Danıştay, kurgusal televizyon dizisindeki diyalogların genel ahlak ve aile değerlerini aşırı ihlal etmediği gerekçesiyle RTÜK idari para cezasının iptalini inceledi.
Özet: İlk derece mahkemesi, bir televizyon kanalına kurgusal bir dizide milli ve manevi değerlere, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı yayın yapıldığı gerekçesiyle Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından verilen idari para cezasının iptaline karar vermiş olup, söz konusu dizinin müstehcen söz veya görüntü içermediğini, gayrimeşru ilişkileri veya sahte evlilikleri toplumsal düzeyde değerli kılmadığını, genel ahlaka aykırılık teşkil edecek ya da aile kurumuna zarar verecek aşırılıkta olmadığını, kurgusal niteliğinin gerçeklik algısı yaratmadığını ve izleyicilerin kendi tercihleriyle yayınları seçme imkanına sahip olduğunu belirterek idari işlemin hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No:2023/1223Karar No:2025/762TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Tv A.Ş.VEKİLİ : Av. C... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E... K:...... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ:Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "..." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında, ..., ... ve ... tarihlerinde saat ...'de yayınlanan "..." adlı dizide, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde yer alan "Toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz." şeklindeki yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle anılan Kanun'un 32. maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1.672.551,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin... tarih ve ... sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E: ..., K...sayılı kararda; yayının dava konusu işleme esas alınan kesitlerinde, (... ... (...'a): "Sen bana sonsuza kadar metres olarak kalacaksın demiştin, değil mi?" ...... (...): "Hayır yani kocasını arkadaşına kaptırmış ilk kadın senmişsin gibi konuşma artık rica edeceğim.", (...) ... (...'e): "Yani restoranda telefonla konuşurken duydum. Restorana gelip giden bir adamı ayartmaya çalışıyor, karısıyla anlaşıp adamı baştan çıkartacak, kadın da parayı alacak... Abla ne oluyor sana yahu sen sürmenaj falan mı oldun? Allah aşkına iyi misin, kendinde misin? Niye şaşıyorsun bu kadar aynısını sen de yapmadın mı?" (...) ...: "... sen benden habersiz evlenmeye karar verince iyi de aynısını ben yapınca mı kötü oldu?" ...: "Ben evlenmedim, sana yapılanların öcünü alıp buraya geldim, sen de gitmiş bu kadınla nikah kıymışsın (... dönerek) ne yaptın, ne yaptın tehdit mi ettin babamı? Tehdit mi etti seni?"... ...: "Anne tamam çok seviniyorsun ama kendini çok da kaptırma çünkü biliyorsun bu gerçek bir evlilik değil" ...: "Allah Allah ..., sen sırf intikam planı için evlenmiş olabilirsin ama ben ... Beyin öyle düşündüğünü hissetmiyorum."......: "O manyak kadın bana kafayı takmış" ...: "... acaba kadının eski kocasıyla ilişkin olduğu için olabilir mi? Bir de buradan düşünür müsün?"... ... (...'a): "Yani ... ...dan intikam alınacaksa bayrağı benim taşımam lazım, yani ben de bir şeyler yapmak istiyorum aslında onlara karşı" ...: "Teklifimi kabul ediyorsun yani"...... (...'ya): "Başından beri evli bir adamla birlikte olan sendin"...... (...'a) "Ben ona kocamı ayarttığında alınmıştım" ... (...a): "Hayır herkese arkadaşım kocamı ayarttı diye mağdur edebiyatı yapıyorsun ama sen de en yakın arkadaşının elinden sevgilisini aldın"...... (...'a): "Evlen benimle. Hem güçlerimizi hem hislerimizi birleştirelim. ... ve ...a karşı sen ve ben. Hıı?" şeklinde diyalogların olduğu, görsel iletişim araçlarından biri olan televizyon aracılığıyla yapılan yayınların, izleyiciler üzerinde etki yaratabileceği açık ise de dava konusu işleme esas alınan "dizi" yayınının, izleyiciyi