Danıştay 9. Dairenin, hisse devriyle şirketten ayrılan kanuni temsilcinin, devir sonrası oluşan vergi borçlarından sorumluluğu ve malvarlığına uygulanan hacizlerin hukuka uygunluğu üzerine temyiz incelemesi kararı.
Özet: Bu hukuki metin, bir şirketten 2011 yılında ayrılmasına rağmen, şirketin bu tarihten sonra ortaya çıkan vergi borçları nedeniyle mal varlığına uygulanan hacizlerin hukuka uygunluğunu tartışmakta olup, ilk derece mahkemesinin tebligat usulüne göre hacizleri kısmen kabul kısmen reddeden kararına karşın, bölge idare mahkemesi borçların doğuş tarihinde şirketle ilişiği kesilmiş olan davacının sorumlu tutulamayacağına hükmederek tüm hacizleri kaldırmış ve bu karara davalı idarece, davacının hala kanuni temsilci olduğu iddiasıyla itiraz edilmiştir.
Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2024/6447 E.  ,  2025/4949 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2024/6447
Karar No : 2025/4949
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı- ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ... İnşaat Malzemeleri Reklam Plastik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesapları ile taşınmazlarına uygulanan haczin kaldırılması istemine ilişkindir
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu haciz işlemin dayanağı olan ... tarih ve ... ila ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçlardan kaynaklanan kısmının incelenmesinden; anılan ödeme emirlerinin davacının ilgili tarihteki mernis adresine tebliğe çıkarılmasına ve ikinci tebligata ilişkin tebliğ mazbatası dava dosyasına sunulmasına rağmen ilk tebligata ilişkin mazbatanın Mahkemelerine sunulmadığı, dolayısıyla tebligatın, olay tarihinde yürürlükte olan 213 sayılı Kanun’un 102. maddesinde öngörülen şekilde usulüne uygun olarak yapıldığı hususunun somut olarak ortaya konulamadığı, alacağın kesinleşmediği ve davacı adına uygulanan haciz işleminin bu kısmı yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı; dava konusu haciz işleminin dayanağı olan .. tarih ve ... ila ... sayılı, ... tarih ve ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçlardan kaynaklanan kısmın incelenmesinden ise; anılan ödeme emirlerinin davacının ilgili tarihteki mernis adresine tebliğe çıkarıldığı, ilk tebligatların davacının adreste bulunamaması nedeniyle yapılmaması üzerine münasip süre geçtikten sonra aynı adrese ikinci defa tebliğe çıkıldığı, davacının aynı şekilde adreste bulunamaması nedeniyle tebligat pusulası kapıya yapıştırılmak suretiyle tebligat işleminin yapıldığı, dolayısıyla tebligatın, olay tarihinde yürürlükte olan 213 sayılı Kanun’un 102. maddesinde öngörülen şekilde usulüne uygun olarak yapıldığı anlaşıldığından, usulüne uygun olarak kesinleştirilen amme alacağının tahsili için şirket kanuni temsilcisi olan davacı adına uygulanan haciz işleminin bu kısmı yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, dava konusu haciz işleminin ... tarih ve ... ila ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçlardan kaynaklanan kısmının iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Uyuşmazlıkta, davacının 20/12/2011 tarihli hisse devir sözleşmesi sonucunda hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, dava konusu haciz işlemlerinin dayanakları olan ödeme emirleri içeriği kamu alacaklarının ise bu tarihten çok daha sonraki yıllara ilişkin oldukları görüldüğü, bu durumda, her ne kadar davacı tarafından adına düzenlenip tebliğ edilen ödeme emirlerine karşı dava açılmayarak kesinleşmiş ise de, hisse devri yaparak şirketten ayrılan dolayısıyla da tahsile çalışılan kamu alacaklarının doğumu ile ilgili herhangi bir kusuru bulunmayan bir başka anlatımla amme borçlusu sıfatını taşımayan davacının cebren takibe tutulması mutlak bir hukuka aykırılık teşkil edeceğinden dava konusu haciz işlemlerinde hukuka uygunluk görülmediği, istinafa konu kararın davanın kısmen reddine ilişkin hüküm fıkrasında hukuki isabet, davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm fıkrasında ise sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmadığından, davacının istinaf isteminin kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının redde ilişkin kısmının kaldırılmasına, bu kısmı yönünden de davanın kabulüne, davalı idarenin istinaf isteminin ise belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının, Türkiye Sicil Gazetesinde yayımlanan 22/07/2013 tarih ve ve 1095 sayılı ilandan anlaşılacağı üzere asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olduğu, bu nedenle dava konusu haciz işleminin dayanağı borçlardan sorumlu olduğu, aksi yönde verilen kararın hukuka aykırı olduğu iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kısmen kabulü kısmen reddi gerektiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının, Daire kararında belirtilen gerekçeyle dava konusu haciz işleminin dayanağı olan ... tarih ve ... ila ... sayılı, ... tarih ve ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçlardan kaynaklanan hüküm fıkrasının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: ... İnşaat Malzemeleri Reklam Plastik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesapları ile taşınmazlarına uygulanan haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından, sermaye hisseleri oranında, doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların, devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı hükümleri yer almaktadır.
