Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, asıl işveren-alt işveren ilişkisinde ödenen işçilik alacaklarının rücuunda sözleşme yokluğunda yarı yarıya sorumluluk tespitini değerlendirdi.
Özet: Bu hukuki evrakta, bir ana işverenin, işçilik alacakları nedeniyle bir çalışana ödediği tazminatı, hizmet sözleşmesi kapsamında alt işveren olan davalıdan rücuen tahsil etme talebi ele alınmıştır; ilk derece mahkemesi, asıl işveren-alt işveren ilişkisinde işçiye karşı müteselsil sorumluluk bulunsa da, iç ilişkideki hizmet sözleşmesinde işçilik alacaklarından alt işverenin sorumlu olduğuna dair genel hükme rağmen rücuya ilişkin açık bir hüküm olmaması nedeniyle, alt işverenin çalıştığı döneme denk gelen işçilik alacaklarından davacı ve davalının yarı yarıya sorumlu olduğuna hükmetmiş ve ilgili kanun maddesinin uygulama alanına girmediğini belirtmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1397 - 2026/1344
T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N E S A S H A K K I N D A K A R A R)ESAS NO : 2022/1397 KARAR NO : 2026/1344T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARIN:MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ : 31/12/2021ESAS-KARAR NUMARASI : 2021/703E., 2021/1216K.DAVA : Tazminat KARAR TARİHİ : 17/06/2026YAZIM TARİHİ : 17/06/2026 Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Davacı şirketin genel temizlik hizmetleri için ihale yapıldığını, işçi ...'in bu işin görülmesinde çalıştığını, 28/06/2013 tarihinde kendi isteğiyle iş akdine son verdiğini, buna istinaden yıllık izin, kıdem tazminatı kalemlerinden oluşan alacağının mahkeme kararı ile hüküm altına alındığını, davacı tarafından işçiye 20.775,30-TL ödendiğini, hizmet sözleşmesi gereği davalı tarafa rücu gereken 10.387,30-TL olduğunu, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte talep etmiştir. Davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır. İlk derece mahkemesince: "... davacı şirketin genel temizlik hizmetleri almak amacıyla ihale yaptığı, bu kapsamda dava dışı işçi ...'in 24/05/2008-02/03/2010 tarihleri arasında ..., 03/03/2010-31/12/2010 tarihleri arasında ..., 01/01/2011-09/02/2013 tarihleri arasında ... ve son olarak 10/02/2013-18/07/2013 yılları arasında davalı temizlik şirketinde çalıştığı, iş akdinin feshi üzerine dava dışı işçi ...'in iş mahkemesine dava açtığı, açılan dava sonucundaki ilam üzerine davacı şirket ile davalı şirket aleyhine Kayseri 6. İcra Müdürlüğünün 2015/7868 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, davacı şirket tarafından dava dışı işçiye ilamda belirtilen miktarların ödendiği, bu sebeple davalı tarafa düşen 10.387,30TL'nin davalıdan tahsiline yönelik iş bu davanın açıldığı görülmüştür. Dava konusu olayda davacı şirket ile davalı yüklenici arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle yani dava dışı işçiye karşı müteselsilen sorumludurlar. İç ilişkide ise bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. Bu nedenle davalı yüklenici ile akdedilmiş hizmet alım sözleşmesi ve sözleşme eki ihale dökümanında, işçilerin iş akidlerinin feshi halinde doğacak işçilik alacaklarından davalı yüklenicinin sorumlu olacağına dair açık hüküm bulunduğundan İş Mahkemesi'nce hüküm altına alınmış işçilik alacakları bakımından davalı yüklenicinin hizmet dönemine tekabül eden miktarların tamamının davacı idarece rücuen tahsiline talep edilebileceği görülmüştür. İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır. Davalının son işveren olmasıda bu sonucu değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise diğer işverenler sorumlu olmayıp sadece son işveren sorumludur. Bilindiği üzere 21/02/2019 tarihinde 7166 Sayılı Yasa'nın 11.maddesi ile 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 112.maddesinin 5.fıkradan sonra gelmek üzere eklenen ek fıkra ile "4734 Sayılı Kanunun 62.maddesi 1. Fıkrasının E bendi uyarınca alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere 11/09/2014 tarihinden sonra imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında kamu kurum ve kuruluşlara ait işyerlerinde 11/09/2014 tarihinden sonra geçen süreye ilişkin olarak kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemeleri için sözleşmesinde kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverene rücu edileceğine dair açık bir hükme yer verilmemişse alt işverenlere rücu edilmez" dair açık hüküm mevcut ise de; dava konusu somut olay bakımından alt yüklenici şirket ile akdedilmiş sözleşme