İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, bilgisayar programı mali hak devri sözleşmesinden cayma hakkının geçerliliği ve hak ihlali iddialarına ilişkin hukuki uyuşmazlık özeti.
Özet: Dava, bir bilgisayar programının mali haklarının devrine ilişkin sözleşmeden doğan, eser sahipleri tarafından kullanılan cayma hakkının geçerliliği üzerine olup; davacı şirket, hakların süresiz devredildiğini, bedelinin ödendiğini, kendi çalışanları tarafından geliştirilen yazılımı kullanma yeteneğine sahip olduğunu ve üçüncü şahıslara lisansladığını ileri sürerek caymanın haksız ve geçersiz olduğunu savunurken, davalılar şirketin uzun süre ticari faaliyetsiz kaldığını, gelir elde edemediğini, yazılımı kullanmasının teknik ve idari olarak imkansız olduğunu ve kendilerinin geliştirdiği yeni programa yönelik haksız müdahaleler olduğunu iddia ederek caymanın geçerliliğini savunmaktadır.

T.C.
İSTANBUL3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİESAS NO : 2023/103 KARAR NO : 2026/165DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve TazminiDAVA TARİHİ : 04/05/2023KARAR TARİHİ : 14/07/2026Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;I.DAVA DİLEKÇESİ CEVAP DİLEKÇESİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalılar ..., ..., ..., ... ve ... arasında ... isimli bilgisayar programının devrine ilişkin sözleşme imzalandığını, davalıların 5846 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca cayma hakkını kullandıklarını iddia ettiklerini, ancak müvekkil şirketin ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü ve davalıların şirkette pay sahibi olarak yer almaya devam ettiklerini, 23.8.2019 tarihli Mali Hakların Devri Sözleşmesi uyarınca program bedeli olan 850 bin TL'nin davalılara ödendiğini, 2020 ve 2021 yılları için kar payı ödemelerinin yapıldığını, şirketin pandemi nedeniyle yaşadığı zorluklar sonucu işten çıkarmalar gerçekleştiğini, sözleşme gereği mali hakların süresiz olarak müvekkil şirkete geçtiğini, davalıların şirket ortağı olarak genel kurullara katıldıklarını ve 21.03.2022 tarihinde yapılan genel kurula iştirak ettiklerini, davalıların kötü niyetli olarak ve hiçbir süre tanımaksızın cayma ihtarı gönderdiklerini, kanunda öngörülen mehil verilmesini gerektirmeyen hallerin somut olayda bulunmadığını, yazılımın kullanımının imkansız olmadığını, müvekkil şirketin yazılımı kullanmayı reddetmediğini ve davalıların menfaatlerinin esaslı şekilde tehlikeye düşmediğini, davalıların asıl amacının hukuka aykırı şekilde yazılımın mülkiyetini geri alarak üçüncü kişilere satmak olduğunu, bu durumun kanuna karşı hile teşkil ettiğini belirterek davalıların cayma işleminin geçersizliğinin tespitini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin 22 aylık süre boyunca cayma ve feshe konu eser hakkında hiçbir faaliyet, hizmet, satış, sunum veya teklif gerçekleştirmediğini, müşterilerle ilgilenecek personel istihdam etmediğini ve tek bir TL dahi gelir elde etmediğini, Türk Ticaret Kanunu uyarınca ticari işletmelerin gelir sağlama ve devamlılık ilkelerine tabi olduğunu, 213 sayılı kanunun 161. maddesi kapsamında davacı şirketin işi bırakmış durumda olduğunu, davacının bağlı olduğu ... Vergi Dairesi nezdindeki BA-BS formlarının, vergi beyannamelerinin ve yıllık bilançolarının müzekkere ile dosyaya getirilmesini talep ettiklerini, davacının ticaret sicilindeki adresinde bulunmadığını ve sonrasında göstermelik bir sanal ofis adresine taşındığını, ... Şirketi'nin ... adresine müzekkere yazılarak davacı şirket ile olan sözleşmesinin bir örneğinin celbini ve sanal ofis hizmetlerinden faydalanmaya başladığı tarihin sorulmasını istediklerini, davacının adres değişikliğinin faal olmak için değil ticari terk suçunu sonlandırmak amacıyla yapıldığını, davacının şirket web sitesini 22 ay önce kapattığını, vergi borçlarını ödemediğini ve ortakların şirketi kapatma yönünde beyanları olduğunu, müvekkil eser sahiplerinin Ekim 2021'den sonra farklı bir yazılım dili ve özelliklerle tamamen yeni bir eser olan ... yazılımını geliştirdiklerini, bu yeni eser üzerinde davacı şirketin hiçbir hak ve yetkisinin bulunmadığını, buna rağmen davacı şirketin sahibi olmadığı hakları varmış gibi göstererek ... kurumuna ... 13. Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesini gönderdiğini, bu ihtarnamede müvekkil ...'in programın hak sahibi gibi hareket ettiğinin iddia edildiğini ve üçüncü kişi konumundaki ...'nin müvekkillerle ilişkisinin kesilmesinin talep edildiğini, bu haksız fiil sebebiyle müvekkillerin müşkül durumda kaldıklarını, eser sahiplerinin 5846 sayılı FSEK 58. maddesi ve TBK 124. maddesi uyarınca 07.04.2023 tarihli ihtarname ile fesih bildiriminde bulunduklarını, davacının eseri kullanmasının teknik ve idari imkansızlıklar nedeniyle mümkün olmadığını, davacının dürüstlük kuralına aykırı davranarak haksız rekabet teşkil eden ihtarname ile müvekkillerin ... ile çalışma imkanını tehlikeye attığını ve bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu eserin müvekkil şirket çalışanları tarafından geliştirilmesi nedeniyle mali hakların FSEK ve TBK hükümleri uyarınca doğrudan müvekkil şirket üzerinde doğduğunu, bu nedenle eser sahipleri tarafından cayma hakkının kullanılamayacağını, davalıların cayma hakkını kullanabilmeleri için müvekkile ihtar çekerek münasip bir mehil vermeleri gerektiğini ancak bu şartın yerine getirilmediğini, FSEK 58. maddede düzenlenen mehil vermeme istisnalarının somut olayda mevcut olmadığını, müvekkilin dava konusu programı kullanmasının imkansız olmadığını ve hatta 01.03.2023 tarihli lisans sözleşmesi ile dava dışı ...A. Ş. ve ...A. Ş. şirketlerine kullanım hakkı verildiğini, müvekkilin yazılımı kullanmayı reddetmediğini, Covid-19 salgını nedeniyle süreçlerin aksadığını, davalılara yaklaşık 2.250.000 TL tutarında ödeme yapıldığını ve taraflar arasındaki sözleşmenin ani edimli olduğunu, dolayısıyla davalıların esaslı bir maddi zarara uğramadıklarını, dava konusu programın devrinden sonra geçen sürenin oldukça kısa olduğunu ve 2 yıllık referans süresinin dolmadığını, Yargıtay içtihatlarına göre mehil verilmeden yapılan cayma işleminin geçersiz olduğunu, bilgisayar programlarında manevi unsurun maddi unsura göre geri planda kaldığını, davalıların manevi haklarının esaslı surette ihlal edilmediğini, davalılar tarafından gönderilen ihtarın fesih ve cayma haklarını aynı anda içermesi nedeniyle hukuken açık ve net olmadığını, bu nedenle usulüne uygun bir cayma bildiriminin bulunmadığını belirterek davanın kabulünü talep etmiştir.Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekilinin beyanlarını tekrar ettiği, davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.II.DELİLLERTANIK... BEYANINDA; 2019-2021 tarihleri arasında davacı ... isimli firmada finans müdürü olarak çalıştım, davalı sıfatındaki ..., ... ve ... davacı firmada çalışanlardır, hatırladığım kadarıyla İplik ürün geliştirme bölümünde,... bölümünde çalışıyordu, ... ise kendi firması üzerinden fatura kesmek suretiyle çalıştığım şirkete danışanlık hizmeti sunmaktaydı, 23/08/2019 tarihli ... isimli bilgisayar programı devir sözleşmesinden haberdarım, ödemelere ilişkin süreç tamamlanmıştı, caymaya ilişkin bir bilgim yoktur, ... grubu ile ... arasında danışmanlık hizmeti kapsamında ilişki bulunmaktadır, ...'in tedarikçisi konumundadır ,aynı zamanda ...'in müşterisidir, ...beni ...'e işe girmem için referans olan kişidir, beni ...'te işe alan şirket ortakları ...'dur, ...'den danışmanlık aldığımızı belirtmiştim, bu danışmanlık kapsamında ...'in tavsiyeleri kapsamında şirket refleks alırdı, söz konusu danışmanlık hizmetleri içinde kendisi yapardı, ...'e şirketin mali kayıtları sunulurdu, bu raporlar aylık periyotlar halinde sunulurdu bizde bunları her ay ...'e sunardık, 2021 Mart ayından itibaren ... çalışanlarının ... şirketine geçip geçmediğine ilişkin bir hatırım bulunmamaktadır, ... ile ortak bulunduğum watsap grubunda hangi şirket bilgelerinin ne gaye ile sunulduğunu hatırlamıyorum, ...'te It hizmetleri için danışmanlık veren bir sorumluydu, ... tarafından tarafıma atılan 21/06/2021 tarihli ıslak imzalı sözleşmeler ve bilançolar konulu maili hatırlamıyorum, istenseydi maili mali danışmanlara danışılarak cevap verileceğini tahmin ediyorum, ... ile telefon konuşmam olmuştur, bu telefon konuşması içeriğinde mahkemede bulunduğum beyana ilişkin herhangi bir yönlendirici söylem geçmemiştir, duruşmada hazır bulunmam için polisin bana iletişim kurduğunu söylemişimdir, toplu işten çıkarmanın gerekçesini bilmiyorum dedi.TANIK ... BEYANINDA; 2019-2021 tarihleri arasında davacı ... isimli firmada satış direktörü olarak çalıştım, davalılar ..., ..., ... ve ... bildiğim kadarıyla şirket teknolojisini geliştiren kişilerdir ve ...'te çalışırlar, 23/08/2019 tarihli ... isimli bilgisayar programı devir sözleşmesinden haberdar değilim, ... bizim şirketimizin kullandığı programdı, 2021 yılında ... medya binasına geçtik, bu geçen ekipte benim alt pozisyonumda çalışan insanlar vardı, bu geçisin sebebini hatırlamıyorum, tarafıma ... medya grubundan bu şekilde bilgilendirme gerçekleşti, bende ... binasına ekibimle birlikte geçtim,dosya arasında mevcut 23/11/2020 tarihli mail cevabını tam hatırlamamakla birlikte mailde adı geçen ...'in finansal konularda danışmanlık aldığı, ... bey işleyiş hakkında danıştığımız kişi, ... ise teknoloji tarafındaydı, birebir iletişim halinde değilim, şirketin işleyişiyle ilgili açıklamam gerekirse kendi alanım olan pazarlama bölümü ile ilgili bu kişilerle iletişim halindeydik, bu maillerde ismi geçen kişi ben olmakla birlikte içeriğini tam hatırlamamakla birlikte benim tarafımdan atılmış olduğunu kabul ediyorum, ayrıca watsap grubunda bu 3 kişinin haricinde başka kişilerde bulunmaktadır, bu kişilerle özel bilgi paylaşımından ziyade bilgi akışı şeklinde watsap gruplarında bulunmaktaydım, iş akdinin feshine ilişkin birebir bilgim yoktur, duyumlarım itibariyle projenin sonlandığını öğrenmiştim, faaliyetlerin durdurulduğunu kimden duyduğumu hatırlamıyorum, dedi.Her ne kadar 19/11/2025 tarihli duruşmada davalı tarafça hazır edilen tanıkların dinlenilmesi için ayrılan sürede; 3. Sırada bulunan tanık sıfatıyla HMK kapsamında usulüne uygun yemin yaptırılarak beyanları tespit edilen ...'ün anlatımları zabıta geçirilmeye başlandığında davacı vekilinin itirazı üzerine huzurda davalı taraf vekilince tanık sıfatıyla hazır edilen kişinin aslında davalı asil olduğunun tespit edilmesi ile ...'ün anlatımları sonlandırılmasına karar verildiği, buna ilişkin zapta şerh düşüldüğü akabinde hükme esas değerlendirmeye zapta geçen beyanlarının konu edilmemesi gerektiği kanaati mahkememizde hasıl olmuştur.Ne var ki; kararın üst derece mahkemesince gerçekleştirelecek denetime elverişle olması gerektiği, bu sebeple ...'