bilgilendirme, düşündürme, eğitme, öğretme gibi saiklerle yapılan Kültür-Sanat, Eğitim, Siyaset, Haber vb. programları gibi gerçeklik algısı oluşturan programlardan farklı olarak, belirlenen yaş grupları üzerindeki izleyiciler yönünden, ilgili yayın kuruluşunun ticari gaye ile yayınladığı, bir senaryoya bağlı olarak oluşturulmuş kurgusal bir ürün olduğu ve bu tür yayınların pek çoğunda benzer konuların işlendiği, davacı şirket hakkında idari para cezası uygulanmasına konu Üst Kurul kararında yayın hizmetlerinin toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamayacağı ilkesinin ihlal edildiği belirtilmiş ise de dava konusu yayın kesitlerinde müstehcen söz ve görüntüye yer verilmediği, gayrimeşru ilişkilerin, sahte evliliklerin toplum için değerli kılınması, karakterlerin iyi insan olarak algılanmasına yol açacak ifadelere yer verilmesi gibi toplumsal düzeyde rahatsızlık yaratıcı özel vurgulamalar yapılmadığı, söz konusu yayın kesitlerinin genel ahlaka aykırılık teşkil edecek veya aile kurumuna zarar verecek şekilde, gerçeklik algısı oluşturabilecek veya toplumsal etki yaratabilecek aşırılıkta olmadığı, diğer yandan televizyon programlarının çeşitliliğinin ve alternatifinin çok fazla olduğu, toplumun yayınlanan programlardan kendi istidadına, değerlerine ve ahlak anlayışına göre kendi iradesi ile tercihte bulunma olanağının da bulunduğu dikkate alındığında, davacı şirket hakkında idari para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; olayda, eşlerin evlilik birliği içerisinde, evliliğin temellerinden olan sadakat duygusuna/yükümlülüğüne aykırı olarak başka birine ilgi duymasının herkesin başına gelebilecek sıradan ve anlayışla karşılanması gereken bir durum olarak yansıtıldığı, aldatmanın bir hak gibi gösterildiği, bu gibi durumların her ailede olabileceği ve bunların küçük kaçamaklar olarak görülmesi gerektiği vurgusunun yapıldığı, aile birliği içerisinde evlilik dışı ilişkilerin ve aldatmanın sıradan ve normal bir davranış gibi gösterildiği, bu itibarla bu yayınların toplumda evlilik birliği içerisinde eşlerin sadakat yükümlülüğüne bakışında duyarsızlaşmaya yol açabileceği ve aile kurumunun temsil ettiği manevi değerleri erozyona uğratacağı, dolayısıyla aile kavramının zarar görmesine, aile müessesesinin ciddiyetsizleştirilmesine yol açabileceği belirtilerek uyuşmazlığa konu yayında 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde yer alan yayın ilkesinin ihlal edildiği anlaşıldığından dava konusu Üst Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, uyuşmazlığa konu dizinin kurgusal ve sanatsal niteliğinin göz ardı edildiği, dizinin bir bütün olarak değerlendirilmediği, yayında kötü ve yanlış olan davranışların eleştirildiği, söz konusu davranışları sergileyen kişilerin ayıplandığı, kurgusal nitelikte yapımlar olmaları nedeniyle dizilerde farklı karakterdeki insanların resmedilmesinin doğal olduğu, karakterlerin farklı özellikler sergilemesinin ve toplumun genelinin kabul etmediği davranışları benimsemesinin ise bu tür davranışların olumlu olarak tasvir edildiği anlamına gelmediği, sanat yapıtlarında sadece doğru ve genel kabul gören davranışlara yer verilmesinin yapıtın anlatmak istediği ana fikri aktaramamasına ve yapıtın sanatsal estetikten yoksun olmasına sebebiyet vereceği, dava konusu yayınlarda toplumsal değerlere veya aile kavramına zarar verme kastının bulunmadığı, idari işleme konu sahnelerde yer alan diyalogların hemen her Türk dizisinde karşılaşılabilecek diyaloglar olduğu, ilgili sahnelerde karakterlerin tutarlılığının sağlandığı ve tek gecelik ilişki veya metreslik mefhumunun seyirciye dayatılmasının söz konusu olmadığı, davalı idarece yaptırıma konu sahnelere nazaran çok daha sakıncalı yayınlarla ilgili olarak hiçbir yaptırım tesis edilmediği, yayınlarda yer alan ifadelerin davalı idarece toplumun çarpık