9. Hukuk Dairesi, 696 sayılı KHK ile sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacının, iş sözleşmesindeki asgari ücretin belirli oran fazlası ödeme şartının sürekli uygulanması yönündeki fark ücret ve ikramiye alacağı talebinin reddini onadı.
Özet: Yargıtay, 696 sayılı KHK ile sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacının, kadroya geçişte imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesindeki asgari ücretin belirli bir oran fazlası ücretin yalnızca başlangıçtaki geçiş ücreti olduğunu, sözleşmenin ileriye dönük sürekli bu oranı taahhüt etmediğini belirterek, fark ücret ve ikramiye alacağı taleplerinin reddine ilişkin alt mahkeme kararlarını oy birliğiyle onamıştır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 60. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/106 E., 2025/1669 K. DAVA TARİHİ : 30.12.2021İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 27. İş MahkemesiSAYISI : 2021/375 E., 2024/116 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Başkanlığının (Belediye) iştirak Şirketine bağlı olarak sürekli işçi kadrosunda istihdam edildiğini, kadroya geçişinin 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile sağlandığını, hâlen davalı Şirketin kadrolu işçisi olarak çalışmaya devam ettiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ancak eksik ödeme yapıldığını ileri sürerek fark ücret ve ikramiye alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunduklarını, müvekkili Belediyenin sorumluluğu olmayıp kendilerinin ihale makamı olduklarını, kadroya geçişin Belediyenin iştirak Şirketine yapıldığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, ücretlerinin ... ve ... Bakanlığının yazısına uygun ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.2. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, ücretlerin ... ve ... Bakanlığı görüş yazısına uygun olarak ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu uyuşmazlıkta davacı işçinin kadroya alınması ile birlikte işverenle imzalanan iş sözleşmesinde açıkça her dönem geçerli asgari ücretin belli bir oranı seviyesinde ücret ödeneceği öngörülmediğinden davalı uygulamasının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadroya geçiş aşamasında taraflarca imzalanan iş sözleşmesinde asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak öngörülen tutarın kadroya geçiş ücreti olduğu, sözleşmede ileriye etkili olacak şekilde her ay davacıya asgari ücretin belirli bir oran fazlası ödeme yapılacağının öngörülmediği belirtilerek davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. İşçinin ücreti konusunda yapılan değişikliğin esaslı değişiklik olup 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddedeki koşullara tâbi olduğunu,2. Davacının, sürekli işçi kadrosuna geçisi aşamasında davalı ... AŞ ile imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacının ücreti, asgari ücretin belli yüzde fazlası olarak belirlendiğinden fark ücrete ve bu nedenle doğan diğer işçilik alacaklarına hükmedilmesi gerektiğini, ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin, kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ücretinin tespiti ile talep edilen fark alacakların bulunup bulunmadığı hususundadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.