ün hükme esas alınmayan ama zapta geçirilen beyanları aşağıdaki şekilde gerekçeli karara aktarılmıştır.TANIK ... BEYANINDA; 2019-2021 tarihleri arasında davacı ... isimli firmada danışman olarak dışardan hizmet veriyordum, ayrı zamanda hissedardım, ... ile bizim geliştirdiğimiz ... isimli programın medya sektörüne girmesi ve tanınması için anlaşma yaptık, ... resmi olarak şirket ortağı olmamakla birlikte ilgili yazışmaları ... ile gerçekleştirdik, ... medyada ... olarak çalışır, ... bir bilgisayar çalışmasıdır, bu bilgisayar çalışmasının bütün hakları ... isimli firmaya devredilmiştir, bu devri ...'yı geliştiren ekip yapmıştır, bu ekip içerisinde davalılardan ..., ..., ... ve .. bulunmaktadır, devam eden süreçte ...medyaya davet edilerek hisselerimizin devredilmesi yönünde aksi durumda faaliyetlerin durdurulacağı yönünde tarafımıza (5 şirket ortağı ...) içinde ...'nin bulunduğu ... yetkililerince konuşma gerçekleştirildi, bu konuşmada ... ve bana teknik çalışmalarımızı ... isimli firmada hisselerimizi devrettikten sonra çalışan sıfatıyla devam ettirebileceğimiz söylendi, biz kabul etmedik, bunun üzerine bütün kanallarla olan sözleşmelerimiz iptal edildi, dedi. (Açıklanan sebeplerle Hükme esas alınmadı.)TANIK ... BEYANINDA; 2008 tarihinden itibaren ... da ... başkanı olarak çalışıyorum. ... kanallarımıza internet reklam operasyonları için ...'den hizmet alıyorduk. Biz ayrıca ... e teknik konularda danışmanlık veriyorduk davalı taraf ... çalışanıdır. Şirketten ..., ... ve ... ile daha çok temas halindeydik. İçerisinde benim de bulunduğum ... çalışanların da bulunduğu whats up grubundan haberdarım bu grupda adnex in iç işleyişine dair konuşmalar bulunuyordu. Bunlar danışmanlık hizmeti verdiğimiz için olağan konuşmalardı. Biz ... den danışmanlık ücreti alıyorduk. Teknik kısımlar ile ilgili önermeleri ben yapıyordum. Diğer mesajlara ilişkin uzmanlık alanım olmadığı için bir bilgim bulunmamaktadır. Ayrıca ... medya da gerçekleştirilen hisseleri bize devir eden konulu toplantı da bulunup bulunmadığı hususunu hatırlamıyorum. Hisselerin kime ne şekilde devir teklif edildiğini ilişkin bir bilgim yoktur. Hem fiziki toplantı hem de zoom üzerinden yapılan toplantıyı hatırlamıyorum. ... iş görüşmesi yapanlar arasında bende vardır.... teknik yazılımcı olarak işe gireceği için orada bulunmam olağandı. ... isimli dava konusu eser bana flash bellek içerisinde teslim edilmedi. ... ile çalışmayı bıraktıktan sonra benzer alanda faaliyet gösteren ... isimli yazılım ile faaliyet göstermeye devam ettik. ... den alınan danışmanlık ücretine ilişkin bilgim yoktur. Fatura kesildiğini biliyorum. Tutarı bilmiyorum. ... isimli yazılım 2021 den sonra kullanımda aksama yaşandı çünkü asıl geliştiren ekip ... çalışanları ..., ... ve ... ayrıldığı için beklediğimiz performansı alamadık ve alternatif firma ile devam ettik dedi. ...19. Noterliğine müzekkere yazılarak Noterliğiniz nezdinde bulunan ve Davalı ...'e gönderilen ... tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamenin bir sureti istenilmiştir.SGK ... İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacı ... ŞİRKETİ'ne ait 01.01.2021 ila 07.04.2023 tarihleri arasındaki Sigortalı Hizmet Listesi bordolarının ve tüm SGK bildirimlerinin birer sureti istenilmiştir.... Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak davacı ... ŞİRKETİ'ne ait 01.01.2020 ila 07.04.2023 tarihleri arasındaki BA-BS formlarının, muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinin, katma değer vergisi beyannamelerinin, kurumlar vergisi beyannamelerinin, sair vergi beyannamelerinin ve şirketin yıllık bilançosunun onaylı örnekleri istenilmiştir.... Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak davacı ... ŞİRKETİ'ne ait 01.01.2020 ila 07.04.2023 tarihleri arasındaki BA-BS formlarının, muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinin, katma değer vergisi beyannamelerinin, kurumlar vergisi beyannamelerinin, sair vergi beyannamelerinin ve şirketin yıllık bilançosunun onaylı örneklerinin istenildiği anlaşılmıştır.... Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak davacı ... ŞİRKETİ'ne ait 01.01.2020 ile 07.04.2023 tarihleri arasındaki BA-BS formlarının, muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinin, katma değer vergisi beyannamelerinin, kurumlar vergisi beyannamelerinin, sair vergi beyannamelerinin ve şirketin yıllık bilançosunun onaylı örnekleri istenilmiştir.... A.Ş.(...)'den Şirketiniz tarafından 2022 yılının Ocak, Şubat veya Mart aylarında Davacı ... ŞİRKETİ'ne ait....media uzantılı elektronik posta adresine dava konusu reklam-yayın alanında kullanılan yazılım ile ilgili herhangi bir e-posta gönderilip gönderilmediği, gönderilmiş ise davacı şirket tarafından bu e-postalara herhangi bir cevap alınıp alınmadığı hususlarındaki bilginin, varsa gönderilen ve alınan e-posta örnekleri istenilmiştir.... İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden davacı ... ŞİRKETİ'nin eski adresi olan ... adresinden hangi tarihte ayrıldığına yönelik bina yönetimine, komşulara veya yakınındaki iş yerlerine sorularak araştırma yapılması ve toplanan bilgi ve kayıtları istenilmiştir....Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak Davacı ... ŞİRKETİ'ne ait a. Son iki yıl içinde ödenmemiş yahut ödenmesi geciktirilmiş vergi borcu olup olmadığının ve eğer varsa bunların toplam tutarının ne kadar olduğunun, özellikle 07.04.2023 tarihi itibari ile herhangi bir vergi borcu olup olmadığının varsa bunların toplam tutarının ne kadar olduğunun ve şayet davacı şirket tarafından ödemeler oldu ise bu ödemelerin tarih ve miktarlarının detaylı dökümü istenilmiştir.... Vergi Dairesi'nden davacı ... ŞİRKETİ'ne ait a. Son iki yıl içinde ödenmemiş yahut ödenmesi geciktirilmiş vergi borcu olup olmadığının ve eğer varsa bunların toplam tutarının ne kadar olduğunun, b. Özellikle 07.04.2023 tarihi itibari ile herhangi bir vergi borcu olup olmadığının var varsa bunların toplam tutarının ne kadar olduğunun ve c. Şayet davacı şirket tarafından ödemeler oldu ise bu ödemelerin tarih ve miktarlarının detaylı dökümü istenilmiştir.... Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak davacı ... ŞİRKETİ'ne ait son iki yıl içinde ödenmemiş yahut ödenmesi geciktirilmiş vergi borcu olup olmadığının ve eğer varsa bunların toplam tutarının ne kadar olduğunun, özellikle 07.04.2023 tarihi itibari ile herhangi bir vergi borcu olup olmadığının var varsa bunların toplam tutarının ne kadar olduğunun ve şayet davacı şirket tarafından ödemeler oldu ise bu ödemelerin tarih ve miktarlarının detaylı dökümü istenilmiştir. ....Anonim Şirketi'ne müzekkere yazılarak ...A.