Danıştay 13. Daire, pay piyasasında yanıltıcı eylemlere ilişkin 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu 107/2 kapsamında makul şüphe bulunmadığından geçici işlem yasağının iptali kararını onadı.
Özet: Sermaye Piyasası Kurulu tarafından bir yatırımcı hakkında, bir şirketin pay piyasasında meydana gelen olağandışı fiyat ve miktar hareketleri üzerine 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 107/2 maddesindeki piyasa dolandırıcılığı fiillerini işlediği yönünde makul şüphe gerekçesiyle uygulanan 6 aylık geçici işlem yasağının iptali davasında, ilk derece ve bölge idare mahkemeleri, yatırımcının piyasayı etkilemek amacıyla yalan, yanlış bilgi yayma veya söylenti çıkarma gibi doğrudan manipülatif eylemleri gerçekleştirdiğine dair yeterli makul şüphe bulunmadığını, sadece pay alım satımının bu madde kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek yasağın hukuka aykırı olduğuna hükmetmiş; Kurul ise temyiz başvurusunda, eylemlerin davacının dahil olduğu grup tarafından yapıldığı ve her bir kişinin her fiili yapmasının gerekmediği iddiasıyla alt mahkeme kararlarının bozulmasını talep etmiştir.
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2023/3875 E.  ,  2025/858 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/3875
Karar No:2025/858
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş. (...) pay piyasında 21/12/2021-17/02/2022 döneminde meydana gelen olağandışı fiyat ve miktar hareketlerine ilişkin olarak yapılan incelemeler sonucunda, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan fiillerin işlendiğine dair makul şüphe bulunması nedeniyle anılan Kanun'un 1. maddesi çerçevesinde yatırımcıların hak ve yararlarının korunmasını teminen 6362 sayılı Kanun'un 101. maddesinin birinci fıkrası ve V-101.1 sayılı Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrası ile 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacı hakkında 21/02/2022 tarihli işlemlerden başlamak üzere borsalarda 6 ay süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına ilişkin kısmı yönünden...tarih ve...sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davaya konu geçici işlem yapma yasağının uygulanabilmesi için Kanun'un 107. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen ve özetle yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla sözlü ya da yazılı herhangi bir beyanda bulunmak ya da başkalarının beyanlarını yaymak suretiyle menfaat sağlamak olarak tanımlanabilecek bir fiilin işlendiğine dair makul şüphe bulunması gerekmekte olup somut olayda davacı hakkında sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıları etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi verdiği, söylenti çıkardığı, haber verdiği, yorum yaptığı veya rapor hazırladığı ya da bunları yaydığı ve de bu suretle menfaat sağladığı yönünde makul şüphe oluşturacak bir tespit ya da değerlendirmenin davalı idarece yapılmadığı, davacı hakkında anılan pay piyasasında işlem gerçekleştirmek fiillerinin ise 107. maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan fiil kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, Kanun’un 107. maddesinin ikinci fıkrasında fiili işlediğine yönelik makul şüphe bulunduğundan bahisle davacı hakkında 6 ay süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davacının fiillerinin 6362 sayılı Kanun'un yaptırıma tabi başka bir düzenlemesi kapsamına girmesi durumunda davalı idarenin bu düzenleme çerçevesinde değerlendirme yaparak davacı hakkında yaptırım uygulayabileceğinin açık olduğu belirtilmiştir.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, söz konusu fiiller davacının dahil olduğu grup tarafından gerçekleştirildiğinden, davacı tarafından ayrıca işlenmesine gerek bulunmadığı, hukuka uygun davranışlar ile gerçekleştirilen ancak suç/kabahat niteliğini haiz olan eylemlerin tek kişi tarafından gerçekleştirilebileceği gibi uygulamada çoğu kez görüldüğü üzere birçok kişinin -özellikle piyasada hakimiyetin elde edilmesi amacıyla- bir araya gelmesiyle oluşturulan yatırımcı grubu tarafından da gerçekleştirilebildiği, sermaye piyasası mevzuatı ile düzenlenen ve hukuk düzeni tarafından yasaklanan fiillerin birden fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesi durumunda her bir kişi tarafından bahse konu fiillerin gerçekleştirilmesine gerek bulunmadığı, kişilerin hakimiyet derecesine göre değerlendirme yapılması gerektiği, iştirak içerisinde gerçekleştirilen fiillerde birtakım kişilerin sermaye piyasası araçlarının fiyatını etkileyebilecek şekilde yalan, yanlış bilgi verme gibi fiilleri gerçekleştirdiği, diğer kişilerin ise menfaat temin ettiği, böylece birden fazla kişi tarafından Kanun'un 107/2 maddesinde belirtilen fiiller üzerinde hakimiyet kurulduğu, grup tarafından bir bütün halinde gerçekleştirilen işlemlerin piyasa bozucu niteliği haiz olduğu noktasında makul şüphenin bulunduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 20/02/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.