tarihlerinin 11/09/2014 tarihinden önce olması sebebiyle bu madde hükmü somut olayda uygulanmamıştır. Bu nedenle dosya kapsamındaki mevcut bilgiler uyarınca davalı yüklenici ile akdedilen sözleşmede işçilerin iş akitlerinin feshi halinde doğacak işçilik alacaklarında davalı yüklenicinin sorumlu olacağına dair açık bir hüküm bulunmadığından, davalı yükleniciyi hizmet dönemlerine tekabül eden işçilik alacaklarından, davacı şirket ile davalı yüklenicinin gelen hükümler uyarınca yarı yarıya sorumlu olacakları ve davacı şirket tarafından, davalı yüklenicinin hizmet dönemi itibariyle hesaplanacak işçilik alacaklarının yarısının rücuen tahsil edilebileceği anlaşılmıştır. Alınan bilirkişi raporunda da Türk Borçlar Kanunu ve içtihat hükümleri gereğince, dava dışı işçinin asıl işveren işyerinde çalışması ile davacı konumundaki asıl işverence ödenen toplam işçilik alacakları bakımından hizmet temin eden davalı yüklenicinin kendi hizmet dönemi ile sınırlı olarak sorumluluğunun varlığı ile rücuen tahsilinin talep edilebileceği, (7166 Sayılı Yasa hükümlerinin dava konusu somut ihtilaf bakımından uygulanma imkanının bulunmadığı), dava dosyası kapsamındaki mevcut bilgi ve belgeler uyarınca, davalı yüklenici ile akdedilmiş hizmet alım sözleşmesi ve sözleşme eki ihale dokümanında işçilerin iş akitlerinin feshi halinde doğacak işçilik alacaklarından davalı alt yüklenicinin sorumlu olacağına dair açık hüküm bulunmadığından hesaplanan miktarların yarısının rücuen tahsilinin talep edilebileceğini, bu doğrultuda yapılan hesaplamalar uyarınca; davalı yüklenici ... A.Ş. Firmasından rücuen talep edilebilecek alacak miktarının 3.582,70 TL olacağı, iş bu alacağın 3.456,81 TL sine ödeme tarihi olan 07.04.2017 tarihinden itibaren, 125,89 TL sine ödeme tarihi olan 07.05.2018 tarihinden itibaren talep gibi yasal faiz işletilebileceği netice ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Bu çerçevede dava dışı ...'in davalı şirkette çalıştığı sürenin 137 gün olduğu, kıdem tazminatı alacağı bakımından davalı şirketin sorumlu olduğu miktarın 638,68TL olduğu, ihbar tazminatı alacağı bakımından son alt işveren olması sebebiyle 3.093,02TL'den tek başına sorumlu olduğu, yıllık izin alacağından ise 239,20TL sorumlu olduğu, keza davacı şirket tarafından icra takip dosyasına 07/05/2018 tarihinde yapılan 730,01TL ödemeden dolayı da 251.78TL sorumluluğunun bulunduğu, bu haliyle davalı yüklenici firmadan kendi hizmet dönemi bakımından hesaplanmış miktarların yarısı olan işçilik alacaklarından kaynaklı toplam sorumlu olunan miktarın 3.582,70TL olarak hesaplandığı, İş Mahkemesi'nde yapılan yargılamada alt yüklenicinin de taraf olarak gösterildiği, bu sebeple ödeme tarihlerinden itibaren yasal faize hükmedilebileceği anlaşılmıştır. Neticeten dava dışı ...'in davalı şirkette çalıştığı sürenin 137 gün olduğu, kıdem tazminatı alacağı bakımından davalı şirketin sorumlu olduğu miktarın 638,68TL olduğu, ihbar tazminatı alacağı bakımından son alt işveren olması sebebiyle 3.093,02TL'den tek başına sorumlu olduğu, yıllık izin alacağından ise 239,20TL yönüyle sorumlu olduğu, keza davacı şirket tarafından icra takip dosyasına 07/05/2018 tarihinde yapılan 730,01TL ödemeden dolayı da 251.78TL sorumluluğunun bulunduğu, bu haliyle davalı yüklenici firmadan kendi hizmet dönemi bakımından hesaplanmış miktarların yarısı olan işçilik alacaklarından kaynaklı toplam sorumlu olunan miktarın 3.582,70TL olduğu anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile; davalı yüklenici ... A.Ş. Firmasından rücuen talep edilebilecek alacak miktarının 3.582,70 TL olacağı, iş bu alacağın 3.456,81 TL sine ödeme tarihi olan 07.04.2017 tarihinden itibaren, 125,89 TL sine ise ödeme tarihi olan 07.05.2018 tarihinden itibaren talep gibi yasal faiz işletilmesine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Karara esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve yanlış inceleme ve değerlendirme ile düzenlendiği, söz konusu tazminat bedelinin de hatalı ve eksik hesaplanmasına neden olduğu, işçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışması halinde işyeri devri kurallarına göre çözüme gidilmesi gerektiği, alt işveren işçilerinin alt işverenin iş yerinden ayrılmasına rağmen yeni alt işveren yanında aynı şekilde çalışmayı sürdürmeleri halinde, alt işverenler arasında İş Kanunu'nun 6. maddesi anlamında bir iş yeri devrinin kabulünün gerektiği, davalı şirketin de son alt işveren olması nedeniyle dava dilekçelerinde