Ş. ve ... A.Ş. Şirketleri arasında imzalandığı iddiası ile dosyaya sunduğunuz 01.03.2023 tarihli lisans sözleşmesinin dijital kopyasının istenildiği anlaşıldı.... Şirketi'nden davacı ... ŞİRKETİ tarafından şirketiniz ile imzalandığı iddia edilen ekte bir örneği bulunan lisans sözleşmesinin dijital kopyası istenilmiştir....'ya müzekkere yazılarak dava konusu ile ilgili Davalı ... ile Davacı şirket çalışanı Işıltan Kökdemir arasındaki 23.11.2020 tarihli "Yönetim Rapor İsteği" konulu e-posta da dahil dava konusu ile ilgili tüm yazışmaların ve ayrıca ...A.Ş. ve ... A.Ş. ile yapmış olduğunuz tüm elektronik posta yazışmalarının birer örneği istenilmiştir.... Şirketi'ne müzekkere yazılarak Dava konusu ile ilgili Davalı ... ile Davacı şirket çalışanı ... arasındaki 23.11.2020 tarihli "Yönetim Rapor İsteği" konulu e-posta da dahil dava konusu ile ilgili tüm yazışmaların ve ...A.Ş. ve ...A.Ş. ile yapmış olduğunuz tüm elektronik posta yazışmalarının birer örneğinin istenildiği anlaşılmıştır.... Şirketi'nden davacı ...ŞİRKETİ tarafından şirketiniz ile imzalandığı iddia edilen ekte bir örneği bulunan lisans sözleşmesinin ... formatı üzerinden yeniden dijital kayıtlar istenilmiştir. ... A.Ş.'den ...A.Ş. ve ...ŞİRKETİ arasında 01.03.2023 tarihinde imzalanan lisans sözleşmesinin teknik incelemeye elverişli ... formatında dijital kayıtlarını istenildiği anlaşılmıştır.HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen FSEK uzmanı ..., bilgisayar mühendisi ..., mali müşavir ... tarafından düzenlenen 13/01/2025 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; Davalılar tarafından davacıya gönderilen cayma beyanının münasip bir süre verilmeksizin kullanıldığının anlaşıldığı, dosya münderecatı incelemesinde FSEK m. 58/2 kapsamında belirtilen istisnaların bulunmadığının tespit edildiği ve tüm delillerin takdiri mahkemeye bırakılarak görüşün arz edildiği kanaatine varıldığı tespit edilmiştir.III.DAVA VE UYUŞMAZLIKDava; ... 37. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile 23/08/2019 tarihli '' ...'' isimli Bilgisayar Programı Devir Sözleşmesine ilişkin davalılar nezdinde FSEK 58. maddesi kapsamında cayma hakkı yönünden yasal şartların gerçekleşip gerçekleşmediği, davalıların fesih iradesi karşısında sözleşmenin geçerli olduğunun tespiti talebinin yerinde olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşıldı. IV. GEREKÇECayma hakkı, FSEK’in 58. maddesinde düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre, mali bir hak veya ruhsat iktisap eden kimse, kararlaştırılan süre içinde ve eğer bir süre tayin edilmemişse icabı hale göre münasip bir zaman içinde hak ve salahiyetlerden gereği gibi faydalanmaz ve bu yüzden eser sahibinin menfaatleri esaslı surette ihlal edilirse, eser sahibi sözleşmeden cayabilir. Cayma hakkının kullanılması halinde mehil verilmesi gerektiği düzenlenmişse de, hakkın kullanılması, iktisap eden kimse için imkansız olur veya tarafından reddedilir yahut bir mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatleri esaslı surette tehlikeye düşmekte ise mehil tayinine gerek bulunmadığı da madde hükmünde yer almaktadır.Dava, caymanın geçersizliğin tespiti istemine ilişkin olup, caymanın geçerli olabilmesi için eser sahibinden veya icracı sanatçıdan bir hak veya ruhsat iktisap eden kimsenin, bu hak veya ruhsatı kullanmamış veya gereği gibi kullanılmamış olması gerekir. (İstanbul BAM 16. HD. ... E. - ... K. sayılı kararı)Cayma hakkının kullanılması için karşı tarafın kusurlu davranışta bulunması şart değildir. “Kusurun varlığı şart değildir. Cayma için karşı tarafın kusuru şart değildir. Kusur varsa BK m.41 vd. hükümlerine dayanarak eser sahibi ayrıca tazminat da isteyebilir. Ancak karşı tarafın kusuru yoksa veya eser sahibinin kusuru daha ağırsa, hakkaniyetin gerektiği hallerde karşı taraf da münasip bir tazminat talebinde bulunabilir.” (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuk, Eylül 2004, s. 221-222).5846 Sayılı FSEK 58. Madde düzenlemesinden, cayma hakkının kullanılabilmesi için kural olarak uygun bir mehil verilmesinin şart olduğu, davalı tarafça mehil verilmesi gerekmeyen yasal hallerin mevcudiyeti ispat olunamazsa, mehil içermeyen bir ihtara dayanılarak cayma hakkının kullanılamayacağı, bunun sonucu olarak da, sözleşmenin varlığı ve geçerliliğini korumaya devam edeceği anlaşılmaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/12/1997 tarihli, ... Esas- ... Karar sayılı kararı) FSEK 58/2 maddesinde; "...Hakkın kullanılması, iktisap eden kimse için imkansız olur veya tarafından reddedilir yahut bir mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatleri esaslı surette tehlikeye düşmekte ise mehil tayinine lüzum yoktur." hükmü düzenlenmiştir.