İstanbul 23. Asliye Ticaret Mahkemesinde, güvenlik hizmeti sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talepli ticari dava.
Özet: Davacı şirket, davalı dernek ile aralarındaki güvenlik hizmeti sözleşmesinin davalı tarafından 12.01.2025 tarihinde haksız ve sözleşmeye aykırı olarak e-posta yoluyla feshedildiğini, sözleşmenin 2025 yılı için yenilenmiş olmasına rağmen davalının kendi personelini alarak hizmeti sonlandırdığını, bu nedenle icra takibi başlattıklarını ancak davalının itirazıyla takibin durduğunu belirterek, 10.460.731 TL tutarındaki hizmet alacağı ve haksız fesih nedeniyle mahrum kalınan gelir için davalının itirazının iptalini, takibin devamını ve kötü niyetli itiraz nedeniyle %20 icra inkar tazminatı ödenmesini talep etmektedir.

T.C.
İSTANBUL 23. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2026/2382 EsasKARAR NO :2026/17 KararDAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ:14/07/2026KARAR TARİHİ:13/08/2026.... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... sayılı dosyasında verilen gönderme kararı üzerine 12.08.2026 tarihinde mahkememize tevzi edilen İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında 01.05.2013 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli olmak üzere "Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi" başlıklı bir sözleşme imzalandığını, Bu sözleşmeye göre müvekkili şirketin davalının İstanbul, ..., ..., ... Cd. No: 42 adresindeki kulüp tesislerinin güvenlik hizmetlerini yürüteceğini, Sözleşmenin bir yıl süreli olduğunu, Ancak davalı derneğin sözleşmenin 16. maddesinde anlatılan fesih hakkını kullanmadığı için sözleşmenin her yıl sonu bir yıl süre ile yenilendiğini, 01.01.2019 tarihinden itibaren sözleşmenin başlangıç tarihi olarak yılın ilk günü bitim tarihi ise yılın son günü olarak tespit edildiğini, Her dönem sonu fesih hakkını kullanmayan tarafların bu suretle 12.01.2025 tarihine kadar sözleşmeyi devam ettirdiklerini ve her yenilenen yıl tarafların yeni dönem ücreti hususunda anlaştıklarını, 01.01.2025 tarihinde başlayan yeni dönem için de tarafların aylık 917.608 TL brüt ücret ödenmesi konusunda mutabık kaldıklarını, Müvekkili şirketin sözleşme gereği üstlendiği hizmeti eksiksiz yerine getirdiğini, davalı derneğin sözleşmeye aykırı hareket ederek evvela müvekkili şirket çalışanı ...'nu ve başkaca çalışanları kendi bünyesine alarak çalıştırmaya başladığını, sonra da sözleşmenin 16. maddesi hükmüne aykırı davranışla, sözleşme hilafına 12.01.2025 tarihinde, e posta yoluyla taraflar arasındaki sözleşmeyi feshettiğini, Davacı müvekkilinin sözleşmeye dayalı olarak yıllardır sürdürdüğü güvenlik işinin, üstelik yeni döneme girildikten ve yeni dönem mutabakatları yapıldıktan sonra ve sözleşmenin 16. maddesine mugayir olarak e posta ile sonlandırılmasının hukuka aykırı olduğunu, Sözleşmenin 01.01.2025 tarihinde bir yıl süre ile uzadığını ve müvekkili şirket çalışmasının engellense bile 01.01.2025 ila 31.12.2025 tarihleri arasında çalışmış gibi ücrete hak kazandığını, davalı dernek ile defalarca konuyu görüşen müvekkili şirketin yetkililerinin her defasında olumsuz cevap aldıklarını, Üstelik 01.01.2025 ila 12.01.2025 tarihleri arasındaki 12 günlük çalışmanın karşılığı olan ücretin dahi keşide edilen faturaya rağmen ödenmediğini, Davalının olumsuz yaklaşımları üzerine kendilerince .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... E. sayılı dosyası ile bir ilamsız icra takibi başlattıklarını ve fesih ile mahrum kalınan bedelin davalıdan talep edildiğini, İcra takibinin davalının haksız ve mesnetsiz itirazı ile durduğunu, dava şartı olan arabuluculuk sürecinin başlatıldığını ancak anlaşılamadığını, davalının itirazının haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, Zira alacağın taraflar arasındaki yazılı sözleşmeye dayandığını, Davalı derneğin müvekkili şirketten aldığı güvenlik hizmetini, müvekkili şirketin bünyesinde çalışan personeli, müvekkilinin bilgisi ve rızası olmadan, bir oldu bitti ile kendi bünyesine katarak, sağlamak istediğini, davalının 2025 yılı itibariyle, sözleşme gereği 16 personel üzerinden aylık Brüt 917.608.- TL hizmet bedelini ödemeyi kabul ettiğini, süreç içerisinde hizmetin eksiksiz verilmesine rağmen, haksız bir şekilde sözleşmeyi feshettiğini, Müvekkilinin 2025 yılı için gerek hizmet karşılığı gerek haksız fesih nedeniyle mahrum kalınan gelir olarak davalıdan asıl alacak tutarı 10.460.731,00 TL olduğunu, Bu alacağın sözleşme hükümleri, hizmet çizelgeleri ve faturalara dayandığını, davalının itirazının kötü niyetli olduğunu ve sırf takibi sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, Bu nedenle İİK m. 67 gereğince borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına ve davalının kötü niyetli itirazı nedeniyle %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, kötü niyetli itiraz nedeniyle alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, İtirazın İptali isteminden ibarettir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı)6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 16/2. Maddesinde "Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar." hükmü düzenlemiştir. Somut olayda, davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle davalı dernek ile yapılan anlaşma gereğince güvenlik hizmeti ilişkisi sonrasında sözleşmeye konu bedelin ödenmediği, hizmet bedeli alacağının tahsili için icra takibine başlandığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, davalı/borçlunun yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına ve borçlunun takip konusu asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı derneğin tacir sıfatı bulunmadığı, davanın fatura alacağına ilişkin olduğu, madde kapsamında sayılan mutlak ticari davalardan da olmadığı anlaşılmakla uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 11.11.2022 Tarih ve 2022/519 E. - 2022/2786 K. sayılı ilamı.)Asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve dosyanın görevli İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın, dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan İSTANBUL ANADOLU NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine, 4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)5-6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine,6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okundu. 13/08/2026Başkan ...e-imzalıÜye ...e-imzalı Üye ...e-imzalı Katip ...e-imzalı