Danıştay, Büyükşehir Belediyesinin vergi payından DSİ su projesi borcuna istinaden yapılan kesintinin hukuka uygunluğunu ve belediyenin sorumluluğunu değerlendiriyor.
Özet: Bir büyükşehir belediyesinin genel bütçe vergi gelirleri payından, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün içme suyu projesi alacağı nedeniyle yapılan kesintinin iptali talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi, ilgili projenin tüm hak ve borçlarıyla davacı belediyeye devredildiğini, tesislerin mülkiyetinin ve tasarrufunun belediyede olduğunu, mülkiyet hakkının beraberinde sorumlulukları da getirdiğini ve bu tesislerden doğan borçlardan belediyenin sorumlu tutulmasının hak ve nesafet kurallarına uygun olduğunu belirterek yapılan kesintinin hukuka uygun olduğuna karar vermiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YSEKİZİNCİ DAİREEsas No : 2022/1566Karar No : 2025/6134 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR: 1- (DAVACI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVACI YANINDA MÜDAHİL) ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1-... Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... 2- ... BakanlığıVEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:......, K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacı Büyükşehir Belediyesi tarafından, 5779 sayılı Kanun uyarınca belediyelere genel bütçe vergi gelirleri tahsilâtı toplamı üzerinden ayrılacak 2020 - Kasım payından, aynı Kanun'un 7. maddesi gereğince Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 21. Bölge Müdürlüğü adına Muğla İçme Suyu Projesi alacağına istinaden 3.085.721,73 TL'lik kesinti yapılmasına dair Hazine ve Maliye Bakanlığının (Muhasebat Genel Müdürlüğü) ... tarih ve E:... sayılı işleminin iptali ile söz konusu kesinti tutarının yasal faiziyle birlikte iadesi istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ilgili mevzuat hükümlerinden; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılacak işler için sarf edilecek meblağın tamamının ilgili belediyelerce Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne borçlanılacağı, borçlanma şartları, taksitlerin miktar ve süreleri ve işin yürütülmesi ve işletilmesi ile ilgili diğer hususların Çevre ve Şehircilik ve Maliye Bakanlıklarının uygun mütalaası alınmak suretiyle Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile ilgili belediyeler arasında yapılacak protokollerle tesbit edileceği, 1053 sayılı Kanun kapsamında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılan işler dolayısıyla Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile belediyeler arasında imzalanan protokol uyarınca belediyeler tarafından borçlanılan tutarlara karşılık, bu belediyeler adına her ay genel bütçe vergi gelirleri tahsilatı toplamı üzerinden ayrılan paylardan 02/07/2008 tarihli ve 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen kesintilerden sonra kalan kısımdan, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün talebi üzerine, ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya İller Bankası Anonim Şirketi tarafından kesinti yapılarak Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü hesabına takip eden ayın sonuna kadar aktarılacağı, yine il özel idareleri ve belediyelere, genel bütçe vergi gelirleri tahsilâtından ayrılacak paylar ile diğer kanunlarda bu idarelere verilmesi öngörülen payların vergi hükmünde olduğu, belediyeler ile bağlı kuruluşları ve bunlara ait tüzel kişilerin, 21/07/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip edilen Devlete olan borçlarının her ay genel bütçe vergi gelirleri tahsilatı toplamı üzerinden ayrılacak tutardan, alacaklı idarelerin talebi üzerine, ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya İller Bankası tarafından kesinti yapılarak alacaklı idarelere ödeneceğinin anlaşıldığı, Bodrum Yarımadası İçme Suyu Projesinin; ... tarih ve E... sayılı Muğla Valiliği işlemi ekinde yer alan form ve komisyon kararından anlaşıldığı üzere bütün hak, alacak ve borçlarının yalnızca Muğla Büyükşehir Belediyesine devrolduğu, davacı belediyenin de bu hususta aksini ifade eden herhangi bir iddiada bulunmadığı, Muğla Valiliği Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu tarafından devri sağlanan içme suyu projesine ilişkin tesislerin büyükşehir belediyesinin mülkiyetinde ve tasarrufunda olduğu konusunda tartışma bulunmadığı, bir şeye malik olan kimsenin, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahip olduğunun Medeni Kanunda açıkça düzenlendiği, mülkiyet hakkının; sağladığı yetkilerin yanında malike bir takım