Öğretide de cayma hakkının kullanılabilmesi için üç şartın birlikte gerçekleşmesi gerektiği belirtilmektedir (Ünal TEKİNALP: Fikri Mülkiyet Hukuku, Beşinci Bası, Vedat, İstanbul 2012, s. 238): Eser sahibinden mali bir hakkı veya ruhsatı iktisap eden kişi, bu hak veya ruhsatı hiç ya da gereği gibi kullanmamış olmalı, kararlaştırılan süre veya bir süre kararlaştırılmamışsa, icabı hale göre münasip bir süre verilmelidir.FSEK kapsamında cayma hakkının asıl motivasyonu, eserin köreltilmesinin ve atıl halde kalmasının önlenmesidir. Eserin güncelliğinin, işlevselliğinin ve sanatsal değerinin korunması esastır. Şayet eserin rakip refleksler ile kullanılmaması hali, daha açık bir ifadeyle piyasada kilitlenmesi söz konusu olursa, eser sahibi tarafından haklarının mevcut ve muhtemel ihlallere karşı korunması için sözleşmeden cayma imkanı tanınmaktadır.FSEK madde 58 "kararlaştırılan süre içinde ve eğer bir süre tayin edilmemişse icabı hale göre münasip bir zaman içinde " düzenlemesinin somutlaştırılması gayesine konu çalışmalar:“Sözleşme içerisinde mali hakları devralan veya ruhsat alan tarafından bu hakkın belirli bir süre içinde kullanılması kararlaştırılmış ise, bu süre içinde kullanılmamış olması veya süre kararlaştırılmamış ise o işe uygun makul bir süre geçmiş olması cayma için gereklidir. FSEK m.58'in 5. ve son paragrafındaki: “Cayma hakkından önceden vazgeçme caiz olmadığı gibi bu hakkın dermeyanını iki yıldan Fazla bir süre için meneden takyitler de hükümsüzdür.” Hükmü süre ile ilgili bir fikir vermektedir. Hakkın kullanımı için o esere ve işe özel gereken süre belirleyici olmakla birlikte Kanun, Cayma hakkında feragate ilişkin olarak 2 yıldan daha uzun süre cayma hakkından feragat edildiğine dair sözleşmeleri geçersiz kılmıştır. Bu düzenlemeden hareketle 2 yıla kadar bir süre boyunca mali haklardan devralanın yararlanması için fırsat veritebileceği düşünülebilir. Ancak yine de bilgisayar yazılımı ürünü niteliğinde bir eser ve yazılım sektörüne bakıldığında 2 Yıl çok uzun bir süredir ve yazılımın tamamlanmasından itibaren hir başkasının piyasaya sürmek İçin bir hak devralmış olması halinde geçmesi beklenebilecek makul süre en fazla aylar ile ifade edilebilecek niteliktedir.” ( H. Gürbüz Sarı, Bilgisayar Yazılımlarındaki Fikri Hakların Korunması ve Ticarileştirilmesi, Ankara, 2023, 5.118.)."Sözleşmede herhangi bir süre öngörülmemiş ise, programın mümkün olan en kısa süre içerisinde çoğaltılıp piyasaya sürülmesi gerekir, Zira çok hızlı gelişen programcılık endüstrisinin kaşulları göz önüne alındığında, belli bir süre sonra rakip programların piyasaya daha önce çıkması gibi nedenlerle programın sürün değerinde çok ciddi kayıplarla karşılaşılması söz konusu olabilir. İşte bu Bibi sakıncaları düşünen Kanun Koyucu, eser sahibine belli durumlarda sözleşmeden cayma İmkânı tanımıştır. Buna göre mali bir hakkı ya da kullanma yetkisini iktisap eden kimse, kararlaştırılan süre içinde ve eğer bir süre tayin edilmemişse icabı hale göre uygun bir zaman içinde hak ve yetkilerinden gereği gibi faydalanmaz ve bu yüzden eser sahibinin menfaatleri esaslı surette ihlal edilirse eser sahibinin sözleşmeden cayması mümkündür. (FSEK m.58/1). Bu imkân, hakkı ya da kullanma yetkisini devralanın bu haktan yararlanmasının hem hak hem yükümlütük olmasından kaynaklanmaktadır.” ( Şener Dalyan, Bilgisayar Programlarının Fikri Hukukta Korunması, Ankara, 2009 s, 208.)."Mali hakkin kullanım süresi hal ve şartlardan hareketle belirlenebilir. Mesela ders kitabının yayım hakkını devralan yayınevinin, böyle bir kitabın en Beç ders yılının başlamasından evvel çoğaltılarak öğrencllere dağıtımı için gereken süre zarfırıda bu hakkı kullanmış olması gerekir. Kitabın okulların açılmasından çak daha sonraki bir zamanda yayımlanması halin de mali hak ve ruhsatın süresinde kullanıldığından söz edilemez.” ( Mustafa Ateş, Fikri Haklarla İlgili Hukuki İşlemler (FSEK m. 48-65), Ankara, 2020, s. 291).“Münasip süre her somut olayda farklıdır. Münasip süre tespit edilirkeri söz konusu eserin hacmi, ağırlığı, teammüller vb. birçok objektif kriterden yararlanılmaktadır. Örneğin, bir sahne eseri makul bir süre içerisinde gösterime girmeli, o ders yılı için hazırlanmış bir kitap o ders yılının başından basılıp dağıtılmalı, belirli bir sezon için yapılmış olan müzik eserleri öngörülen sezonda umuma sunulmalıdır. Aksi halde, sözleşme ile bir mali hak veya lisans iktisap eden kişi, bu münasip süreler geçmesine rağmen sözleşmenin gereğini yerine getirmemiş olur ve eser sahibi buna dayanarak sözleşmeden cayabilir.” (Başak Bak, Fikri Haklarda Sözleşmeden Cayma, Ankara, 2016, s. 153.).FSEK madde 58 "hak ve salahiyetlerden gereği gibi faydalanmaz ve bu yüzden eser sahibinin menfaatleri esaslı surette ihlal edilirse" düzenlemesinin somutlaştırılması gayesine konu çalışmalar:“Hakkın hiç ya da gereği kullanılmamasına, sürümü artıracak faaliyetlerin yapılmaması da dâhildir. Gerçi sürümü arttıracak reklam faaliyetlerinin doğrudan mali hakların kullanılması ile ilgili olmadığı düşünülebilir. Fakat cayma hakkının tanınmasının temelinde eser sahibinin ve fikirlerinin, görüşlerinin, tarzının tanınmasının da bulunduğu gözetildiğinde, sürümün artılmasına yönelik faaliyetlerin önem taşıdığı inkâr edilemez" (Emre Gökyayla, Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 58, maddesinde düzenlenen cayma hakkına dair notlar, s.110-111).“Dolayısıyla eser üzerindeki mali hakkı veya ruhsatı devraları kişinin “nasıl olsa bu hak benim mülkiyetimde; ister kullanırım, ister kultanmam, kimse karışamaz” demek gibi bir lüksü yoktur. Bir eser üzerindeki hakkın devralan tarafından kullanılmasında sadece devralanın değil devreden eser sahibinin de menfaati vardır. Bu menfaat, hakkın devrinden elde edilen karşılıktan ibaret değildir. Bir eser ne kadar çok ve yaygın kullanılırsa, eser sahibi toplumda o ölçüde tamınır; şartı ve şöhret, saygınlık ve itibar kazanır. Aksi durumda dünya çapında bir yazar, bir sanatçı, bir ressam olsa bile unutulur gider.” (Mustafa Ateş, Fikri Haklarla İlgili Hukuki İşlemler (FSEK m.48-65), Ankara, 2020, s. 200.).Madalyona tersten bakıldığında, eser üzerindeki mali hakların kullanılmaması, eser sahibinin müstakbel ve muhtemel ekonomik menfaatlere ulaşamaması, şöhretin, ünlü olmanın, düşüncelerin kamuoyu tarafından bilinebilirliğin başlamadan sona ermesi sonucunu doğurabilir. Özellikle yeterince tanınmayan ya da ilk defa bir eseri piyasaya sürülecek olan eser sahibi açısından bu söylenenler daha bariz biçimde kendisini hissettirir ve eser sahibinin manevi menfaatlerin, mali menfaatlerin önüne geçtiği de ileri sürülebilir. Fakat herhalde, cayma hakkının düzenlenmesindeki amaçlardan biri, sözleşmeye konu mali hakkın/hakların devralan/lisans alan tarafından kullanılmasını sağlamaktır.” (Emre Gökyayla, Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 58. Maddesinde Düzenlenen Cayma Hakkına Dair Notlar, s. 96-97).