Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan kıdem tazminatı rücu alacağına ilişkin itirazın iptali davasında zamanaşımı itirazını reddederek karar verdi.
Özet: Kamu kuruluşu olan davacı, alt yüklenici işçilerine ödediği kıdem tazminatlarının rücuen tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı alt yüklenici, sorumluluğunun bulunmadığını, iş sözleşmelerinin kendi döneminde sona ermediğini, kamu kurumunun sorumlu olduğunu ve alacağın zamanaşımına uğradığını savunmuştur. Mahkeme, zamanaşımı itirazını reddederek, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet alım sözleşmesi niteliğinde olduğunu ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğunu belirtmiş; yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda ise davalının belirli bir dönemdeki işçilik alacaklarından sorumluluğu ve icra takibine konu alacağın tutarı hesaplanmıştır.

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/703 Esas - 2026/282

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/703 Esas
KARAR NO : 2026/282
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17.02.2025
KARAR TARİHİ : 05.05.2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04.06.2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili teşekkülün, 233 sayılı KHK uyarınca kurulmuş, sermayesinin tamamı Devlete ait, iktisadi ve ticari esaslara göre faaliyet gösteren bir kamu kuruluşu olduğu, bor madenlerine ilişkin stratejik faaliyetleri yürüttüğü, ...’nın ilgili kuruluşu konumunda olduğu, teşekkülün, asli işlerini kendi personeliyle, yardımcı nitelikteki bazı işleri ise 4734 sayılı Kanun kapsamında hizmet alımı yoluyla yüklenicilere gördürmekte olduğu, yüklenici firmalarca çalıştırılan işçilere ödenmeyen işçilik alacaklarının mevzuat veya yargı kararları gereği müvekkilince ödenmesi halinde yapılan bu ödemelerin sorumluluk dönemleri ve son ücret esas alınarak asıl işveren olan yüklenici firmalara rücu edildiği, bu kapsamda, ... ve ... isimli işçilere müvekkili tarafından ödenen kıdem tazminatlarının, davalı ...... San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin 01.01.2018–31.12.2019 tarihleri arasındaki çalışmalara isabet eden kısmı yönünden her bir işçi için 20.954,80-TL olmak üzere toplam 41.909,60-TL’den sorumlu olduğunun hesaplandığı, taraflar arasındaki sözleşme ve teknik şartname hükümleri uyarınca işçilik alacaklarından yüklenicinin sorumlu olduğu, bu kapsamda başlatılan ..... sayılı icra takibine davalı tarafından itiraz edildiği, yapılan itirazın haksız olduğu belirtilerek, itirazın iptaline, takibin devamına, alacak likit olduğundan davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı ... arasında, ... ihale kayıt numaralı ihale kapsamında 15.12.2017 tarihli ve 12 ay süreli (01.01.2018–31.12.2018) “4 Adet Şoförlük Hizmet Alımı” sözleşmesi akdedilmiş olup, bu sözleşme süresince müvekkilinin yüklenici sıfatıyla edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, dava dışı ... ve ... ile müvekkili arasındaki iş sözleşmeleri de bu sözleşmeye paralel olarak belirli süreli olup, sürenin sonunda 5 kodu ile sona erdirildiğini, işçilerin iş sözleşmelerinin nihai olarak 31.12.2022 tarihinde başka bir yüklenici (... San. ve Tic. A.Ş.) döneminde sona erdiğini, bu nedenle müvekkilinin söz konusu kıdem tazminatlarından sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca 4857 sayılı İş Kanunu’nun 112. maddesi uyarınca, 4734 sayılı Kanun kapsamındaki alt işveren işçilerinin kıdem tazminatlarının kamu kurumu tarafından ödeneceğinin açık olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, mahkemece sorumluluk kabul edilse dahi müvekkilinin yalnızca kendi dönemine isabet eden kıdem tazminatının yarısından sorumlu olabileceğini, ayrıca alacağın likit olmadığını, icra inkâr tazminatı talebinin de reddinin gerektiğini, davaya konu alacakların zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava hizmet alım sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkin olup taraf delilleri toplanmış, davaya dayanak ..... sayılı takip dosyası, taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri, ödeme dekontları, hizmet döküm cetvelleri celp edilmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Davalı vekilince zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de, eldeki davada taraflar arasındaki ilişki hukuki nitelikçe “hizmet temini (alım) sözleşmesi” olup; kendine has özellikleri olan bu sözleşme türü için zamanaşımı süresini düzenleyen ayrık bir hüküm de bulunmadığından, TBK'nın zamanaşımı ile ilgili genel hükmü olan 146. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanması gerektiğinden (Emsal: .....'nin 20.02.2017 tarih ve ..... sayılı ilamı), dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresi de dolmadığından, zamanaşımı itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkememizce alınan 28.12.2025 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle; "...dava dışı işçiler ... ve ...'e davacı firma tarafından ödenen kıdem tazminatı ödemelerinin, davalı firmada çalışma süreleri, 01.01.2016 - 31.12.2019 tarihleri arasına düşen rücu tutarları aşağıdaki gibi hesaplanmış olup, ... için 20.954,80-TL, ... için 20.954,80-TL olmak üzere toplam 41.909,60-TL, davacının, ..... sayılı dosya ile davalı aleyhine 08.02.2024 tarihinde (... ve ...'e ödenen işçilik alacağı rücu açıklaması ile) 41.909,60-TL icra takibinde bulunulduğu, icra takibine konu tutarların doğru olduğu, ..." yönünde, aynı bilirkişi tarafından sunulan 09.03.2026 tarihli bilirkişi ek raporunda ise özetle; "...Geçici 12. mdde kapsamında davalının sorumluluğunun ... için 2.979,47-TL, ... için 2.979,47-TL olmak üzere toplamda 5.958,94-TL olduğu..." yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Somut olayda; davaya konu kıdem tazminatı ödemelerinin yapıldığı ... ile ...'in taraflar arasında akdedilen ... İKN sayılı "4 Adet Soförlük Hizmeti Alımına Ait Sözleşme" kapsamında çalıştırıldığı, ... kayıtları ile de doğrulandığı üzere, adı geçen işçilerin davalı yüklenicinin işçisi olduğu, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olduğu, davacı işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair davalı yüklenici ile imzalanan sözleşmede bir hüküm bulunmadığı, aksine davalı ile imzalanan sözleşme ve eki teknik şartnameye göre sorumluluğun davalı yükleniciye ait olduğunun kararlaştırılmış olduğu gözetilerek davacı işverenin dava dışı işçi için yaptığı kıdem tazminatı ödemesini davalı yüklenicinin işçiyi çalıştırdığı dönemle sınırlı sorumlu olmak üzere kural olarak talep edebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu bağlamda da davacının, icra takibine konu edilen 41.909,60-TL miktarlı alacak talebinin haklı olduğu anlaşılmıştır. Ancak 29.01.2026 tarih ve 33152 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Kanununa eklenen Geçici Madde 12'de, "10.09.2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği 11.09.2014 ile 15.10.2019 tarihi arasında (bu tarihler dahil) 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemelerinden alt işverenlere rücuya konu tutarların söz konusu ihale sözleşmeleri kapsamında geçen kısmının tahsilinden vazgeçilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu bağlamda konu incelendiğinde, davacı ...'nün kamu kuruluşu niteliğini haiz olduğuna tereddüt bulunmamakta olup niza konusu ödemeleri ilgilendiren taraflar arasındaki ... İKN sayılı 4 Adet Soförlük Hizmeti Alımına Ait Sözleşme'nin de 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılan ihaleye istinaden 15.12.2017 tarihinde akdedildiği anlaşılmakla, somut olayda Geçici Madde 12'nin uygulama alanı bulacağı görülmüştür. Bu bağlamda, maddede belirtilen dönemlere denk gelen kıdem tazminatının ayrıştırılması gerekmiş olup bu ayrıştırma yapıldığında davacı tarafından talep edilebilecek toplam alacağın, bilirkişi ek raporunda hesaplandığı üzere, 5.958,94-TL olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, davalının ..... sayılı icra takibine itirazının 5.958,94-TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynı koşullarda devamına, fazlaya dair istem bakımından ise Geçici Madde 12 gereğince esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Davacının icra inkar tazminatı talebi bakımından ise; dava konusu alacak miktarı bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir yani likit alacak niteliğinde olduğu kuşkusuz olup mahkememizce, dava konusu alacağın bu niteliğine göre davacı yararına İİK mdi 67/2. uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir (Emsal: ......'nin 24/12/2020 tarih ve ..... sayılı ilamı). Bu bağlamda somut olarak, hükmolunan alacağın %20’si olan 1.191,79-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş ve son tahlilde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
(Son olarak; kısa kararda, davaya konu icra dosyasına ilişkin daire numarasında yazım yanlışı yapıldığı, yapılan bu yanlışlığın maddi hataya dayalı olup HMK md. 304 gereğince resen tashihi mümkün hususlardan olduğu görülerek hükmün infazında terreddüte mahal verilmemesi adına dosya bilgilerine dair hüküm fıkrasının resen tashihi gerekmiştir.)
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; davalının ..... sayılı icra takibine itirazının 5.958,94-TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynı koşullarda devamına,
2-Fazlaya dair istem bakımından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
3-Hükmolunan asıl alacağın %20’si olan 1.191,79-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
4-Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
5-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT gereğince hesaplanan 5.958,94-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-4857 sayılı Kanun'a eklenen Geçici Madde 12 gereğince davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadğına,
8-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL başvuru harcı ile 715,72-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı tarafından yapılan 170,00-TL tebligat gideri, 234,50-TL dosya masrafı ve 7.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.882,18-TL yargılama giderinden davayı kabul oranı dikkate alınarak 1.831,51-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın 4857 sayılı Kanun'a eklenen Geçici Madde 12 gereğince davacının üzerinde bırakılmasına,
10-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
11-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 05.05.2026
Katip .....
¸e-imzalıdır
Hakim .....
¸e-imzalıdır