İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, ticari satıştan doğan ayıplı yatak alacak davasında tacir sıfatı, zaman aşımı ve birebir değişim talebi konularını incelediği istinaf kararı.
Özet: Bir şirketin, çalışanları için ticari amaç gütmeden aldığını iddia ettiği yatakta gizli üretim hatası (yay eksikliği) oluşması üzerine, satıcı firmadan bedelin iadesini talep ettiği davada, ilk derece mahkemesi, yatağın fatura üzerinde davacı şirket adına kayıtlı olması ve ticari amaç dışında alındığının ispatlanamaması nedeniyle işlemi ticari kabul ederek, davacının basiretli tacir yükümlülüğünü vurgulamış; ayıbın gizli niteliğini ve ihbarın süresinde yapıldığını tespit etmekle birlikte, davalının zamanaşımı defi karşısında, satın alma tarihi (21.04.2018), arabuluculuk süreci ve dava tarihini (21.09.2020) dikkate alarak 2 yıllık zamanaşımı süresinin arabuluculukla kesilip kesilmediği hususunda Türk Borçlar Kanunu ilgili maddesi çerçevesinde değerlendirme yapmıştır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/87
KARAR NO: 2026/1320
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/09/2022
NUMARASI: 2020/386 Esas - 2022/539 Karar
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/06/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket İstanbul ...’daki iş yerinde çalışanların kullanması maksadı ile ticari maksat güdülmeksizin ekte sureti sunulu 21.04.2018 günü 4.270,00-TL'si bedelle bir adet 180X200 ... yaylı yatak satın aldığını, ancak yatağı çok az kullanmasına rağmen yatakta meydana imalat hatasından kaynaklı çökme oluşunca durumu davalı tarafa bildirip inceleyerek değiştirmelerini istediğini, davalı şirket yetkilileri uzun uğraşlar sonucu nihayetinde 11.12.2019 günü de gönderdiği kontrol memurları aracılığı ile yaptığı kontrolde “ 180X200 ...Yaylı yatak karşıdan bakıldığında sağ kenar da çökme mevcut, Tüketiciye Tamir onarımının önerildiği, tüketici tamir onarımı kabul etmediğini, birebir değişim istiyor ” şeklinde ekte sureti sunulu tutanak düzenlediğini, davalı tarafın kendi tespiti ile satılan ürünün hatalı olduğu sabit iken, tamir ve onarım yoluna gidilmesi TKK' na aykırı olup, davacının birebir değişim talebinin kabul edilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu hususta Tüketici Hakem Heyetine yapılan başvurularının davacının gerçek kişi olmadığı nazara alınarak, doğrudan yargı yoluna gitmesi gerektiği söylenerek alınmış ise de, anılan sebeple reddine karar verileceği söylendiğinden, kusurlu ürünü satarak davacı satış bedeli tutarında zarara uğratan davalının zararımızın tazmini için işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, arz ve izah olunan nedenlerle ayıplı ürünü satan davalıdan satış bedeli 4.270,00 TL'nin ödeme günü 21.04.2018 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari faizi ile birlikte alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf davaya konu ürünü 21.04.2018 tarihinde satın aldığını beyan ettiğini, davacı tarafın arabulucuya başvuru tarihi 17.06.2020 son tutanak tarihi 20.07.2020 tarihi olduğunu, dava tarihinin ise 21.09.2020 tarihi olduğunu, davacı taraf davayı açarken Tüketici Kanunu'na dayandığını, ancak taraflar tacir olup, işbu davada TTK ve TBK hükümleri uygulanması gerektiğini, ancak davaya Tüketici Kanunu hükümleri uygulanacak olsa dahi davacı taraf yine de zaman aşımı süresinden sonra işbu davayı açtığını, hem tüketicinin Korunması Kanunu'nda hem de Türk Borçlar Kanunu'nda ayıp isnadı ile ilgili davalar 2 yıllık zaman aşımı süresine tabi tutulduğunu, davacı taraf, zaman aşımı süresinden sonra dava açmış olup, davanın zaman aşımı sebebi ile reddini, davaya konu ürün ayıplı olmadığını, kaldı ki davacı taraf teslim anında ayıplı olduğunu iddia ettiği ürün ile ilgili olarak süresinde ayıp ihbarında bulunmamış ve zaman aşımı süresinden sonra işbu davayı açtığını, ürüne verilmek istenen garanti servis hizmeti ise bizzat davacı tarafından reddedildiğini, bu gerekçelerle davanın reddini ve yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davaya konu yatak hakkında alınan bilirkişi raporu içeriğinden yataktaki imalat hatasının gözle görülmediği, kullanıma bağlı olarak ortaya çıkabileceği, yay eksikliğine ilişkin imalat hatasının gizli ayıp olduğunun anlaşıldığı, ayıp ihbarının şekline ilişkin düzenleme bulunmadığı, davalı tarafça 11/12/2019 tarihli kontrol formundan ayıbın süresi içerisinde yapıldığının görüldüğü,