“Kanaatimizce, eser sahibinin, eseri üzerindeki fikri hakkı bir veçhesi, onun manevi olanıdır. Filhakika, eser sahibi hakkı üzerinde tasarruf ederken, yalnız bundan mütevellit iktisadi menfaati düşünmez; ondan ileri belki de ondan da mühim olmak Üzere, eserinin tanıtılmasını da ister. Böyle bir tanıtma ise iktisab olunan mali hakkın veya ruhsatın, müktesip tarafından kullanılmasıdır. Böyle bir mükellefiyetin mevcudiyeti tabiatı eşyadandır. Nitekim FSEK 58. Maddesinin 1, Fıkrasında sarahaten 'mali bir hak veya ruhsatı İktisap eden” kimseden bahsedilmektedir.” (Nisim Franko, Prof, Dr. Ernst. E. Hirsch'in Hatırasına Armağan, s. 401-402).“Kendisine bir mali hak veya kullanma ruhsatı devredilmiş bulunan şahsın, bu imkândan gereği gibi (lausreichend) yararlandığı hususu da yine sözleşmenin amacı göz önünde tutularak, objektif iyiniyet kuralları(doğruluk ve dürüstlük kuralı) ve muamelatta cari esaslar çerçevesinde, menfaatler dengesi esas alınarak tespit olunur. Mesela, çalışma, uzun bir planlama safhası içinde kalırsa; yayınevi eseri bastırır, fakat yayımlamazsa; semerelendirme yönünden(parasal açıdan) yeterince aktif davranılmazsa, ağır hukuki ihlallere rağmen hareketsiz kalınır ve gerekenler gerektiği gibi yapılmazsa, gereği gibi yararlanmadan söz edilemez. Kendisine bir mali hak veya yetki verilen kimse, eseri pazarlamak konusunda aktif olmak zorundadır; eserin nasıl olsa kendi popülaritesiyle gereken sonucu sağlayacağını düşünüp hareketsiz kalamaz" ( Fırat Öztan, Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku, s. 584).“Bir eserin yayma hakkını devralan yayımcının eseri sözleşme hükümlerine göre yeterli sayıda basıp çoğaltmaması, çoğaltılan nüshaları gerektiği ölçüde dağıtmaması, reklam ve tanıtım faaliyetlerinden kaçınması haklardan yeteri kadar ve gerektiği gibi faydalanmama olarak değerlendirilebilir.” (Prof. Or. Mustafa Ateş, Fikri Haklarla İlgili Hukuki İşlemler, s.288.).Tüm bu açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde;Uyuşmazlık konusu, FSEK madde 58/2 birinci cümleye konu münasip bir mehil verilmeden davalı tarafça ... 37. Noterliğinin ...tarih ve ... yev. No.lu ihtarnamesi ile 23.8.2019 tarihli ve ... isimli Bilgisayar Programı Devir Sözleşmesine ilişkin cayma işleminde FSEK madde 58/2 ikinci cümlede yer alan hakkın kullanımı iktisap eden kimse için imkansız olur veya tarafından reddedilir yahut bir mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatleri esaslı surette tehlikeye düşmesi halinin oluşup oluşmadığı, şeklinde tespit edilmiştir. Davalılarca geliştirilen birden fazla yazılımdan müteşekkil bir sistem olan ... isimli bilgisayar programından doğan telif hakları 23.8.2019 tarihli Sözleşmeyle davacı ... şirketine devredilmiştir. Bu Sözleşmenin ödeme maddesine (m. VI) göre gerekli ödemelerin davacı şirket tarafından davalılara yapıldığı, bu hususla birlikte ayrıca sözleşmede 2020 ve 2021 yıllarından sonra davacı şirketin kârı ne olursa olsun artık kardan ödeme yapılmayacağının yer aldığı, tarafların sözleşmeyi imzayla şartlara mutabık kaldıkları anlaşılmıştır.Davacı tarafın ... programının kendilerinin kullanabileceği gibi incelenen sözleşmenin V/3. Maddesi uyarınca davacı şirket tarafına davalılarca ... isimli programın üçüncü kişilere devir yetkisi tanınmıştır. Karar kapsamı ve cayma prosedürün hukuki önemi itibariyle davalı tarafça FSEK 58/2 ikinci cümlede yer alan istisnai hallerin gerçekleştiği bu sebeple uygun bir mehil verilmeden cayma hakkının kullanıldığı yönündeki savunmaların dosya arasındaki deliller ile eşleştirilerek, sübutu yönünden ayrı ayrı hukuki değerlendirmelerde bulunulacaktır.İlk olarak belirtmekte fayda olduğu kanaatiyle caymanın haklı olup olmadığına konu şartlar ile cayma sırasında karşı tarafa uygun bir mehil verilmemesine konu şartlar kanun koyucunun bilinçli tercihi ile ayrı ayrı düzenlenmiştir.Bu kapsamda; haklı bir cayma için; hak ve salahiyetlerden gereği gibi faydalanmama ve bu sebeple eser sahibinin menfaatleri esaslı surette ihlal edilmesi şart koşulurken, cayma bildiriminde karşı tarafa uygun bir mehil verilmesine gerek olmayan haller için; iktisap eden kimse için hakkın kullanılmasının imkansız olması veya iktisap eden kişi tarafından hakkın kullanılmasının reddedilmesi veya iktisap eden tarafa bir mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatleri esaslı surette tehlikeye düşmesi mutlak koşullar şeklinde aralarında aslilik ferilik ilişkisi olmadan "veya" bağlacı tercih edilerek sıralanmıştır.Bu kapsamda somut olay özelinde tespit edilmesi gereken hususun cayma şartları değil uygun bir mehil verilmemesi haline ilişkin istisnai hallerin gerçekleşip gerçekleşmediği olacaktır.FSEK madde 58 "Hakkın kullanılması, iktisap eden kimse için imkansız olur veya tarafından reddedilir yahut bir mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatleri esaslı surette tehlikeye düşmekte ise mehil tayinine lüzum yoktur." düzenlemesinin somutlaştırılması gayesine konu çalışmalar:“Hakkın kullanılmasının iktisap eden bakımından imkânsız hale gelmesi ile hem başlangıçtaki hem de sonraki imkânsızlık kastedilmektedir. Örneğin, iktisap edenin işletme faaliyetlerinin durması, hakkın kullanılmasını imkânsız hale getirebilir.” (Başak Bak, Fikri Haklarda Sözleşmeden Cayma, Ankara, 2016, s. 165).