Davacı işçinin birden çok dönemde davalıya ait işyerinde sigortasız hizmet tespiti talebinin, delil yetersizliği ve hak düşürücü süre iddialarıyla reddi kararının temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, 2008-2020 yılları arasındaki çeşitli dönemlerde bir kıraathanede ocakçı olarak sigortasız çalıştığı iddiasıyla hizmet tespiti davası açarak primlerinin yatırılmasını talep etmiş, bu çalışma dönemlerine dair irsaliye ve denetim raporları gibi yazılı deliller sunduğunu belirtmiş; davalı işveren ise davacının kesintisiz çalışmadığını, kötü niyetli olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini ve davacının farklı zamanlarda cezaevinde yattığını veya başka yerde çalıştığını iddia etmiş; ilk derece mahkemesi ve istinaf başvurusu reddedilince, davacı eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle temyize başvurmuştur.
10. Hukuk Dairesi         2025/12196 E.  ,  2026/3761 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1012 E., 2025/2878 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/515 E., 2023/86 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı 02.04.2008-20.02.2015, 07.12.2015-13.05.2016, 14.11.2016-06.10.20 17... .04.2018-06.08.2020 tarihleri arasında davalıya ait .. Kıraathanesi ünvanlı iş yerinde ocakçı olarak çalıştığını, anılan dönemde bir fiil ve kesintisiz olarak çalıştığını, yıllık izin dahi kullanmadığını, son çalışma döneminde sabah 05:30-17:30 arasında çalıştığını, diğer dönemlerde 15.00-00.00 saatleri arasında ya da sabah 05:30-15:00 saatleri arasında çalıştığını, dosyaya sunulan evraklarda müvekkilinin çalıştığının yazılı delil olduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan irsaliye faturaları , denetim ve kontrol raporlarına dair evraklarla müvekkilinin çalıştığı sürelere dair yazılı delil niteliğinde olduğu ve 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahsedilmemesi gerektiğini, verilen tarihler arasındaki sigortası bildirilmeyen hizmetlerin ayrı ayrı tespitini, yatırılmayan primlerin davalı tarafından yatırılmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkiline ait iş yerinde fiili ve kesintisiz çalışması bulunmadığını, haksız menfaat elde etme amacına dayalı ve tamamen kötü niyetli olarak açılmış bir dava olduğunu, hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu 02.04.2008-20.02.2015 tarihleri arasındaki dönemin tespitinin mümkün olmadığını, 2010 yılının sonuna kadarki faturalarda işyeri kaşesi bulunmadığını, 2011 yılından itibaren faturalarda işyeri kaşesinin düzenli bir şekilde kullanıldığının açık olduğunu, 31.12.2010 tarihinden önce müvekkilin işyeri kaşesinin bulunmadığının kanıtlar nitelikte olduğunu, işyerinden müvekkilinin haberi ve rızası olmadan bu faturaları düzenlemelerinden çok uzun zaman sonra alıp imza atarak ve kaşe basarak delil yaratma amacıyla kullanmış olduğunu açıkça gösterdiğini, davacının davalı müvekkile ait işyerinde fiili ve kesintisiz çalışmasının bulunduğunu iddia ettiği zaman aralıklarının bir kısmında cezaevinde yatmış olduğunu, bir kısmında kardeşi ..'a ait .. Kıraathanesinde çalışmış olduğunu, haksız ve kötü niyetli olarak davanın açıldığını bu nedenlerle davanın reddini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir
Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hukuki yarar yokluğundan yoksun olduğunu bu nedenle usulden reddinin gerektiğini, işe giriş bildirgesi ile birlikte Kanun'un 79. maddesinde öngörülen aylık sigorta gün bildirgeleri ile SSİ Yönetmeliğinin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu kayıtlar olduğunu, davacı davaya konu dönemde bu kayıtlara sahip olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Davanın reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde temyiz isteminde bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde:
Eksik araştırma ile karar verildiğini, dava dilekçesinde anılan dönemde bir fiil ve kesintisiz olarak çalıştığını, 02.04.2018 denetim tarihli işyeri kontrol ve denetim defterinde, .. İl Tarım Ve Orman Müdürlüğü resmi kontrol raporunda, 29.07.2008 düzenleme tarihli .. .. (.. ...)’e ait irsaliye faturasında müvekkil imzası bulunduğunu, 11.07.2008 tarihli .. Meşrubat Gıda San. ve Paz. Ltd. Şti.’ye ait 11.07.2008 düzenleme tarihli irsaliye faturasında da müvekkil imzası bulunduğunu, kararın bozulmasını talep etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının 02.04.2008-20.02.2015, 07.12.2015-13.05.2016, 14.11.2016- 06.10.20 17... .04.2018-06.08.2020 tarihleri arasında davacının davalı nezdinde çalıştığının tespitine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi hükmüne göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
3.Mahkemenin yazılı hükmü 02.04.2008-20.02.2015 dönemi bakımından yerinde ise de diğer dönemler yönünden hatalı değerlendirmeye ve eksik araştırmaya dayanmaktadır. 07.12.2015-13.05.2016 dönemi yönünden, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren başlayacak olan 5 yıllık dava açma süresi ile 05.08.2021 olan dava tarihi gözetildiğinde, talebin hak düşürücü süreye uğramadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle Mahkemece esasa girilerek aşağıda belirtilen hususlar gözetilerek bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
4. Mahkemece, 14.11.2016-06.10.20 17... .04.2018-06.08.2020 tarihleri arasındaki talep yönünden esası ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de mahkemenin yazılı hükmü eksik araştırmaya dayanmaktadır. Mahkemece, talep konusu dönemi kapsayan ve davalı işyerine ait olan dönem bordroları getirilmeli, beyanına başvurulmayan tanıklar da dinlenmelidir. Dinlenen davacı tanıklarından bordrolu ... ve ...'ın çalışma dönemleri ile beyanları değerlendirilmeli; bir diğer davacı tanığı ... ...'ın, davalı işyerinin karşısında eşine ait olduğunu beyan ettiği işyerinin "komşu işyeri" niteliğinde olup olmadığı araştırılmalı ve vergi kayıtları da getirtilerek beyanlar netleştirilmelidir. Ayrıca, davacı tarafın sunduğu birtakım yazılı belgeler ile davacının (varsa) vergi kayıtları getirtilerek, bu dönemde kendi nam ve hesabına çalışıp çalışmadığı da araştırılıp değerlendirilmelidir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.