi Güvenlik Belgesine sahip personelin işten ayrılması, adlî kovuşturmaya maruz kalması ve/veya hüküm giydiğinin tespit edilmesi ve Savunma Sanayii Millî Güvenlik Makamınca hukuk müşavirliği ile yapılacak koordinasyon sonrasında personelin Kişi Güvenlik Belgesi ile belgelendirilmesinin uygun olmadığının tespit edilmesi," hususuna yer verilmiştir.15 Haziran 2011 tarihli ve MSY 317-2 (C) sayılı "Millî Savunma Bakanlığı Savunma Sanayii Güvenliği Yönergesi"nin "Kişi Güvenlik Belgeleri"ne ilişkin 5. bölümünde yer alan "Kişi Güvenlik Belgesi Verilmeyecek Hâller" başlıklı 4. maddesinin (a) bendinin (1) nolu alt bendinde; "Kasıtlı bir suç nedeniyle bir yıl veya daha fazla süreli hapis cezası alanlarla, cezası ya da mahkûmiyeti ertelenmiş, seçenek yaptırımlara çevrilmiş veya affa uğramış olsa bile; cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, her türlü sahtecilik, Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçları ile hırsızlık, yağma, nitelikli mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflas, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma, kullanmak amacıyla bulundurma, kabul etme, satın alma, kullanılmasını kolaylaştırma, imal ve ticaretini yapma, fuhuş, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, zimmet, irtikâp, rüşvet, görevi kötüye kullanma, göreve ilişkin sırrın açıklanması, iftira, suç uydurma, yalan tanıklık, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, kaçakçılık, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanuna muhalefet suçlarından mahkûm olanlar," ile (2) nolu altt bendinde; "Yukarıdaki bentte sayılan suçlar nedeniyle haklarında soruşturma veya kovuşturma yürütülenlerle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olanlardan; mevcut bilgi, belge delil, görev safahatı gibi hususlar da dikkate alınarak yapılacak değerlendirme sonucunda kişi güvenlik belgesi verilmesi sakıncalı" görülenlere kişi güvenlik belgesinin verilmeyeceği şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir.Dava dosyasının incelenmesinden; davacının yönetim kurulu başkanı ve %100 hissedarı olduğu ... Elektronik Mühendislik Yazılım Tasarım Limited Şirketi'nin Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsünde yer alan tesisleri ile ilgili olarak Milli Savunma Bakanlığı Teknik Hizmetler Genel Müdürlüğü (Denetleme Şube Müdürlüğü)'nün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile 28/02/2026 tarihine kadar geçerli Milli Gizli Tesis Güvenlik Belgesi tanzim edilmekle birlikte süreç içinde davacının ... Asliye Ceza Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararıyla "Özel Belgede Sahtecilik" suçundan TCK 207/1 maddesi uyarınca "10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine" karar verildiği yönünde elde edilen bilgi doğrultusunda, yukarıda yer verilen Yönetmelik ve Yönerge hükümleri uyarınca kişi güvenlik belgesi ile tesis güvenlik belgesinin iptal edilmesine ilişkin dava konusu ... tarih ve ... sayılı işlemin tesis edildiği, davacı tarafından bu işlemin kişi güvenlik belgesinin iptaline ilişkin kısmı ile dayanağı Yönetmelik ve Yönerge hükümlerinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.Gerek dava konusu edilen Yönetmeliğin dayanağı olan 5202 sayılı "Savunma Sanayii Güvenliği Kanunu" gerek diğer dava konusu işlem olan Yönergenin dayanağı olarak gösterilen 5201 sayılı "Harp Araç ve Gereçleri ile Silah, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Kanun" incelendiğinde kişi güvenlik belgelerinin verilmeyeceği ya da iptalini gerektiren hallere ilişkin herhangi bir kurala yer verilmediği, bu konudaki düzenlemenin Yönetmelik ve normlar hiyerarşisinde Yönetmeliğin de altında yer alan Yönerge ile yapıldığı, bu hükümler esas alınarak tesis edilen dava konusu işlemle davacının yürütmekte olduğu proje ile ilişkisi kesilerek çalışma hakkına müdahale edildiği görülmektedir. Dolayısıyla dava konusu edilen Yönetmelik ve Yönerge hükümlerinin düzenleme alanının yukarıda yer verilen Anayasa'nın temel hakları düzenleyen ikinci kısmında yer alan çalışma ve sözleşme hürriyetine ilişkin olduğu açıktır.Bu durumda, Anayasa'nın 13. maddesinde yer verilen; temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği yönündeki emredici hükmü karşısında, kişi güvenlik belgesinin verilmeyeceği durumlar ile iptalini gerektiren durumlara ilişkin ana kuralların yasa ile düzenlenmesi, ayrıntıya giren hususların ise yasa ile çerçevesi çizilen alanda alt düzenleyici işlemlerle belirlenmesi gerekirken yasal bir dayanak olmaksızın doğrudan Yönetmelik ya da Yönerge ile düzenlenmesi Anayasa'nın açık hükmüne dolayısıyla hukuka aykırıdır.Hukuka aykırı düzenleyici işlemlere dayanılarak tesis edilen bireysel işlemde de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, dava konusu bireysel işlem ile dayanak gösterilen Yönetmelik ve Yönergenin dava konusu edilen hükümlerinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşüldü:MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :Dava; Milli Savunma Bakanlığı Teknik Hizmetler Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin davacının kişi güvenlik belgesinin iptaline ilişkin kısmı ile anılan işlemin dayanağı olan 04/06/2010 tarih ve 27601 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Savunma Sanayii Güvenliği Yönetmeliği'nin 19. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan "adli kovuşturmaya maruz kalması ve/veya hüküm giydiğinin tespit edilmesi" ibaresinin, Milli Savunma Bakanlığı Savunma Sanayii Güvenliği Yönergesi'nin Beşinci Bölümünün 4. maddesinin (a) fıkrasının 1. bendinin tamamı ve 2. bendinde yer alan "haklarında soruşturma veya kovuşturma yürütülenlerle" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.Dosyanın incelenmesinden, dosyanın tekemmülü sağlandıktan ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra davacı tarafından verilen ve 11/06/2024 tarihinde UYAP sistemi kaydına giren dilekçede, "... ... tarih ve ... sayılı yazısı ile kişi güvenlik belgesinin iptali ve YD istemimiz ile ilgili davadan idarenin olumlu işlemi nedeniyle davamız konusuz kaldığından vazgeçiyorum." şeklinde beyanda bulunulduğu, akabinde Dairemizin 19/09/2024 tarihli ara kararıyla; davacının, davasının tamamından mı yoksa bir kısmından mı feragat ettiğinin anlaşılamadığı gerekçesiyle davacıdan, 11/06/2024 kayıt tarihli dilekçesinde yer alan isteminin açıklığa kavuşturulması için, davasının tamamından mı yoksa bir kısmından mı feragat ettiğini şüpheye yer vermeyecek şekilde belirtir, dosya esas numarasını da içeren bir dilekçeyi Danıştaya gönderilmek üzere görevli mahkemeye veya Danıştaya sunmasının istenilmesine, kararın gereğinin yerine getirilmemesi halinde ise dosyadaki bilgi ve belgelere göre karar verileceğinin davacıya bildirilmesine karar verildiği, davacı tarafından işbu ara kararına cevap verilmediği anlaşılmaktadır.İNCELEME VE GEREKÇE :İlgili Mevzuat:2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde, feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 309. maddesinde, feragat ve kabulün dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, feragat ve kabulün hüküm ifade etmesinin karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı, kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerektiği, feragat ve kabulün kayıtsız ve şartsız olması gerektiği; 310. maddesinde, feragat ve kabulün hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği; 312. maddesinde ise, feragat ve kabul beyanında bulunan tarafın, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edileceği hükme bağlanmıştır.Öte yandan, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesinde, davadan feragatin yargılamanın ilk celsesinde gerçekleşmesi halinde karar ve ilam harcının üçte birinin, daha sonra gerçekleşmesi halinde üçte ikisinin alınacağı hükmolunmuştur.Ayrıca, karar tarihinde yürürlükte bulunan 03/10/2024 tarih ve 32681 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 15. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştayda ilk derecede görülen davalarda birinci savunma dilekçesi süresinin bitimine kadar anlaşmazlığın feragat, kabul, davanın konusuz kalması ya da herhangi bir nedenle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda Tarife'de yazılı ücretin yarısına, diğer durumlarda tamamına hükmedileceği öngörülmüştür.Hukuki Değerlendirme: Davacı tarafından verilen ve 11/06/2024 tarihinde UYAP sistemine kaydedilen dilekçedeki beyanın değerlendirilmesi üzerine Dairemizce verilen 19/09/2024 tarihli ara kararına davacı tarafından cevap verilmediği ve anılan dilekçede "Konusu:... esas sayılı davadan vazgeçme" ve "davamız konusuz kaldığından vazgeçiyorum." ibarelerinin de bulunduğu dikkate alındığında, davacı tarafından davanın tamamından feragat edildiği sonucuna ulaşılmıştır.Bu nedenle, davadan feragat başvurusu nedeniyle davanın esasının incelenme olanağı bulunmamaktadır.Öte yandan, dosyanın tekemmül ettiği ve savcı düşüncesi alındıktan sonra davadan feragat edildiği gözetildiğinde, yukarıda bahsedilen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükmü uyarınca davalı idare lehine Tarife'de yazılı duruşmasız işler için belirlenen vekâlet ücretinin tamamına hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.KARAR SONUCU :Açıklanan nedenlerle;1. Feragat nedeniyle dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta işlemlerinde kullanılan ... TL resmî posta parası ile işbu kararın tebliği için kullanılacak ... TL resmi posta parası toplamı olan ... TL'nin davacıdan tahsili için ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesi gereğince karar harcının 1/3'ü olan ... TL'nin istemi halinde, tebligat ücretine yetmemekle birlikte davacı tarafından yatırılan posta avansından kalan tutarın ise kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.