Aynı Kanun'un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun "bir ödeme emri" ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde de kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığını ileri sürerek 15 gün içerisinde vergi mahkemesinde dava açabileceği hüküm altına alınmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları hâlinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu kararın; dava konusu haciz işleminin dayanağı olan ... tarih ve ... ila ... sayılı, ... tarih ve ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçlardan kaynaklanan kısmına yönelik temyiz istemi yönünden;
Uyuşmazlıkta, he ne kadar Türkiye Sicil Gazetesinde yayımlanan 26/01/2012 tarih ve 7992 sayılı ilana göre davacının ortağı olduğu ... İnşaat Malzemeleri Reklam Plastik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait hisselerini ...'e devrederek, 20/01/2012 tarih itibarıyla şirket ortaklığının sona erdiği anlaşılmakta ise de, sonrasında Türkiye Sicil Gazetesinde yayımlanan 22/07/2013 tarih ve ve 1095 sayılı ilanla; davacının asıl borçlu şirketin tüm hisselerini satın alarak, şirketin tek ortağı ve aksi karar alınıncaya kadar da şirketi münferiden temsile yetkili kılındığı, bu tarihten sonrada kanuni temsil yetkisinin sona erdiği yönünde gerek ticaret sicili gazetesinde, gerekse dosyada bilgi ve belge bulunmadığı görülmüş olup, davaya konu iptali istenilen hacizlerin dayanağı ödeme emirlerinin ise davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirleri olduğu ve dönemlerinin de 2014 ila 2018 yıllarına ilişkin olduğu, bu durumda dava konusu haczin dayanağı ödeme emri içeriğinde yer alan borç dönemlerinde davacının asıl borçlu şirketin tek ortağı ve kanuni temsilcisi olması nedeniyle, davacının yetkili ve sorumlu olduğu dönemlere ilişkin olarak düzenlenen ödeme emirlerinde bu açıdan hukuka aykırılık bulunmadığından, bakılmakta olan davada diğer hususlar yönünden esasın incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, Bölge İdare Mahkemesince yukarda özetlenen gerekçeyle verilen kararda hukuka uyarlık görülmemiştir.
Temyize konu kararın; dava konusu haciz işleminin dayanağı olan ... tarih ve ... ila ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçlardan kaynaklanan kısmına yönelik temyiz istemi yönünden ise;
Dava konusu haciz işlemin dayanağı olan ... tarih ve ... ila ... sayılı ödeme emirlerinin davacının ilgili tarihteki mernis adresine tebliğe çıkarılmasına ve ikinci tebligata ilişkin tebliğ mazbatası dava dosyasına sunulmasına rağmen ilk tebligata ilişkin mazbatanın davalı idarece sunulamadığı, bu durumda tebligatın, olay tarihinde yürürlükte olan 213 sayılı Kanun’un 102. maddesinde öngörülen şekilde usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı hususu, davalı idarece ispatlanamadığından, amme alacağının usulüne uygun kesinleştiğinden bahsedilemeyeceğinden, davacı adına uygulanan haciz işleminin bu kısmında hukuka uyarlık, Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının dava konusu haciz işleminin dayanağı olan ... tarih ve ... ila ... sayılı, ... tarih ve ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçlardan kaynaklanan kısmı yönünden BOZULMASINA, diğer kısım yönünden yukarıda yazılı gerekçeyle ONANMASINA,
Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 19/11/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.