Danıştayın, 2020 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde ihtirazi kayıtla gider kaydedilen devlet hakkı tutarının indirilebilirliği ve tahakkuk eden verginin faiziyle iadesine ilişkin kararı.
Özet: Davacı şirketin 2020 yılında tahakkuk ettirerek gider kaydettiği devlet hakkı tutarının, dönemsellik ve tahakkuk esasları uyarınca aynı yılın kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınması gerektiği, bu nedenle ilgili tutara isabet eden kurumlar vergisinin iptalinin hukuka uygun bulunduğu belirtilmiştir; ancak iptal edilen verginin tahsil tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle iadesi hükmünün, ödenecek vergi çıkmayan beyannamede geçici vergi iadesi müessesesi kuralları yerine doğrudan kurumlar vergisi iadesine hükmetmesi nedeniyle hukuka aykırı olduğu ve kararın bu kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

T.C.
D A N I Ş T A YDOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/3397 Karar No : 2025/4934 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı- ... VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ... San. ve Tic. A.Ş.VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:Dava konusu istem: Davacı tarafından, 2020 yılında tahakkuk ettirilerek gider kaydedilen devlet hakkı tutarının dönem kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması gerektiği ihtirazı kaydıyla verilen 2020 yılı kurumlar vergisi beyannamesine istinaden tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinin devlet hakkı tutarına isabet eden 4.777.240,08.TL’lik kısmının kaldırılması ve söz konusu tutarın faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; mahiyet ve tutar itibarıyla hesaplanabilir olması nedeniyle tahakkuk ettiği 2021 yılı kurumlar vergisi beyannamesine yansıtılan uyuşmazlığa konu devlet hakkı tutarının, hazine zararı oluşmaksızın ödendiği ve bu tutar yönünden vergi ziyaına sebebiyet verilmediği hususları birlikte dikkate alındığında, dönemsellik ilkesi ve tahakkuk esası çerçevesinde, ait olduğu döneme ilişin kurumlar vergisi matrahında gider unsuru olarak yansıtılmasına engel teşkil eden herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı sonucuna varıldığından, söz konusu devlet hakkı tutarının, tahakkuk ettiği 2021 yılına ait maliyet hesaplarına kaydedilmesi gerektiğine dair ihtirazi kaydın kabul edilmemesi suretiyle yapılan tahakkukta hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, bu durumda hukuka aykırı olarak tahsil edildiği anlaşılan dava konusu verginin 213 sayılı Kanunun 112/4.maddesi uyarınca tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, ihtirazi kayıtla verilen beyannameye istinaden tahakkuk eden 4.777.240,08.TL'lik kurumlar vergisinin iptaline, söz konusu tutarın tahsil tarihinden itibaren işleyecek tecil faizi ile birlikte davacıya iadesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:3213 sayılı Maden Kanunu gereğince ödenen devlet hakkının ticari kazançla ilgili olması ve kanuni zorunluluk kapsamında ödenmesi nedeniyle, fiilen ödendiği yılın matrahının tespitinde gider olarak indirilmesinin gerektiği, iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Kararın, devlet hakkına isabet eden kurumlar vergisinin kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrası hukuka uygun olup bu kısım yönünden temyiz isteminin reddi gerektiği; kurumlar vergisinin tecil faiziyle iadesine dair hüküm fıkrasına gelince, olayda, ihtirazı kayıtla verdiği beyannamesinde ödenecek kurumlar vergisi bulunmayan davacının devlet hakkını dönem kazancının tespitinde gider olarak indirimi dikkate alınarak 2020 yılı için yeniden oluşturulan beyan tablosuna göre, devlet hakkına isabet eden kurumlar vergisi kadar iadesi gereken geçici verginin artacağı, artan tutarın ise geçici vergi iadesi müessesesi kurallarına göre iade edilebileceği sonucuna varıldığından ve beyannamede hesaplanan kurumlar vergisinin geçici verginin mahsubu suretiyle ödenmiş olmasının da yılı içinde ihtilafsız ödenen geçici verginin beyanname üzerinde hesaplanan kurumlar vergisinden mahsubunu zorunlu tutan geçici vergi müessesesine ait kuralın uygulamasından kaynaklanması nedeniyle varılan sonuca bir etkisinin de bulunmadığı anlaşıldığından, geçici verginin mahsup ve iadesine dair kurallar baypas edilerek, davacının beyannamesinde ödenecek kurumlar vergisinin çıkmadığı ve geçici verginin iadesine ilişkin idarece tesis edilmiş olumsuz bir işlem de bulunmadığı hususları gözetilmeksizin fazladan tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinin faizi ile iadesine hükmedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığından, istemin kabulü ile kararın bu kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE:MADDİ OLAY:Davacı tarafından, 2020 yılında tahakkuk ettirilerek gider kaydedilen devlet hakkı tutarının dönem kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması gerektiği ihtirazı kaydıyla verilen 2020 yılı kurumlar vergisi beyannamesine istinaden tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinin devlet hakkı tutarına isabet eden 4.777.240,08.TL’ lik kısmının kaldırılması ve söz konusu tutarın faiziyle birlikte iadesi istenilmektedir. İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Bölge İdare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Bölge İdare Mahkemesi kararının,tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinin devlet hakkı tutarına isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davalı tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın belirtilen hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bölge idare Mahkemesi kararının, tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinin davaya konu edilen kısmının tecil faiziyle iadesine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davalının temyiz istemine gelince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-a maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından iptal davası açılabileceği, 2/2.maddesinde, idari yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, idari mahkemelerin, yerindelik denetimi yapamayacakları, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyecekleri, aynı Kanunun 28/1.maddesinde, idari yargı yeri kararlarının gereklerine göre idarenin, işlem tesis etmek veya eylemde bulunmak zorunda olduğu, kurallarına yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, ihtirazi kayıtla ve 2020 yılında tahakkuk ettirilerek gider kaydedilen devlet hakkı tutarının kanunen kabul edilmeyen gider beyan edilerek verilen 2020 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde, kurumlar vergisi matrahı üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden, yıl içinde ödenen geçici vergilerin mahsup edilmesi nedeniyle ödenecek kurumlar vergisinin çıkmadığı, vergi dairesince ihtirazi kayıt kabul edilmeyerek, tahakkuk fişinin düzenlendiği, tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinin devlet hakkı tutarına isabet eden kısmının kaldırılması ve aynı tutarda fazladan ödenen verginin faiziyle birlikte iadesi istemiyle davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yer alan mevzuat uyarınca, olayda, davacının 2020 yılında tahakkuk ettirdiği devlet hakkı tutarı kadar gider indiriminden faydalandırılmayarak yapılan tahakkukun hukuka uygunluğunun denetlenmesi ve davacının gider indiriminden faydalandırılmamasının hukuka uygun düşmediği sonucuna varılması halinde, davacı adına fazladan tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinin kaldırılmasına hükmedilmesiyle yetinilmesi, mahkeme kararını uygulamakla zorunlu olan idarenin yargı kararına göre vergilendirme sürecine ilişkin olarak yapması gerekli olan işlemleri yapacağı, yapılacak işlem sonucunda ortaya çıkan iade edilmesi gereken vergiyi de iade etmek suretiyle kararı infaz edeceği açık olup, idarenin bu yetkisinin mahkemece kullanılarak üstelik kurumlar vergisi beyannamesinde ödenmesi gereken vergi bulunmadığı halde dava konusu tutarın tecil faizi ile iadesine hükmedilmesine yasal imkan bulunmadığı sonucuna varıldığından, Vergi Mahkemesi kararının fazladan tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinin tecil faizi ile iadesine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının,tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinin devlet hakkı tutarına isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA, tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinin davaya konu edilen kısmının tecil faiziyle iadesine ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA,Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 19/11/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.