Yargıtay 6. Ceza Dairesi, nitelikli yağmaya teşebbüs suçunda TCK 149/1-a maddesinin uygulanması için kesin delil bulunmaması nedeniyle hükmü bozdu.
Özet: Nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan verilen mahkumiyet kararında, tanık beyanlarına göre sanığın arbede sırasında ortaya çıkan bıçağı kimsenin yaralanmaması amacıyla ele geçirdiği, ancak katılanın bıçak görmediğini ifade ettiği, bu nedenle sanığın eylemi gerçekleştirirken silah kullandığına dair her türlü şüpheden uzak kesin bir delilin bulunmadığı anlaşılmıştır; bu durum karşısında Türk Ceza Kanununun 149/1-a maddesinin koşulları oluşmadığı halde uygulanması hukuka aykırı bulunarak, ilk derece mahkemesinin kararı bozulmuştur.
6. Ceza Dairesi         2024/5070 E.  ,  2026/3791 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/ 244 E. 2024/1057 K.
SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs
HÜKÜM : İlk derece mahkeme kararının kaldırılması suretiyle mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız bozulmasını istediği temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." ve aynı Kanun'un 301. maddesinin "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ve sanık müdafiinin temyiz istemine yönelik yapılan incelenmede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Tanık M.S.K'nın arbede sırasında olay yerine gittiğine, sanığın beli açılınca üzerinde bıçak gördüğüne, kimsenin yaralanmaması amacıyla da bahse konu bıçağı çekerek aldığına dair anlatımı, bu anlatım ile örtüşen katılanın bıçak görmediğine, sanığın da kendisine bıçak göstermediğine dair beyanı tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde sanığın nitelikli yağmaya teşebbüs eylemini gerçekleştirdiği sırada silah kullandığına dair her türlü şüpheden uzak kesin bir delile rastlanılamadığı gözetilmeksizin koşulları bulunmadığı halde sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun
149/1-a maddesinin uygulanmış olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14.Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Eskişehir 5.Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 04.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.