mükellefiyetler yüklediğinin de unutulmaması gerektiği, malikin mülkiyetinde ve tasarrufunda olan taşınır veya taşınmaz mal ile ilgili borçlardan veya verdiği zararlardan da sorumlu olduğu, uyumazlık konusu taşınmazlar nitelik olarak her ne kadar MUSKİ Genel Müdürlüğünün görev ve yetki alanı kapsamında olsa da, davacı belediyenin mülkiyetinde dolayısıyla tasarrufunda olduğundan, söz konusu tesislere ait borçlardan ve verdiği zarardan davacı belediyenin sorumlu olacağı, Büyükşehir Belediyesi ile MUSKİ arasında söz konusu tesisler için çıkacak bir uyuşmazlıkta büyükşehirin ilk öne süreceği hususun mülkiyet iddiası olacağından ve bu iddianın hukuken korunacağından, aksi yorumla ilgili tesislerle hakkında doğan borçlardan ve oluşan zararlardan da ilk olarak büyükşehirin sorumlu olmasının hak ve nesafet kurallarına daha uygun olacağı, dava dosyası kapsamından anlaşıldığı üzere dava konusu uyuşmazlığa esas tesisin işletilmesi yetkisi her ne kadar MUSKİ de olsa da, elde edilen suyun satışı ile ilgili gelirlerin büyükşehir belediyesi tarafından tahsil edildiği, Kanun ile tanınan kesinti yapma yetkisinin takdire bağlı olmayıp, alacaklı idarenin talebi doğrultusunda vuku bulabilecek bağlı yetki niteliğinde olduğu, davalı idarelerce işletilen prosedürün yerinde olduğu, ayrıca dava konusu tesislerin Muğla Valiliği Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun 21/03/2014 tarihi itibarıyla davalı idareye devredildiği, MUSKİ Genel Müdürlüğünün kamu tüzel kişiliğini ise 31/03/2014 kazandığı, dava konusu işlemin tesis tarihi olan 03/02/2020'ye kadar davacı büyükşehir belediyesi ile MUSKİ arasında söz konusu tesislerin mülkiyetinin devri ile ilgili herhangi bir protokolün düzenlenmediği, yani mülkiyet haklarının aradan geçen süreye rağmen yetki ve sorumluluk sahibi olmadığını iddia eden davacı büyükşehir belediyesi tarafından korunduğu, zaten tesislerin gelirlerinin de belediyece tahsilinin yapıldığı, davalı idarelerin mülkiyet sahibi idareden borcu talep etmesinin/payından kesinti yapmasının (tesisin işletilmesi yetkisi her ne kadar MUSKİ'de olsa da, elde edilen suyun satışı ile ilgili gelirlerin büyükşehir belediyesi tarafından tahsil edildiği anlaşıldığından) nimet ve külfet dengesi gözetildiğinde yerinde olduğu, pay kesintisi sonucu eğer davacı belediye ile MUSKİ arasında bir uyuşmazlık çıkarsa bu hususun her iki tüzel kişilik arasında çözüme kavuşturulması gerektiği, alacaklı devlet kurumunun ise iç ilişkiden bağımsız olarak kanunun tanıdığı imkan ve prosedürleri işleterek alacağını tahsil etmesinde hukuken ve hakkaniyet gereği hiçbir engelin bulunmadığı, diğer yandan; dava konusu işlem hukuka uygun görüldüğünden, söz konusu kesinti tutarının yasal faiziyle birlikte iadesi talebinin de kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, içme suyu tesislerinin niteliği gereği MUSKİ Genel Müdürlüğünün görev ve yetki alanı kapsamında olduğu, dolayısıyla bu kapsamda tesislerin işletme yetkisinin de MUSKİ'ye ait olduğu, MUSKİ Genel Müdürlüğünün 31/03/2014 tarihi itibarıyla tüzel kişilik kazandığı, dolayısıyla tesislerin Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu tarafından devredildiği 21/03/2014 tarihi itibarıyla MUSKİ tüzel kişilik kazanmadığı için belediyeye devir işleminin yapıldığı, bu nedenle söz konusu kesintilerin MUSKİ payından yapılması gerektiği ileri sürülmektedir.Müdahil tarafından, davalı DSi ile mülga Bodrum Yarımadası Belediyeler Birliği arasında imzalanan protokolden doğduğu iddia edilen borçların, borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla ilgisi nedeniyle MUSKİ'ye ait olduğu, konu itibarıyla borcun kaynağının davacı belediyenin görevleri arasında yer almadığı, borcun Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu tarafından davacıya devredilen taşınmazların dışındaki işlere de ait olduğu, davacı belediyenin söz konusu taşınmazlarının ... tarih ... nolu Meclis Kararı ile MUSKİ'ye tahsis ve irtifaklarının yapıldığı, kesinti yapılan miktara ilişkin itirazlarının da bulunduğu ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı DSİ tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. Davalı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle,1. Temyiz istemlerinin reddine,2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan ...TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya, posta gideri avansından varsa artan tutarın Mahkeme tarafından ilgili tarafa iadesine,4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,5. Kesin olarak, 25/06/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.