Danıştay 13. Daire, Sermaye Piyasası Kurulunun gayrimenkul yatırım ortaklığı yönetim kurulu üyesine hatalı finansal raporlama sebebiyle uyguladığı idari para cezasının hukuka uygunluğunu onayarak temyiz istemini reddetti.
Özet: Bir gayrimenkul yatırım ortaklığının yönetim kurulu üyesi olan davacının, şirketin 2014-2020 dönemi finansal tablolarında ilgili taraflardan alacaklar ve iştiraklere ilişkin eksik/hatalı bilgiler nedeniyle Sermaye Piyasası Kurulu tarafından uygulanan 586.969,00 TL tutarındaki idari para cezasının iptali istemiyle açtığı dava, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi tarafından reddedilmiş olup, Danıştay da davacının temyiz başvurusunu reddederek idari para cezasının hukuka uygun olduğuna karar veren alt mahkeme kararlarını onamıştır.
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2024/224 E.  ,  2025/874 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2024/224
Karar No:2025/874
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacının yönetim kurulu üyesi olduğu ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Anonim Şirketinin (...) 2014-2020 dönemine ait ara dönem ve yıllık finansal tablolarının 14.1 sayılı Sermaye Piyasasında Finansal Raporlamaya İlişkin Esaslar Tebliği’nin 5. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden bahisle 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 103. maddesi uyarınca davacıya 586.969,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının ilgili kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... K:...sayılı kararda; davacının yönetim kurulu üyesi olduğu ... hakkında yapılan denetim sonucu tanzim edilen ... tarih ve ... sayılı denetleme raporunda anılan şirketin hatalı kayıtlar tuttuğuna ilişkin tespitlerde bulunulduğu ve bu kapsamda davacının ve şirketin savunmasının alındığı, tespitler kapsamında...'ın 2014-2020 dönemine ait ara dönem ve yıllık finansal tablolarında ilişkili taraflardan alacaklar ile iştiraklere ilişkin eksik/hatalı/tutarsız bilgilere yer verilmesinin Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yayımlanan “Finansal Raporlamaya İlişkin Kavramsal Çerçeve” ve "TMS 1 Finansal Tabloların Sunuluşu” standardına, dolayısıyla Kurul'un Sermaye Piyasasında Finansal Raporlamaya İlişkin Esaslar Tebliği (11-14.1)'nin 5. maddesine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle, ... ve sorumlu olduğu değerlendirilen yönetim kurulu üyeleri davacı ile A. Ç. hakkında ayrı ayrı olmak üzere idari para cezası uygulanmasına karar verildiği;
Bu itibarla, ...'ın finansal tabloların hazırlanması ve sunulması çalışmalarında yeterli dikkat ve özenin göstermediği ve davacının da birinci dereceden sorumlu ve yetkili yönetim kurulu üyesi olduğu anlaşıldığından, ihlallerin farklı konularda ve birden fazla olması da gözetilerek üst sınırdan idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, hem ...'a hem de şirketin yönetim kurulu üyelerine ceza kesilmesinin ve tek taraflı olarak hazırlanan rapora dayanılarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu, hataların sehven yapılan maddi hatalar olduğu, iddialarının incelenmediği, günlük ihtiyaç için verilen borcun yazılmasının unutulduğu, yurt dışındaki ortaklığın tam olarak kurulamadığı, mükerrer ceza uygulandığı, üst sınırdan idari para cezası uygulanmasının ölçüsüz olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, dava konusu Kurul kararı ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/02/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 103. maddesinde, "Bu Kanun'a dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket eden kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından iki yüz elli bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir."; 105. maddesinin ikinci fıkrasında ise, "Bu Kanun'da tanımlanan kabahatlerden birinin idari yaptırım kararı verilinceye kadar birden çok işlenmesi halinde, ilgili hükme göre, ilgili gerçek veya tüzel kişiye bir idari para cezası verilir ve verilecek ceza iki kat artırılır." kuralları yer almıştır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesinde, bu Kanun'un hükümlerinin idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; "Kanunilik ilkesi" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında, hangi fiillerin kabahat oluşturduğu kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi, kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriğinin, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabileceği belirtilmiş; 2. fıkrasında, kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarının ancak kanunla belirlenebileceği kuralına yer verilmiştir.
5326 sayılı Kanun'un "İdari para cezası" başlıklı 17. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında, idari para cezasının, maktu veya nispi olabileceği, idari para cezasının, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebileceği, bu durumda, idari para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumunun birlikte göz önünde bulundurulacağı belirtilmiş; son fıkrasında ise, idari para cezalarının her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 04/01/1961 tarih ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı kuralı yer almıştır.
6362 sayılı Kanun'un 103. maddesiyle, her kişiye veya olaya özgü ceza tutarlarının belirlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle cezaların bireyselleştirilmesi için yasa koyucu tarafından cezanın alt ve üst sınırları gösterilmekte, ancak bu iki sınır arasında bir ceza belirleme konusunda da idareye takdir yetkisi verilmektedir.
Alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir yetkisinin makul ve ölçülü olmayan şekilde kullanılması eşitsizliğe, haksızlığa ve keyfiliğe yol açabilecektir.
Sermaye Piyasası Kurulu'nun... tarihli ve ... sayılı, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Çerçevesinde Tesis Edilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Uygulama Esasları başlıklı ilke kararında; idari para cezası uygulamalarında, ilgililerin Kurul görevlileri ve çalışanları ile süreç içerisinde olan işbirliği, ilgili hakkında daha evvel aynı ihlal nedeniyle idari para cezası tesis edilmesi, ihlalin önemliliği, ihlalin doğurduğu zararın büyüklüğü, ihlalin gerçekleştirilme şekli, ilgilinin kusurunun yoğunluğu, ilgilinin savunmasındaki samimiyeti, ihlal nedeniyle doğan zararın tazmini ve/veya aykırılığın giderilip giderilmediği, yatırımcıların zarar görüp görmediği, ilgili tarafından elde edilen menfaatin büyüklüğü gibi kıstaslar çerçevesinde yapılacak değerlendirmeler neticesinde ve bu ölçüde Kanun ile belirlenen alt limitten uzaklaşılması yoluna gidileceği, hizmet birimlerince Kurul karar organına sunulacak öneri yazılarında Kanun ile belirlenen alt limitten uzaklaşılarak idari para cezası tesis edilmesi talep edilmesi hallerinde bu talebin gerekçelerinin de açıkça belirtilmesi gerektiği yönünde düzenlemelere yer verilmiştir.
6362 sayılı Kanun'un 103. maddesinde belirtilen idari para cezası yaptırımı konusunda idarenin takdir yetkisini kullanırken Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesi ve ilke kararında belirtildiği üzere; kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumunu birlikte göz önünde bulundurması ve ölçülülük ilkesine uygun olması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının yönetim kurulu üyesi olduğu halka açık şirketin 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 14. maddesi ve 14.1 sayılı Sermaye Piyasasında Finansal Raporlamaya İlişkin Esaslar Tebliği’nin 5. maddesine aykırı bir şekilde finansal tablolarında eksik/hatalı/tutarsız bilgilere yer verilmesi nedeniyle 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 103. maddesi uyarınca davacı şirkete uygulanacak idari para cezasının tespitinde 2020 yılı için üst sınır olan 586.969,00-TL esas alınmışsa da, fiiller nedeniyle halka açık şirkete idari para cezası uygulanmış olması ve fiillerin niteliği göz önüne alındığında, üst sınırdan idari para cezası verilmesinin ölçülü olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığından, temyiz talebinin kabulü ile davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.