ilişkilere özendirildiği şeklinde yorumlanmasının davalı idarenin keyfi davranışının bir sonucu olduğu, ihlale konu yayınlarda yer alan diyalogların Türk toplumunun genel ahlak anlayışına aykırı olduğu savının öznel bir nitelik taşıdığı, genel ahlak kavramının zaman içerisinde değişebilecek ve gelişebilecek dinamik bir yapısı olduğu, dava konusu işlemin eşitlik, ölçülülük ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğu, Anayasa ile güvence altına alınan ifade ve sanat özgürlüğünü açıkça ihlal ettiği, davacı şirketin otosansür uygulamasına sebebiyet verdiği ve işlemin sebep, konu, amaç ve şekil unsurları bakımından sakat olduğu ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, dava konusu dizi türündeki program yapımının yasak ilişkiler üzerine kurgulandığı, toplumun her bir ferdinin televizyonun zararlı içeriklerinden kendini korumasının mümkün olmadığı, medyanın etik dışı yayınlardan uzak tutulması için toplumun geleceği, manevi mirasın yozlaşmadan devamı, ahlaklı ve toplumsal değerlere saygılı bir nesil için bu tür yayınların durdurulması amacıyla yasal ve kurumsal önlemlerin alınması gerektiği, dava konusu işlemin kamu düzeninin sağlanması amacı taşıdığı, dava konusu yayınlarda aldatma, aldatmayı normal gösterme, aldatma yoluyla intikam alma gibi izleyicide olumsuz etkiler bırakabilecek, aile ilişkilerine yönelik olumsuz davranışları normalleştirebilecek ve teşvik edebilecek nitelikte diyaloglar bulunduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile programa ait kayıtların bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; dava konusu dizinin, ana karakterlerin zengin ve gösterişli hayatlarının ve karakterlerin etrafında geçen çeşitli olayların konu alındığı drama türündeki bir dizi olduğu, dava konusu işleme esas alınan yayının, izleyiciyi bilgilendirme, düşündürme, eğitme, öğretme gibi saiklerle yapılan kültür-sanat, eğitim, siyaset, haber vb. programları gibi gerçeklik algısı oluşturan programlardan farklı olarak, belirlenen yaş grupları üzerindeki izleyiciler yönünden, ilgili yayın kuruluşunun ticari gaye ile yayınladığı, dava konusu yayının bir senaryoya bağlı olarak oluşturulmuş kurgusal bir ürün olduğu ve bu tür yayınların pek çoğunda benzer konuların işlendiği; öte yandan, uyuşmazlık konusu dizi yayınında kullanılan ifadelerde evlilik dışı ilişkinin meşrulaştırılması, aldatma eyleminin veya sahte evliliklerin birey ya da toplum için değerli kılınması, olağan gösterilmesi veya karakterlerin iyi insan olarak algılanmasına yol açacak ifadelere yer verilmesi gibi toplumsal düzeyde rahatsızlık yaratıcı özel vurgulamalar yapılmadığı, söz konusu yayın kesitlerinin genel ahlaka aykırılık teşkil edecek veya aile kurumuna zarar verecek şekilde, gerçeklik algısı oluşturabilecek veya toplumsal etki yaratabilecek aşırılıkta olmadığı hususları da göz önünde bulundurulduğunda; dava konusu yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde yer verilen yayın ilkesinin ihlal edildiğinden söz edilemeyeceğinden davacı şirkete idari para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine,2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 13/02/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.(X) KARŞI OY :6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin (1) fıkrasında, medya hizmet sağlayıcılarının, yayın hizmetlerini kamusal sorumluluk anlayışıyla bu fıkrada yer alan ilkelere uygun olarak sunacakları belirtilmiş, aynı fıkranın (f) bendinde de "Toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz." ilkesi maddede belirtilen yayın ilkeleri arasında sayılmıştır.Aynı Kanun'un 32. maddesinin 1. fıkrasında ise bu Kanunun 8. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (f), (g), (ğ), (h), (n), (ö), (s), (ş) ve (t) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idari para cezası verileceği, idari para cezası miktarının, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamayacağı, ayrıca, idari tedbir olarak, ihlale konu programın yayınının beş keze kadar durdurulmasına, isteğe bağlı yayın hizmetlerinde ihlale konu programın katalogdan çıkarılmasına karar verileceği, ihlalin mahiyeti göz önünde bulundurularak, bu fıkra hükümlerine göre idari para cezası ile birlikte idari tedbire karar verilebileceği gibi, sadece idari para cezasına veya tedbire de karar verilebileceği belirtilmiştir.... tarih ve... sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararı ile davacı şirkete ait "..." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında ..., ... ve ... tarihlerinde saat ...'de yayınlanan "..." adlı dizide gayrimeşru ilişkilerin zaman zaman mizahi unsurlar eşliğinde "masum ve eğlenceli" gösterilerek normalleştirildiği, aileye ve evlilik kavramlarıyla ilgili olumsuz şakaların Türk toplumunun genel ahlak kavramı ve milli manevi değerleriyle bağdaşmayacak şekilde izleyicilere aktarıldığı, aile bireylerinin birbirlerine karşı gayri ahlaki davranışlarının toplumun aile kavramına atfettiği güven, sevgi ve saygı gibi değerlere zarar verebileceğinin göz ardı edildiği, konusu itibariyle dizi filmler her ne kadar kurgusal yapımlar olsa da hikayelerini hayatın içinden aldıkları, toplumda gerçeklik noktasında bir karşılık bulabildiği, söz konusu dizinin ilgili bölümleri ile evlilik ve evliliğe dair değerlerin erozyona uğramasına ve aile üyelerinin birbirlerine yönelik olumsuz davranışların görülme sıklığı arttıkça toplumun bu ilişkileri normalleştirmesine duyarsızlaşmasına ve toplumsal değerlerin yozlaşmasına neden olacağı gerekçesiyle, 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin (1) fıkrasının (f) bendinde yer alan "Toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz." yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle aynı Kanun'un 32. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, davacı şirkete 1.672.551,00-TL idari para cezası verilmesine karar verilmiştir.Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile programa ait kayıtların bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; dava konusu dizinin, ana karakterlerin zengin ve gösterişli hayatlarının ve karakterlerin etrafında geçen çeşitli olayların konu alındığı drama türündeki bir dizi olduğu, dava konusu işleme esas alınan yayının, izleyiciyi bilgilendirme, düşündürme, eğitme, öğretme gibi saiklerle yapılan kültür-sanat, eğitim, siyaset, haber vb. programları gibi gerçeklik algısı oluşturan programlardan farklı olarak, belirlenen yaş grupları üzerindeki izleyiciler yönünden, ilgili yayın kuruluşunun ticari gaye ile yayınladığı, dava konusu yayının bir senaryoya bağlı olarak oluşturulmuş kurgusal bir ürün olduğu ve bu tür yayınların pek çoğunda benzer konuların işlendiği; öte yandan, uyuşmazlık konusu dizi yayınında kullanılan ifadelerde evlilik dışı ilişkinin meşrulaştırılması, aldatma eyleminin veya sahte evliliklerin birey ya da toplum için değerli kılınması, olağan gösterilmesi veya karakterlerin iyi insan olarak algılanmasına yol açacak ifadelere yer verilmesi gibi toplumsal düzeyde rahatsızlık yaratıcı özel vurgulamalar yapılmadığı, söz konusu yayın kesitlerinin genel ahlaka aykırılık teşkil edecek veya aile kurumuna zarar verecek şekilde, gerçeklik algısı oluşturabilecek veya toplumsal etki yaratabilecek aşırılıkta olmadığı hususları da göz önünde bulundurulduğunda; dava konusu yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde yer verilen yayın ilkesinin ihlal edildiğinden söz edilemeyeceğinden davacı şirkete idari para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, dava konusu Üst Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığından, temyiz talebinin kabulü ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.