“Hakkın kullanılmasının reddedilmesi ise, aslında kullanılması mümkün olan mali hak veya ruhsatın kullanma hakkırıdan kaçınma iradesinin açıklanmasıdır. İktisap eden hakkın kullanmak istenmediğini açıkça eser sahibine bildirebilir. Bu durumda cayma hakkını kullanacak kişinin ona mehil vermesi gerekmez. Hakkın kullanılmasından kaçınma zımni bir şekilde tezahür edebilir. Zımıni iradenin hakkın kullanılmasından imtina anlamına gelmesi İçin iktisap edenin içinde bulunduğu durum, içinde bulunduğu durum davranış veya açıklamalarından hakkı kullanmayacağının kesin ve açık bir biçimde çıkartılabiliyor olması lazımdır. Örneğin bir yayınevi yayma hakkını devraldığı eseri basıp çoğaltmasının beklendiği sırada sektörden çıkma kararı almış veya bir tiyatro topluluğu dağılmaya yüz tutmuş ise yahut müzik yayını yapan bir radyonun mahkemece kapatılmasına karar verilmiş ise artık cayma hakkının kullanılması için süre verilmesine gerek yoktur.” (Mustafa Ateş, Fikri Haklara İlgili Hukuki İşlemler, s.308).“Bu istisnanın söz konusu olabilmesi için iktisap edenin hakkı kullanmayacağını beyan etmesi veya İşyerini terk ederek kayıplara karışması gibi mehil verilmesinin etkisiz olduğu haller olayda mevcut bulunmalıdır.” (Dr. Başak Bak, Fikri Haklarda Sözleşmeden Cayma, Ankara, 2016, s. 165).“Mehil verilmesinin eser sahibinin menfaatlerini esaşlı surette tehlikeye düşürmesi durumu ise özellikle belirli bir güncel değere sahip eserler bakımından söz konusu olmaktadır. Örneğin, eser sahibi iktisap edenle arasındaki sözleşmeyi cayma hakkının kullanarak sona erdirebilmek için mehil tayin edilmesini beklemek zorunda kalıyor ve bu süreyi beklediği için başka bir sözleşme kurma imkânını kaybediyor ve sonuç olarak da eserini bir başka açıdan değerlendirebilmesi olanağı bu nedenle tehlikeye giriyorsa, mehil tayin edilmesinin menfaatleri esaslı surette ihlal ettiğinden bahsedebilir. İşte böyle bir durum söz konusu ise yine mehil tayin edilmesi gerekmemektedir.” (Dr. Başak Bak, Fikri Haklarda Sözleşmeden Cayma, Ankara, 2016, s. 165-166).Davacı şirketin faaliyetlerinin durduğunu 28.06.2021 tarihli noterden keşide ettikleri yazılı bildirimler ile noter önünde yazılı ikrar etmek suretiyle açıklandığı, davalılar eser sahiplerinin de aralarında bulunduğu yazılımcı ve satış ekibi gibi bölümlerde çalışan kişilerin iş akitlerinin faaliyetlerinin durduğu gerekçesi ile fesh edildiği, davacı tarafın bu faaliyetsiz döneminin yaklaşık 22 ay kesintisiz bir şekilde sürdüğü, davacı tarafından...'ye yazılan müzekkerede davalı program sahibi ...'nin kötülendiği iddiası, 23/02/2022 tarihli...'nin canlı yayın için işbirliği teklifi talebine davacı tarafça olumlu olumsuz bir dönüş yapılmaması, davacının “İşten çıkarmalar aslında, firmanın hizmet verdiği kanalların firma ile devam etmeme yönündeki bildirimleri sonrasında firmanın müşterişiz kalmasından kaynaklanmıştır.” şeklindeki ikrarı, davacının fiziki bir ofisinin olmaması gibi gelir elde edememesi ve vergi borcu olma sebepleri ile eserden kaynaklanan mali hakları kullanmasının imkansız olduğu, karşı tarafa mehil verilse eserden kaynaklanan menfaatlerinin esaslı şekilde tehlikeye düşeceği savunması değerlendirildiğinde;Sayılan sebepler Yargıtay 11. HD.'nin...E., ...K. Ve 22/04/2025 tarihli, Yargıtay 11. HD.'nin ...E., ...K. Ve 30/04/2013 tarihli, Yargıtay 11. HD.'nin ...E., ...K. Ve 30/05/2017 tarihli, Yargıtay 11. HD.'nin ...E., ...K. Ve 22/04/2025 tarihli, İstanbul BAM 44. HD.'nin ...E., ...K. Ve 16/10/2025 tarihli, İstanbul BAM 16. HD.'nin ...E.,...K. Ve 02/07/2025 tarihli ve aynı minvaldeki Yüksek Yargı Kararları kapsamında incelendiğinde; ancak FSEK madde 58/2 ilk cümle "hak ve salahiyetlerden gereği gibi faydalanmaz ve bu yüzden eser sahibinin menfaatleri esaslı surette ihlal edilirse" hükmü kapsamında karşılık bulacağı değerlendirilmiştir.Asıl dava konusu cayma işlemi için mehil tayinine gerek olmayan; iktisap eden kimse için hakkın kullanılması imkansız olur veya tarafından reddedilir yahut bir mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatleri esaslı surette tehlikeye düşmekte ise şeklinde sıralanan istisnai hallerin somut olayda vuku bulup bulmadığının somut olayda değerlendirilmesinde ise;Davacı şirket replik dilekçesinde ayrıca davacı şirketin dava konusu programı bizzat kullanma yükümlülüğünde olmadığını, nitekim dilekçe ekinde sundukları 01.03.2023 tarihli lisans sözleşmesi ile programın dava dışı bir medya grubunun iki şirketine (... A.Ş. ve ...A.Ş.) kullanım hakkı verildiğini beyan etmiştir. Davalı tarafça ise bu işlemin muvazaalı olduğu, gerçekte devir yapıldığı iddia edilen şirket ile davacı şirketin aynı olduğu, sırf program kullanılıyor izlenimi oluşturmak için üçüncü kişileri yanıltıcı işlem yapıldığı, davacı tarafından ... isimli programın kullanılmadığı gibi lisanslama yapılan şirketinde ... isimli programı kullanmadığı, ... yetkililerince uyuşmazlık konusu ... isimli programın kullanılmaması yönünde açık, şüphe götürmez sabit beyanlarda bulunulduğu, lisans sözleşmesinin yanıltıcı beyanlarla üçüncü kişileri aldatıcı nitelikte ... programının kullanıldığı izlenimi olaştırmak için imzalandığı olduğu iddia edilmiştir.Muvazaa, en basit tanımıyla, bir sözleşmenin taraflarının, üçüncü kişilerden gerçek durumu gizleyerek, onları aldatmak maksadıyla, gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında geçerli olmayan bir hususta anlaşmalarıdır. Bu şekilde yapılan işlemlere de, muvazaalı işlemler adı verilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.02.2005 gün ...E.,... K.; 16.6.2010 gün,...E., ...K.sayılı ilamları).Hukuki işlem olan muvazaa ispatının tanık da dahil olmak üzere her türlü delille gerçekleştirebileceği, muvazaa işleminin tarafı olmayan üçüncü kişinin bu yöndeki iddiasını esasen yazılı delille ispatının mümkün olmadığı, izahtan varestedir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.10.2002 gün ve ... E.