Bölge Adliye Mahkemesi tarafından mülkiyet kaynaklı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasında asliye ticaret mahkemesinin görevsiz olduğuna hükmedilmesi.
Özet: Davacı tarafından, davalıya protokol ile devredilen ve ödeme yapılmadığı gerekçesiyle feshedilen bir iş yeri vasıflı taşınmazın boşaltılması ve geçmiş döneme ait ecrimisil bedellerinin tahsili amacıyla açılan bu davada, yargılamanın farklı asliye mahkemeleri arasında görev konusunda gidip geldiği görülmüştür; başlangıçta asliye hukuk mahkemesi görevsizlik kararı vererek dosyayı asliye ticaret mahkemesine yönlendirmiş, asliye ticaret mahkemesi ise kısmen ecrimisile hükmetmiştir ancak istinaf mahkemesi, uyuşmazlığın mülkiyet hukukundan kaynaklandığını ve ticari bir dava niteliğinde olmadığını belirterek asliye ticaret mahkemesinin görevsiz olduğuna ve genel mahkemelerin yetkili olduğuna hükmetmiş, böylece kararı kaldırarak dosyanın görev hususunda yeniden değerlendirilmesi için ilk derece mahkemesine iadesine karar vermiştir.

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ... TÜRK MİLLETİ ADINA6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/541 EsasKARAR NO : 2025/556HAKİM : ... ...KATİP : ... ...DAVACI : ... - ...VEKİLLERİ : Av. ..... Av. ... - .... ...DAVA : El Atmanın Önlenmesi ve EcrimisilDAVA TARİHİ : 05/12/2017KARAR TARİHİ : 18/07/2025KARAR YAZIM TARİHİ : 18/07/2025Mahkememizde görülmekte olan El Atmanın Önlenmesi ve Ecrimisil davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı, çekişmeye konu ... ili, Mamak ilçesi, Fahri Korutürk Mahallesi, 37017 ada 10 sayılı parselde, iş yeri vasıflı 20 No.lu bağımsız bölümde kayden malik olduğunu, 30.01.2015 tarihli protokol ile vadeli satış olarak davalıya teslim edildiğini ancak davalının protokol hükümleri gereğince taksit ödemelerini yapmadığını bu nedenle tek taraflı olarak ... 39. Noterliğinin 06.03.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile satış protokolünün feshedildiğini, davalının taşınmazı boş olarak teslim etme yükümlülüğü bulunduğunu, fuzuli şagil durumunda olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının çekişmeye konu taşınmazı boş olarak teslimine, taşınmazın davalının zilyetliğinde kaldığı 30.01.2015 tarihinden ihtarname tarihi olan 06.03.2017 tarihine kadar 39.060,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ihtarname tarihinden taşınmazın boş olarak teslim edileceği tarihe kadar geçecek süre için aylık 1.550,00 TL ecrimisilin davalıdan en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı, bankanın akdedilen kredi sözleşmesinden fazlasını tahsil ettiğini, 20 ve 21 No.lu dükkanların 2015 yılında vefa hakkının şahsında olmak üzere Vakıflar Bankasına devrettiğini, davacının vefa hakkı anlaşmasına uymayarak kendisini mağdur ettiğini, dükkanların işgal durumunda olmadığını, tahliye edildiğini belirterek haksız davanın reddini savunmuştur. Eldeki davanın ilk olarak ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/624 Esasına kayden açıldığı, Asliye hukuk Mahkemesince 2017/624 Esas, 2018/531 Karar sayılı 20/09/2018 tarihli kararında özetle, ihtilafın genel kredi sözleşmesinden ve bankacılık işleminden kaynaklanması nedeniyle TTK'nın 4 ve 5. Maddeleri uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle, görevsizlik kararı verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği ve davacı vekilinin dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebi üzerine dosyanın ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmekle (mahkememizin) 2019/30 esas kaydını aldığı, yapılan yargılama sonucunda mahkememizin 2019/30 Esas, 2022/46 Karar sayılı 18/01/2022 tarihli kararında özetle, çekişmeye konu taşınmazda davacı kayıt maliki iken dava açıldıktan sonra 05/06/2020 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye satış yoluyla devredildiği, bu arada taşınmazın davalı tarafından boş teslim edildiği saptanmakla tahliyeye yönelik talep konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kullanım bedeli isteminin reddine, ve ecrimisil bedeli talebinin kısmen kabulüne dair karar verildiği görülmüştür.Mahkememizin 18/01/2022 