belirttikleri üzere müvekkilinin icra dosyasına yapmış olduğu ödemelerden sorumluluğu bulunduğu, kıdem tazminatı açısından asıl işveren alt işveren ilişkisinin sona ermesinin ardından işyerinden ayrılan alt işveren ile daha sonra aynı işi alan alt işveren arasında hukuki veya fiili bir bağlantı olsun ya da olmasın kıdem tazminatı açısından önceki işverenin devir tarihindeki ücret ve kendi dönemi ile sınırlı sorumluluğu, son alt işverenin ise tüm dönemden sorumluluğunun kabul edilmesi gerektiği, feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işverenin sorumlu olduğu, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı, bilirkişi raporuna yapmış oldukları itirazlar değerlendirilmeksizin dosya hakkında karar verildiği nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:Dava, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerine dayalı olarak rücuen tahsili taleplidir.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davalı yüklenici ile akdedilen sözleşmede işçilerin iş akitlerinin feshi halinde doğacak işçilik alacaklarında davalı yüklenicinin sorumlu olacağına dair açık bir hüküm bulunmadığından, davalı yükleniciyi hizmet dönemlerine tekabül eden işçilik alacaklarından, davacı şirket ile davalı yüklenicinin gelen hükümler uyarınca yarı yarıya sorumlu olacakları ve davacı şirket tarafından, davalı yüklenicinin hizmet dönemi itibariyle hesaplanacak işçilik alacaklarının yarısının rücuen tahsil edilebileceği tespit ve görüşü bildirilmiş ve bu tespite göre hesaplamalar yapılmıştır. İlk derece Mahkemesince, davalıların sorumluluğu ile ilgili olarak sözleşmede hüküm bulunmaması nedeniyle birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlulukları belirlenerek davalı Şirketlerin sorumluluğunun tam olarak kabul edilemeyeceği kanaatine göre yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulmuştur. "Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar...." (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 25.01.2021 tarih ve 2019/2330 E., 2021/175 K., Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 23.09.2021 tarih ve 2021/697 E., 2021/355 K.,11.11.2021 tarih ve 2021/1623 E., 2021/1446 K., 20.12.2022 tarih ve 2021/5300 E., 2022/5935 K., 02.11.2023 tarih ve 2022/5380 E., 2023/3645 K. sayılı kararları) Somut olayda, Yargıtay 23. Hukuk ve 6. Hukuk Dairelerinin yukarıda belirtilen kararları doğrultusunda, dava dışı işçinin davalı yüklenicilerin işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, davacı üst işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmelerde bir hüküm bulunmasa dahi davacı işverenin, işçiyi çalıştıran yüklenicilerden, ödediği bedelin ve fer'ilerinin dava dışı işçiyi çalıştırdıkları döneme isabet eden kısmı ile son işveren olarak davalının ödemesi gereken kalemlerin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Bu nedenlerle İlk derece Mahkemesince yarı oranda sorumluluğa dair hüküm kurulması doğru olmamıştır.Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, istinaf eden taraf sıfatına ve sebeplerine göre İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: HMK m. 353/1.b.2 gereğince, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/703E., 2021/1216K. sayılı, 31/12/2021 tarihli kararını düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine, Buna göre: "1-Davanın 7.165,40 TL için kısmen kabulü ile 6.913,62-TL'nin ödeme tarihi olan 07/08/2017 itibaren, 251,78-TL'nin de 07/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,2-Alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 177,40 TL harcın mahsubuna, bakiye 554,60 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 35,90 TL başvurma harcı, 177,40 TL peşin harç ile 220,70 TL istinaf yoluna başvuru harcının tamamının; 1.473 TL yargılama giderinin kabul oranına göre 1.016,00 TL sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,4- 7.165,40 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 5-Davalı tarafça yapılan gider olmadığından karar verilmesine yer olmadığına, 6-6100 sayılı HMK 120 ve 333.maddeleri gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde davacı tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 2-) Peşin alınan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine. 3-) Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Dairemize veya temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut İlk derece Mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. 17/06/2026 Başkan Üye Üye Katip