6. Asliye Ticaret Mahkemesinin, tasarım firmasının geç ödenen dekorasyon işi bedeli nedeniyle talep ettiği munzam zararın tazmini davasına ilişkin gerekçeli kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, borcun zamanında ödenmemesinden kaynaklanan ve temerrüt faizini aşan munzam zararın tazmini talebiyle açılan bir davayı incelemekte olup, tasarım ve dekorasyon işi yapan davacının, davalıların gecikmeli ödemesi nedeniyle malzeme fiyatlarındaki artış ve sermayenin çevrilmesindeki engellerden dolayı uğradığını iddia ettiği zararların karşılanmasını talep etmesine karşın, davalılar sözleşmenin bağlayıcılığını ve zararın somut delillerle ispatlanamadığını savunmuş, bilirkişi raporu ise davacının munzam zarar talebini somut olarak ortaya koyamadığı ve faizle karşılanmayan zararı illiyet bağıyla açıklayamadığı sonucuna varmış, böylece yasal olarak aranan açık ve somut ispat koşulunun yerine getirilmediği gerekçesine dayanmaktadır.

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA VERİLEN GEREKÇELİ KARARESAS NO : 2024/242 KARAR NO : 2025/522BAŞKAN : ... ...ÜYE : ... ...ÜYE : ... ...KATİP : ... ...DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - ...DAVALILAR : 1- ... - ... ... 2- ... - ... 3- ... - ... ...VEKİLİ : Av. ... - [16309-03866-18478] UETSDAVA : Munzam Zararın Tazmini DavasıDAVA TARİHİ : 04/04/2024KARAR TARİHİ : 03/07/2025G.KARAR YAZIM TARİHİ : 17/07/2025Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tasarım ve dekorasyon işi ile iştigal ettiğini, davalıların İşçi Blok. Mah. 1516. Cad. 100. Yıl Pazar yeri No: 37/9-10 Çankaya / ... adresinde balık satışı ile iştigal ettiklerini işyerlerine yönelik olarak balık satış/lokantanın tasarım ve dekorasyonu yaptırmak üzere görüşme yapıldığını, 12.06.2017 tarihli sözleşme gereklerini yerine getirdiklerini ancak işin bedelini alamadıklarını, bunun üzerine ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/734 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, davanın lehe sonuçlanarak kesinleştiğini, kesinleşen kararın ... 2. Genel İcra Dairesi 2023/197130 Esas numaralı dosyası ile icra takibi yapılarak, alacağın tahsil edildiğini, davalıların borcunu zamanında ödememesi nedeni ile müvekkilinin zarara uğradığını, dekorasyon işinde tüm malzemelerin müvekkili tarafından karşılanarak yapıldığını, geçen zaman içerisinde kullanılan malzeme fiyatlarının 10-15 kat arttığını, sermayenin çevrilerek kar etme imkanının sekteye uğradığını, uğratıldığı zararın kısmen de olsa tazmini noktasında arabulucuya gidildiğini davalılar kabul etmediklerinden davayı açma zarureti hasıl olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 2.500.000,00 TL munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.SAVUNMA :Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarının gerçek duruma aykırı olduğunu, haksız kazanç sağlamak amacıyla davanın ikame edildiğini, müvekkili . . sözleşmenin tarafı olmadığını, sözleşmeyi imzalamadığını, bu nedenle hukuki sorumluluğunun mevcut olmadığını, müvekkili . . Ltd.Şti.'ni borç ve taahhüt altına sokma yetkisinin münhasıran şirket müdür olan . . ait olduğunu, sözleşmenin şirket müdürü tarafından imzalanmadığını, şirket müdür tarafından imza altına alınmayan sözleşmenin müvekkil şirket bakımından bağlayıcı olmayacağını, davada davacı tarafından zararın ve miktarı somut delillerle ispat edilemediğini, müvekkillerin para borcundan dolayı temerrüte düştüklerinin kabulü halinde, temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ve zarar miktarını somut, inanılır ve açık bir biçimde davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, müvekkili ... tarafından davacı tarafa kısmi ödemeler yapıldığını, açıklanan nedenlerle davanın öncelikle zamanaşımı yönünden, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilleri Hüsamettin . ve ... Ltd. Şti. yönünden husumetten yokluğu nedeniyle, davacının munzam zararın tazmini talebinin koşulları oluşmadığından da davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE :Dava, TBK.'nin 122. maddesine dayalı olarak, taraflar arasında yapılan sözleşme kapsamında borcun zamanında ödenmemesi sebebi ile oluşan ve temerrüt faizini aşan zararın tazmini taleplidir.Tarafların dayandığı tüm deliller getirtilmiş, dosyaya sunulan deliller ve tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.İnşaat Mühendisi, Mali Müşavir ve Nitelikli Hesaplama Uzmanından oluşan bilirkişi heyetinin 28/04/2025 tarihli raporunda özetle; "Davacı yanca, munzam zarar talebine gerekçe olarak “paranın alım gücü, enflasyon, malzeme fiyatlarındaki artış,… vs.” sebeplerin gösterildiği, faizle karşılanmayan zararını illiyet bağını da ortaya koyacak biçimde, somut olarak açıklamadığı ve bu hususta dosya kapsamında herhangi bir kayda rastlanılmadığı, bu nedenle davacının munzam zarar talebinin somut olarak ortaya konulamadığı hususunun, Sn. Mahkemenizin takdirinde olduğu" belirtilmiştir. Dava konusuna ilişkin Türk Borçlar Kanunun "Aşkın zarar" başlıklı 122. maddesinde; "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder. " düzenlemesi yer almaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/11-938 Esas, 2022/401 Karar sayılı 29.03.2022 tarihli ilamında; "Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır. Bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır...." karar vermiştir.Somut olayda, iddia, savunma, deliller, yasal düzenleme ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı, davalılar ile aralarında düzenlenen sözleşme kapsamında, davalının ödemelerini zamanında yapmaması sebebi ile alacağın tahsili için açılan dava sonunda verilen ilâma dayalı icra takibi ile alacağın tahsil edilmişse de, hükmedilen temerrüt faizinin, malzeme fiyatlarındaki artış sebebi ile davacının zararını karşılamadığını belirterek, aşkın (munzam) zararının davalıdan tahsilini talep etmiş, davalılar ise davanın reddini istemiştir. Buna göre, davalıların borcunu zamanında ödememesi sebebi davacının temerrüt faizini aşan bir zarara uğrayıp uğramadığı konusunda ihtilaf olduğu anlaşıldı. Yukarıda özetlenen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/11-938 Esas, 2022/401 Karar sayılı 29.03.2022 tarihli ilamında da belirtildiği üzere, Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda soyut olarak malzeme fiyatlarındaki artış olduğuna yönelik iddia, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi, salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır. Buna göre somut olay değerlendirildiğinde, davacı taraf, soyut iddiaları dışında, zarar iddiasını, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak ispatlayamamıştır. Bu sebeple açılan davanın reddine karar verilmiştir.HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye ve dosya kapsamına göre;1-Davanın REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harcın, 42.693,75 TL peşin harçtan düşümü ile artan 42.078,35 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine,3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,5-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 2.500.000,00 TL üzerinden takdir edilen 335.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,6-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/07/2025Başkan ... E imzalıdırÜye ... E imzalıdırÜye ... E imzalıdırKatip ...E imzalıdır