-... K.; 24.02.2010 gün ve ... E.- ... K. sayılı ilamları).Davacı taraf replik dilekçesinde her ne kadar; ... şirketini, ... isimli programı kullanması için lisans verdiği üçüncü kişi konumunda arz etse de, davalı tarafça; ...ile davacı şirketin aynı şirket oldukları, davacı şirketin ... yerleşkesinde fiziki olarak faaliyet gösterdiği, ... isimli programın ... tarafından kullanılmadığı yönünde bizzat ... yetkilisince açık ikrarın bulunduğu, lisans verme işleminin muvazaalı olduğu iddia edilmesi akabinde dinlenen tanık beyanları, incelenen e-posta ve whatsapp içerikleri akabinde;Davacı ...’in kendi karar organlarının bulunmadığı, aktif durumda olmadığı, operasyonların ... bünyesinde ..., ... ve .. isimli kişilerce yürütüldüğü, yani bir anlamda davacı şirketin faaliyetlerinin -lisans verdiğini iddia ettiği- ... tarafından gerçekleştirildiği, davacı şirketin dış dünyada ... tarafından temsil edildiği, bu şekilde davacı şirketin ... ile aynı yapı altında yer aldığı gibi ... kontrolünde olduğu, davacı şirketin fiziki olarak da ... yerleşkesinde bulunduğu, davacı şirket ile ...arasında lisans veren lisans alan sıfatlarının sübut bulduğu bir ilişkinin bulunmadığı, davacı şirketin bizzat ... tarafından yönetildiği anlaşılmıştır.Nitekim incelenen whatsapp mesajları ve tanık anlatımlarında dava konusu eserin ... tarafından kullanılmadığının, davalılar tarafından ücret alınmadan dahi ... isimli programın ... tarafından kullanılmasına rıza göstermiş olsalar dahi bu teklifin ... sorumlusu tarafından olumsuz karşılandığı ve ... isimli programla devam etmek istemediklerinin açık bir şekilde mesaj ile de davalılara iletildiği, ayrıca duruşmada tanık sıfatıyla dinlenen ... sorumlusunun ... isimli programı kullanmadıkları, rakip yazılım programını kullandıkları yönünde ikrarda bulunduğu, bu ikrarında whatsapp mesajlarındaki ... isimli programı kullanmama yönündeki...'un olumsuz cevabı ile örtüştüğü, aktarılan kayıtlarda davacı şirketin ... tarafından yönetildiği, ...'un da ... isimli dava konusu programı açıkça kullanmayı reddettiği, ...'un ... isimli programı lisans alan sıfatı ile davacıdan alıp kullanma iradesinin ve tercihinin bulunmadığı, bunu defalarca kez dile getirildiği, ... isimli programın lisans alan şirket çalışanlarına kullanmaları için sunulmadığı, flash bellek içerisinde verilmediği, bilgisayarlarına yüklenmediğinin yazışmalara ve tanık anlatımlarına konu olduğu, söz konusu lisans sözleşmesinin davacı tarafça üçüncü kişiler nezdinde ... isimli programın lisanslanarak kullanıldığı izlenimi oluşturmak amacıyla her iki tarafında gerçekte gizledikleri iradeleri ile imzaladıkları, gerçekte lisanslama ve lisans alma iradesinin bulunmadığı anlaşılmıştır.Kaldı ki dava dilekçesi incelendiğinde (sayfa 6) davacı şirket tarafından da ... isimli programa ilişkin taraflarınca kullanım bulunmadığına dair "süre verilirse müvekkilim yazılımı kullanır veya üçüncü kişilere kullandırır" şeklinde beyan olduğu, davacı şirketin ikinci dilekçesinde ise ... isimli programı lisans verme yetkisi ile ...'a lisanslandığı bu şekilde kullanıdığı belirtilmiştir.Davacı şirket ile ... arasında yukarıda yer verdiğimiz muvazaalı ilişkiye dair tespitlere devam edilecek olursa; lisans sözleşmesinde yer alan ... adresi: Resmî sicilde 25.04.2023 tarihinde değiştiği, ancak bu yeni sicil adresinin hayatın olağan akışına aykırı olarak 01.03.2023 tarihli sözleşmede yazılı olduğu, bu kapsamda sözleşmenin aslında 01.03.2023 tarihinde yapılmadığı, sözleşmenin 07/04/2023 tarihli caymadan sonra yapıldığı, fakat tarihin önceki tarih şeklinde atıldığı, davacı tarafça ... programı lisans verilerek kullanılıyormuş izlenimi oluşturmak üzere muvazaalı şekilde düzenlendiği yönünde mahkememizde hüküm kurmaya elverişli kanaat oluşmasına sebep olmuş, davacı tarafça bu kanaatin aksi herhangi bir sabit delil ile ispatlanamamıştır.Dolayısıyla lisans sözleşmesi, TMK m.2 çerçevesinde mutlak muvazaa sayılacak şekilde fiilen aynı ekonomik bütünlük içindeki iki şirket arasında sonradan düzenlenen sözleşmenin, özellikle üçüncü kişileri yanıltma amacı taşıyorsa hükümsüz olacağı, bu nedenle lisans sözleşmesinin davacıya bir hak kazandırmasının hukuken mümkün olmadığı yönünde oluşan kanaat ile davalının davacı tarafa uygun bir mehil vermeden aralarındaki sözleşmeden cayma haline konu "mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatlerinin esaslı surette tehlikeye düşeceği" şartının oluştuğu, özellikle belirli bir güncel değere sahip yazılım programları bakımından eser sahibinin iktisap edenle arasındaki sözleşmeyi cayma hakkının kullanarak sona erdirebilmek için mehil tayin edilmesini beklemek zorunda kalması ve bu süreyi beklediği için başka bir sözleşme kurma imkânını kaybettiği, yazılım programının atıl kaldığı, güncellenemediği için piyasadaki değerini kaybettiği, eserin güncellenmesinin sağlanamaması sebebiyle başka açıdan değerlendirilmesinin de mümkün olmadığı, bu durumun ön görülemez ekonomik kayba sebep olacağı, bu sebeple de davalının menfaatlerinin esaslı surette tehlikeye düşeceği kabulü ile muvazaalı işlemin ispatına konu tanık beyanlarının henüz tespit edilmediği aşamada dosya arasına alınan bilirkişi raporundaki kanaatin aksine davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-DAVANIN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 732,00.-TL harcın peşin alınan 179,90.-TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 552,10.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 14/07/2026Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır