Limited şirket vergi borçlarından dolayı kanuni temsilci ve eski ortağa düzenlenen ödeme emirlerinin, tahsilat usulü ve sorumluluk ilkeleri eksikliği nedeniyle iptali.
Özet: Bir şirketin vergi borçları nedeniyle bir kişiye kanuni temsilci ve eski ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali davasında, mahkeme, yapılandırılan borçlar için asıl borçlu şirkete yeniden ödeme emri tebliğ edilip tahsil edilemediği somut olarak ortaya konulmadan kanuni temsilciye ödeme emri çıkarılmasını hukuka aykırı bulmuştur. Ayrıca, diğer borçlar için asıl borçlu şirket nezdinde yeterli malvarlığı araştırması yapılmadan doğrudan temsilcinin sorumluluğuna gidilemeyeceğine ve davacının ortaklıktan ayrıldığı tarihten sonra tahakkuk eden borçlardan sorumlu tutulamayacağına hükmederek, tüm ödeme emirlerinin iptaline karar vermiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YDOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/5896 Karar No : 2025/4960 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı-...VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:Dava konusu istem: ... Hırdavat İnşaat Taahhüt Makina Nakliyat Elektrik Elektronik San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına, kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ..., ..., ..., ... sayılı ödeme emirleri ile ortak sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ..., ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; ... sayılı ödeme emri yönünden, Mahkemelerince verilen ara karara istinaden davalı idarece sunulan bilgi ve belgelerden, asıl borçlu şirket tarafından ödeme emri içeriğinde yer alan borçların 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığı, bu haliyle asıl borçlu şirketin vergi borçlarını yapılandırması sonucu taksitlendirilip ödenmeyen yeni bir borca dönüştüğünden, yapılandırma üzerine ödenmeyen vergi borçlarının öncelikle, asıl borçlu şirket adına yeniden ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmesi ve söz konusu borçların tahsil edilemediğinin somut olarak ortaya konulması gerekirken bu usul takip edilmeksizin doğrudan kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı, ..., ..., ... sayılı ödeme emirleri yönünden, Mahkemelerince verilen ara kararı üzerine davalı idare tarafından sunulan belgelerin incelenmesinden, asıl borçlu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasının davacıya ödeme emri düzenlenme tarihinden sonra yapıldığı görüldüğünden, davacıya ödeme emirleri düzenlenmeden önce, asıl borçlu şirket nezdinde her hangi bir malvarlığı araştırması yapılmaksızın, vergi borcunun şirketten tahsil edilip edilemeyeceği kesinleştirilmeden asıl amme borçlusundan tahsil edilme imkanının kalmadığından bahsedilemeyeceğinden, doğrudan davacının sorumluluğuna gidilmesinde ve davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emirleri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı, ..., ... sayılı ödeme emirleri yönünden, 6183 sayılı Kanun'un 3. maddesinde, amme alacağı teriminin Kanun'un 1. ve 2. maddeleri kapsamına giren alacakları ifade ettiği belirtilirken açıkça tanımlanmadığı, ancak, idarece 6183 sayılı Kanun uygulanarak cebren tahsil edilebilecek veya cebren tahsile başlangıç olarak limited şirket ortaklarından Kanunun 55. maddesine göre ödeme emri ile takip edilebilecek amme alacaklarının, tahakkuk ettiği halde vadesinde ödenmemiş olan 6183 sayılı Kanun kapsamına giren alacaklar olduğu, bu nedenle, 6183 sayılı Kanunun 35. maddesinin ikinci fıkrasındaki, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacakları yolundaki hükümde kullanılan "devir öncesine ait amme alacakları" ifadesinin, sermaye payının devrinden önce şirket adına tahakkuk ettiği halde vadesinde ödenmemiş, 6183 sayılı Kanuna göre takip edilebilecek "amme alacağı" vasfını kazanmış alacakları ifade ettiği, üçüncü fıkrasındaki amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olması halinde bu şahısların amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu oldukları düzenlemesinde yer alan "amme alacağının doğduğu zaman" kavramıyla da vergilendirme döneminde veya verginin ait olduğu dönemde ortak sıfatı taşıyan kişilerin değil, tahakkuk eden verginin amme alacağı niteliği kazandığı vade tarihinde ortak sıfatı taşıyan kişilerin, amme alacağı haline gelmiş fakat şirketten tahsil edilememiş borçlardan müteselsilen sorumlu tutulduğunu gösterdiği, bu itibarla, 26/05/2011 tarihli ortaklar kurulu kararıyla şirket ortaklığından ayrılan davacının bu tarihe kadar tahakkuk etmiş vergi borçlarından sorumlu tutulması kanun gereği olmakla birlikte, ödeme emirleri içeriğinde yer alan amme borçlarının 2012 ve 2014 yıllarında tahakkuk etmesi sebebiyle ortaklıktan ayrıldıktan sonraki tarihte tahakkuk ettirilen alacaklar nedeniyle davacının herhangi bir sorumluluğuna gidilemeyeceğinden davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde de hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Yapılan malvarlığı araştırması davacıya ödeme emirleri tebliğinden sonra yapılmış ise de asıl şirkete ait malvarlığı bulunmadığından amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceğinin ortaya koyulduğu, yapılandırmanın, davacının kanuni temsilciliğinden kaynaklanan sorumluluklarını ortadan kaldırmadığı, ayrıca vergi borçlarının doğduğu dönemde davacı şirket ortağı olduğundan, vergi borcunun tahsili amacıyla 6183 sayılı Kanunun 35. maddesi uyarınca ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde de hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Daire kararında belirtilen gerekçeyle Bölge İdare Mahkemesi kararının ortak sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ..., ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının bozulması, kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ..., ..., ..., ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE:MADDİ OLAY: ... Hırdavat İnşaat Taahhüt Makina Nakliyat Elektrik Elektronik San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına, kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ..., ..., ..., ... sayılı ödeme emirleri ile ortak sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ..., ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir.İLGİLİ MEVZUAT:213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 19. maddesinde; vergi alacağının, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı, vergi alacağının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil ettiği açıklanmış; 20. maddesinde; verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibarıyla tespit eden idari muamele olduğu, 21. maddesinde, tebliğin, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi olduğu, 22. maddesinde, tahakkukun tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesi olduğu, 23. maddesinde de, verginin tahsilinin kanuna uygun suretle ödenmesi olduğu tanımlanmıştır.6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun, "Kanunun şümulü" başlıklı 1. maddesinde, devlete, vilayet özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait mahkeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi feri amme alacakları ile bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümlerinin tatbik olunacağı öngörülmüştür.Anılan Kanunun 35. maddesinde de limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı hükümleri yer almaktadır.HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Vergi mahkemesince, asıl borçlu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasının davacıya ödeme emirlerinin düzenlenme tarihinden sonra yapıldığı gerekçesiyle verilen kabule ilişkin karar üzerine davalı idare tarafından asıl borçlu şirket hakkında tekrar malvarlığı araştırması yapıldığı ve sonrasında davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla aynı borçları içeren ... tarih ve ..., ... sayılı ödeme emirleri düzenlenerek tebliğ edildiği anılan ödeme emirlerinin de Danıştay Dokuzuncu Dairesinin E:2023/5660, 6981 sayılı dosyalarında dava konusu edildiği görüldüğünden, Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ..., ..., ..., ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz iddiaları, kararın belirtilen kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ..., ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemi yönünden ise; Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden; 6183 sayılı Kanunun 1. maddesine göre bir amme alacağı olan vergi alacağının anılan Kanun uyarınca tahsil edileceği, 213 sayılı Kanunun 19. maddesine göre de vergi alacağının, vergiyi doğuran olay ile doğacağı ve vergi alacağının doğmasının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil edeceği, yani amme alacağı türlerinden birisi olan vergi alacağının, vergiyi doğuran olayla birlikte doğduğu, dolayısıyla vergiye ilişkin alacak ve borç ilişkisinin vergiyi doğuran olay ile gerçekleştiği ve vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesiyle, mükellefin vergi borçlusu, devlet, vilayet özel idareleri ve belediyelerin de vergi alacaklısı sıfatına sahip olduğu, vergi alacağının doğmasından sonraki aşamada ise, kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak vergi alacağının tarh ettirildiği, tarh ettirilen verginin tebliğ edilmesi üzerine tahakkuk ederek ödenebilir aşamaya geldikten sonra verginin tahsili aşamasına geçilerek, kanunda belirtilen surette ödenmesiyle vergilendirme sürecinin tamamlandığı, ancak vergi borcunun vadesinde ödenmediği durumda ise kamu gücü kullanılarak, alacaklısı veya alacaklı adına kamu gücü kullanma konusunda yetkili makamlar tarafından cebren tahsil aşamasına geçildiği ve cebren tahsil esaslarının hüküm altına alındığı 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde tahsilatın yapılacağı anlaşılmaktadır. 213 sayılı Kanunun 19. maddesi uyarınca vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi ile vergiye ilişkin alacak ve borç ilişkisinin kurulduğu, mükellefin artık vergi borçlusu olduğu, tarh, tebliğ ve tahakkuk ettikten sonra vadesinde ödenmeyen vergi alacağının ise cebren tahsilata ilişkin esasların hüküm altına alındığı 6183 sayılı Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde yapıldığı, dolayısıyla, sadece vergi borçlarını değil diğer amme alacaklarını da kapsayan 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde yer verilen "amme alacağının doğduğu zaman" kavramından kastedilenin vergi hükümleri açısından "vergiyi doğuran olay" olduğu ve verginin tahakkuk edip vadesinde ödenmemesi durumunun ise vergi alacağının, cebren tahsil edilme şartlarının gerçekleşmesine işaret ettiği sonucuna ulaşılmıştır.Bu itibarla, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde değinilen amme alacağının doğduğu zaman kavramından anlaşılması gerekenin, amme alacağının da konusu olan vergi alacağının doğduğu zaman olduğu da açıktır. Aksine bir yorum anılan maddede yer alan; "Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur." hükmünü de etkisiz kılar. Zira, amme alacağının doğduğu zamanı temyize konu kararda değinildiği gibi tahakkuk edip kesinleşen verginin kamu alacağı haline gelmesine indirgendiği durumda aynı tarihte ödenmesi de gerekli olan mezkur alacak için vade tarihi aramak anlamsız olacaktır. Nitekim kesinleşen ve kamu alacağı haline dönüşen bu alacak için sonrasında düzenlenen ödeme emrinde gecikme faiziyle birlikte yer alan gecikme zammı da bu tarih itibarıyla işletilmeye başlanır ve ödeme emri ile talep edilir. Ayrıca tahakkuk eden verginin sadece ödenmesi gereken tarihte ortak sıfatı taşıyan kişilerden aranabileceği şeklindeki hukuki değerlendirme ise, payı devralan ve devreden ortağın müteselsil sorumluluğuna ilişkin olarak getirilen kusursuz ve müteselsil sorumluluk ilkesiyle bağdaşmadığından 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesindeki düzenlemeden asıl borçlu şirkete ait amme alacaklarının doğduğu dönemde şirketin ortağı olan kişilerin ortak olunan dönemlerle sınırlı olarak amme alacağının ödenmesinden sermaye hisseleri oranında sorumlu olacağının anlaşılması gerekmektedir.Dosyanın incelenmesinden, davacının 07/08/2008-26/05/2011 tarihleri arasında ortağı olduğu ... Hırdavat İnşaat Taahhüt Makina Nakliyat Elektrik Elektronik San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait 2011 yılının muhtelif dönemlerine ilişkin kurumlar vergisi, katma değer vergisi, vergi ziyaı cezaları, gecikme zammı ve gecikme faizine ilişkin vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına ortak sıfatıyla ... tarih ve ..., ... sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmış olup, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca, davacının, söz konusu ödeme emirlerine konu vergi borçlarının, şirket ortağı olduğu dönemlere isabet eden kısmının ödenmesinden sorumluluğunun bulunduğu açık olduğundan, bu husus göz önüne alınarak karar verilmesi gerektiğinden, Bölge İdare Mahkemesi kararının anılan kısmının bozulması gerekmektedir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;Davalının temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne, ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, ... tarih ve ..., ..., ..., ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA, ... tarih ve ..., ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 19/11/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.