Davaya konu yatağın faturası incelendiğinde davacı şirket adına alındığı, davacı tarafça şirketin ticari maksat dışında yatağı aldığının ispatlanamadığı, davacı şirketin tacir olduğundan basiretli bir tacir gibi davranma yükümlüğünün bulunulduğu, tüketici hakem heyetine başvurunun zaman aşımı süresine kesmeyeceği, davalı vekilinin zaman aşımı definde bulunması nazara alındığında, TBK 154/2 maddesinin "Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa" şeklinde zaman aşımının kesileceğinin düzenlediği, arabulucuğa başvuru tarihi 17/06/2020 ile son tutanağın imzalandığı tarih 20/07/2020 tarihi arasında zaman aşımının duracağı, yatağın 21/04/2018 tarihinde satın alındığı, ayıplı malda satılanın alıcıya devrinden başlayarak 2 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı, davacının ödeme yaptığı tarih 21/04/2018 tarihinde malın teslim edildiğinin kabulünden itibaren 17/06/2020 ile 20/07/2020 tarihleri arasındaki durma süresi gözetilerek davanın 21/09/2020 tarihinde açıldığı görülmekle davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığı anlaşılmakla davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının yatağı aldığı günden bu yana Tüketici Hakem Heyetinden, Arabulucuya ve mahkemeye yaptığı başvurular tarihleri ile birlikte gerek yargılama aşamasında, tamamı dosyadaki belgelerle sabit olduğu üzere hiçbir tereddüte mahal verilmeyecek şekilde ispatlandığını ve bilirkişi kök raporu ve ek raporu ile yatakta gizli ayıp olduğunun tespit edildiğini, mahkemece Tüketici Hakem Heyetine yapılan başvurunun yok sayılmasının kararın usule ve yasaya aykırı olduğunu gösterdiğini, tüketici hakem heyetine yapılan başvuru ile zaman aşımın kesildiği yasa ve yargıtay'ın yerleşik uygulaması ile sabit olduğunu, mahkemenin, söz konusu hakem heyeti kararını adeta yok saydığını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 341/2. Maddesine göre, 2022 yılı için miktar ve değeri 8.000,00 Türk Lirasını geçmeyen mal varlığı ilişkin kararlar kesindir. Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi de sonuca etkili değildir.
Mahkemece reddine karar verilen ve davacı tarafça istinaf incelemesine konu edilen miktar 4.270,00 TL olup, bu miktar, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın Ek 1. maddenin ikinci fıkrasına göre karar tarihi itibariyle kesinlik sınırının altında olup, ilk Derece Mahkemesince verilen karar kesin niteliktedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.07.2025 tarih ve 2024/10-205 Esas ve 2025/410 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere verildiği anda yürürlükte bulunan kanun hükümlerine göre miktar itibarıyla bir kararın sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenleme kapsamında değişen parasal sınırlara göre kesin olup olmadığının değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.
Eldeki davada 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yapılan değişiklikten önceki düzenlemelere göre karar tarihi itibarıyla değerlendirme yapılması gerekmekle; karar tarihi itibariyle miktar olarak kesin olan kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.
KARAR : Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 341-(2) ve 346-(1)maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 220,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 511,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.24/06/2026