tarihli kararının davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 2023/3096 Esas, 2025/1891 Karar sayılı ve 26/06/2025 tarihli kararı ile özetle; "eldeki davanın 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) Eşya Hukuku başlıklı 4. kitabında düzenlenmiş gayrimenkul mülkiyetiyle ilişkili 683. maddesine dayalı mülkiyet hakkının korunmasına yönelik dava olduğu, davacının elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemi ile eldeki davayı açtığı, davanın açıklanan içeriğine göre malvarlığına ilişkin bulunduğu, taraflar tacir dahi olsa dava konusu haksız eylem olarak nitelendirilen istinat duvarının taşkınlığı iddiasının ticari işletme ile ilgili olmadığı, mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği ve TTK’nin hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, böylece davada genel mahkemelerin görevli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Aksi uygulama asliye ticaret mahkemelerinin kuruluş amacına ve niteliğine aykırı düşecektir. Öyleyse Mahkemece davanın niteliği itibariyle genel mahkeme sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği, asliye ticaret mahkemesinin görevsiz olduğu dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile esas hakkında karar verilmiş olmasının doğru olmadığı," şeklindeki gerekçesiyle kararın kaldırılmasına ve dosyanın usule ilişkin gerekli kararın verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair karar verildiği görülmüştür.Anlatılan safahat ve değinilen istinaf ilamı doğrultusunda; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasından önce dava şartları ve görev hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında tüm dava şartlarının oluşup oluşmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumundadır.6100 sayılı HMK'nın "dava şartları" başlıklı 114. Maddesinin 1-c bendinde "mahkemenin görevli olması" hususu da dava şartı olarak düzenlenmiştir. Görüleceği üzere dava şartlarından olan görev hususunun kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her aşamasında kendiliğinden ve öncelikle dikkate alınması gerektiği açıktır.Yine HMK'nın 23/2. Maddesi uyarınca; Bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca verilen yargı yeri belirlenmesi ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar.Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarih olan 01/07/2012 tarihinden sonra açılmış olup, davanın ticari niteliği ve görevli mahkemenin belirlenmesinde 6102 Sayılı TTK ile getirilen düzenlemelerin değerlendirilmesi gerekir. 6100 sayılı HMK'nun 1. maddesine göre, göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nun 4/1-a maddesi uyarınca bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan uyuşmazlıklar ticari dava olup, TTK'nun 5/1 maddesi uyarınca ticari davalara bakma görevi Ticaret Mahkemesi'ne aittir. Somut olayda; eldeki davanın 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) Eşya Hukuku başlıklı 4. kitabında düzenlenmiş gayrimenkul mülkiyetiyle ilişkili 683. maddesine dayalı mülkiyet hakkının korunmasına yönelik dava olduğu, ticari işletme ile ilgili olmadığı, mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği ve ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, dolayısıyla davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmıştır.Yapılan açıklamalar ve değinilen Bölge Adliye Mahkemesi ilamı doğrultusunda mahkememizin görevsizliğine dair karar vermek gerekmiştir. Yargıtay HGK'nın 2017/15-2141 Esas, 2019/442 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 6100 sayılı HMK'nın 115/1, 138. Maddeleri ve usul ekonomisi ilkesi uyarınca (duruşma günü verilmeksizin) dosya üzerinden davanın görevsizlik nedeni ile dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle1-Davanın GÖREVSİZLİK nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,2-HMK'nın 20. Maddesi gereğince, kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... (NÖBETÇİ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE gönderilmesine,3-HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.17/07/2025Katip ... Hakim ... BU BELGE GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR